Google+

Galeriler

Galeriler
image_placeholder
Gezgin
09 Haz 2017
Galeri
İzmir Sokak Lezzetleri

İzmir’i keşfetmek, sokakları, kasaba ve köyleri, yazlık beldeleri, tarihi mekanları ile bitmiyor elbette. Çünkü İzmir’in sokak lezzetleri de bir o kadar nevi şahsına münhasır. Hal böyle olunca gün içerisinde olur da mideniz kazınır, canınız bir şeyler atıştırmak isterse bunu bir İzmirli gibi yapın istedik ve İzmir’e has sokak lezzetlerinin -birkaçını- sizin için derledik. Afiyet olsun!

İzmir’de gevreğe gevrek denir
İzmir’de gevreğe gevrek denir

Bir İzmirli’ye “gelirken simit al” derseniz ya dediğinizi anlamayacak ya da size kızacaktır. Çünkü İzmir’de simite kimse simit demez, zaten adı gevrek olan bir şeye kim neden simit desin değil mi? Zaten simit ve gevrek yapılış dolayısıyla lezzet bakımından birbirinden farklı iki şey. Dolayısıyla simit ve gevreği kıyaslamak ne kadar doğru emin değiliz. Gevrek yapılışı sırasında kızgın pekmezde bir süre pişirildikten sonra susamlanıp fırına verilir. Ayrıca isminin hakkını verecek şekilde hem daha sert hem de daha pişmiştir. Zaten İzmir’de dolaşırken “simitçi” diye bir kelime de katiyen göremezsiniz. “Gevrekçi” yazar gevrek arabalarının üzerinde. Gevrek demek İzmir demektir. Kendi içinde sarmala dönen bu tartışmayı fazla uzatmayalım, vapurla Karşıyaka’ya geçerken gevreğinizin yanına sıcacık çayınızı da alın, yolculuğun tadını çıkarmaya bakın diyip bir yere varmayacak bu tartışmaya burada noktayı koyalım.

Bir Seferad geleneği boyoz
Bir Seferad geleneği boyoz

Bir diğer İzmir klasiği olan boyozun en çok karşınıza çıkacağı semtler aynı zamanda kentin hareketli noktaları olan Alsancak, Basmane, Çankaya ve Konak olacaktır. Sefarad kökenli İspanya'dan gelen Musevilerden gelen bu kültürün tarihi 15. yüzyıla dek uzanıyor. Boyoz Ladino dilinde bollos yani börek kelimesinden geliyor. İzmir’de “Boyozcu Avram’ın boyozları bunlar” diye bir ses duyarsanız şaşırmayın. Boyozcu Avram vakti zamanında Kemeraltı’nda yaptığı boyozlarıyla nam salmış bir usta. Boyozlarının şöhreti bugün bile geçerliğini koruyor anlayacağınız. Boyoz öyle kuru kuru yenmez elbette, onu yemenin de bir adabı var. Nedir derseniz yanına aldığınız haşlanmış yumurtanızın üzerine karabiberinizi serpin ve İzmir kahvaltısının vazgeçilmezi boyozunuzu sakın soğutmayın.

Sahici kumru İzmir tulum peyniriyle yapılır
Sahici kumru İzmir tulum peyniriyle yapılır

Bir diğer ciddi tartışma konusu da kumrunun içinde ne olacağı meselesi. Çünkü İzmir kumrusu başka hiçbir yerdekine benzemez. Kumruyu kumru yapansa İzmir’den başka yerde bulamayacağınız ekmeğidir. İzmir kumrusunun içinde sosis, salam gibi malzemeler olmaz; onlar devşirmedir. Bir İzmirli’yle konuşacak olursanız size söyleyeceği şey gerçek kumrunun içinde İzmir tulum peyniri, domates ve bir adet de acı yeşil biber olacağıdır. Sonradan kaşar peynirli, sosisli, salamlısı tezgahlarda yerini almış olsa da İzmirliler için bu tarif kumru değil kömürde sandviç tarifidir. 

Ağzının tadını bilenlerin tatlısı şambali
Ağzının tadını bilenlerin tatlısı şambali

Camekanlı seyyar arabalarda karşınıza çıkması muhtemel bir diğer İzmir geleneği şambali tatlısı, görüntü olarak revaniye benzeyen fakat revaniden çok daha kıvamlı bir tatlı. İzmir dışında şambaba ismiyle bilinen bu tatlı irmikle yapılıyor. Üzerine tarçın ekleyerek taçlandırabileceğiniz şambali tatlısı ağızda bıraktığı sert ve doygun tatla meşhur. Eğer İzmir’de en iyi şambali nerede yenir diyecek olursanız, herkesin size vereceği ortak cevap ise tartışmasız  Kemeraltı Hisarönü olacaktır. Gerçi Kemeraltı İzmir’de lezzet peşinde olanların ilk uğraması gereken adres zaten. Zira ev yemekçileri de hayli meşhur. Bir bilgi olarak bu da aklınızda olsun diyelim.

İzmir Sokak Lezzetleri

İzmir’i keşfetmek, sokakları, kasaba ve köyleri, yazlık beldeleri, tarihi mekanları ile bitmiyor elbette. Çünkü İzmir’in sokak lezzetleri de bir o kadar nevi şahsına münhasır. Hal böyle olunca gün içerisinde olur da mideniz kazınır, canınız bir şeyler atıştırmak isterse bunu bir İzmirli gibi yapın istedik ve İzmir’e has sokak lezzetlerinin -birkaçını- sizin için derledik. Afiyet olsun!

02 Haz 2017
Galeri
İÇİNDEN MÜZİK GEÇEN ŞEHİRLER

Bazı şehirler vardır, onlar sadece şehir değildir. Adlarına yazılmış şarkılar vardır. Hiç gitmeseniz dahi yarattığı hisler vardır. Yeri gelir o şarkılar siz onları dinledikçe kendinizi şehrin sokaklarında dolaşıyormuş gibi hissettirir. Bu liste bu düşünceyle hazırlandı. Fakat hiç de kolay bir iş değildi bu listeyi hazırlamak. Elbette atladıklarımız, unuttuklarımız, bilerek öncelik tanıdıklarımız oldu aralarında. O yüzden ekleme yapmak serbest diyelim ve müzik başlasın.

‘Talkin’ New York’ - Bob Dylan
‘Talkin’ New York’  - Bob Dylan

Sanatçının 1962 tarihli, ‘Bob Dylan’ adlı ilk albümünün ikinci şarkısıdır. Greenwich Village’ta kafelerde çaldığı ve artık albüm anlaşması yapmaya hazır olduğu bir dönemden bahseden Bob Dylan, New York’a (https://gezimanya.com/amerika-birlesik-devletleri/new-york-city-ny) varışında yaşadığı hisleri anlatmakta ve sahneye çıkma fırsatları ararken yaşadığı zorluklardan bahsetmektedir. Albümde, Bob Dylan tarafından yazılmış iki şarkıdan birincisi olan şarkıda, Bob Dylan’ın şiirsel espri yeteneğinin erken tarihli örnekleri görülmektedir. Bir kış vakti şehre gelen Bob Dylan, şehrin üşüten soğuğundan ve yükselen binalarından söz etmektedir. İlk sahne aldığı kafede müziğinin özgün sesi yüzünden beğenilmeyen, "You sound like a hillbilly; We want folk singers here." şeklinde eleştirilen ve başka yerlerde şansını arayan Bob Dylan, şehirde yaşadığı deneyimlerinden bahsetmektedir.

