Etrafı Surlarla Çevrili Cadillac

Gemi programımız Bordeaux sonrası yaklaşık 3-3,5 saatlik gemi yolculuğu ile Cadillac’tı. Fakat sabah saatlerinde Atlantik Okyanusu’ndan nehre su akışı olmuş ve nehir 4-5 metre yükselmiş. Dolayısı ile tarihi taş köprü altından gemi geçişi yapılamadı. Bu nedenle gemi Bordeaux’ta kaldı. Yolcularını otobüs ile Cadillac’a getirdi. Belirli bir saatte tekrar Bordeaux’a transferimizi sağladı. 

Cadillac, etrafı surlarla çevrili 2.500 nüfuslu küçük bir yerleşim. Bu köy adını burada doğmuş olan Senyör de Cadillac’tan almış. Asıl adı Antoine Laumet. 5 Mart 1658’de yargıç bir anne ve askeri yargıç bir babadan doğmuş. Antoine Laumet’i ailesi eğitim için Kuzey Amerika’ya göndermiş. Askeri bir okulda eğitim gören Antoine, 17 yaşında Fransa’ya geri dönmüş. 25 yaşında tekrar Amerika’ya gitmiş. 29 yaşında Quebec’te 17 yaşındaki Marie Theresa ile evlenmiş. Evlilik cüzdanına “Sieur Antoine de Lamothe Ecuyer de Cadillac” yazdırmış. Kızılderililerle alkol ve kürk ticareti yapmış 1702’de kürk ticaretine tamamen hâkim olmuş. Çok varlıklı bir konuma gelmiş. Detroit şehrini kurmuş. Valilik yapmış. 13 çocuğu olmuş ve 1730’da ölmüş.
 
Camelite Kilisesi tonozunda gömülü. Kuzey Amerika’da Cadillac Dağı’na, Maine kasabasında Cadillac adında bir yerleşim yerine adı verilmiş. 1902’de Henry Martin Leyland tarafından kurulan Cadillac şirketi, adını Fransız Antoine Laumet de laMothe Sieur de Cadillac’tan almış.  Cadillac, Amerika’da lüks yaşamın simgesi.
 
Bu küçük köye 1716 yılında yapılmış olan kale kapısı da La Porte de la Mer’den giriyoruz.

Bu kale kapısı içindeki duvarda Garonne Nehri’nin yıllar içinde ne kadar yükseldiğini gösteren bir cetvel var.  

General de Gaule caddesinden ilerleyerek 1494 yılında yapılmış olan kiliseye geliyoruz, oldukça sade bir kilise burası, 1630’da renove edilmiş.

Kilise karşısında Chateau de Cadillac’a geliyoruz. Şato önünde savaşta ölenlerin anısına dikilmiş küçük bir anıtı fotoğraflayıp, anıtın arka tarafındaki Cadillac şatosunu 4,50 € vererek geziyoruz.

17. yüzyıla tarihlenen şatonun 2. katı 19. yüzyılda kadınlar cezaevi olarak kullanılmış.

Şatonun en önemli özelliği her odasındaki şömineleri ve goblenleri. Her odadaki şömine birbirinden farklı ve her biri ayrı bir sanat eseri.

Duvarlarda asılı duran goblenlerin hepsi birer yağlıboya tablo gibi. Birbirinden güzel sanat eseri niteliğinde goblen ve şömine görmek isterseniz bu şatoyu mutlaka görün derim.


 
Şatonun 3. katındaki camdan bahçe manzarası da oldukça güzeldi. Bu küçük köyde görülecek çok da fazla bir şey yok.

Şarapçılık ekonominin en önemli ayağı. Buradan şarap tadımlarının yapıldığı şato turlarına katılabilirsiniz.

Biz bir kafede oturup kahvelerimizi içtikten sonra gemimize dönmek üzere otobüsümüze binip yol boyunca üzüm bağları arasından geçerek Bordeaux’ya geldik.

Bordeaux’da konaklama konusunda birkaç öneri verilebilir. Şehir merkezindeki otellerden ibis Styles Bordeaux Meriadeck konaklama için seçebileceğiniz, hem ekonomik hem de kaliteli otellerden biri. Bordeaux’nun tarihi merkezinde yer alan otel, şeşrin meşhur üzüm bağlarına da çok yakın bir konumda.

Bunun yanında 18. yüzyıldan kalma bir binada yer alan ve Saint Croix Kilisesi, Bordeaux Ulusal Tiyatrosuna 300 metre, Pont de Pierre’e de 500 metre uzaklıkta yer alan Maison Fredon’u düşünebilirsiniz. Konaklamayı ucuza getirmek isteyenler içinde Aparthotel Adagio Access Bordeaux Rodesse oteli ekonomik oteller arasında uygun bir seçim olacaktır.

Eğer öneriler size yetersiz geldiyse buradan da booking. com’a girerek Bordeaux otellerini araştırabilir, dilerseniz de rezervasyon yaptırabilirsiniz.