Google+

Galeriler

Galeriler
image_placeholder
Gezgin
19 May 2017
Galeri

İzmir’i (https://gezimanya.com/izmir) hem yerli hem yabancı turistler için kültür, sanat ve cazibe merkezi hâline getiren; İzmir’i İzmir yapan özelliklerinin en önemlilerinden biri de kelimenin tam anlamıyla bir festival kenti olmasıdır. Biz de bundan yola çıkarak gerek il merkezinde, gerekse ilçelerinde gerçekleştirilen ve kentin gündelik yaşantısını daha da renklendiren; her biri damağınızda ayrı tatlar, hafızalarınızda güzel anılar bırakacak olan, lezzet ve eğlence dolu İzmir festivallerinden bazılarını sizler için derledik.

İzmir Gençlik Festivali (18-21 Mayıs 2017)
İzmir Gençlik Festivali (18-21 Mayıs 2017)

19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri kapsamında, 18-21 Mayıs 2017 tarihleri arasında düzenlenen İzmir Gençlik Festivali, İnciraltı Kent Ormanı’nı şenlendiriyor. Ata'mız 19 Mayıs'ta saygıyla anılıyor ve Gençlik ve Spor Bayramı, İzmir'in en büyük kent ormanındaki bu coşkulu festivalle kutlanıyor. Ağaçların gölgesinde çadırlar kuruluyor. Mor ve Ötesi, Şebnem Ferah, Manga ve diğer müzik gruplarının birbirinden canlı sahne performanslarının yanında renkli spor aktiviteleri gün boyu sürüyor. 19 Mayıs hafta sonunda İzmir’deyseniz, bu güzel daveti kaçırmamalısınız.

Alaçatı Ot Festivali (6-9 Nisan 2017)
Alaçatı Ot Festivali (6-9 Nisan 2017)

Alaçatı’nın bu yıl 6-9 Nisan tarihlerinde gerçekleştirilen ve her yıl olduğu gibi yine yoğun ilgi gören bu geleneksel ve ünlü festivalinde, ot çeşitlerini tanıyarak toplama gezilerinden yöresel yemek atölyelerine, yabani ot ve bitkilerle sağlıklı beslenme seminerlerinden çeşitli konserlere kadar birçok etkinlik düzenlenir. Her biri konularında uzman akademisyenler, aşçılar ve bloggerlar hem söyleşilere hem de atölyelere katılırlar. Festivalin korteji çok renkli görüntülere sahne olur. Festivalin son gününde, Alaçatı Amfi Tiyatro'da, en çok ot toplama ve en güzel ot yemeği yarışmaları yapılır.

İzmir Uluslararası Kukla Günleri (2-19 Mart 2017)
İzmir Uluslararası Kukla Günleri (2-19 Mart 2017)

Dünyanın en büyük iki kukla festivalinden biri olan ve bu yıl 2-19 Mart 2017 tarihleri arasında düzenlenen İzmir Uluslararası Kukla Günleri, yine dünyanın dört bir yanından yüzlerce kukla sanatçısını buluşturdu. Festivale 20 ülkeden sanatçılar katıldı ve 40 kukla tiyatrosu topluluğu 42 gösteriyi hem kapalı hem de açık gösteri mekânlarında, toplamda 176 kez sahneledi. İzmir'in zamanla en önemli kültürel markalarından biri hâline gelen festivalin bu yılki sloganı ise “Kukla Köprüler Kurar” idi. Uluslararası Kukla Günleri, İzmir’in adını tüm dünyaya duyuran, İzmirlilerin gurur duyduğu ve her sene dört gözle beklediği bir şenlik.

Uluslararası Urla Enginar Festivali (28-30 Nisan 2017)
Uluslararası Urla Enginar Festivali (28-30 Nisan 2017)

Aslında henüz açmamış bir çiçek tomurcuğu ve Urla Yarımadası'na özgü erkenci, yaprakları düz ve fazla sıkı olmayan, mor çiçekli bir bitki olan sakız enginarın kalbi, her sene olduğu gibi bu yıl da Urla’da, 28-30 Nisan 2017 tarihleri arasında düzenlenen 3. Uluslararası Urla Enginar Festivali’nde attı. Adını Yunan Tanrısı Zeus'un aşık olduğu kadın Cynara’dan alan, sağlığımıza kattığı sayısız değer ile enginar, bu renkli şenlikte ziyaretçilerini türlü türlü lezzetiyle ağırladı. İzmirlilerin meşhur yüz güzelliği belki de enginardan geliyordur, ne dersiniz?

İzmir'i Festivallerle Keşfet

İzmir’i (https://gezimanya.com/izmir) hem yerli hem yabancı turistler için kültür, sanat ve cazibe merkezi hâline getiren; İzmir’i İzmir yapan özelliklerinin en önemlilerinden biri de kelimenin tam anlamıyla bir festival kenti olmasıdır. Biz de bundan yola çıkarak gerek il merkezinde, gerekse ilçelerinde gerçekleştirilen ve kentin gündelik yaşantısını daha da renklendiren; her biri damağınızda ayrı tatlar, hafızalarınızda güzel anılar bırakacak olan, lezzet ve eğlence dolu İzmir festivallerinden bazılarını sizler için derledik.

16 May 2017
Galeri
Dünyanın en ilginç lunaparkları

Küçük yaşlarda gitmek için ailelerimize yalvardığımız lunaparklar oldukça masumdu. Çarpışan arabalar ya da dönme dolaba binerek hayatımıza bir heyecan katarak, hayatın monotonluğundan bir nebze olsun sıyrılabiliyorduk. Bu yüzden olacak ki lunaparklar da gün geçtikçe gelişti ve artık günümüzde yetişkinlerin de sık sık uğradığı, çok ilginç ve eğlenceli lunaparklar bulunuyor. Yurtdışı gezilerinizi planlarken ziyaret edeceğiniz duraklar arasına mutlaka eklemeniz gereken dünyanın en ilginç lunaparklarını bu yazımızda sizinle paylaşıyoruz.

Disneyland, Fransa
Disneyland, Fransa

Paris’e (https://gezimanya.com/fransa/paris) giden herkesin mutlaka ziyaret ettiği duraklardan biri Disneyland. Günümüz genç kuşağının çocukluk hayallerinden biri olan lunapark, dünya genelinde lunapark deyince akla gelen ilk isimlerden birisi. Geniş bir bölgeyi kaplayan Disneyland, her yaştan insana hitap eden muazzam oyun alanlarına sahip. Marne la Vallee isimli kasabada konumlanmış olan park, Paris’in merkezine yaklaşık 30 kilometre mesafede. Walt Disney’den birçok figür göreceğiniz park alanının yanı sıra bölgede birçok restoran ve kafe de var. Eğer Paris’e bir gezi düşünüyorsanız, dünyada benzeri olmayan eğlence donanımlarına sahip olan Disneyland’a bir gününüzü mutlaka ayırmalısınız.

