Google+

Galeriler

Galeriler
05 Tem 2017
Galeri
DÜNYANIN YENİ YEDİ HARİKASINI KEŞFET

20. yüzyılın ortalarında, UNESCO tarafından “Dünyanın 7 Harikası” adı altında bir liste oluşturulmuş ve bu listedeki bölgeler dünya mirasına alınmıştı. Ancak 2005 senesinde gerçekleştirilen New7Wonders adındaki etkinlik, “Dünya yeni yedi harikasını seçiyor” sloganıyla eskilerinden farklı olan 7 yeni dünya harikası seçmişti. Bu seçim dünya çapında 100 milyon kişinin katılımı gerçekleştirilmiş olsa da UNESCO bu seçimi tanımadığını söyleyerek hala eski listenin geçerli olduğunu söylemişti. Ancak UNESCO listesindekiler arasında sadece Keops Piramitleri'nin ayakta kalması durumu dünyanın yeni harikalarına daha fazla ilgi duyulmasına da sebep oldu şüphesiz. Her ne kadar UNESCO “herkes kendi ülkesinden seçim yaptığı için haksız bir seçim olmuştur” diye açıklama yapsa da günümüzün yedi harikası çoğunluk tarafından çoktan benimsendi.

Kurtarıcı İsa Heykeli - Brezilya
 Kurtarıcı İsa Heykeli - Brezilya

Brezilya’nın (https://gezimanya.com/brezilya) Rio de Janeiro (https://gezimanya.com/brezilya/rio-de-janeiro) bölgesinde bulunan, Art Deco akımının izlerine sahip Kurtarıcı İsa Heykeli (Portekizce: Cristo Redentor), Leh ve Fransız heykeltıraş Paul Landowski tarafından yapılmış. Heykelin inşasında Fransız mühendis Albert Caquot ve Brezilyalı mühendis Heitor da Silva Costa birlikte çalışmış. Yüz hatları ise Romen sanatçı Gheorghe Leonida tarafından yaratılmış. Uzunluğu 30 metre, gövdesinin eni 8 metre ve kolları 28 metre olan heykel, karşılaştırıldığında Özgürlük Anıtı’nın toplam yüksekliğinin yaklaşık üçte ikisi kadar. Dünyanın Yedi Yeni Harikası arasında yer alan bu heykelin ağırlığı ise 635 ton.

Kurtarıcı İsa Heykeli, Rio şehrine bakan Tijuca Ormanı Milli Parkı'nda bulunan 700 metrelik Corcovado dağının zirvesinde bulunuyor. Hristiyanlığın dünyadaki en önemli sembolü olan bu heykel, hem Rio de Janeiro’nun hem de Brezilya'nın kültürel bir simgesi haline geldi. 1922-1931 yılları arasında betonarme ve sabunlu taştan inşa edilen bu heykel, 2005 yılında Dünyanın Yeni Yedi Harikasından biri olarak listelendi.

Çin Seddi – Çin
Çin Seddi – Çin

Çin Seddi taş, tuğla, sıkıştırılmış toprak, ahşap ve diğer inşa malzemelerinden oluşuyor. Çin’in (https://gezimanya.com/cin-halk-cumhuriyeti) tarihi boyunca kuzey sınırlarından gelen fetih tehlikelerine karşı inşa ettiği bu mucizevi sur, doğu-batı hattı boyunca yayılmış durumda. Genel olarak Avrasya bozkırındaki çeşitli göçebe grupların saldırıları ve istilalarına karşı temelleri atılan Çin Seddi, birbirinden bağımsız bölümler şeklinde M.Ö. 7. yüzyılda inşa edildi. Sonraki zamanlarda daha büyük ve güçlü saldırılara karşı büyütülmek istendi ve bu sur bölümleri bir araya getirilerek kesintisiz bir set haline getirildi. Setin en önemli sur bölümü Çin'in ilk İmparatoru Qin Shi Huang tarafından 220-206 yılları arasında inşa edilmiş olan bölüm. Son ve en büyük sur bölümü olan bu bölümün inşasının ardından zamanla yıkılan bölümler onarıldı, zayıf olan bölümler güçlendirildi ve sorunsuz hale getirildi. Mevcut duvarlarının çoğunluğu Ming Hanedanı'ndan gelmekte olan bu set günümüze dek korunmaya devam etti.

