Tuna ve Main Nehri'nde Seyahat: Frankfurt

Main Nehri kenarında kurulmuş olan ve Almanya’nın 5. büyük şehri olan Frankfurt, Avrupa ve Almanya’nın finansal başkentidir.

 690 bin civarında nüfusa sahip Frankfurt’un resmi adı Frankfurt am Main. Çünkü Almanya’da aynı isimle başka yerleşim yerleri olduğundan Main kıyısındaki Frankfurt anlamına gelen Frankfurt am Main demişler (bizdeki Konya Ereğlisi, Karadeniz Ereğlisi gibi).

Dünyanın en yaşanabilir kentleri arasında ilk 10’un içinde. Yeşil alanı çok olduğundan sanki orman içine kurulmuş bir şehir havasında.

İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan THY ile 2,5 saatlik bir yolculuk sonrası Frankfurt Havaalanı’na indik. Bizleri bekleyen araçlarımıza binerek kısa bir otobüs yolculuğu sonrası Swiss Tiara adlı nehir gemimize yerleştik. Aynı gemi ve personeli ile kısa bir süre önce Ren-Mossel Nehri gezisi yaptığımızdan, personel bizi çok sıcak karşıladı.

Gemi ikramlarımızı alıp kısa bir dinlenme sonrası deneyimli rehberimiz Haluk Uzunosman ile şehir turumuza başladık. 12 adet müzesi bulunan müzeler bölgesini geçerek Hauptbahnhof istasyon binasına ulaştık. 1888’de hizmete açılan bu çok güzel tarihi bina 1915 yılına kadar Avrupa’nın en büyük tren garı olarak hizmet vermiş. Günümüzde Avrupa’nın en yoğun 3. tren garı imiş.

Daha sonra yüksek gökdelenlerin bulunduğu finans merkezine geliyoruz. Buradaki devasa boyuttaki Euro heykeli finans merkezine geldiğimizi hatırlatıyor. Bu heykelin bulunduğu Willy Brandt Meydanı pek çok bankaya ev sahipliği yapıyor. 40 katlı Avrupa merkez bankası da bu bölgede. Burada pek çok yüksek binanın bulunduğu için buraya Frankfurt’un “Manhattan”ı deniyor.

Frankfurt finans merkezi olduğu gibi aynı zamanda dünyanın büyük fuar merkezlerinden biri. Dünyadaki en büyük kitap fuarı burada kuruluyor. Gökdelenlerin arasındaki yemyeşil park, Central Park olarak adlandırılmış. Finans merkezindeki mavi renkli yuvarlak gökdelen Main Tower 205 metre yüksekliğinde ve 50 katlı.

Zamanınız varsa 5 Euro vererek kuleye çıkıp şehrin panoramik görüntüsünü alabilirsiniz. Ancak gemi turlarının kara turlarına göre dezavantajı zaman kısıtlaması. Zamanımız olmadığından biz çıkmadık. Main Tower’dah daha yüksek olan Commerzbank ise 258,7 metre yükseklikte. 1870’li yıllara tarihlenen ve 2. Dünya Savaşı sırasında ağır bombardımandan zarar görüp, 1960’lı yıllarda orijinaline birebir sadık kalınarak yapılmış opera binası da bu bölgede. Opera Meydanı’ndan ilerleyip Goethe Üniversitesi önünden geçiyoruz. Goethe’nin doğum yeri Frankfurt olduğundan üniversiteye adı verilmiş.

Finans merkezindeki beyaz yakalıları temsil eden kravat heykeli bölgeye çok yakışmış.

Şehirde trafik sıkıntısı yok. Metro ve nostaljik tramvay gibi toplu taşımacılık çok yaygın. Hatta şehirde dolaşırken ilginç bir metro istasyonu gördük. Metro vagonu yolun içine dalmış gibi yapılmış.

Otobüsle kısa bir şehir turu ardından Frankfurt’un tarihi merkezini oluşturan sivri çatılı, ahşap cepheli tipik Alman mimarisi ile yapılmış Eski Meydan’a geldik. 2. Dünya Savaşı sırasındaki bombardıman sonucu buradaki tarihi binalar büyük yıkıma uğramış. 1981-1984 yılları arasında orijinale uygun olarak yeniden yapılmış. Önce eski meclis binasına geliyoruz. 18 Mayıs 1848 yılında ilk Alman Meclisi burada kurulmuş. Ancak 1 yıl sonra 30 Mayıs 1849’da sert bir şekilde kapatılmış. Binanın ön yüzüne Halk Meclisi’nin açılış ve kapanış tarihinin yazılı olduğu bir pano yerleştirilmiş.