‘I’ve Seen That Face Before (Libertango)’ – Grace Jones
‘I’ve Seen That Face Before (Libertango)’  – Grace Jones

Jamaika’lı şarkıcı Grace Jones’un 1981 tarihli single’ı, Astor Piazzola’nın Libertango’sunun üzerinde tekrar çalışılmış ve yorumlanmış bir versiyonudur. Grace Jones’un müzikal kariyerinin en parlak işlerinden sayılan şarkının sözleri Jones ve Barry Reynolds tarafından yazılmıştır. Paris (https://gezimanya.com/fransa/paris) gece hayatının karanlık tarafını yansıtan şarkının, İspanyolca kaydı da bulunmaktadır. Şarkı, sanatçının daha ileri tarihli ‘Nightclubbing’  albümünde de yer almıştır. Aynı zamanda klibi ile de dikkat çeken şarkı Haussmann Bulvarı’nda yağmurlu gecede, barlardan salınan Paris müziğinin tasvir ederken, gece hayatının olası insan ilişkilerinden, biraz da karanlık taraflarına değinerek bahseder.

‘With a Shout (Jerusalem)’ – U2
‘With a Shout (Jerusalem)’ – U2

İrlandalı rock grubu U2’nun 1981 tarihli ikinci stüdyo albümü ‘October’da yer almaktadır. Grubun vokalisti Bono bu albümdeki parçaları yazarken “ne hakkında yazdığını bilmeden yazdığını” ifade etmektedir. Albümde dinsel ve ruhani temaların yer aldığı iki şarkıdan biri olan diğer adıyla ‘Kudüs’, oldukça ifadeci bir vokal yorumuna sahiptir. Semavi dinlerin kutsal şehri olan Kudüs’te (https://gezimanya.com/israil/kudus-israil), İsa Mesih’e gitmek istediğinden bahsedilmektedir ve şehrin ruhani etkisinin U2’da bulduğu anlam şarkıda son derece duygusal bir şekilde ifade edilmektedir.

‘İstanbul (Not Constantinople)’ – They Might Be Giants
‘İstanbul (Not Constantinople)’ – They Might Be Giants

Sözleri Jimmy Kennedy ve bestesi Nat Simon’a ait swing tarzda bir şarkıdır. Şarkının orijinali 1954 tarihlidir. Onlarca sanatçı tarafından yorumlanmış şarkının en iyi yorumları arasında 1990 tarihli yorum ile They Might Be Giants sayılabilir. İstanbul’un Osmanlı’nın fethinden itibaren yaşadığı isim değişikliğini konu alan şarkı İstanbul’un (https://gezimanya.com/turkiye/istanbul) artık Konstantinopolis değildir der. Konstantinopolis’teki kızların artık İstanbul’da yaşadığından; ayrıca New York’un bir zamanlar New Amsterdam olduğundan da bahsedilmektedir.

İÇİNDEN MÜZİK GEÇEN ŞEHİRLER

Bazı şehirler vardır, onlar sadece şehir değildir. Adlarına yazılmış şarkılar vardır. Hiç gitmeseniz dahi yarattığı hisler vardır. Yeri gelir o şarkılar siz onları dinledikçe kendinizi şehrin sokaklarında dolaşıyormuş gibi hissettirir. Bu liste bu düşünceyle hazırlandı. Fakat hiç de kolay bir iş değildi bu listeyi hazırlamak. Elbette atladıklarımız, unuttuklarımız, bilerek öncelik tanıdıklarımız oldu aralarında. O yüzden ekleme yapmak serbest diyelim ve müzik başlasın.

image_placeholder
Gezgin
29 May 2017
Galeri
İzmir’in Mutlaka Görmeniz Gereken Köy ve Kasabaları

İzmir’in (https://gezimanya.com/izmir) şehir merkezini biliyorsunuz, yaz mevsiminde hayli popüler olan bu kentin yazlık beldelerine dair de fikir sahibisiniz diyelim. Peki kentin hala keşfedilmemiş ya da çok kişinin bilmediği köy ve kasabalarına dair ne kadar fikir sahibisiniz? Bu soruya cevap verirken kararsız kalıyorsanız, yazının devamını okuyabilirsiniz.

Germiyan Köyü
 Germiyan Köyü

İzmir’in Çeşme ilçesine bağlı Germiyan Köyü Türkiye’de Slow Food hareketine katılan ilk köy. Çeşme’nin merkezine 23 kilometre uzaklıktaki Germiyan Köyü’nden bahsetmeden evvel "slow food" nedir diye soranlara çok kısa açıklamak gerekirse, yemek kültürlerini korumayı,insan sağlığını gözeten gıda üretimini ve mevsiminde yani doğal şartlarda yetişmiş sebze meyve üretimini merkezine alan “iyi, temiz, adil” sloganıyla kaliteli, üretim sırasında doğaya zarar vermeyen ve tüketiciler ile üreticilerin erişimi konusunda adaleti gözeten bir hareketten bahsediyoruz. İtalya menşeii bu hareketin Türkiye’deki ilk temsilcisi Germiyan Köyü katkısız gıda üretimi ve geleneksel yemekleri yaşatma konusunda oldukça hassas. Her yıl ekim ayında köyde düzenlenen festival de bu amaçla ekmek yapımından, Ege otlarından yapılan yemeklere, ev yapımı sabundan, yöresel gıda ürünlerinin satışına pek çok yan etkinlik gerçekleştiriliyor. Germiyan Köyü’nün bir diğer özelliği ise köyü dolaşırken hemen her köşe başında karşınıza çıkacak beyaz duvar üzerine çizilmiş farklı çiçek figürleri. Bu desenler köyün sakinlerinden Nuran Erden’e ait. Germiyan Köyü’nün en meşhur içeceklerinden biri adaçayı. Buraya gelmişken kopanisti peyniri, pirinçli mantı, hurma zeytini gibi lezzetlerinse tadına mutlaka bakın deriz.

Bademler Köyü
Bademler Köyü

Bademler Köyü muhtemelen önceden gördüğünüz hiçbir köye benzemiyor. İzmir – Çeşme yolu üzerinde bulunan ve ayrıca Konak’tan hareket eden 320 numaralı otobüs ile de gitmenin mümkün olduğu köy, 1930’lardan beri faaliyet gösteren bir tiyatroya, neredeyse 80 yaşına girmek üzere olan bir kütüphaneye ve bir de oyuncak müzesine sahip. Bir Alevi-Tahtacı köyü Bademler, aynı zamanda Türkiye’ye Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı getiren Metin Erksan imzalı Susuz Yaz filminin de ana mekanı. Ayrıca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 2012 senesinde Türkiye’nin en temiz köyü seçilen Bademler ‘de bir de matematik öğretmeni Tufan Döleneken tarafından açılmış bir de Matematik Çiftliği bulunuyor. 2007 yılında yaşamını yitiren arkeolog Mehmet Uysal öncülüğünda kurulan Çocuk Oyuncakları Müzesi’nde çocukların eski zamanlarda oynadığı pek çok oyuncak sergileniyor. Okuma yazma oranının yüzde yüz olduğu köy varlığını sosyal ve kültürel gelişmeye adamış. Sakin ve sıcak kanlı halkının en temel geçim kaynağı ise çiçekçilik. Çeşit çeşit çiçeğin yetiştiği bu rengarenk köyde ayrıca zeytin üreticiliği de önemli yere sahip.