Çin Seddi'nin diğer bir amacı ise ticari çıkardı. Sınır denetimlerine büyük olanak sağlamasının yanı sıra İpek Yolu boyunca eşya taşınmasına olanak kılan yapı, taşınan eşya üzerinde görev, emir ve göç kontrollerinin yapılmasını kolaylaştırdı. Ayrıca, yapının savunma özellikleri, seyir kuleleri, askeri kışlaları, garnizon istasyonları, duman ya da ateş vasıtasıyla uzaktan haberleşebilme kabiliyetleri her açıdan uzun ve güvenli bir ulaşım seçeneği olmasını sağladı.

Çin Seddi doğuda Dandong'dan batıda Lop Gölü'ne kadar, iç Moğolistan'ın güney kenarını kabaca çizecek bir yay boyunca uzanıyor. Gelişmiş teknolojilerin kullanıldığı kapsamlı bir arkeolojik araştırmaya göre duvarlarının 8 bin 750 kilometresi Ming Hanedanlığı zamanında kalma. Yapının 6259 kilometresi, 359 kilometresi siperler, tepeler ve nehirlerden oluşurken 2232 kilometresi doğal savunma bariyerlerinden oluşuyor.

Petra – Ürdün
Petra – Ürdün

Asıl adı Nebatiler tarafından verilen Raqmu olarak bilinen Petra, eski Ürdün'ün (https://gezimanya.com/urdun) tarihi ve arkeolojik kenti. Dünya mirasları arasına girmesini sağlayacak en önemli özellikleri ise kayalık mimarisi ve su kanal sistemi. Bu şehrin günümüzde bilindiği bir diğer ismi, şehrin renginden dolayı “Rose City” olarak biliniyor.

Kesin olarak bilinmese de, muhtemelen M.Ö. 312'de Arap soyundan olan Nebatilerin başkenti olarak kurulmuş olan bu bölge, Ürdün'ün sembolü ve en çok ziyaret edilen turistik mekânı. Nebatiler, Petra'nın bölgesel ticaret yollarına olan yakınlığından ve önemli bir ticaret merkezi haline gelmesinden fayda sağlamış. Özellikle göçebe Arapların tercih ettiği bölge bu sayede bölge sakinlerinin servet kazanmalarını sağlamış. Çöllerdeki sert kayalara şekil verilmesi ve su kaynağı bulma yetenekleri ile tanınan Nebatilerin başkenti olan Petra, Arap bölgesinin doğu kanadını oluşturan dağların Jebel el-Madhbah (bazıları İncil'deki Dağ olarak tanımlar) dağının yamacında, Ölü Deniz'den Körfez'e kadar uzanan geniş vadide yer alıyor. Dünyanın Eski Yedi Harikası listesinde bulunmasa da 1985 yılından beri UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi'nde yer alıyor.

Antik şehir, İsviçreli gezgin Johann Ludwig Burckhardt tarafından tanıtıldığı 1812 yılına kadar batı dünyası tarafından bilinmiyordu. John William Burgon'ın Newdigate ödüllü bir şiirinde "Zaman durmuşçasına, gül kırmızısı bir şehir" olarak tanımlandı. UNESCO ise bu bölgeyi "İnsanlığın kültürel mirasının en değerli varlıklarından biri" olarak nitelendirdi.

Kolezyum – İtalya
Kolezyum – İtalya

Kolezyum (Aslen Coliseum), tarihte Flavianus Amfiteatrı olarak bilinen, İtalya'nın (https://gezimanya.com/italyaRoma kentinin merkezinde yer alan oval bir amfitiyatro. Beton ve kumdan yapılmış olan bu yapının, şimdiye kadar inşa edilmiş en büyük amfitiyatro olduğu biliniyor. Kolezyum, Roma topraklarının hemen doğusunda yer alıyor. İnşası M.S. 72'de imparator Vespasian tarafından başlamış ve M.S. 80'de Halefi ve Titus veliahttı tarafından tamamlanmış. Domitian hükümdarlığında (M.S.81-96) bazı değişiklikler yapılmış. Günümüzdeki durumuna gelene dek inşasında rol oynayan bu üç imparator, Flavian hanedanlığı olarak bilinir ve inşa edilen amfitiyatro, hanedanlığın soyadı olan Flavius ile ilişkilendirilerek Latince adlandırılmış.

Kolezyum’un tahminen 50.000 ila 80.000 izleyici arasında bir kapasiteye sahip olduğu ve yaklaşık 65.000 kişilik bir kitleye sahip olduğu düşünülüyor. Gladyatör yarışmaları ve sahte deniz savaşları (diğer faaliyetleri destekleyen mekanizmalar ile), hayvan avları, infazlar, ünlü savaşların yeniden canlandırılması ve dramalar gibi halka açık gösteriler için kullanıldı. Günümüzde de bilinen klasik mitolojiye uygun hazırlanan tarihi yapının Ortaçağ döneminde eğlence amaçlı kullanılmasına son verildi. Sonraki zamanlarda konut, atölye çalışmaları, dini etkinlikler, kale ve taş ocağı olarak farklı amaçlarla kullanıldığı zamanlar oldu.

