Google+
TUĞÇE YILMAZ
Editör

Masai Mara

Ülke: Kenya
Saat Farkı: +1
Para Birimi: Kenya Shillingi

MASAI MARA'DA SAFARİ

Masai Mara, Masai'lerin arazisi anlamına geliyor. Mara’nın bir diğer anlamı ise benekli demek. Boylu boyunca uzanan düzlükteki çalılar ve yuvarlak küçük ağaçlar benekli bir görüntü oluşturduğu için bu ismi almış. Masai, Serengeti’ye göre daha fazla ağaçlı bir arazi. 124 farklı çeşitte ağaç bulunuyor. Ama en yaygın ve dikkat çekici olanlardan biri rüzgarda ıslık sesi çıkartan dikenli ağaçlar. Buna whispering tree yani fısıldayan ağaç diyorlar.

 
Milli Parkın içine girip otelimize doğru yol alırken ilk olarak birbiriyle oynayan zebralara rastlıyoruz. Buradaki zebralar, Serengeti’de gördüklerimize göre biraz daha ufak ve daha belirgin çizgilere sahiptiler.
 
Tüm zebraların çizgilerinin yapısı ve sayısı birbirinden farklı, aynı zamanda bir arada dolaşarak bu çizgilerin vahşi hayvanları yanıltması da diğer bir konu. Bir araya geldiklerinde saldırıya hazırlanan vahşi bir hayvan zebraları bir bütün olarak algılıyor ve saldırmaktan vazgeçiyor. Hiçbir zaman ehlileştirilmemiş olan, ova zebrası olarak da bilinen burşeli zebralar, Doğu Afrika’da en yaygın bulunan tür.
 
Kuzey Doğu Kenya'da en yaygın bulunan zebra türü ise boyu 1,5 metreye yaklaşan Greyvi zebrası. En küçük zebra türü olan ve boyu ancak 1,2 metre olan dağ zebraları ise Güney Batı Afrika'da yaygın olarak görülüyorlar.
 
Zebraların gebelik süresi 12 ay. Ve yavru doğduğu gibi annesini takip etmeye başlıyor. Eğer at ile çiftleşirse, doğan yavruya zebrat, eşekle çiftleşirse doğan yavruya zebroid deniliyor.
 
Ardından “Vartok” adı da verilen bir cins yaban domuzu ile karşılaşıyoruz.
 
Bir sonraki gün sabah saat 06:30 gibi erkenden safariye başlıyoruz. Gerçi bu saate çıkmak için bizim yerel rehberi ikna etmem de oldukça güç oldu. Bir gece önceden diyorum ki “David sabah 06:30’da safariye başlıyoruz” Bunun karşılığında “O saatte spor yapıcam” cevabını da hiç beklemediğimi itiraf etmeliyim. İçimden geçen "Daviddddd, başlatma sporuna. Saat 06:30" hayır 7:00, hayır 06:30 derken tabii 06:30'da anlaştık. Sabah gerçekten David'i arabanın yanında şnav çekerken buldum.
 
Neyse tüm ekip hazırız ve safariye başladık. Sabahın erken saatlerinde balon turuna çıkmış balonları görüyoruz. Gerçekten hoş bir manzaraydı.
 
Ardından 5,5 metreye yaklaşan boyu ile dünyanın en uzun boylu hayvanı olan Zürafalar ile karşılaşıyoruz. Çeşitli türleri olan zürafalardan bizim gördüklerimiz Masai zürafasıydı. Masai zürafası aynı zamanda Kenya’nın da ulusal hayvanı. Diğer önemli 2 farklı tür ise Reticulated ve Rothschild zürafaları. Reticulated denilen cins Kuzey Kenya’da yaygın olarak görülüyor. Uganda ve Kenya’da rastlanan Rothschild zürafasının ise soyu tükenmekte. Rothschil zürafaları aynı zamanda Nairobi’de bir merkezde de görülebilir. Bu tür ayrıca korunmaya alınmış.
 