Sığacık
Sığacık

Türkiye’nin ilk Citta Slow’u (Yavaş Şehir) Seferihisar’a bağlı Sığacık, alabildiğine sakin, daha adımınızı atar atmaz içinize huzurun dolduğu bir sahil kasabası. İzmir’in merkezinden yaklaşık 50 dakikalık bir yolculukla erişebileceğiniz Sığacık, Alaçatı’yaysa 76 kilometre uzaklıkta. Hemen girişindeki asırlık ağacı, daracık sokakları, arnavut kaldırımları ve cumbalı evleri ile özdeşleşmiş Sığacık denize kıyısı olması sebebiyle de tercih sebebi. Sığacık’ın merkezi 16. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılmış kalesi ile meşhur. Tarihte 12 İon medeniyetinen birisi olarak da geçen Sığacık’ta söz konusu kalenin surları kalmış sadece. Fakat aslında kalenin hikayesi daha da eskiye uzanıyor. Rivayete göre kale ilk olarak Selçuklular döneminde yapılmış. Fakat zaman içerisinde hasar görmüş. Kanuni Sultan Rodos Seferi sırasında Teos Antik Şehri’nden taşınan taşlarla buranın surlarını yeniden inşa ettirip burayı deniz üssü olarak kullanmış. Sığacık’ın en önemli özelliklerinden birisi de her pazar günü kurulan Üretici Pazarı. Aklınıza gelebilecek pek çok şeyi bulabileceğiniz bu pazara bir gününüzü mutlaka ayırın deriz. Ayrıca Sığacık’ta ne yenir derdine düşmenize hiç gerek yok, zira burası aynı zamanda bir balıkçı kasabası olması sebebiyle hem taze balık ve deniz ürünleriyle hem de Ege otlarından yapılma leziz mezeleriyle meşhur.

Mordoğan
Mordoğan

İzmir’in Urla Yarımadası’nda bulunan Mordoğan, Uzunada’nın da tam karşısında yer almakta. Bilhassa Çatalkaya, Ardıç ve Ayıbalığı Kayalıkları plajlarıyla ön plana çıkan Morodoğan ismini yaklaşık 70’i bulan çeşitteki mor çiçeğinden alıyor. Aynı zamanda balıkçılığın oldukça yaygın olduğu Mordoğan’da gündoğumu ve günbatımı sırasında ufkun büründüğü kızıllı morlu görsel şölen ise görülmeye değer. Ayrıca sualtı güzellikleriyle de meşhur Mordoğan’da tüplü ve tüpsüz dalış imkanı mevcut. Eşsiz manzarası kadar doğasıyla da kendisine hayran bırakan Mordoğan bilhassa fotoğraf meraklıları ve doğa sporları düşkünleri için tercih sebebi. Mordoğan’ın bir diğer özelliği ise Ayıbalığı denilen bölgedeki deniz mağaraları. Bu mağaralar Akdeniz foklarının dünya üzerindeki en önemli üreme noktalarından biri aynı zamanda. Mordoğan’a gidip de limanındaki birbirinden lezzetli meze ve deniz ürünleriyle bilinen balık lokantalarından birine oturduğunuzda eğer mevsimindeyseniz mutlaka enginar sipariş edin. Tadına baktığınızda bunu neden söylediğimizi anlayacaksınız.

İzmir’in Mutlaka Görmeniz Gereken Köy ve Kasabaları

İzmir’in (https://gezimanya.com/izmir) şehir merkezini biliyorsunuz, yaz mevsiminde hayli popüler olan bu kentin yazlık beldelerine dair de fikir sahibisiniz diyelim. Peki kentin hala keşfedilmemiş ya da çok kişinin bilmediği köy ve kasabalarına dair ne kadar fikir sahibisiniz? Bu soruya cevap verirken kararsız kalıyorsanız, yazının devamını okuyabilirsiniz.

16 May 2017
Galeri
Dünyanın en ilginç lunaparkları

Küçük yaşlarda gitmek için ailelerimize yalvardığımız lunaparklar oldukça masumdu. Çarpışan arabalar ya da dönme dolaba binerek hayatımıza bir heyecan katarak, hayatın monotonluğundan bir nebze olsun sıyrılabiliyorduk. Bu yüzden olacak ki lunaparklar da gün geçtikçe gelişti ve artık günümüzde yetişkinlerin de sık sık uğradığı, çok ilginç ve eğlenceli lunaparklar bulunuyor. Yurtdışı gezilerinizi planlarken ziyaret edeceğiniz duraklar arasına mutlaka eklemeniz gereken dünyanın en ilginç lunaparklarını bu yazımızda sizinle paylaşıyoruz.

Disneyland, Fransa
Disneyland, Fransa

Paris’e (https://gezimanya.com/fransa/paris) giden herkesin mutlaka ziyaret ettiği duraklardan biri Disneyland. Günümüz genç kuşağının çocukluk hayallerinden biri olan lunapark, dünya genelinde lunapark deyince akla gelen ilk isimlerden birisi. Geniş bir bölgeyi kaplayan Disneyland, her yaştan insana hitap eden muazzam oyun alanlarına sahip. Marne la Vallee isimli kasabada konumlanmış olan park, Paris’in merkezine yaklaşık 30 kilometre mesafede. Walt Disney’den birçok figür göreceğiniz park alanının yanı sıra bölgede birçok restoran ve kafe de var. Eğer Paris’e bir gezi düşünüyorsanız, dünyada benzeri olmayan eğlence donanımlarına sahip olan Disneyland’a bir gününüzü mutlaka ayırmalısınız.

Beijing Happy Valley, Çin Halk Cumhuriyeti
Beijing Happy Valley, Çin Halk Cumhuriyeti

Çin (https://gezimanya.com/cin-halk-cumhuriyeti) ziyaretlerinde mutlaka ziyaret edilmesi gereken duraklardan biri Happy Valley’dir. Birçok spor dalına ait etkinlik bölgelerini de içerisinde barındıran bu eğlence merkezi, Çin’in en büyük lunaparkı. Geniş bir alan olması nedeniyle bir gününüzü ayırmalısınız. Büyük karınca tepelerine benzeyen yapıları ile alışılmışın dışında bir görüntüye sahip olan lunapark, harika temalara sahip etkinliklere sahip. Hızlı tren, maden ve hayalet temalı korku tünelleri ve yöresel etkinliklere sahip birçok seçenek var. Kapalı bölgelerinde uzay temalı etkinlik ve oyun alanları da bulunuyor. Parktaki yiyeceklerin çoğu Çin mutfağına ait, ancak Çin mutfağını sevmeyenler parktaki KFC’ye uğrayabilir. Hafta sonları oldukça kalabalık olan parkı en rahat gezebileceğiniz öğlen vakti.