Beş sent değerindeki madeni paranın İtalyan versiyonun arkasına silueti basılı olan Kolezyum, İmparator Nero'nun hükümdarlığının ardından, Flav hanedanının imparatorları tarafından inşa edildi. Flavianus ismi bu yüzden hala modern İngilizcede bu yapı için kullanılır, ancak genel olarak Kolezyum adı ile biliniyor. Antik çağda Romalılar, Amphitheatrum Caesareum adını da bir süre kullanmış. Sezar’dan gelen bu isim her ne kadar kullanılmış olsa da kalıcı olmamış ve sadece dönemsel şiirlerde kullanılmış.

Depremler ve taş soyguncuları yüzünden hasar görmüş olsa da Kolezyum hala Roma İmparatorluğu’nun ikonik bir simgesi. Roma'nın en popüler turistik mekânlarından biri olan yapı, Papa tarafından her sene Kutsal Cuma gününde ziyaret ediliyor ve Papa, Kolezyum’un yanındaki bölgede başlayan "Meşale Yolu" ile Roma Katolik Kilisesi’ni ziyaret ediyor. Tüm bunların yanı sıra tarihte kutsal bir yapı olarak görülen Kolezyum, özellikle 8. Yüzyılda son derece önemli bir statüye kavuşmuş. Dönemin ileri gelenlerinden Venerable Bede, bu konuda “Kolezyum durduğu sürece Roma olur, Kolezyum çöktüğünde Roma düşer, Roma düştüğünde dünyaya düşer” diyerek hem Kolezyum’un hem de Roma’nın dünya çapında ne kadar önemli bir statüye sahip olduğunu kanıtlamış bulunuyor.

DÜNYANIN YENİ YEDİ HARİKASINI KEŞFET

20. yüzyılın ortalarında, UNESCO tarafından “Dünyanın 7 Harikası” adı altında bir liste oluşturulmuş ve bu listedeki bölgeler dünya mirasına alınmıştı. Ancak 2005 senesinde gerçekleştirilen New7Wonders adındaki etkinlik, “Dünya yeni yedi harikasını seçiyor” sloganıyla eskilerinden farklı olan 7 yeni dünya harikası seçmişti. Bu seçim dünya çapında 100 milyon kişinin katılımı gerçekleştirilmiş olsa da UNESCO bu seçimi tanımadığını söyleyerek hala eski listenin geçerli olduğunu söylemişti. Ancak UNESCO listesindekiler arasında sadece Keops Piramitleri'nin ayakta kalması durumu dünyanın yeni harikalarına daha fazla ilgi duyulmasına da sebep oldu şüphesiz. Her ne kadar UNESCO “herkes kendi ülkesinden seçim yaptığı için haksız bir seçim olmuştur” diye açıklama yapsa da günümüzün yedi harikası çoğunluk tarafından çoktan benimsendi.

20 Haz 2017
Galeri
Bayramda Nereye Gidelim Diyenler İçin Ülkemizden 10 Öneri

Alaçatı
Dar, çiçek kokulu sokakları, Arnavut kaldırımları ve klasik Alaçatı mimarisinin olmazsa olmazı olan Alaçatı evleriyle burası aşık olunacak bir kitap karakteri gibi. Hem rüzgar sörfü, su sporu, eğlence ile ilgilenenler için hareketli, hem de antika pazarı, yel değirmenleri, damla sakızı ağaçlarıyla dinlendirici doyurucu bir yer.  

Fotoğraf: www.gezenayaklar.com

Bayramda Nereye Gidelim Diyenler İçin Ülkemizden 10 Öneri

Bozcaada
Bozcaada hakkında söyleyebileceğimiz şey şu ki koşun yetişin! Henüz ünlülerle, magazincilerle, hınca hınç kalabalıkla dolup taşmadan bu mavi, ferah, cennet adayı görün. Daracık sokaklarında yürüyün, şaraplarından tadın, pencerelerin boyasına bile hayran kalmanın zevkini yaşayın. Çocuklarınıza Bozcaada’yı gösterin, anlatın bilsinler ve güzel şeyler korunsun kollansın.