Beijing Happy Valley, Çin Halk Cumhuriyeti
Beijing Happy Valley, Çin Halk Cumhuriyeti

Çin (https://gezimanya.com/cin-halk-cumhuriyeti) ziyaretlerinde mutlaka ziyaret edilmesi gereken duraklardan biri Happy Valley’dir. Birçok spor dalına ait etkinlik bölgelerini de içerisinde barındıran bu eğlence merkezi, Çin’in en büyük lunaparkı. Geniş bir alan olması nedeniyle bir gününüzü ayırmalısınız. Büyük karınca tepelerine benzeyen yapıları ile alışılmışın dışında bir görüntüye sahip olan lunapark, harika temalara sahip etkinliklere sahip. Hızlı tren, maden ve hayalet temalı korku tünelleri ve yöresel etkinliklere sahip birçok seçenek var. Kapalı bölgelerinde uzay temalı etkinlik ve oyun alanları da bulunuyor. Parktaki yiyeceklerin çoğu Çin mutfağına ait, ancak Çin mutfağını sevmeyenler parktaki KFC’ye uğrayabilir. Hafta sonları oldukça kalabalık olan parkı en rahat gezebileceğiniz öğlen vakti.

Universal Studios, ABD
Universal Studios, ABD

Dünyanın en iyi parklarından biri olan Universal Studios, içerisinde lunapark ve beraberinde birçok oyun alanını barındırıyor. Amerika’nın (https://gezimanya.com/amerika-birlesik-devletleriFlorida eyaletinde bulunan Universal Studios tarafından çekilmiş birçok filmin karakterlerini ve üç boyutları gösterimlerini hizmete sunan park bir çocuğun mutlaka görmesi gereken bir yer. Çocuklara uygun senaryolar ile oldukça gerçekçi bir temaya sahip olan parkta maceradan maceraya atılabilirsiniz. Zamanın nasıl geçtiğini anlayamayacağınız bu eğlence merkezinde aynı zamanda çok sayıda restoran ve kafe de var. Gün içerisinde bölgede karnınızı doyurabilir ve eğlence merkezinde bütün gün eğlenebilirsiniz.

Europa Park, Almanya
Europa Park, Almanya

Lunapark dendiğinde dünya genelinde akla gelmesi gereken ilkler arasında Europa Park da yer alıyor. Avrupa’nın en büyük ve gelişmiş lunaparkı olan Europa Park, Almanya’nın Fransa ve İsviçre’ye sınırı olan Freiburg ( kentinin Rust kasabasında konumlanmış. Avrupa’nın en hızlı ve en uzun eğlence trenine sahip olan Çocuk Dünyası adlı bölümünün yanı sıra Minimoys Krallığı, Grimm'in Büyülü Ormanı ve Macera Dünyası gibi bölümler de var. Europa Park’ın en önemli ayrıntılarından biri de içerisinde uluslararası temasını yansıtacak şekilde Avrupa ülkelerine bölgeler ayırması. Almanya, İsviçre, İtalya, Fransa, İngiltere, Rusya, Hollanda, Yunanistan, İskandinavya, Avusturya, İzlanda, Portekiz ve İspanya ülkelerine ait bu bölgelerde adını taşıdıkları ülkelerin karakteristik özelliklerini tanıtan etkinlikler yer alıyor.

Dünyanın en ilginç lunaparkları

Küçük yaşlarda gitmek için ailelerimize yalvardığımız lunaparklar oldukça masumdu. Çarpışan arabalar ya da dönme dolaba binerek hayatımıza bir heyecan katarak, hayatın monotonluğundan bir nebze olsun sıyrılabiliyorduk. Bu yüzden olacak ki lunaparklar da gün geçtikçe gelişti ve artık günümüzde yetişkinlerin de sık sık uğradığı, çok ilginç ve eğlenceli lunaparklar bulunuyor. Yurtdışı gezilerinizi planlarken ziyaret edeceğiniz duraklar arasına mutlaka eklemeniz gereken dünyanın en ilginç lunaparklarını bu yazımızda sizinle paylaşıyoruz.

12 May 2017
Galeri

Türkiye hem tarihi hem de doğal güzellikleriyle başlı başına bir hazine elbette. O yüzden bu listeyi hazırlamak da çok kolay olmadı. Fakat hazır tatil planları yapılmaya başlamışken, hala buraları görmediyseniz bu yaz pusulanızı bu adreslere de çevirin dedik ve Türkiye'nin doğal güzellikleri listesi hazırladık. 

Hasankeyf, Batman
Hasankeyf, Batman

Hasankeyf coğrafi olarak dünyanın en bereketli topraklarından Mezopotamya’da kurulmuştur aslında. Tarihi geçmişi çok ötelerden başlayan profesyonellerce Akeramik Neolitik Dönem denilen bir tarihte başlıyor. Ancak, tam olarak kimler tarafından ve ne zaman kurulduğuna dair kesin bir kanıta hala sahip değiliz. Son arkeolojik kazılarda tunç çağında inşa edildiği ve ayrıca Urartulara ait olduğu düşünülen malzemelerin de ele geçirilmiş olduğunu biliyoruz. Hellenistik Dönem, Roma Dönemi, Bizans, Sasani, Emevi, Hamdani, Mervani, Artuklu, Eyyübi ve Osmanlılar olmak üzere farklı krallık, imparatorluk ve kültürlerin izlerini taşıyor Hasankeyf. 1101-1232 arasında 131 yıl Artukluların başkentliğini yapmış, Ortaçağ’da önemli bir ticari merkez bu hüzünlü kent. O dönemde ticaretin suyoluyla yapılması nedeniyle önemini arttırmış. Bilinen adı ise Hısn Keyfa; yani “Kale Kaya”. Hüzünlü kent dememizin sebebi ile bölgede baraj çalışmalarından dolayı bir süre sonra sular altında kalacak haberlerinin etrafta dolaşması. Henüz dünya gözüyle görebiliyorken tavisyemiz bir an önce gidilip görülmesi gereken zenginliklerimizden.