Universal Studios, ABD
Universal Studios, ABD

Dünyanın en iyi parklarından biri olan Universal Studios, içerisinde lunapark ve beraberinde birçok oyun alanını barındırıyor. Amerika’nın (https://gezimanya.com/amerika-birlesik-devletleriFlorida eyaletinde bulunan Universal Studios tarafından çekilmiş birçok filmin karakterlerini ve üç boyutları gösterimlerini hizmete sunan park bir çocuğun mutlaka görmesi gereken bir yer. Çocuklara uygun senaryolar ile oldukça gerçekçi bir temaya sahip olan parkta maceradan maceraya atılabilirsiniz. Zamanın nasıl geçtiğini anlayamayacağınız bu eğlence merkezinde aynı zamanda çok sayıda restoran ve kafe de var. Gün içerisinde bölgede karnınızı doyurabilir ve eğlence merkezinde bütün gün eğlenebilirsiniz.

Europa Park, Almanya
Europa Park, Almanya

Lunapark dendiğinde dünya genelinde akla gelmesi gereken ilkler arasında Europa Park da yer alıyor. Avrupa’nın en büyük ve gelişmiş lunaparkı olan Europa Park, Almanya’nın Fransa ve İsviçre’ye sınırı olan Freiburg ( kentinin Rust kasabasında konumlanmış. Avrupa’nın en hızlı ve en uzun eğlence trenine sahip olan Çocuk Dünyası adlı bölümünün yanı sıra Minimoys Krallığı, Grimm'in Büyülü Ormanı ve Macera Dünyası gibi bölümler de var. Europa Park’ın en önemli ayrıntılarından biri de içerisinde uluslararası temasını yansıtacak şekilde Avrupa ülkelerine bölgeler ayırması. Almanya, İsviçre, İtalya, Fransa, İngiltere, Rusya, Hollanda, Yunanistan, İskandinavya, Avusturya, İzlanda, Portekiz ve İspanya ülkelerine ait bu bölgelerde adını taşıdıkları ülkelerin karakteristik özelliklerini tanıtan etkinlikler yer alıyor.

Dünyanın en ilginç lunaparkları

Küçük yaşlarda gitmek için ailelerimize yalvardığımız lunaparklar oldukça masumdu. Çarpışan arabalar ya da dönme dolaba binerek hayatımıza bir heyecan katarak, hayatın monotonluğundan bir nebze olsun sıyrılabiliyorduk. Bu yüzden olacak ki lunaparklar da gün geçtikçe gelişti ve artık günümüzde yetişkinlerin de sık sık uğradığı, çok ilginç ve eğlenceli lunaparklar bulunuyor. Yurtdışı gezilerinizi planlarken ziyaret edeceğiniz duraklar arasına mutlaka eklemeniz gereken dünyanın en ilginç lunaparklarını bu yazımızda sizinle paylaşıyoruz.

image_placeholder
Gezgin
16 May 2017
Galeri
Dünyanın En Tuhaf Müzeleri

İnsanların hoş vakit geçirmek, yeni birtakım bilgiler öğrenmek amacıyla ideal bir etkinlik olarak gittikleri müzeler, bazen ziyaretçilerini düşündürmenin yanı sıra şaşırtabiliyor da. Kimi müze içinde erotik sanat koleksiyonunu, kimi ise kadavraları barındırıyor. Yapılan araştırmalara göre dünyanın en tuhaf 10 müzesi Rusya, Almanya ve Amerika gibi ülkelerde yer almaktadır.
 

Dünyanın En Tuhaf Müzeleri

1-İnsanlık Müzesi

Almanya’da bulunan İnsanlık Müzesi dünyanın en tuhaf müzeleri arasında yer almaktadır. Müzeyi tuhaf yapan şey ise sırlarla dolu insan bedeninin gözler önüne serilmesidir. Burada kullanılan modellerin tamamı öldükten sonra vücutlarını araştırmalar için bağışlayan insanlardan oluşmaktadır. Amacının eğitim ve aydınlanma olduğu müzenin kurucu ismi Gunther Von Hagens. Bugüne kadar yaklaşık olarak 15 milyon kişinin ziyaret ettiği müzede Hangers, vücut parçalarını seneler boyunca çürümeden nasıl muhafaza ettiğini ziyaretçilere detaylı olarak anlatıyor.

www.gezimanya.com/Ulkeler/almanya

Dünyanın En Tuhaf Müzeleri

2- İşkence Müzesi

Geçmişte insanlara acı çektirmek için kullanılan her türlü işkence aletinin bulunduğu İşkence Müzesi, Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da ziyaretçilerine ev sahipliği yapmaktadır. Loş ve korkutucu koridorları olan bu müzede,  engizisyon sehpaları, çeşitli boyutlarda kesici aletler, giyotin ve kafatası kırıcılar bulunmaktadır. Kol-bacak kesme ve germe aletleri, su işkence yeri, cinsel organ germe ve sökme aletleri gibi birçok ürkütücü aletin ve yerin bulunduğu bu müzede bu aletlerin tarihçesi ve kullanım amaçları görülebilir. Yılın belirli günlerinde müzenin tanıtımı bu aletlerin görevlilere takılmasıyla yapılmakta ve korkutuculuğu bir kat daha arttırmaktadır.

www.gezimanya.com/SehirDetaylari/amsterdam
 

Dünyanın En Tuhaf Müzeleri

3-Erotik Sanat Müzesi

İsmi oldukça ilginç olan bu müzenin içinde sergilenen eserler de bir hayli ilginç. Dünyanın en büyük erotik sanat koleksiyonuna sahip Dünya Erotik Sanat Müzesi (The World Erotic Art Museum) Miami'de South Beach'te bulunmaktadır. Müzeyi ilginç yapansa Erotik Sanat Müzesi, dünyanın en büyük erotik sanat koleksiyonuna sahip olmasıdır. , heykel, duvar halılarının sergilendiği müzenin sahibesi hayatı boyunca erotik sanat üzerine akademik araştırmalar yapmış 71 yaşındaki Naomi Wilzig. Naomi Wilzig, yaptığı yolculuklarla koleksiyonunu genişletmiş ve sonrasında müzeye dönüştürmüş.

www.gezimanya.com/Ulkeler/amerika-birlesik-devletleri

Dünyanın En Tuhaf Müzeleri

4-Hamamböceği Müzesi

Hamamböceklerinin farklı tasarımlarını görmek isteyenler için Hamamböceği Müzesi oldukça ideal. Müze, Amerika’nın Texas eyaletinde bulunuyor. Müzenin kurucu ismi  böcek ilaçlama uzmanı olan Michael Bohdan. Müzede binlerce hamamböceği sanatı’na rastlamak mümkün. Hamamböceklerinin her birine isim takan Michael Bohdan, böceklerinin kimisini plaj ortamına kimisini de giydirip mini piyanonun başına oturtmuş.
 