Fotoğraf: www.fotografturk.com

Bayramda Nereye Gidelim Diyenler İçin Ülkemizden 10 Öneri

Cunda
Taş Kahve’si, mis kokulu damla sakızlı kurabiyeleri, sokakları, evleri ve Ege’nin kokusuyla Cunda herkesin en az birkere gitmesi gereken bir yer. Yaz akşamlarında sergileri, deniz kabuğu ve envai çeşit taştan yapılmış takıları, otantik havası ile burası yazın, tatilin kelime karşılığı gibi.

Fotoğraf: blog.jabiro.com             

Bayramda Nereye Gidelim Diyenler İçin Ülkemizden 10 Öneri

Dalyan
Daha sakin, daha az kalabalık, daha doğal, daha huzurlu gibi dahalarla uzayıp giden bir listeniz varsa, tatilinizde çok kıymetliyse hemen pılınızı pırtınızı toplayıp Dalyan’a gidin. Caretta caretta’ların yumurtalarını bıraktığı uzun, sarı, yapay herşeyden uzak kumsalı, yeşille bezeli, hala leyleklerin insana yakın yerlere yuva yaptığı, kartalların uçtuğu bu yeri kaçırmayın.

Bayramda Nereye Gidelim Diyenler İçin Ülkemizden 10 Öneri

Foça
İzmirin güzel kızı, fokların diyarı Foça. Kısacık bayram tatilini doldurabileceğiniz en güzel şeylerden biri.
Foça’da bir Karataş efsanesi var. Şöyle ki; bu taşın yeri bilinmiyor fakat buraya gelen biri bu taşa basarsa artık Foça’dan ayrılmak istemiyor. Ayrılsa da burayı unutamıyor ve geri gelmek istiyor. Foça’ya gittiğinizde muhtemelen sizde bu taşa basacak ve burayı aklınızın en güzel köşesine koyacaksınız.

Bayramda Nereye Gidelim Diyenler İçin Ülkemizden 10 Öneri

Alaçatı
Dar, çiçek kokulu sokakları, Arnavut kaldırımları ve klasik Alaçatı mimarisinin olmazsa olmazı olan Alaçatı evleriyle burası aşık olunacak bir kitap karakteri gibi. Hem rüzgar sörfü, su sporu, eğlence ile ilgilenenler için hareketli, hem de antika pazarı, yel değirmenleri, damla sakızı ağaçlarıyla dinlendirici doyurucu bir yer.  

Fotoğraf: www.gezenayaklar.com

esen saba
Gezgin
20 Haz 2017
Galeri
EN GÜZEL ÇEŞME PLAJLARI

Tatil deyince İzmir, İzmir’de plaj deyince Çeşme gelir akla ilk. Masmavi deniz, taşsız kumlar, eğlence, huzur, güneş ve aradığınız tüm yaz unsurlarının bir araya geldiği Çeşme’de gidebileceğiniz birçok plaj var ve hepsi birbirinden güzel! Eğer biraz vaktiniz varsa ve tek bir plaja bağlı kalmıyorsanız sayısız eşsiz plajın içerisinden biz 10 tanesini sizin için seçtik!

Ilıca Plajı
Ilıca Plajı

Çeşme plajları deyince akla gelen ilk plaj şüphesiz ki Ilıca Plajı. Bembeyaz taşsız kumu, termal suyu, masmavi denizi ve manzarası ile hem yerel halk hem de ziyaretçiler tarafından favori olarak görülüyor. İsterseniz havlunuzu görütürüp kumlara sererek vakit geçirebilirsiniz, isterseniz de sahildeki işletmelerden yararlanabilirsiniz.

Altınkum Plajı
Altınkum Plajı

Altın rengi kumlarından adını alan Altınkum Plajı, soğuk su severlerin gitmek isteyecekleri güzel bir sahil. 3 kilometre uzunluğundaki sahil şeridine sahip plaj tek kelimeyle harika bir yer. Yaz aylarında oldukça kalabalık olmasına rağmen huzur dolu bir gün geçirmek isteyenler için tavsiye ediyoruz.

Ayayorgi Koyu
Ayayorgi Koyu

Çeşme’ye gidiyorsanız muhakkak Ayayorgi Koyu’na gitmeniz gerektiğini duyacaksınız. Çeşme’nin en hareketli en popüler beachlerinin bir araya geldiği bu koyda hem eğlenebileceğiniz hem dinlenebileceğiniz hem güneşin hem de denizin keyfini çıkarabileceğiniz bir alan sizi bekliyor. 