Meclis binası eski bir kilise imiş. Günümüzde müzeye çevrilmiş. Arka köşede meclis binasına bitişik bir kaide üzerinde soykırımı ifade eden çıplak bir insan heykeli var.

Kaidenin üç yüzünde 2. Dünya Savaşı’nda Hitler tarafından kurulmuş olan toplama kamplarının isimleri alfabetik sıra ile yazılmış.

Birçok bilmediğimiz kampın adını burada gördük. Buradan sonra hemen arkasındaki Rathaus’a geliyoruz. Burası tam fotoğraflık, kırmızı tuğla ile yapılmış bol kemerli ve bol çiçekli bu binayı görür görmez herkes fotoğraf makinelerinin ve kameralarının düğmelerine basmaya başlıyor.

Belediye binasının alt katında Ratskeller denilen taverna bulunuyor. Almanya genelinde gördüğümüz bütün belediye binaları altında bu Rastkeller’ler mevcut. Buradan özellikle seçim zamanları gelen halka ücretsiz bira ikramı yapılıyormuş. Bu bana kömür ve makarna paketlerini hatırlattı.

Nihayet Römer Meydanı’na geliyoruz. Römer Meydanı; İstanbul’un Taksim’i, Ankara’nın Kızılay’ı gibi bir yer. Meydan çok kalabalık.

Meydanın ortasında adaleti temsil eden bir heykel ve çeşme var. Buranın adı; Adalet Çeşmesi. Çeşmenin etrafında kafeler ve canlı müzik yapan yerel sanatçılar yer almakta. Yılın belli zamanlarında yapılan festivallerde buradaki çeşmelerden şarap akıtılıyormuş. Belirli zamanlarda meydanlardaki çeşmelerden şarap akıtılması Almanya genelinde yaşatılan bir gelenek, ancak bu şaraplara yerel halkın pek rağbet etmediğini daha çok turistlerin ilgisini çektiğini söylüyor rehberimiz.  Römer Meydanı’ndaki Nikolai Kilisesi de görülebilir. Biz zamanımız kısıtlı olduğundan kiliseye giremedik.

Meydan sosis ve bira satışı yapan tezgâhlarla dolu. Sivri çatılı, ahşap kerpiç karışımlı tipik Alman mimarisi ile yapılmış, 4-5 katlı bitişik nizami binalarla çevrili bu meydan Frankfurt’un kalbi. Şehirde 150 bin Türk yaşıyormuş. Pek çok Türk burada iş kurmuş. Pazar günü olduğu için çok kalabalık. Bu meydandan objektifime takılanlar…

Nehir ve karşı yakanın fotoğraflarını çekiyoruz. Nehrin iki yakasını bağlayan köprülerin en önemlisi; Eiserner Köprüsü. 1869 yapımlı bu demir köprü Frankfurt manzaralı fotoğraf çekmek için iyi bir nokta.

Alışveriş sevenler için; Hauptbahnhof tren garının hemen karşısındaki Kaiserstrasse ile Opera Meydanı’na açılan Grosse Bockerin Strasse’den Zeil Grosse’ye kadar devam eden cadde boyunca ünlü mağazalar, kafe ve restoranlar mevcut.

Gemimizde yemeklerimiz çok çok güzel ve asla acıkma gibi bir durum olmuyor, ancak Frankfurter dedikleri kocaman sosislerini mutlaka tatmalıyız dedik ve buğday birası Paulaner ile frankfurterleri mideye indirdik. Elma şarabı Ebelwein de bölgeye has bir tat olduğu için 1 adet de bu şaraptan alarak otobüsümüze binerek gemimize geldik. Akşam 21.20’de Romantik Yol’un başlangıç noktası olan Würzburg’a hareket ediyoruz. Akşam yemeğimizi aldıktan sonra, nehrin sakin suları üzerinde Grup İstanbul’un güzel müziğini dinleyerek yolumuza devam ediyoruz.

HÜSEYİN YILMAZ

Yazar Hakkında

HÜSEYİN YILMAZ

 1942 Sinop Ayancık doğumluyum. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunuyum. Mecburi hizmet nedeni ile Hakkari, Yüksekova, Siirt’te görev yaptım.