Dünyanın En Tuhaf Müzeleri

İnsanların hoş vakit geçirmek, yeni birtakım bilgiler öğrenmek amacıyla ideal bir etkinlik olarak gittikleri müzeler, bazen ziyaretçilerini düşündürmenin yanı sıra şaşırtabiliyor da. Kimi müze içinde erotik sanat koleksiyonunu, kimi ise kadavraları barındırıyor. Yapılan araştırmalara göre dünyanın en tuhaf 10 müzesi Rusya, Almanya ve Amerika gibi ülkelerde yer almaktadır.
 

image_placeholder
Gezgin
15 May 2017
Galeri
İzmir'i Festivallerle Keşfet

İzmir’i (https://gezimanya.com/izmir) hem yerli hem yabancı turistler için kültür, sanat ve cazibe merkezi hâline getiren; İzmir’i İzmir yapan özelliklerinin en önemlilerinden biri de kelimenin tam anlamıyla bir festival kenti olmasıdır. Biz de bundan yola çıkarak gerek il merkezinde, gerekse ilçelerinde gerçekleştirilen ve kentin gündelik yaşantısını daha da renklendiren; her biri damağınızda ayrı tatlar, hafızalarınızda güzel anılar bırakacak olan, lezzet ve eğlence dolu İzmir festivallerinden bazılarını sizler için derledik.

İzmir Gençlik Festivali (18-21 Mayıs 2017)
İzmir Gençlik Festivali (18-21 Mayıs 2017)

19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri kapsamında, 18-21 Mayıs 2017 tarihleri arasında düzenlenen İzmir Gençlik Festivali, İnciraltı Kent Ormanı’nı şenlendiriyor. Ata'mız 19 Mayıs'ta saygıyla anılıyor ve Gençlik ve Spor Bayramı, İzmir'in en büyük kent ormanındaki bu coşkulu festivalle kutlanıyor. Ağaçların gölgesinde çadırlar kuruluyor. Mor ve Ötesi, Şebnem Ferah, Manga ve diğer müzik gruplarının birbirinden canlı sahne performanslarının yanında renkli spor aktiviteleri gün boyu sürüyor. 19 Mayıs hafta sonunda İzmir’deyseniz, bu güzel daveti kaçırmamalısınız.

Alaçatı Ot Festivali (6-9 Nisan 2017)
Alaçatı Ot Festivali (6-9 Nisan 2017)

Alaçatı’nın bu yıl 6-9 Nisan tarihlerinde gerçekleştirilen ve her yıl olduğu gibi yine yoğun ilgi gören bu geleneksel ve ünlü festivalinde, ot çeşitlerini tanıyarak toplama gezilerinden yöresel yemek atölyelerine, yabani ot ve bitkilerle sağlıklı beslenme seminerlerinden çeşitli konserlere kadar birçok etkinlik düzenlenir. Her biri konularında uzman akademisyenler, aşçılar ve bloggerlar hem söyleşilere hem de atölyelere katılırlar. Festivalin korteji çok renkli görüntülere sahne olur. Festivalin son gününde, Alaçatı Amfi Tiyatro'da, en çok ot toplama ve en güzel ot yemeği yarışmaları yapılır.

İzmir Uluslararası Kukla Günleri (2-19 Mart 2017)
İzmir Uluslararası Kukla Günleri (2-19 Mart 2017)

Dünyanın en büyük iki kukla festivalinden biri olan ve bu yıl 2-19 Mart 2017 tarihleri arasında düzenlenen İzmir Uluslararası Kukla Günleri, yine dünyanın dört bir yanından yüzlerce kukla sanatçısını buluşturdu. Festivale 20 ülkeden sanatçılar katıldı ve 40 kukla tiyatrosu topluluğu 42 gösteriyi hem kapalı hem de açık gösteri mekânlarında, toplamda 176 kez sahneledi. İzmir'in zamanla en önemli kültürel markalarından biri hâline gelen festivalin bu yılki sloganı ise “Kukla Köprüler Kurar” idi. Uluslararası Kukla Günleri, İzmir’in adını tüm dünyaya duyuran, İzmirlilerin gurur duyduğu ve her sene dört gözle beklediği bir şenlik.

Uluslararası Urla Enginar Festivali (28-30 Nisan 2017)
Uluslararası Urla Enginar Festivali (28-30 Nisan 2017)

Aslında henüz açmamış bir çiçek tomurcuğu ve Urla Yarımadası'na özgü erkenci, yaprakları düz ve fazla sıkı olmayan, mor çiçekli bir bitki olan sakız enginarın kalbi, her sene olduğu gibi bu yıl da Urla’da, 28-30 Nisan 2017 tarihleri arasında düzenlenen 3. Uluslararası Urla Enginar Festivali’nde attı. Adını Yunan Tanrısı Zeus'un aşık olduğu kadın Cynara’dan alan, sağlığımıza kattığı sayısız değer ile enginar, bu renkli şenlikte ziyaretçilerini türlü türlü lezzetiyle ağırladı. İzmirlilerin meşhur yüz güzelliği belki de enginardan geliyordur, ne dersiniz?

İzmir'i Festivallerle Keşfet

İzmir’i (https://gezimanya.com/izmir) hem yerli hem yabancı turistler için kültür, sanat ve cazibe merkezi hâline getiren; İzmir’i İzmir yapan özelliklerinin en önemlilerinden biri de kelimenin tam anlamıyla bir festival kenti olmasıdır. Biz de bundan yola çıkarak gerek il merkezinde, gerekse ilçelerinde gerçekleştirilen ve kentin gündelik yaşantısını daha da renklendiren; her biri damağınızda ayrı tatlar, hafızalarınızda güzel anılar bırakacak olan, lezzet ve eğlence dolu İzmir festivallerinden bazılarını sizler için derledik.

12 May 2017
Galeri

Türkiye hem tarihi hem de doğal güzellikleriyle başlı başına bir hazine elbette. O yüzden bu listeyi hazırlamak da çok kolay olmadı. Fakat hazır tatil planları yapılmaya başlamışken, hala buraları görmediyseniz bu yaz pusulanızı bu adreslere de çevirin dedik ve Türkiye'nin doğal güzellikleri listesi hazırladık. 

Hasankeyf, Batman
Hasankeyf, Batman

Hasankeyf coğrafi olarak dünyanın en bereketli topraklarından Mezopotamya’da kurulmuştur aslında. Tarihi geçmişi çok ötelerden başlayan profesyonellerce Akeramik Neolitik Dönem denilen bir tarihte başlıyor. Ancak, tam olarak kimler tarafından ve ne zaman kurulduğuna dair kesin bir kanıta hala sahip değiliz. Son arkeolojik kazılarda tunç çağında inşa edildiği ve ayrıca Urartulara ait olduğu düşünülen malzemelerin de ele geçirilmiş olduğunu biliyoruz. Hellenistik Dönem, Roma Dönemi, Bizans, Sasani, Emevi, Hamdani, Mervani, Artuklu, Eyyübi ve Osmanlılar olmak üzere farklı krallık, imparatorluk ve kültürlerin izlerini taşıyor Hasankeyf. 1101-1232 arasında 131 yıl Artukluların başkentliğini yapmış, Ortaçağ’da önemli bir ticari merkez bu hüzünlü kent. O dönemde ticaretin suyoluyla yapılması nedeniyle önemini arttırmış. Bilinen adı ise Hısn Keyfa; yani “Kale Kaya”. Hüzünlü kent dememizin sebebi ile bölgede baraj çalışmalarından dolayı bir süre sonra sular altında kalacak haberlerinin etrafta dolaşması. Henüz dünya gözüyle görebiliyorken tavisyemiz bir an önce gidilip görülmesi gereken zenginliklerimizden.