Pırlanta Plajı
Pırlanta Plajı

Çiftlikköy’de yer alan Pırlanta Plajı, dikkat çeken Çeşme plajlarından bir diğeri. Deniz sporlarıyla ilgilenenlerin özelliklede sörf yapanların sıklıkla ziyaret ettiği Pırlanta Plajı, dalgaları ve rüzgârlı havası ile kitesurf yapmak isteyenler içinde güzel bir deneyim sahası.

EN GÜZEL ÇEŞME PLAJLARI

Tatil deyince İzmir, İzmir’de plaj deyince Çeşme gelir akla ilk. Masmavi deniz, taşsız kumlar, eğlence, huzur, güneş ve aradığınız tüm yaz unsurlarının bir araya geldiği Çeşme’de gidebileceğiniz birçok plaj var ve hepsi birbirinden güzel! Eğer biraz vaktiniz varsa ve tek bir plaja bağlı kalmıyorsanız sayısız eşsiz plajın içerisinden biz 10 tanesini sizin için seçtik!

20 Haz 2017
Galeri
DÜNYANIN EN RENKLİ ŞEHİRLERİ

Birbirinden farklı yerleri gezmek, bu yerleri tanımak insanlara hem kültürel hem de felsefi açıdan çok önemli katkılar sağlıyor. Bu bağlamda farklı yerler görmek isteyen kişilerin tercihleri ise alışılagelmişin dışında kalan, hem mimari hem de kültürel olarak birbirinden farklı yerler oluyor.

Tarihi, kültürü ve yaşam şekilleri farklı olan bölgeler genellikle diğer bölgelerden sıyrılarak ziyaretçilerine çok daha renkli bir görüntü sunuyor. Bu konudaki bir diğer etken ise şehirlerin doğallığa ve insan hayatına verdikleri değerden geliyor. Rengi solmuş bir gökyüzüne bakmaktan ve kirli bir hava solumaktan bıktıysanız bu şehir tam da size göre. Rengârenk binaları ve birbirinden güzel mimarileri ile dünyanın en renkli şehirlerini şu şekilde sıralayabiliriz:

Jodhpur – Hindistan
Jodhpur – Hindistan

“Mavi Şehir” adıyla da bilinen Jodhpur (https://gezimanya.com/jodhpur), Hindistan'ın (https://gezimanya.com/hindistanRajasthan eyaletinde yer alıyor. Masmavi evleri ile uzak mesafelerden bile fark edilebilen şehir, Hindistan’ın en tarihi bölgelerinden bir tanesi. Her ne kadar kesin olarak bilinmiyor olsa da, evlerin Hint kültüründeki hiyerarşik sistem olan kast sisteminin bir sonucu olarak maviye boyandığına inanılıyor. Bölge halkının yaşlıları bu konuda rahip Brahman'ların kendilerini genel nüfustan ayırmak için evlerini maviye boyadığını söylüyor. Yakın geçmişte bu durum değişmiş olsa bile süregelen zaman içerisinde mavi evler bölgenin bir kültürü haline geldiği için sonradan yapılan evler de bu duruma uyum sağlayarak aynı mavi tonunda boyanmış.

Nyhavn – Danimarka
Nyhavn – Danimarka

Nyhavn, Danimarka’nın (https://gezimanya.com/danimarka) başkenti Kopenhag'da (https://gezimanya.com/danimarka/kopenhag) bulunan muhteşem bir sahil bölgesi. Tarihi 17. yüzyıla kadar uzanan Nyhavn’ın ortasından bir kanal geçiyor. Baltık Denizi ile Atlantik Okyanusu’nun arasında kalan Danimarka’nın bu bağlantıda şehrin en içlerine kadar ulaşılabilen deniz yolu Nyhavn’daki bu kanal. Tarihi ahşap gemilere ev sahipliği yapan kanalın her iki yanı da köy evleri, barlar, kafeler ve restoranlar ile kaplı. Nyhavn, eski zamanlarda dünyanın dört bir yanından gelen gemilerin demirlediği yoğun bir ticaret limanıydı. Bu yüzden eskiden de bu bölge barlar ve eğlence mekânları ile doluydu. Günümüzde buradaki yapılar tarihi dokusuna zarar vermeden restore edilmiş olduğu için hala daha tarihi havasını üstünde taşıyor. Kuzey Avrupa’yı gezmek isteyenlerin mutlaka ziyaret etmesi gereken bu bölge, caz müziği ve harika yiyeceklerle rahat bir ortamın keyfini çıkartmak isteyen insanlarla doludur. Nyhavn’daki en eski yapı, geçmişi 1681 yılına kadar dayanan 9 numaralı evdir. Evin tasarımı o zamanlardan günümüze dek hiç değiştirilmemiş.