Ihlara Vadisi, Aksaray
Ihlara Vadisi, Aksaray

Ülkemizdeki doğal güzelliklerden biriside Aksaray’da bulunan Ihlara Vadisi’dir. Vadinin nasıl oluştuğunu merak ediyorsanız size anlatacak bir kaç bilgimiz var tabiki. Geçmiş yıllarda bölgede bulunan Hasandağı’nda meydana gelen volkanik hareketlerden kaynaklı lavlar bu bölgede volkanik bir tabaka oluşturur. Zaman içinde ise oluşan bu tabaka çevresel nedenlerden dolayı aşınmaya başlar. Ayrıca bölgeden geçen Melendiz Çayı, kanyon vadinin tabanını derin bir şekilde oyarak bölgede yol oluşmasına neden olmaktadır. Oluşan bu derinlikler vadinin belli bölümlerinde 120 metreye kadar ulaşmaktadır. Peki ya bölgenin tarihsel zenginliğine değinmemiz gerekirse? Aslında bizi en çok heyecanlandıran kısmı da burası. Ihlara Vadisi, içinde pek çok kiliseyi barındırmaktadır. Ancak bunlardan sadece 14 tanesi günümüze kadar gelebilmiştir ve 10 tanesi de halen canlılığını sürdürmektedir. Vadide yer alan kiliselerin hikayeleri ise 6. yüzyıla kadar gitmektedir. Kiliselerden Saint Georges Kilisesi, ilk günkü ihtişamını halen koruyor desek yanılmış olmayız. Hatta kilisedeki süslemelerde yer alan ve Selçuklu Sultanı’na ait olduğu düşünülen elbise resmi, kilisenin yapım aşamasında Türk hükümdarının da yardım ettiğine dair ipuçları sunuyor. 11. yüzyıla kadar çeşitli kiliselerin yapıldığı bölgenin Selçuklular’ın kontrolüne geçmesinin ardından kilise inşası durdurulur. Fakat mevcut kiliselerde Hristiyanlar ibadetlerini rahatlıkla sürdürmeye devam ederler. 1924’ten sonra ise kilise ibadetleri tamamen bitirilir. Ayrıca vadi içinden Melendiz Çayı da akmaktadır. Lise veya üniversite hayatınızda okul gezileriyle bile gitmeye fırsat bulamadıysanız çok şey kaçırıyorsunuz. İlk fırsatta sırt çantanızı yüklenin ve Ihlara’ya doğru yola çıkın deriz.

Düden Şelalesi, Antalya
Düden Şelalesi, Antalya

Yaz gelir, tatil planları yapılır, deniz, kum tadına varmak için hemen oteller araştırılır Akdeniz’den yana tercihimizi kullanmışsak belki bir tatil köyü seçeceğiz kendimize. Ama bu yaz bir değişiklik yapıp, Antalya’da Lara plajından erken ayrılın ve Düden Şelalesi'nin yolunu tutun diyoruz. Neden mi? Burayı tanıtmak bile ayrı bir keyif ve böyle bir yerin Türkiye sınırları içerisinde olması kendimzi şanslı hissetmemiz için yeter ve artar. Düden Şelalesi dünyanın dört bir yerinden merak edip ziyaretine gelen turistler ile dolup taşmaktadır. Şelalenin girişinde develere binip güzel bir anı fotoğrafı çekebilirsiniz. Şelalenin içerisinde hediyelik eşya satan dükkanlar ve yemek yerleri oldukça fazladır ve içerisinde Gençlik Parkı da bulunmaktadır. Düden Şelalesi'nin suyu yaklaşık 15 kilometre uzaklıkta bulunan Lara Plajı'nda 50 metre yükseklikten büyük bir gürültü ile denize dökülmektedir. Üstelik şehir merkezinden yaklaşık 35 dakikalık bir yolculukla kolayca ulaşabilirsiniz.

Kaz Dağları, Balıkesir
Kaz Dağları, Balıkesir

Antik dönemlerden bu yana pek çok efsaneye konu olan ve İda Dağı olarak da bilinen Kazdağları, “Tanrıların armağanı” olarak tasvir edilen tam bir doğa harikası. Marmara Bölgesi'nin hengamesi altında ezilen şehir insanlarının elinin altında bir mücevhr aslında. Haftasonu bile kaçıp kaçıp gelinebilecek güzellikler buraları. Zeytin bahçeleri, kızılçam ve daha da yükseklerde meşe ve karaçam ormanlarıyla kaplı bu güzel coğrafya, Ege’nin yakıcı sıcağından bunalanlar için de tam bir kaçış yeri aslında. Kazdağları her mevsim gidilebilecek bir coğrafya. Karpuz çatlatan soğuk kaynaklar, cıvıl cıvıl kuş sesleri ile kaynaşan şelale sesleri, şehirlerin boğucu gürültüsünden uzak huzurlu bir ortam sunuyor kendisine sığınanlara. Serinlikle misafirlerine yaz sıcağını unuttururken, şifalı kaynaklarından mutluluk ve huzur sunuyor. İzmirli Şair Homeros İlyada adlı eserinde Kazdağları’ndan “Bol pınarlı vahşi hayvanların anası” olarak söz etmiş. Afrodit, Hera ve Athena’nın katıldıkları, Truva Savaşı’na yol açan o meşhur güzellik yarışması burada yapıldı. Zeus burada doğdu, tanrılar Truva Savaşı’nı buradan izledi ve karısı Hera ile bu dağda evlendi. Hatta ve hatta Nuh’un gemisinin İda’da olduğunu söyleyenler de var. Sarıkız efsanesi ise bugün hala dilden dile dolaşıyor. Kaz Dağları, kendine özgü zengin doğası, kültürel zenginlikleri, kanyon ve şelaleleri, derin vadi ve nehirleriyle ekoturizm adına tam bir cennet. Mitolojik öykülerin anayurdu dağların bağrında saklı köyleri ziyaret edin.

TÜRKİYE'NİN DOĞAL GÜZELLİKLERİ

Türkiye hem tarihi hem de doğal güzellikleriyle başlı başına bir hazine elbette. O yüzden bu listeyi hazırlamak da çok kolay olmadı. Fakat hazır tatil planları yapılmaya başlamışken, hala buraları görmediyseniz bu yaz pusulanızı bu adreslere de çevirin dedik ve Türkiye'nin doğal güzellikleri listesi hazırladık. 