Ihlara Vadisi, Aksaray
Ihlara Vadisi, Aksaray

Ülkemizdeki doğal güzelliklerden biriside Aksaray’da bulunan Ihlara Vadisi’dir. Vadinin nasıl oluştuğunu merak ediyorsanız size anlatacak bir kaç bilgimiz var tabiki. Geçmiş yıllarda bölgede bulunan Hasandağı’nda meydana gelen volkanik hareketlerden kaynaklı lavlar bu bölgede volkanik bir tabaka oluşturur. Zaman içinde ise oluşan bu tabaka çevresel nedenlerden dolayı aşınmaya başlar. Ayrıca bölgeden geçen Melendiz Çayı, kanyon vadinin tabanını derin bir şekilde oyarak bölgede yol oluşmasına neden olmaktadır. Oluşan bu derinlikler vadinin belli bölümlerinde 120 metreye kadar ulaşmaktadır. Peki ya bölgenin tarihsel zenginliğine değinmemiz gerekirse? Aslında bizi en çok heyecanlandıran kısmı da burası. Ihlara Vadisi, içinde pek çok kiliseyi barındırmaktadır. Ancak bunlardan sadece 14 tanesi günümüze kadar gelebilmiştir ve 10 tanesi de halen canlılığını sürdürmektedir. Vadide yer alan kiliselerin hikayeleri ise 6. yüzyıla kadar gitmektedir. Kiliselerden Saint Georges Kilisesi, ilk günkü ihtişamını halen koruyor desek yanılmış olmayız. Hatta kilisedeki süslemelerde yer alan ve Selçuklu Sultanı’na ait olduğu düşünülen elbise resmi, kilisenin yapım aşamasında Türk hükümdarının da yardım ettiğine dair ipuçları sunuyor. 11. yüzyıla kadar çeşitli kiliselerin yapıldığı bölgenin Selçuklular’ın kontrolüne geçmesinin ardından kilise inşası durdurulur. Fakat mevcut kiliselerde Hristiyanlar ibadetlerini rahatlıkla sürdürmeye devam ederler. 1924’ten sonra ise kilise ibadetleri tamamen bitirilir. Ayrıca vadi içinden Melendiz Çayı da akmaktadır. Lise veya üniversite hayatınızda okul gezileriyle bile gitmeye fırsat bulamadıysanız çok şey kaçırıyorsunuz. İlk fırsatta sırt çantanızı yüklenin ve Ihlara’ya doğru yola çıkın deriz.

Düden Şelalesi, Antalya
Düden Şelalesi, Antalya

Yaz gelir, tatil planları yapılır, deniz, kum tadına varmak için hemen oteller araştırılır Akdeniz’den yana tercihimizi kullanmışsak belki bir tatil köyü seçeceğiz kendimize. Ama bu yaz bir değişiklik yapıp, Antalya’da Lara plajından erken ayrılın ve Düden Şelalesi'nin yolunu tutun diyoruz. Neden mi? Burayı tanıtmak bile ayrı bir keyif ve böyle bir yerin Türkiye sınırları içerisinde olması kendimzi şanslı hissetmemiz için yeter ve artar. Düden Şelalesi dünyanın dört bir yerinden merak edip ziyaretine gelen turistler ile dolup taşmaktadır. Şelalenin girişinde develere binip güzel bir anı fotoğrafı çekebilirsiniz. Şelalenin içerisinde hediyelik eşya satan dükkanlar ve yemek yerleri oldukça fazladır ve içerisinde Gençlik Parkı da bulunmaktadır. Düden Şelalesi'nin suyu yaklaşık 15 kilometre uzaklıkta bulunan Lara Plajı'nda 50 metre yükseklikten büyük bir gürültü ile denize dökülmektedir. Üstelik şehir merkezinden yaklaşık 35 dakikalık bir yolculukla kolayca ulaşabilirsiniz.

Kaz Dağları, Balıkesir
Kaz Dağları, Balıkesir

Antik dönemlerden bu yana pek çok efsaneye konu olan ve İda Dağı olarak da bilinen Kazdağları, “Tanrıların armağanı” olarak tasvir edilen tam bir doğa harikası. Marmara Bölgesi'nin hengamesi altında ezilen şehir insanlarının elinin altında bir mücevhr aslında. Haftasonu bile kaçıp kaçıp gelinebilecek güzellikler buraları. Zeytin bahçeleri, kızılçam ve daha da yükseklerde meşe ve karaçam ormanlarıyla kaplı bu güzel coğrafya, Ege’nin yakıcı sıcağından bunalanlar için de tam bir kaçış yeri aslında. Kazdağları her mevsim gidilebilecek bir coğrafya. Karpuz çatlatan soğuk kaynaklar, cıvıl cıvıl kuş sesleri ile kaynaşan şelale sesleri, şehirlerin boğucu gürültüsünden uzak huzurlu bir ortam sunuyor kendisine sığınanlara. Serinlikle misafirlerine yaz sıcağını unuttururken, şifalı kaynaklarından mutluluk ve huzur sunuyor. İzmirli Şair Homeros İlyada adlı eserinde Kazdağları’ndan “Bol pınarlı vahşi hayvanların anası” olarak söz etmiş. Afrodit, Hera ve Athena’nın katıldıkları, Truva Savaşı’na yol açan o meşhur güzellik yarışması burada yapıldı. Zeus burada doğdu, tanrılar Truva Savaşı’nı buradan izledi ve karısı Hera ile bu dağda evlendi. Hatta ve hatta Nuh’un gemisinin İda’da olduğunu söyleyenler de var. Sarıkız efsanesi ise bugün hala dilden dile dolaşıyor. Kaz Dağları, kendine özgü zengin doğası, kültürel zenginlikleri, kanyon ve şelaleleri, derin vadi ve nehirleriyle ekoturizm adına tam bir cennet. Mitolojik öykülerin anayurdu dağların bağrında saklı köyleri ziyaret edin.

TÜRKİYE'NİN DOĞAL GÜZELLİKLERİ

Türkiye hem tarihi hem de doğal güzellikleriyle başlı başına bir hazine elbette. O yüzden bu listeyi hazırlamak da çok kolay olmadı. Fakat hazır tatil planları yapılmaya başlamışken, hala buraları görmediyseniz bu yaz pusulanızı bu adreslere de çevirin dedik ve Türkiye'nin doğal güzellikleri listesi hazırladık. 

11 May 2017
Galeri
Gumeracha Ortaçağ Fuarı 2017’de Ortaçağ’ı yaşatıyor!

Avusturalya’nın (https://gezimanya.com/avustralya) Güney Avusturalya eyaletinin başkenti Adelaide’nin tepelerinde konumlanmış Gumeracha adlı kasabada düzenlenen Gumeracha Ortaçağ Fuarı, 6-7 Mayıs 2017 tarihinde gerçekleşiyor. Bu yıl on birincisi düzenlenen fuar binlerce kişi tarafından takip edilmekte. Ortaçağ’a özgü unsurların bir araya geldiği fuara hareket ve eğlence damgasını vuruyor. Turnuvaların, Ortaçağ’a özgü kılıç çarpışma canlandırmalarının, okçuluğun, dansın, canlı müziğin, tarihsel gösterimlerin, kostüm yarışmalarının ve Ortaçağ lezzetlerinin deneyimlenebileceği etkinlikte el işi ürünler de sergileniyor. İki günlük eğlence, havailik ve saçmalığın tadının çıkarılabileceği festival Federation Park’ta gerçekleşiyor. En son 15.000 kişinin katıldığı fuar, cumartesi 10.00-17.00 ve pazar 10.00-16.00 saatlerinde açık. 