Longyearbyen – Norveç
Longyearbyen – Norveç

Longyearbyen, yerleşimden biraz daha uzakta kalan, Arktik Okyanusu’ndaki Svalbard Takımadaları'nın başkentidir. Norveç’e (https://gezimanya.com/norvec) bağlı olan bu bölge bir hayli kuzeyde bulunması nedeniyle yılın neredeyse tamamında karlarla kaplı oluyor. Küçük bir kasaba olan Longyearbyen'deki renkli ve tek tip mimariye sahip karlar altındaki şehirde mükemmel bir görüntü oluşturuyor. Bu şehir Kuzey Avrupa gezilerinde mutlaka kısa süreli de olsa ziyaret edilmesi gereken güzel bir yerdir.

St. John – Kanada
St. John – Kanada

Kanada’nın (https://gezimanya.com/kanada) Newfoundland bölgesinde bulunan St. John's kasabası, merkezindeki rengarenk binaları ile biliniyor. Eğimli arazide birbirinden farklı mimarilere ve renklere sahip evleri ile göz kamaştıran bir manzaraya sahip. Renkli evlerin tarihi ise oldukça ilginç. Geçmişinden bu yana halkın geçim kaynağını balıkçılık ve bu mesleği arz eden balıkçılar genellikle geceleri karanlıkta dönüyorlarmış. Bunun sonucunda gece karanlığında evlerini kolayca tanıyabilmeleri için akıllarına evlerini farklı renklere boyamak gelmiş. Geçmişten günümüze bu fikir kültürel bir olguya dönüşmüş durumda.

DÜNYANIN EN RENKLİ ŞEHİRLERİ

Birbirinden farklı yerleri gezmek, bu yerleri tanımak insanlara hem kültürel hem de felsefi açıdan çok önemli katkılar sağlıyor. Bu bağlamda farklı yerler görmek isteyen kişilerin tercihleri ise alışılagelmişin dışında kalan, hem mimari hem de kültürel olarak birbirinden farklı yerler oluyor.

Tarihi, kültürü ve yaşam şekilleri farklı olan bölgeler genellikle diğer bölgelerden sıyrılarak ziyaretçilerine çok daha renkli bir görüntü sunuyor. Bu konudaki bir diğer etken ise şehirlerin doğallığa ve insan hayatına verdikleri değerden geliyor. Rengi solmuş bir gökyüzüne bakmaktan ve kirli bir hava solumaktan bıktıysanız bu şehir tam da size göre. Rengârenk binaları ve birbirinden güzel mimarileri ile dünyanın en renkli şehirlerini şu şekilde sıralayabiliriz:

13 Haz 2017
Galeri
DÜNYANIN EN İYİ 10 DALIŞ NOKTASI

İsterseniz dünyanın tamamını dolaşın, gezilmedik köşe, ayak basılmadık diyar bırakmayın yetmez. Çünkü su altı dünyası başlı başına bir alem. Rengarenk deniz canlılarından, tarihten kalma pek çok kalıntıya akla hayale sığmayacak tonlarca sırla gizli bu alem sadece macerapestler için değil, seyahat tutkunları için de bir derya. Biz de bunu düşünüp sizin için dünyanın en iyi dalış noktalarını derledik. 

Cocos Adası, Kosta Rika
Cocos Adası, Kosta Rika

Kosta Rika’nın (https://gezimanya.com/kosta-rika) Pasifik Okyanusu kıyısında yaklaşık 550 kilometre mesafede bulunan ada, derin sularla çevrilidir. Ada, Puntarena limanından yapılan biraz uzun bir yolculuk sonunda çok çeşitli doğa güzellikler sunmaktadır. Çekiç başlı ve beyaz uçlu köpek balıklar, resifler, onlarca mercan ve yüzlerce balık türü adanın deniz faunasını oluşturmaktadır. Milli park olan ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan ada turistlerin konaklamasına açık değildir.

Magnetic Island, Avustralya
Magnetic Island, Avustralya

Avustralya’nın (https://gezimanya.com/avustralyaTownsville şehrine 8 kilometre mesafede bulunmaktadır. İlgi çekici ve hoş bir dalış merkezi olan ada aynı zamanda eğimli ve muhafaza edilmiş plajları ile de ziyaretçiler için cazip doğal güzelliklere sahiptir. Su sıcaklığı genelde 23 ile 28 derece arasındadır. Dünyaca ünlü, 1911’de batan gemi enkazı S.S. Yongala’da ise fantastik çeşitlilikte deniz yaşamı ve mercan keşfedilebilir.