Günde 25 kilograma yakın yaprak yiyen zürafalar çok fazla su ihtiyacı duymuyorlar. Hatta susuz bir aya kadar dayanabiliyorlar. Günde 2 saat kadar uyuyan zürafaların gebelik süresi 15 ay. Doğan yavru ise yaklaşık 1,5 metre boyunda oluyor. Aynı zebralarda olduğu gibi doğar doğmaz anneyi takip ediyor. 9 ay boyunca ise meme emiyor bu yavrular.
 
Ardından tehlikeli Afrika timsahlarını ve su aygırlarını görmek için nehir kenarına gittik. Çok net bir şekilde timsah görememiş olsak da nehirde serinleyen çok sayıda su aygırı vardı.
 
Ama buradaki en güzel görüntü nehir kenarına sinsice inen kedigiller ailesinden bir hayvandı. Oldukça uzaktan gördüğüm için tam olarak çita mı leopar mı pek ayırt edemedim.
 
Nehrin kenarından ayrıldıktan sonra bir tarafı Tanzanya, bir tarafı Kenya’da olan Masai Mara düzlükleri içerisindeki sınıra geliyoruz. Masai Mara’daki sınırı üçgene yakın formda bir taş belirliyor. Taşın üzerine bir çizgi çekmişler bir tarafta Tanzanya’yı temsilen “T”, diğer tarafta Kenya’yı temsilen “K” harfi var. 
 
Burada araçlardan inip fotoğraf çektiriyoruz.
 
Ardından yolumuza sevimli suratlı sırtlanlar çıkıyor. Ailece dolaşan bu hayvanlar oldukça utangaçlar.
 
Çizgili, boz ve benekli olmak üzere genel olarak üç türe ayrılan sırtlanlar, güçlü ama bir o kadar da ürkek hayvanlar. En irileri ve saldırgan olanları benekli sırtlanlar. 1,5 metre uzunluğunda, 90 santim boyunda ve 80 kilogram kadardırlar. Grup halinde avlanmayı seven benekli sırtlanlar, av bulduklarında kahkaha benzeri ses çıkarttıkları için aynı zamanda gülen Sırtlan olarak da bilinmektedirler.
 
Koku alma, işitme ve görme duyuları oldukça hassastır. Genelde kendileri avlanmazlar, ama avlanırlarsa antilop, zebra ve çiftlik hayvanlarını tercih ederler. Daha ziyade diğer yırtıcıların avlandığı hayvanları peşinden giderler.  Bu nedenle de leş yiyici olarak bilinirler. Hayvan leşlerini yiyerek tükettikleri için şarbon hastalığının yayılmasını engellemiş oluyorlar.
 
Tehlike ile karşılartığı zaman ölü taklidi yapan sırtlanlar, kuyruk altı bezlerinden yaydıkları pis koku sebebi ile diğer hayvanlar tarafından çok sevilmezler.
 
Erkek ve dişilerinin üreme organları birbirine benziyor. Gebelik süreleri ise 3 ay ve bir seferde bir veya iki yavru doğurabiliyorlar. Ortalama ömürleri ise 25 sene. Kolayca evcilleştirilen bu hayvanları eski Mısırlılar köpek gibi tasma takarak yanlarında dolaştırırlarmış.
 
Hemen önümüzde birbirleri ile oynayan çakal ve sırtlanları görüyoruz. O kadar komikler ki… Çakal sırtlanın arkasından geliyor, sırtlan döndüğü gibi çakal da geri dönüyor. Bunu defalarca tekrarladılar. Resmen dans ediyorlardı.
 
Hemen önlerinde ise büyük karınca tepeleri olan termitleri görüyoruz. Özellikle Masai Mara bölgesinde çok sayıda termit ile karşılaştık. Bunların en büyüklerine de kendi aramızda Termit Palace ismini verdik.
 
Ardından bir ağaç gövdesine tünemiş akbabaları görüyoruz. Yetişkin bir akbabanın iki kanat arası uzunluğu yaklaşık 1,5 metre.
 