Ortaçağ’ın mücadeleci ruhu
Ortaçağ’ın mücadeleci ruhu

Atlı gruplar tarafından muharebe alanında gerçekleştirilen gösteride izleyicilere büyük heyecan veren düellolar ve çarpışmalar canlandırılıyor. Gözü pek şövalye ve korsanların kılıçlarla çarpıştığı mizansende cüretkâr ve korkusuz olan taraf kazanıyor.

Korsanlardan öğrenecek çok şey var
Korsanlardan öğrenecek çok şey var

Korsanlar kamp kurduğu alanda, el işi sanat ürünlerini, kamp ateşi yakma tekniklerini ve tabii ki dövüş becerilerini gösterişli bir şekilde sergiliyorlar. Sert dikenli sopalarıyla kampı koruyanların yanı sıra, alanda dansçılar ve hokkabazlar eğlenceli performanslar gerçekleştiriyorlar.

Ortaçağ halk müziğinin tınıları
Ortaçağ halk müziğinin tınıları

Fuarda, ülke çapında müzisyenler Ortaçağ müziğini seslendiriyorlar. Birçok farklı kültüre ait Ortaçağ halk müziğini çalan müzisyenler, asırlar öncesinin müziğini günümüze taşıyor.

Fuar alanında yok yok
Fuar alanında yok yok

Duvarlarla çevrili Ortaçağ bahçesi fuara yeni eklenen alanlardan. Geniş bir ürün çeşitliliği yelpazesine sahip “Tüccar Yolu”nda ise Ortaçağ stili tezgâhlarda el işi sanat ürünleri sergileniyor ve çeşitli aktiviteler düzenleniyor. Çocuklara ayrılmış bölümde ise bu sene de hikâye anlatıcıları, yüz boyacıları bulunuyor ve kostüm yapımı ile atölye etkinlikleri düzenleniyor. Yerel hayvan bakımının da gösterildiği alanda Punch and Judy gösterisi tüm aile bireylerini eğlendirici bir gösteri sunuyor.

Gumeracha Ortaçağ Fuarı 2017’de Ortaçağ’ı yaşatıyor!

Avusturalya’nın (https://gezimanya.com/avustralya) Güney Avusturalya eyaletinin başkenti Adelaide’nin tepelerinde konumlanmış Gumeracha adlı kasabada düzenlenen Gumeracha Ortaçağ Fuarı, 6-7 Mayıs 2017 tarihinde gerçekleşiyor. Bu yıl on birincisi düzenlenen fuar binlerce kişi tarafından takip edilmekte. Ortaçağ’a özgü unsurların bir araya geldiği fuara hareket ve eğlence damgasını vuruyor. Turnuvaların, Ortaçağ’a özgü kılıç çarpışma canlandırmalarının, okçuluğun, dansın, canlı müziğin, tarihsel gösterimlerin, kostüm yarışmalarının ve Ortaçağ lezzetlerinin deneyimlenebileceği etkinlikte el işi ürünler de sergileniyor. İki günlük eğlence, havailik ve saçmalığın tadının çıkarılabileceği festival Federation Park’ta gerçekleşiyor. En son 15.000 kişinin katıldığı fuar, cumartesi 10.00-17.00 ve pazar 10.00-16.00 saatlerinde açık. 

image_placeholder
Gezgin
11 May 2017
Galeri
Avrupa’nın en iyi 10 sokak yemeği pazar ve festivalleri

Avrupa, sokak yemekleri konusunda Asya ya da Amerika'yla henüz rekabet etmese de, yavaş yavaş yaklaşıyor. Londra, Avrupa sokak yemekleri hareketinin merkez üssü, piyasada, festivallerde ve temalarda bu konuyla dolup taşıyor ve çevresinde dolaşıyor. Kıtanın geri kalanına gelince heyecan verici etkinlikler görülüyor- Paris'in sokak yemeği devrimi son iki yılda bir yol kat ediyor; Madrid ve Berlin'deki sokaklardaki gıda devrimi her yıl daha büyük kalabalıkları kendine çekiyor. Bu marketler ve festivaller yayıldıkça, sokakta beslenme çılgınlığı Avrupa'da da hızla hareket kazanıyor.

Hornstulls Market, Stockholm
Hornstulls Market, Stockholm

Hayata satıcıların fikirlerini halka test etme pazarı olarak başlatılan bu oluşum, İsveç’i damak zevkine düşkünler için bir seyahat noktasına dönüştürdü. Hornstull'daki Lijeholmsviken Nehri kuzey banliyösü, baharın sonundan yaz sonuna kadar her hafta sonu (24 Haziran hariç) kurulan bir yemek marketi haline geldi. İsveç-Brezilya tapyoka kreplerinden, Vietnam birasına kadar her şey burada bulunabiliyor.

Bite Club, Berlin
Bite Club, Berlin

Şu anda Berlin'in genç gıda işletmeleri kendin, geliştiriyor ve Bite Kulübü bunun için önemli bir sebep. Bu küçük işletmelerin yetiştirilmesinin ötesinde, yaz aylarında şehrin kalbi burada atıyor. Ziyaretçilerin gece yiyebilecekleri, içkilerini içebilecekleri ve parti verebilecekleri Spree Nehri üzerindeki klasik yolcu botu Hoppetosse'deki popüler etkinlikleri takip etmekte fayda var.

Le Food Market, Paris
 Le Food Market, Paris

Paris sokak gıda devrimi henüz başladı ve bu Le Food Market'in tam ortasında oldu. Ayda iki kez, düzinelerce tüccar Boulevard de Belleville'e iniyor. Tezgahların çoğu günlük hayatta da gidilebilen restoranların uzantıları olarak kuruluyor. Aynı yemekleri yiyebiliyorsunuz. Farkıysa olağan servis ücretlerinin eklenmiyor olması.

Paper Island Market, Kopenhag
Paper Island Market, Kopenhag

Copenhagen Street Food kolektifi taşınmadan önce eski Danimarka basınına ait bir depo olan Paper Island, şehrin ilk sokak gıda pazarına ev sahipliği yapıyor. Özellikle ördek yağında kızartılmış cipsler, gevrek barbekü köfte ve çikolatalı mus cheesecake'i denemek için gidilmesi gereken yerlerden biri. 

Avrupa’nın en iyi 10 sokak yemeği pazar ve festivalleri

Avrupa, sokak yemekleri konusunda Asya ya da Amerika'yla henüz rekabet etmese de, yavaş yavaş yaklaşıyor. Londra, Avrupa sokak yemekleri hareketinin merkez üssü, piyasada, festivallerde ve temalarda bu konuyla dolup taşıyor ve çevresinde dolaşıyor. Kıtanın geri kalanına gelince heyecan verici etkinlikler görülüyor- Paris'in sokak yemeği devrimi son iki yılda bir yol kat ediyor; Madrid ve Berlin'deki sokaklardaki gıda devrimi her yıl daha büyük kalabalıkları kendine çekiyor. Bu marketler ve festivaller yayıldıkça, sokakta beslenme çılgınlığı Avrupa'da da hızla hareket kazanıyor.