Ras Mohammed Milli Parkı, Mısır
Ras Mohammed Milli Parkı, Mısır

Ras Mohammed, Mısır’ın (https://gezimanya.com/misir) Sina Yarımadası’nın güney ucunda bulunan dünyanın en büyük sualtı milli parkıdır. Mısır’ın ilk ve en iyi korunmuş milli parkı olan Ras Mohammed, Kızıl Deniz bölgesindeki önemli dalış noktalarındandır.

Kimbe Koyu, Papua Yeni Gine
Kimbe Koyu, Papua Yeni Gine

Hint Pasifiği'ndeki mercan türlerinin yüzde 60’nın bulunduğu Kimbe, canlı çeşitliliği bakımından oldukça zengindir. Doğal güzelliklerinden dolayı popüler bir dalış noktasıdır. 860 mercan resifi balığı türünün evi olan Kimbe Koyu, insan etkisi, hava kirliliği ve küresel ısınmanın resiflerde yol açtığı hasardan dolayı koruma çalışmaları altındadır.

DÜNYANIN EN İYİ 10 DALIŞ NOKTASI

İsterseniz dünyanın tamamını dolaşın, gezilmedik köşe, ayak basılmadık diyar bırakmayın yetmez. Çünkü su altı dünyası başlı başına bir alem. Rengarenk deniz canlılarından, tarihten kalma pek çok kalıntıya akla hayale sığmayacak tonlarca sırla gizli bu alem sadece macerapestler için değil, seyahat tutkunları için de bir derya. Biz de bunu düşünüp sizin için dünyanın en iyi dalış noktalarını derledik. 

Gezimanya
Gezgin
09 Haz 2017
Galeri
İzmir Sokak Lezzetleri

İzmir’i keşfetmek, sokakları, kasaba ve köyleri, yazlık beldeleri, tarihi mekanları ile bitmiyor elbette. Çünkü İzmir’in sokak lezzetleri de bir o kadar nevi şahsına münhasır. Hal böyle olunca gün içerisinde olur da mideniz kazınır, canınız bir şeyler atıştırmak isterse bunu bir İzmirli gibi yapın istedik ve İzmir’e has sokak lezzetlerinin -birkaçını- sizin için derledik. Afiyet olsun!

İzmir’de gevreğe gevrek denir
İzmir’de gevreğe gevrek denir

Bir İzmirli’ye “gelirken simit al” derseniz ya dediğinizi anlamayacak ya da size kızacaktır. Çünkü İzmir’de simite kimse simit demez, zaten adı gevrek olan bir şeye kim neden simit desin değil mi? Zaten simit ve gevrek yapılış dolayısıyla lezzet bakımından birbirinden farklı iki şey. Dolayısıyla simit ve gevreği kıyaslamak ne kadar doğru emin değiliz. Gevrek yapılışı sırasında kızgın pekmezde bir süre pişirildikten sonra susamlanıp fırına verilir. Ayrıca isminin hakkını verecek şekilde hem daha sert hem de daha pişmiştir. Zaten İzmir’de dolaşırken “simitçi” diye bir kelime de katiyen göremezsiniz. “Gevrekçi” yazar gevrek arabalarının üzerinde. Gevrek demek İzmir demektir. Kendi içinde sarmala dönen bu tartışmayı fazla uzatmayalım, vapurla Karşıyaka’ya geçerken gevreğinizin yanına sıcacık çayınızı da alın, yolculuğun tadını çıkarmaya bakın diyip bir yere varmayacak bu tartışmaya burada noktayı koyalım.

Bir Seferad geleneği boyoz
Bir Seferad geleneği boyoz

Bir diğer İzmir klasiği olan boyozun en çok karşınıza çıkacağı semtler aynı zamanda kentin hareketli noktaları olan Alsancak, Basmane, Çankaya ve Konak olacaktır. Sefarad kökenli İspanya'dan gelen Musevilerden gelen bu kültürün tarihi 15. yüzyıla dek uzanıyor. Boyoz Ladino dilinde bollos yani börek kelimesinden geliyor. İzmir’de “Boyozcu Avram’ın boyozları bunlar” diye bir ses duyarsanız şaşırmayın. Boyozcu Avram vakti zamanında Kemeraltı’nda yaptığı boyozlarıyla nam salmış bir usta. Boyozlarının şöhreti bugün bile geçerliğini koruyor anlayacağınız. Boyoz öyle kuru kuru yenmez elbette, onu yemenin de bir adabı var. Nedir derseniz yanına aldığınız haşlanmış yumurtanızın üzerine karabiberinizi serpin ve İzmir kahvaltısının vazgeçilmezi boyozunuzu sakın soğutmayın.