Tabii gördüğümüz sadece akbaba isle sınırlı değildi. Safari süresince pek çok kuş çeşidini de görme fırsatımız oldu. Bunlar arasında en yaygın olarak gördüklerimiz üzeri mavi-yeşil, karnı turuncu olan Superb Starling, desenli bir kuş olan  Rufous tailed weaver, göğsü fosforlu renk olan mavi Lilac breasted roller, kırmızı kuyruklu bir kuş olan White headed buffalo weaver, yine uzun kuyruklu ensesi mavi renkli olan Blue naped mouse bird, uzun siyah kuyruklu bir kuş olan Long tailed fiscal ve boğazında siyah halkalar olan gri renkli Black shouldered kite idi.
 
Bir de tabii meşhur ve bol sayıda rastladığımız Afrika tavukları…
 
Ardından bir tümseğin üzerine uzanmış bir çita görüyoruz. Tümseğin üzerine uzanmış etrafı seyrediyor. Resmen poz veriyordu bize. Saatte 112 km koşabilen bu hayvanı hazır poz verirken fotoğraflamak için biraz daha yaklaşmamız gerekiyor. Ancak parkta belirlenmiş kurallar var, öyle kafamıza estiği gibi yanına gidemiyoruz.
 
Yolda ilerlerken araçlar için belirlenmiş rotadan çıkmak yasak. Ancak bir vahşi hayvanı görmek için az da olsa yoldan çıkıp yaklaşabiliyorsunuz. Ancak zaten orada beş jeep varsa asla altıncı araç olarak gidemiyorsunuz. Bir jeepin uzaklaşmasını beklemeniz lazım. Maksimum 5 jeep, altıncı olarak giderseniz ciddi cezası var. En sonunda bir jeep ayrıldı ve biz de olabildiğince yaklaştık Çitaya.
 
Bu arada bir diğer kural da şöyle: bir vahşi hayvan yola yatarsa, onu aracınızla rahatsız edemiyorsunuz. Ya kalkmasını bekleyeceksiniz, ya da yoldan çıkarak etrafından dolaşacaksınız...
 
Ve karşımıza göç halinde olan öküz başlı antilop sürüsü çıkıyor.
Sürü halinde önümüzden geçiyorlar. Sürüde önde bir tanesi var. Biraz ilerliyor ve duruyor. Diğerleri toplu halde yaklaşıyor. Sonra öndeki tekrar devam ediyor. Arkadakiler yine ona yaklaşıyor. Bu görüntü izlemeye değerdi. Gnu'lar temmuz-eylül Maasai Mara'ya gidiyor, ekim-kasım dönüyorlar.
 
Artık yavaş yavaş hava kararmaya başlıyor ve otele dönüş yoluna doğru geçiyoruz. Yolda çok sayıda antilop, gazel, thompson ceylanı ve impala gördük. Bunlar hep aynı sülaleden. 
 
İçlerinde en kıskanç olanı ise impalalar. İmpalalar 20-30 civarında diş ile birlikte yaşıyorlarmış buna rağmen yine de aralarında dişi için kavga çıkarmış. En sadık olanı ise ikinci en küçük antilop cinsi olan dick dickler. Eşi ölene kadar bir arada çift olarak yaşıyorlarmış. Dick dickler aynı zamanda en ürkek antilop cinsi. Birşeyden ürktükleri anda kanguruya benzer şekilde zıplaya zıplaya kaçıyorlar. 
 
Hava kararırken ise ufukta sıralanmış fillerin görüntüsü bir hayli etkileyici idi.
 
Günün sürprizi ise akşam yemeği sonrası otele gelip, gösteri yapan Masai Kabilesi idi.
  • Google Plus'da
    Paylaş
  • Facebook'da
    Beğen
  • 3,540

En çok tartışılanlar

Tümünü Gör
Üye OlunGiriş Yap

Duyurular

Tümünü Gör

Bunları Biliyor Musunuz?

Madrid'te "Altın Üçgen" adı ile bilinen bölge nereleri kapsamaktadır?
Cevabı gör

ETKİNLİKLER

24 Ülkeden 80 Galeri İstanbul’da Buluşacak

26 Eylül 2014
Bu yıl ikincisi gerçekleşecek uluslararası çağdaş sanat fuarı ArtInternational’a katılacak galeriler belli oldu....
Tüm Etkinlikler