11 May 2017
Galeri
Gumeracha Ortaçağ Fuarı 2017’de Ortaçağ’ı yaşatıyor!

Avusturalya’nın (https://gezimanya.com/avustralya) Güney Avusturalya eyaletinin başkenti Adelaide’nin tepelerinde konumlanmış Gumeracha adlı kasabada düzenlenen Gumeracha Ortaçağ Fuarı, 6-7 Mayıs 2017 tarihinde gerçekleşiyor. Bu yıl on birincisi düzenlenen fuar binlerce kişi tarafından takip edilmekte. Ortaçağ’a özgü unsurların bir araya geldiği fuara hareket ve eğlence damgasını vuruyor. Turnuvaların, Ortaçağ’a özgü kılıç çarpışma canlandırmalarının, okçuluğun, dansın, canlı müziğin, tarihsel gösterimlerin, kostüm yarışmalarının ve Ortaçağ lezzetlerinin deneyimlenebileceği etkinlikte el işi ürünler de sergileniyor. İki günlük eğlence, havailik ve saçmalığın tadının çıkarılabileceği festival Federation Park’ta gerçekleşiyor. En son 15.000 kişinin katıldığı fuar, cumartesi 10.00-17.00 ve pazar 10.00-16.00 saatlerinde açık. 

Ortaçağ’ın mücadeleci ruhu
Ortaçağ’ın mücadeleci ruhu

Atlı gruplar tarafından muharebe alanında gerçekleştirilen gösteride izleyicilere büyük heyecan veren düellolar ve çarpışmalar canlandırılıyor. Gözü pek şövalye ve korsanların kılıçlarla çarpıştığı mizansende cüretkâr ve korkusuz olan taraf kazanıyor.

Korsanlardan öğrenecek çok şey var
Korsanlardan öğrenecek çok şey var

Korsanlar kamp kurduğu alanda, el işi sanat ürünlerini, kamp ateşi yakma tekniklerini ve tabii ki dövüş becerilerini gösterişli bir şekilde sergiliyorlar. Sert dikenli sopalarıyla kampı koruyanların yanı sıra, alanda dansçılar ve hokkabazlar eğlenceli performanslar gerçekleştiriyorlar.

Ortaçağ halk müziğinin tınıları
Ortaçağ halk müziğinin tınıları

Fuarda, ülke çapında müzisyenler Ortaçağ müziğini seslendiriyorlar. Birçok farklı kültüre ait Ortaçağ halk müziğini çalan müzisyenler, asırlar öncesinin müziğini günümüze taşıyor.

Fuar alanında yok yok
Fuar alanında yok yok

Duvarlarla çevrili Ortaçağ bahçesi fuara yeni eklenen alanlardan. Geniş bir ürün çeşitliliği yelpazesine sahip “Tüccar Yolu”nda ise Ortaçağ stili tezgâhlarda el işi sanat ürünleri sergileniyor ve çeşitli aktiviteler düzenleniyor. Çocuklara ayrılmış bölümde ise bu sene de hikâye anlatıcıları, yüz boyacıları bulunuyor ve kostüm yapımı ile atölye etkinlikleri düzenleniyor. Yerel hayvan bakımının da gösterildiği alanda Punch and Judy gösterisi tüm aile bireylerini eğlendirici bir gösteri sunuyor.

Gumeracha Ortaçağ Fuarı 2017’de Ortaçağ’ı yaşatıyor!

Avusturalya’nın (https://gezimanya.com/avustralya) Güney Avusturalya eyaletinin başkenti Adelaide’nin tepelerinde konumlanmış Gumeracha adlı kasabada düzenlenen Gumeracha Ortaçağ Fuarı, 6-7 Mayıs 2017 tarihinde gerçekleşiyor. Bu yıl on birincisi düzenlenen fuar binlerce kişi tarafından takip edilmekte. Ortaçağ’a özgü unsurların bir araya geldiği fuara hareket ve eğlence damgasını vuruyor. Turnuvaların, Ortaçağ’a özgü kılıç çarpışma canlandırmalarının, okçuluğun, dansın, canlı müziğin, tarihsel gösterimlerin, kostüm yarışmalarının ve Ortaçağ lezzetlerinin deneyimlenebileceği etkinlikte el işi ürünler de sergileniyor. İki günlük eğlence, havailik ve saçmalığın tadının çıkarılabileceği festival Federation Park’ta gerçekleşiyor. En son 15.000 kişinin katıldığı fuar, cumartesi 10.00-17.00 ve pazar 10.00-16.00 saatlerinde açık. 

image_placeholder
Gezgin
11 May 2017
Galeri
Avrupa’nın en iyi 10 sokak yemeği pazar ve festivalleri

Avrupa, sokak yemekleri konusunda Asya ya da Amerika'yla henüz rekabet etmese de, yavaş yavaş yaklaşıyor. Londra, Avrupa sokak yemekleri hareketinin merkez üssü, piyasada, festivallerde ve temalarda bu konuyla dolup taşıyor ve çevresinde dolaşıyor. Kıtanın geri kalanına gelince heyecan verici etkinlikler görülüyor- Paris'in sokak yemeği devrimi son iki yılda bir yol kat ediyor; Madrid ve Berlin'deki sokaklardaki gıda devrimi her yıl daha büyük kalabalıkları kendine çekiyor. Bu marketler ve festivaller yayıldıkça, sokakta beslenme çılgınlığı Avrupa'da da hızla hareket kazanıyor.

Hornstulls Market, Stockholm
Hornstulls Market, Stockholm

Hayata satıcıların fikirlerini halka test etme pazarı olarak başlatılan bu oluşum, İsveç’i damak zevkine düşkünler için bir seyahat noktasına dönüştürdü. Hornstull'daki Lijeholmsviken Nehri kuzey banliyösü, baharın sonundan yaz sonuna kadar her hafta sonu (24 Haziran hariç) kurulan bir yemek marketi haline geldi. İsveç-Brezilya tapyoka kreplerinden, Vietnam birasına kadar her şey burada bulunabiliyor.

Bite Club, Berlin
Bite Club, Berlin

Şu anda Berlin'in genç gıda işletmeleri kendin, geliştiriyor ve Bite Kulübü bunun için önemli bir sebep. Bu küçük işletmelerin yetiştirilmesinin ötesinde, yaz aylarında şehrin kalbi burada atıyor. Ziyaretçilerin gece yiyebilecekleri, içkilerini içebilecekleri ve parti verebilecekleri Spree Nehri üzerindeki klasik yolcu botu Hoppetosse'deki popüler etkinlikleri takip etmekte fayda var.

Le Food Market, Paris
 Le Food Market, Paris

Paris sokak gıda devrimi henüz başladı ve bu Le Food Market'in tam ortasında oldu. Ayda iki kez, düzinelerce tüccar Boulevard de Belleville'e iniyor. Tezgahların çoğu günlük hayatta da gidilebilen restoranların uzantıları olarak kuruluyor. Aynı yemekleri yiyebiliyorsunuz. Farkıysa olağan servis ücretlerinin eklenmiyor olması.