10 May 2017
Galeri
İstanbul'a yakın kamp alanları

Çalışan veya okuyan tüm herkesin yakındığı ortak sıkıntı stres ve sorumluluklarımız. Özellikle kentsel bölgelerde yaşayanlar gün boyunca gürültü ve çevre kirliliğine maruz kalıyor. Trafik başta olmak üzere beton yığınlarının arasında oldukça kirli bir hava soluyoruz. Bu sağlıksız durumdan kaçmak ve kısa süre de olsa günlük hayatın tüm olumsuzluklarından uzak kalabilmek için en iyi tercihlerden biri kamp yapmak. Gittikçe yeşile hasret kaldığımız son zamanlarda özellikle İstanbul’da yaşayanların bir haftasonu da olsa kaçabileceği en güzel kamp alanlarını sizler için derledik.

Sülüklü Göl – Bolu
Sülüklü Göl – Bolu

Yaz ayları haricinde gece sıcaklıklarının bir hayli düşük olduğu bu bölgenin aynı zamanda vahşi hayvanların arasında olduğunu söylemek de yanlış olmaz. Özellikle bölgede en çok rastlanan vahşi hayvan boz ayı. Ek olarak geceleri yoğun bir sivrisinek bulutunun içinizde kalmanız da mümkün olabilir. Bu konuda kamp yapacak kişilerin ekstra önlemler alması gerekiyor. Bunun haricinde bölgedeki vahşi hayvanları avlamak ve gölde balık tutmak yasak. Herhangi bir ücret isteyen ve güvenlik hizmeti gibi hizmetler veren bir kuruluş bulunmuyor. Ancak doğal park kabul edilen bu bölgede kamp yapmadan önce Mudurnu ilçesine kaç kişi ve ne kadar süre kalacağınız hakkında bilgi vermeniz daha sağlıklı olur. İstanbul ile Bolu'ya (https://gezimanya.com/turkiye/bolu) bağlı Sülüklü Göl arasındaki mesafe yaklaşık 200 kilometre. 3 saat kadar süren yol Akyazı’ya kadar otoban, sonrasında da 30 kilometre kadar asfalt ve arından toprak yol olarak devam ediyor.

Pürenli Yaylası - Düzce
Pürenli Yaylası - Düzce

İstanbul’dan yola çıkanların Ankara otoyolunu kullanarak ulaşabileceği Pürenli Yaylası, Düzce’nin (https://gezimanya.com/duzce)  Gölyaka ilçesinde yer alıyor. Gölyaka’ya vardıktan sonra 1400 metre yüksekliğinde bulunan bu yaylaya tırmanmanız lazım. Mükemmel güzellikteki bu yeşil düzlük günlük hayattan kısa süre olsa da kendinizi izole etmeniz için paha biçilemez bir fırsat. Bölgede Efteni Gölü ve Güzeldere Şelalesi adında iki doğal güzellik daha bulunuyor. Pürenli Yaylası’ndan yolu geçen bu doğal güzellikleri de mutlaka ziyaret etmelisiniz. İmar izni bulunmaması sayesinde doğallığını koruyan bölge gençlik kampları tarafından da mesire alanı olarak tercih ediliyor. İstanbul’da yaşıyor ve hafta sonu bir kaçamak yapmak istiyorsanız Pürenli Yaylası seçenekleriniz en üst sıralarında yer almalı. Çok sık ziyaret edilmemesi nedeniyle gidiş yolu biraz karışık olabilir. Öncelikle Düzce Gölyaka’ya ulaşmalısınız. Ardından Güzeldere Şelalesi’ne gidişi gösteren tabelaları izlemelisiniz. Şelaleye gelmeden önce sağa tam dönüş yaparak toprak bir yola gireceksiniz. Hafif bir eğimle bayır yukarı yol aldığınızda kısa bir süre sonra dört yol ayrımına geleceksiniz. Burada sola dönerek Pürenli Yaylası yönünde ilerlemeniz gerekiyor. Yaklaşık 5-6 kilometre ilerlediğinizde Pürenli Yaylası’na ulaşmış olacaksınız. İstanbul’dan bölgeye ulaşım yaklaşık üç saat sürüyor.

Yenice Ormanları - Karabük
Yenice Ormanları - Karabük

Kamp için tercih listenize ekleyebileceğiniz bir diğer seçenek Karabük’ün (https://gezimanya.com/karabukYenice ilçesine bağlı olan Yenice Ormanları. Doğayla iç içe kalmak ve bununla birlikte şelale ve göl gibi doğal güzellikleri gezmek istiyorsanız bu seçenek sizin için en ideal seçenek olabilir. Oldukça geniş bir arazi olan Yenice Ormanlarının içerisinde 15 yürüyüş bölgesi, 7 bisiklet turu parkuru ve 5 kamp alanı bulunuyor. Diğer seçeneklere göre İstanbul’a biraz daha uzak olsa da doğayla iç içe olmak isteyenlerin bu bölgeyi mutlaka ziyaret etmesi gerekiyor. İstanbul’dan Yenice Ormanları’na ulaşım yaklaşık dört buçuk saat sürüyor.

Acarlar Longozu - Sakarya
Acarlar Longozu - Sakarya

Kamp seçeneklerinizden bir diğeri olan Acarlar Longozu, Sakarya'nın (https://gezimanya.com/turkiye/sakaryaKarasu ilçesinde yer alıyor. Dünyanın en büyük ikinci longozu olan Acarlar Longozu, hafta sonu kaçamağı yaparak metropol hayatının tüm baskısından kendinizi izole etmeniz için ideal bir yer. Oldukça geniş araziye sahip olan longoza girişler ücretsizdir. İstediğiniz zaman bölgeyi ziyaret edebilir ve istediğiniz kadar kalabilirsiniz. Ancak bölge koruma altında olan bölgeler arasında yer aldığı için imar izni bulunmuyor. Bu da kamp yerine otel konaklaması yapmak isteyenlere bölge sınırları içerisinde kalacak bir yapının bulunmadığı anlamında geliyor. Ancak bu sayede doğallığını koruyan bölgenin 4 mevsim çadır ile kamp yapmak için en iyi seçeneklerden biri olduğu söylenebilir.

İstanbul'a yakın kamp alanları

Çalışan veya okuyan tüm herkesin yakındığı ortak sıkıntı stres ve sorumluluklarımız. Özellikle kentsel bölgelerde yaşayanlar gün boyunca gürültü ve çevre kirliliğine maruz kalıyor. Trafik başta olmak üzere beton yığınlarının arasında oldukça kirli bir hava soluyoruz. Bu sağlıksız durumdan kaçmak ve kısa süre de olsa günlük hayatın tüm olumsuzluklarından uzak kalabilmek için en iyi tercihlerden biri kamp yapmak. Gittikçe yeşile hasret kaldığımız son zamanlarda özellikle İstanbul’da yaşayanların bir haftasonu da olsa kaçabileceği en güzel kamp alanlarını sizler için derledik.

Sayfalar