Google+

Arama formu

KİTAP: Gezimanya Suriye & Lübnan

Gökçe Yılmaz'ın kaleme aldığı "Gezimanya Suriye & Lübnan" isimli kitabı henüz www.gezimanya.com yayına açılmadan satışa çıkmıştı. Kitap satışa çıktığı dönemde Suriye, huzur içinde yaşayan ve yaşanılan bir ülke idi. Bu kitapta, günümüzdeki Suriye'nin aksine barış içinde yaşayan bir Suriye'yi bulacaksınız.

Kitabın bize ait olan tüm geliri TÜRKİYE OMURİLİK FELÇLİLERİ DERNEĞİ'ne bağışlanmaktadır.

KİTAP: Gezimanya Suriye & Lübnan

Kitabın çıkış amacını GÖKÇE YILMAZ'dan dinleyelim:

“Sıradan bir aile olarak sıradan bir tatil programı yapılmıştı yine. Amaç daha fazla ülke gezmek ve ‘çok gezen mi bilir çok okuyan mı?’ sorusunun ‘çok gezen’ olduğunu ispat etmekti kendimize. Farklı bir ülkenin havasını solumak isteği ile bu kez tercihimizi Suriye ve Lübnan’dan yana kullandık.

Benim şahit olduğum çevremdeki çoğu ailenin tersine beraberken çok keyifli vakit geçirebiliyorduk. Tatilimiz süresince bir akşam yemeğinde babamın ‘gezdiklerimizi yazsak ne hoş olur’ diyerek ortaya attığı fikir, ‘kızım senin kalemin fena değil, bir yaz bakalım ne çıkacak’ ile son buldu. Daha tatildeyken her akşam otel odasında başımıza gelenleri, gittiğimiz yerleri yazmaya başladım. Amacımız çok keyif aldığımız tatilimizi yakın dostlarımızla paylaşmaktı. Sonra bir baktık ki elimizdeki doküman aslında koca bir kitap olmuş. Ailece yazdıklarımı tekrar değerlendirdik. Belki bu bizim hikayemiz olduğundan, belki de elimizde kendi yaşantımızın ufak bir parçasını basılı bir şekilde tutma arzusundan hepimizin çok hoşuna gitti. Tatilde de yemek sırasında ortaya atılan bir fikir amacını aşarak oy birliğiyle kitap haline dönüştürülmeye karar verildi. Gittiğimiz tüm yerlerden topladığımız broşürler, kamera kayıtları tekrar ortaya döküldü. Kitap içine gezdiğimiz yerlerle ilgili yazdığım bilgilerin çoğunu bu şekilde toplamaya çalıştım.  Yerel halkın verdiği bilgiler, gitmeden internet üstünden yaptığımız araştırmalar ve gittiğimiz yerlerde elimizde kalan broşürler doğrultusunda en doğru şekilde yazmaya çalıştım. Aldığım eğitim yazarlık üstüne değildi sonuçta, elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım. Tam bu sırada kitabın basılması için yayınevi ararken internette bir linke tıkladım. Bu sayede ben yazarım ekibi ile tanıştım. Yarım saat içinde bir görüşme ayarlandı ve kapıdan girdiğim anda doğru yerde olduğumu anladım.“

Tıp fakültesinde öğrenciyken bir gün fizik tedavi ve rehabilitasyon dersine girmiştim. Derse gelen hocamız bize ‘çocuklar etrafınıza bir bakın, içinizde Avrupa’ya gitmiş olanlarınız vardır. Hiç dikkatinizi çekti mi neden orada dışarıda tekerlerli sandalyede birçok vatandaşı sokakta, yaşamın içinde görüyorken, burada göremiyorsunuz? Sizce bizim ülkemizde tekerlekli sandalye kullanan kimse yok mu? Yoksa çevresel şartlar onların dışarı çıkıp rahatça gezemeyeceği kadar bozuk mu?’ Bu sorunun ardından dersten çıktıktan sonra dikkat ettim. Türkiye’nin en büyük hastanelerinden birindeydim ve buna rağmen tekerlekli sandalye kullananların hastane içinde bir yere gitmesi bile büyük problemdi. Hastaneden çıkıp eve doğru ilerlerken kaldırımların ne kadar dar olduğu ve kaldırım sonlarına tekerlekli sandalyeliler için rampa yapılmamış olduğu dikkatimi çekti. Tıp eğitimi alıyor olmama rağmen o zamana kadar fark etmemiştim tekerlekli sandalye ile yaşamanın zorluğunu. Türkiye’de de her ülkede olduğu gibi tekerlekli sandalye kullanmak zorunda olan birçok insan vardı, eskisi gibi olmasa da hayatlarına devam etmek istiyorlardı muhtemelen. Pazar günü piknik yapmak, pazara gidip alışveriş yapmak ya da sadece bir parka çıkıp temiz havayı solumak herkesin hakkı.  Peki onlar bu haklardan ne kadar yararlanabiliyorlardı?

Kitap basım aşamasına geldikten sonra amacını çoktan aşmış olan kitabımıza bir misyon daha yüklemeye karar verdik. Bunun üzerine yayıncımız Cenk Bey’in de yardımı ile Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği ile irtibata geçtik ve kitabın bize ait olan tüm gelirini bağışlamaya karar verdik. Maddiyatın her şey demek olmadığını biliyorum fakat gerçekten çok güzel bir ülkede yaşıyoruz, belki onların bu güzel ülkede daha iyi şartlarda yaşamalarına faydamız dokunur.   

Daha önce de belirttiğim gibi bu kitabı yazmak, yayınlatmak sadece mütevazi bir ‘fikir’ idi, fakat sonradan düşündüm de;

"İnsan denemediği her şeyde %100 başarısız olur"
Francois de la Rochefoucauld