Paper Island Market, Kopenhag
Paper Island Market, Kopenhag

Copenhagen Street Food kolektifi taşınmadan önce eski Danimarka basınına ait bir depo olan Paper Island, şehrin ilk sokak gıda pazarına ev sahipliği yapıyor. Özellikle ördek yağında kızartılmış cipsler, gevrek barbekü köfte ve çikolatalı mus cheesecake'i denemek için gidilmesi gereken yerlerden biri. 

Avrupa’nın en iyi 10 sokak yemeği pazar ve festivalleri

Avrupa, sokak yemekleri konusunda Asya ya da Amerika'yla henüz rekabet etmese de, yavaş yavaş yaklaşıyor. Londra, Avrupa sokak yemekleri hareketinin merkez üssü, piyasada, festivallerde ve temalarda bu konuyla dolup taşıyor ve çevresinde dolaşıyor. Kıtanın geri kalanına gelince heyecan verici etkinlikler görülüyor- Paris'in sokak yemeği devrimi son iki yılda bir yol kat ediyor; Madrid ve Berlin'deki sokaklardaki gıda devrimi her yıl daha büyük kalabalıkları kendine çekiyor. Bu marketler ve festivaller yayıldıkça, sokakta beslenme çılgınlığı Avrupa'da da hızla hareket kazanıyor.

10 May 2017
Galeri
İstanbul'a yakın kamp alanları

Çalışan veya okuyan tüm herkesin yakındığı ortak sıkıntı stres ve sorumluluklarımız. Özellikle kentsel bölgelerde yaşayanlar gün boyunca gürültü ve çevre kirliliğine maruz kalıyor. Trafik başta olmak üzere beton yığınlarının arasında oldukça kirli bir hava soluyoruz. Bu sağlıksız durumdan kaçmak ve kısa süre de olsa günlük hayatın tüm olumsuzluklarından uzak kalabilmek için en iyi tercihlerden biri kamp yapmak. Gittikçe yeşile hasret kaldığımız son zamanlarda özellikle İstanbul’da yaşayanların bir haftasonu da olsa kaçabileceği en güzel kamp alanlarını sizler için derledik.

Sülüklü Göl – Bolu
Sülüklü Göl – Bolu

Yaz ayları haricinde gece sıcaklıklarının bir hayli düşük olduğu bu bölgenin aynı zamanda vahşi hayvanların arasında olduğunu söylemek de yanlış olmaz. Özellikle bölgede en çok rastlanan vahşi hayvan boz ayı. Ek olarak geceleri yoğun bir sivrisinek bulutunun içinizde kalmanız da mümkün olabilir. Bu konuda kamp yapacak kişilerin ekstra önlemler alması gerekiyor. Bunun haricinde bölgedeki vahşi hayvanları avlamak ve gölde balık tutmak yasak. Herhangi bir ücret isteyen ve güvenlik hizmeti gibi hizmetler veren bir kuruluş bulunmuyor. Ancak doğal park kabul edilen bu bölgede kamp yapmadan önce Mudurnu ilçesine kaç kişi ve ne kadar süre kalacağınız hakkında bilgi vermeniz daha sağlıklı olur. İstanbul ile Bolu'ya (https://gezimanya.com/turkiye/bolu) bağlı Sülüklü Göl arasındaki mesafe yaklaşık 200 kilometre. 3 saat kadar süren yol Akyazı’ya kadar otoban, sonrasında da 30 kilometre kadar asfalt ve arından toprak yol olarak devam ediyor.

Pürenli Yaylası - Düzce
Pürenli Yaylası - Düzce

İstanbul’dan yola çıkanların Ankara otoyolunu kullanarak ulaşabileceği Pürenli Yaylası, Düzce’nin (https://gezimanya.com/duzce)  Gölyaka ilçesinde yer alıyor. Gölyaka’ya vardıktan sonra 1400 metre yüksekliğinde bulunan bu yaylaya tırmanmanız lazım. Mükemmel güzellikteki bu yeşil düzlük günlük hayattan kısa süre olsa da kendinizi izole etmeniz için paha biçilemez bir fırsat. Bölgede Efteni Gölü ve Güzeldere Şelalesi adında iki doğal güzellik daha bulunuyor. Pürenli Yaylası’ndan yolu geçen bu doğal güzellikleri de mutlaka ziyaret etmelisiniz. İmar izni bulunmaması sayesinde doğallığını koruyan bölge gençlik kampları tarafından da mesire alanı olarak tercih ediliyor. İstanbul’da yaşıyor ve hafta sonu bir kaçamak yapmak istiyorsanız Pürenli Yaylası seçenekleriniz en üst sıralarında yer almalı. Çok sık ziyaret edilmemesi nedeniyle gidiş yolu biraz karışık olabilir. Öncelikle Düzce Gölyaka’ya ulaşmalısınız. Ardından Güzeldere Şelalesi’ne gidişi gösteren tabelaları izlemelisiniz. Şelaleye gelmeden önce sağa tam dönüş yaparak toprak bir yola gireceksiniz. Hafif bir eğimle bayır yukarı yol aldığınızda kısa bir süre sonra dört yol ayrımına geleceksiniz. Burada sola dönerek Pürenli Yaylası yönünde ilerlemeniz gerekiyor. Yaklaşık 5-6 kilometre ilerlediğinizde Pürenli Yaylası’na ulaşmış olacaksınız. İstanbul’dan bölgeye ulaşım yaklaşık üç saat sürüyor.

Yenice Ormanları - Karabük
Yenice Ormanları - Karabük

Kamp için tercih listenize ekleyebileceğiniz bir diğer seçenek Karabük’ün (https://gezimanya.com/karabukYenice ilçesine bağlı olan Yenice Ormanları. Doğayla iç içe kalmak ve bununla birlikte şelale ve göl gibi doğal güzellikleri gezmek istiyorsanız bu seçenek sizin için en ideal seçenek olabilir. Oldukça geniş bir arazi olan Yenice Ormanlarının içerisinde 15 yürüyüş bölgesi, 7 bisiklet turu parkuru ve 5 kamp alanı bulunuyor. Diğer seçeneklere göre İstanbul’a biraz daha uzak olsa da doğayla iç içe olmak isteyenlerin bu bölgeyi mutlaka ziyaret etmesi gerekiyor. İstanbul’dan Yenice Ormanları’na ulaşım yaklaşık dört buçuk saat sürüyor.

Acarlar Longozu - Sakarya
Acarlar Longozu - Sakarya

Kamp seçeneklerinizden bir diğeri olan Acarlar Longozu, Sakarya'nın (https://gezimanya.com/turkiye/sakaryaKarasu ilçesinde yer alıyor. Dünyanın en büyük ikinci longozu olan Acarlar Longozu, hafta sonu kaçamağı yaparak metropol hayatının tüm baskısından kendinizi izole etmeniz için ideal bir yer. Oldukça geniş araziye sahip olan longoza girişler ücretsizdir. İstediğiniz zaman bölgeyi ziyaret edebilir ve istediğiniz kadar kalabilirsiniz. Ancak bölge koruma altında olan bölgeler arasında yer aldığı için imar izni bulunmuyor. Bu da kamp yerine otel konaklaması yapmak isteyenlere bölge sınırları içerisinde kalacak bir yapının bulunmadığı anlamında geliyor. Ancak bu sayede doğallığını koruyan bölgenin 4 mevsim çadır ile kamp yapmak için en iyi seçeneklerden biri olduğu söylenebilir.

İstanbul'a yakın kamp alanları

Çalışan veya okuyan tüm herkesin yakındığı ortak sıkıntı stres ve sorumluluklarımız. Özellikle kentsel bölgelerde yaşayanlar gün boyunca gürültü ve çevre kirliliğine maruz kalıyor. Trafik başta olmak üzere beton yığınlarının arasında oldukça kirli bir hava soluyoruz. Bu sağlıksız durumdan kaçmak ve kısa süre de olsa günlük hayatın tüm olumsuzluklarından uzak kalabilmek için en iyi tercihlerden biri kamp yapmak. Gittikçe yeşile hasret kaldığımız son zamanlarda özellikle İstanbul’da yaşayanların bir haftasonu da olsa kaçabileceği en güzel kamp alanlarını sizler için derledik.

08 May 2017
Galeri
Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi

Aslen Kütahyalı olan ve İstanbul’un fethinden sonra İstanbul’a yerleşmiş bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Çelebi, Enderun mektebini bitirdikten sonra bir süre sarayda görev almıştır. Sarayda başarılı işlere imza atıp yüksek mevkilere getirelecekse de bir gece rüyasında Hz. Peygamber’i görür ve kendisinden seyahat etmesi konusunda izin alır ayrıca gördüklerini yazması konusunda rüyasındaki cemaatten de tavsiye almıştır. İşte Seyahatname’nin ortaya çıkmasına vesile olan olaylar bütününü bizler böyle okuyoruz. Ayrıca şunu da hatırlatmakta fayda var ki Evliye Çelebi hakkında tüm bildiklerimizi Seyahatname’sinden okuduklarımızdan edinmekteyiz.

İlk cilt İstanbul hakkında
İlk cilt İstanbul hakkında

Seyahatname’nin ilk cildi İstanbulda’ki gezilerini derlediği haliyle çıksa da olsa da bu ilk cildi tamamıyla bir İstanbul tarihi kitabı gibi bile değerlendirenler bulunmaktadır. Bu ilk ciltte 1630 ve 1940 yılları arası İstanbul’un târihi, kuşatmaları ve fethi, İstanbul’daki kutsal makamlar, câmiler, Sultan Süleyman Kanunnâmesi, Anadolu ve Rumeli’nin mülkî taksimâtı, çeşitli kimselerin yaptırdığı câmi, medrese, mescit, türbe, tekke, imâret, hastane, konak, kervansaray, sebilhâne, hamamlar… Fâtih Sultan Mehmed zamânından itibaren yetişen vezirler, âlimler, nişancılar, İstanbul esnâfı ve sanatkârları yer alıyor.

Yerli dillere dair bilgiler
Yerli dillere dair bilgiler

Evliya Çelebi, Seyahatnâme’sinde gezip gördüğü yerleri kendine has tarz ve üslûbu ile bizlere aktarmaktadır. Evliya Çelebi’nin on ciltten oluşan Seyahatnâme’si, bütün gezmiş olduğu memleketler hakkında oldukça önemli bilgiler anlatmaktadır bizlere. Hayran kaldığımız bir gözlem kabiliyetine sahip olan Evliya Çelebi, yalnız coğrafya, tarih, etnografya bilgileri vermekle kalmayarak, eserinin birçok yerlerinde yerli diller üzerine topladığı bilgi ve verilere de yer vermiştir. Seyahatname bu açılardan Türk kültür tarihi ve gezi edebiyatı bakımından da önemli bir yere sahip.

Birçok milletin kültürel birikimine ışık tutuyor
Birçok milletin kültürel birikimine ışık tutuyor

Evliya Çelebi, gezdiği yerlerde sadece doğal güzellikleri anlatmakla kalmaz, yazılarında yer verdiği mekan ve eser arasında o bölgenin camileri, medreseleri, çeşmeleri, çarşıları, yazarları, sur, kale, hamam, han, cadde, sokak ve evleri, bahçeleri yer almaktadır. Aynı zamanda gezerken tanık olduğu yerel olayları – ki bunlar sıra düğünleri, yerel oyun ve kıyafetleri sanatsal ve toplumsal davranışlar gibi olgulardır- bizlere anlatmaktadır. İstanbul’dan sonra ilk gezisini Bursa’ya düzenlemiştir. Bursa’dan sonra Osmanlı topraklarına giren neredeyse bütün bölgeleri dolaşmış hem Osmanlı kültürünü bizlere anlatırken hem de karşılaştığı diğer kültürlere olan hoşgörülü anlatım biçimiyle gönüllerimizde taht kurmuştur. Aslında sadece bizlerin gönlüne taht kurmakla kalmayarak Seyahatname eseriyle Evliya Çelebi insanlık tarihine yön veren 20 kişi arasında da yer almıştır. Eseri, yalnızca yaşadığı dönem Osmanlı toplumunun kültürel değerlerine değil, birçok farklı milletin kültürel birikimine ışık tutmakta ve günümüze ulaşmış veya ulaşamamış nice soyut/somut kültür varlığı ile ilgili değerli bilgiler içermektedir.

Fetih öncesi İstanbul
Fetih öncesi İstanbul

Seyahatname’nin ikinci cildi bizlere Mudanya ve Bursa'yı anlatmakla kalmaz İstanbul’un fethinden önceki Osmanlı’yı, Osmanlı’nın sultanlarını, Bursa’nın alimlerini hatta vezir ve şairlerini anlatmaktadır. Nisan 1940’ta başladığı dönemi anlatan Bursa’dan sonra yaptığı Trabzon, Batum, Girit seferi, Erzurum, Azerbaycan ve Gürcistan gezilerine yer vermektedir. Yine bir ek bilgi olarak Evliya Çelebi 50 yılı kapsayan bir zaman dilimi içinde gezdiği yerlerde toplumların yaşama düzenini ve özelliklerini yansıtan gözlemler yapmıştır. Bu geziler yalnız gözlemlere dayalı aktarmaları, anlatıları içermez, araştırıcılar için önemli inceleme ve yorumlara da olanak sağlar. Hatta Seyahatname'nin içerdiği konular, belli bir çalışma alanını değil, insanla ilgili olan her şeyi kapsar. Üslup bakımından ele alındığında, Evliya Çelebi'nin, o dönemdeki Osmanlı toplumunda, özellikle Divan edebiyatında yaygın olan düzyazıya bağlı kalmadığı görülür.

Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi

Aslen Kütahyalı olan ve İstanbul’un fethinden sonra İstanbul’a yerleşmiş bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Çelebi, Enderun mektebini bitirdikten sonra bir süre sarayda görev almıştır. Sarayda başarılı işlere imza atıp yüksek mevkilere getirelecekse de bir gece rüyasında Hz. Peygamber’i görür ve kendisinden seyahat etmesi konusunda izin alır ayrıca gördüklerini yazması konusunda rüyasındaki cemaatten de tavsiye almıştır. İşte Seyahatname’nin ortaya çıkmasına vesile olan olaylar bütününü bizler böyle okuyoruz. Ayrıca şunu da hatırlatmakta fayda var ki Evliye Çelebi hakkında tüm bildiklerimizi Seyahatname’sinden okuduklarımızdan edinmekteyiz.

image_placeholder
Gezgin
25 Nis 2017
Galeri
Konserve ekmeklerden köpek peruklarına Japonya’nın 9 garip otomatı

Tüm Japon otomatları alıştığınız şekilde su servisi yapmıyor. Gece canınız yumurta çekerse, tıbbî maskeye ihtiyaç duyarsanız ve marketler kapalıysa ne yapacağınızı bilmiyor musunuz? Endişe etmeyin, Japonya sokaklarında otomatlar sizi bekliyor. 

Konserve Ekmek
Konserve Ekmek

Ekmeğinizi bir tenekenin içerisinden yiyebilecekken, tazesini neden alasınız ki? Aynı şekilde çikolatalı, yeşil çaylı veya sütlü ekmek yiyebilecekken, ekmek aromalı ekmeği neden yiyesiniz?

(Hatta bazı kutular çizgi film temalı.)

Yumurtalar
Yumurtalar

Akşam saatlerinde evinize dönerken ertesi sabah kahvaltısı için yumurtanız olmadığını hatırladığınızda, yumurta otomatı size cennetten gönderilen bir hediye olacak.

Yasal Uyuşturucular
Yasal Uyuşturucular

Polis çoğunu yok etmeye çalışsa da bu otomatlar sokaklarda hâlâ karşınıza çıkabiliyor. Bazı durumlarda yasal olarak şüpheli, halüsinojen maddeler içeren taklit esrar bile alabilirsiniz. Bunlar polise göre gerçek bile olabilir.

Tıbbî Maskeler
Tıbbî Maskeler

Japonya’ya gitmeden önce tıbbî maskelerin fanı olmayabilirsiniz ama bir kere gittiğinizde, kendinizi kirliliğe duyarlı yerli halka uyum sağlamış olarak bulabilirsiniz. Hem şanslısınız da; Japonca nasıl isteyeceğiniz konusunda endişe etmenize gerek yok. Çünkü otomatlarda var!

Konserve ekmeklerden köpek peruklarına Japonya’nın 9 garip otomatı

Tüm Japon otomatları alıştığınız şekilde su servisi yapmıyor. Gece canınız yumurta çekerse, tıbbî maskeye ihtiyaç duyarsanız ve marketler kapalıysa ne yapacağınızı bilmiyor musunuz? Endişe etmeyin, Japonya sokaklarında otomatlar sizi bekliyor. 

image_placeholder
Gezgin
21 Nis 2017
Galeri
İran'ın Az Bilinen 20 Turizm İncisi

"Dünyanın en güzel ülkelerden biri İran'dır" desek, bize inanır mısınız? Görkemli mimarisi ve misafirperver halkı ile İran sizi oldukça şaşırtabilir. Antik uygarlıkların ayak seslerinin yankılandığı, tarihin büyük isimlerinin konakladığı ve yönettiği, öykülerle dolu zengin bir bölge burası. Etnik çeşitliliği, sıcak kalpleri ile renkli bir İran kültürü yaşıyor sokaklarda. Manzaraları, yüksek dağları, çölleri, çarşıları, tünelleri, camileri, köprüleri, parkları ve tarihi kalıntıları ile bir kültür hazinesi sizleri bekliyor. 

Melek Zoozan Tarihi Cami, Khaf, Razavi Horasan Eyaleti
Melek Zoozan Tarihi Cami, Khaf, Razavi Horasan Eyaleti

Zozan’da yer alan caminin tarihi 7. yüzyıla kadar uzanıyor. Camiden geriye iki duvar, kemerli yol ve birkaç sütunu kalmış.

Nashtifan Tarihi Yeldeğirmenleri, Nashtifan Kasabası, Razavi Horasan Eyaleti
Nashtifan Tarihi Yeldeğirmenleri, Nashtifan Kasabası, Razavi Horasan Eyaleti

Doğal kil, saman ve odundan yapılmış yel değirmenleri, öğütme işlemini neredeyse 1000 yıldır yapıyorlar. Nashtifan yel değirmenlerinin her biri sekiz odadan oluşuyor ve her odacıkta altı adet çark bulunuyor.

Kandovan Kasabası, Osku, Doğu Azerbaycan Eyaleti
Kandovan Kasabası, Osku, Doğu Azerbaycan Eyaleti

Mağaralara benzeyen devasa doğal kaya oluşumuyla bu kasaba, adeta bir termit kolonisine benziyor ve içerisinde gerçekten de insanlar yaşıyor!

Margoon Şelalesi, Margan İlçesi, Fars Eyaleti
Margoon Şelalesi, Margan İlçesi, Fars Eyaleti

70 metre yüksekliğinde, 100 metre genişliğindeki Margoon Şelalesi, İran’ın en büyük şelalelerinden biri.

İran'ın Az Bilinen 20 Turizm İncisi

"Dünyanın en güzel ülkelerden biri İran'dır" desek, bize inanır mısınız? Görkemli mimarisi ve misafirperver halkı ile İran sizi oldukça şaşırtabilir. Antik uygarlıkların ayak seslerinin yankılandığı, tarihin büyük isimlerinin konakladığı ve yönettiği, öykülerle dolu zengin bir bölge burası. Etnik çeşitliliği, sıcak kalpleri ile renkli bir İran kültürü yaşıyor sokaklarda. Manzaraları, yüksek dağları, çölleri, çarşıları, tünelleri, camileri, köprüleri, parkları ve tarihi kalıntıları ile bir kültür hazinesi sizleri bekliyor. 

image_placeholder
Gezgin
17 Nis 2017
Galeri
Hiç Alışık Olmadığınız Türden 10 Kaşif

Haritada gezilmedik toprak, tırmanılmadık dağ, geçilmedik okyanus kalmadı. Gidilebilecek her yere gittik, gidemeyeceğimiz yerleri de uzaya gönderdiğimiz uydularla fotoğrafladık. Eski türden kaşiflerin soyu tükenmek üzere desek haksızlık etmiş olmayız. Son yılların yeni kaşifleri ise potansiyelinin nefes kesici sınırlarını keşfetmek için insanlığın gerçekte sahip olduğu yeteneği bize göstererek milyonlara ilham vermekle kalmıyor, aynı zamanda hepimizi şaşkına çeviriyor. Listverse'de Andrew Handley'in araştırmasından yola çıkarak derlediğimiz yürek mi yemiş dedirten yeni nesil kaşifleri henüz keşfetmediyseniz buyurun.

Gary Connery-Wingsuit Pioneer
Gary Connery-Wingsuit Pioneer

23 Mayıs 2012'de Gary Connery, yerden 2,400 fit (731,5 metre) yükseklikte bir helikopterden atladı. Bir dakika sonra saatlik hızı 80 mph (128 km / saat), gösterirken inişi gerçekleştirdi. Hem de paraşütsüz! Wingsuit jumping, paraşütü açmadan, kilometrelerce havada salınmayı sağlayan özel tasarım kıyafetlerle uygulanan bir serbest atlayış türü. Gary Connery, serbest atlayışta artık paraşüte ihtiyaç kalmadığına karar verdi ve inişlerini karton kutularla dolu alanlara yönlendirmeye başladı. 42 yaşına geldiğinde Connery 1.350'den fazla atlama yaptı. Muhtemelen siz de onlarca kez onun olduğunu bilmeden, Connery’yi izlediniz. Dublör koordinatörü ve oyuncusu olarak 100'den fazla film ve TV şovunda çalıştı. Indiana Jones, Batman Begins ve son Sherlock Holmes uyarlaması gibi filmlerde dublörlük yaptı. Başka bir deyişle, Batman’in süper kahraman olacağı sahnelerde aradıkları isim Gary Connery. 

Geoff Mackley-Fırtına Avcısı
 Geoff Mackley-Fırtına Avcısı

Geoff Mackley, hiç kimsenin olmak istemeyeceği yerlerde olduğu bir kariyer yaptı. Tusunamiler, kasırgaları ve yanan ormanlar da dahil olmak üzere 70'den fazla ölümcül doğal felaketten görüntüler sağlayan bir fotoğrafçı, Mackley. Herkes kaçarken Geoff Mackley kalabalığın tersi yönünde, kamerasıyla beliriyor. 2010 yılında, Geoff Mackley ve ekibi Vanuatu'daki Marum Volkanının kraterine girdiler, lavlar yüzeye çıkarken. Lav kabarcıkları dokunacak kadar yakın mesafede püskürürken, görüntülerini yakalamak için ısıya dayanıklı elbiseleri ile kraterin 500 metre (457 metre) altına indiler. Mackley’e göre daha da aşağı ineceklerdi, ancak “halat kalmadı”.  

Guillaume Nery-Extreme Freediver
Guillaume Nery-Extreme Freediver

Tüplü dalışın bir versiyonu olan serbest dalışın tek farklı oksijen sağlayan tüpten ve maskelerden bağımsız olması. Serbest dalışçılar, dalış süresi boyunca nefeslerini tutarlar ve çoğunlukla da derinlik ya da mesafe için yarışırlar. Guillaume Nery, belki de en yetkin serbest dalışçılardan. 2006 yılında kendi dünya rekorunu kırarak yüzeyin 109 metre derinine daldı. Şu anki rekor Herbert Nitsch tarafından dalınan 124 metre. 2010'da Guillaume Nery,  203 metre derinliğiyle dünyanın bilinen en derin sualtı mağarası olan Dean’s Blue Hole’a daldı. Derinliği nedeniyle, derinliği nedeniyle aşağıda görüntü çoğunlukla siyaha dönüyor. Nery’nin daldığı çukurdan yüzeye dönebilmesi için çukurun duvarlarına, aynı bir dağcının tırmandığı gibi tırmanması gerektiği  kaydedildi.

Alex Honnold-Free Soloing
Alex Honnold-Free Soloing

Alex Honnold 27 yaşına geldiğinde, Dünya’nın en bilinen tırmanışçılarından olmuştu. "Free soloing" bir koşum takımı ya da halat kullanmaksızın kaya tırmanışıdır ve Alex Honnold’un deneyimleri onu gören her annenin yüreğini hoplatacak cinsten. 6 Eylül 2008'de Honnold, Half Dome'nun Kuzeybatı Yüzünü solo yapmıştır , Yosemite Ulusal Parkı'nda bir tepe olan Half Dome’un Kuzeybatısına tırmandı. Kaya; alttan tepesine olan mesafesi, yaklaşık 600 metre (2,000 fit) olan dikey bir yamaç. Ve bu tırmanışı tek bir ip kullanmadan yaptı. Sonra 2012'de tekrar yaptı ama bu sefer aynı anda Yosemite'deki diğer iki tepeye de tırmandı. 3 tepenin toplam yüksekliği olan 6,500 feet (200 metre)’ye 19 saatin altında tırmandı. 

Hiç Alışık Olmadığınız Türden 10 Kaşif

Haritada gezilmedik toprak, tırmanılmadık dağ, geçilmedik okyanus kalmadı. Gidilebilecek her yere gittik, gidemeyeceğimiz yerleri de uzaya gönderdiğimiz uydularla fotoğrafladık. Eski türden kaşiflerin soyu tükenmek üzere desek haksızlık etmiş olmayız. Son yılların yeni kaşifleri ise potansiyelinin nefes kesici sınırlarını keşfetmek için insanlığın gerçekte sahip olduğu yeteneği bize göstererek milyonlara ilham vermekle kalmıyor, aynı zamanda hepimizi şaşkına çeviriyor. Listverse'de Andrew Handley'in araştırmasından yola çıkarak derlediğimiz yürek mi yemiş dedirten yeni nesil kaşifleri henüz keşfetmediyseniz buyurun.

Sayfalar