Sahici kumru İzmir tulum peyniriyle yapılır
Sahici kumru İzmir tulum peyniriyle yapılır

Bir diğer ciddi tartışma konusu da kumrunun içinde ne olacağı meselesi. Çünkü İzmir kumrusu başka hiçbir yerdekine benzemez. Kumruyu kumru yapansa İzmir’den başka yerde bulamayacağınız ekmeğidir. İzmir kumrusunun içinde sosis, salam gibi malzemeler olmaz; onlar devşirmedir. Bir İzmirli’yle konuşacak olursanız size söyleyeceği şey gerçek kumrunun içinde İzmir tulum peyniri, domates ve bir adet de acı yeşil biber olacağıdır. Sonradan kaşar peynirli, sosisli, salamlısı tezgahlarda yerini almış olsa da İzmirliler için bu tarif kumru değil kömürde sandviç tarifidir. 

Ağzının tadını bilenlerin tatlısı şambali
Ağzının tadını bilenlerin tatlısı şambali

Camekanlı seyyar arabalarda karşınıza çıkması muhtemel bir diğer İzmir geleneği şambali tatlısı, görüntü olarak revaniye benzeyen fakat revaniden çok daha kıvamlı bir tatlı. İzmir dışında şambaba ismiyle bilinen bu tatlı irmikle yapılıyor. Üzerine tarçın ekleyerek taçlandırabileceğiniz şambali tatlısı ağızda bıraktığı sert ve doygun tatla meşhur. Eğer İzmir’de en iyi şambali nerede yenir diyecek olursanız, herkesin size vereceği ortak cevap ise tartışmasız  Kemeraltı Hisarönü olacaktır. Gerçi Kemeraltı İzmir’de lezzet peşinde olanların ilk uğraması gereken adres zaten. Zira ev yemekçileri de hayli meşhur. Bir bilgi olarak bu da aklınızda olsun diyelim.

İzmir Sokak Lezzetleri

İzmir’i keşfetmek, sokakları, kasaba ve köyleri, yazlık beldeleri, tarihi mekanları ile bitmiyor elbette. Çünkü İzmir’in sokak lezzetleri de bir o kadar nevi şahsına münhasır. Hal böyle olunca gün içerisinde olur da mideniz kazınır, canınız bir şeyler atıştırmak isterse bunu bir İzmirli gibi yapın istedik ve İzmir’e has sokak lezzetlerinin -birkaçını- sizin için derledik. Afiyet olsun!

02 Haz 2017
Galeri
İÇİNDEN MÜZİK GEÇEN ŞEHİRLER

Bazı şehirler vardır, onlar sadece şehir değildir. Adlarına yazılmış şarkılar vardır. Hiç gitmeseniz dahi yarattığı hisler vardır. Yeri gelir o şarkılar siz onları dinledikçe kendinizi şehrin sokaklarında dolaşıyormuş gibi hissettirir. Bu liste bu düşünceyle hazırlandı. Fakat hiç de kolay bir iş değildi bu listeyi hazırlamak. Elbette atladıklarımız, unuttuklarımız, bilerek öncelik tanıdıklarımız oldu aralarında. O yüzden ekleme yapmak serbest diyelim ve müzik başlasın.

‘Talkin’ New York’ - Bob Dylan
‘Talkin’ New York’  - Bob Dylan

Sanatçının 1962 tarihli, ‘Bob Dylan’ adlı ilk albümünün ikinci şarkısıdır. Greenwich Village’ta kafelerde çaldığı ve artık albüm anlaşması yapmaya hazır olduğu bir dönemden bahseden Bob Dylan, New York’a (https://gezimanya.com/amerika-birlesik-devletleri/new-york-city-ny) varışında yaşadığı hisleri anlatmakta ve sahneye çıkma fırsatları ararken yaşadığı zorluklardan bahsetmektedir. Albümde, Bob Dylan tarafından yazılmış iki şarkıdan birincisi olan şarkıda, Bob Dylan’ın şiirsel espri yeteneğinin erken tarihli örnekleri görülmektedir. Bir kış vakti şehre gelen Bob Dylan, şehrin üşüten soğuğundan ve yükselen binalarından söz etmektedir. İlk sahne aldığı kafede müziğinin özgün sesi yüzünden beğenilmeyen, "You sound like a hillbilly; We want folk singers here." şeklinde eleştirilen ve başka yerlerde şansını arayan Bob Dylan, şehirde yaşadığı deneyimlerinden bahsetmektedir.

‘I’ve Seen That Face Before (Libertango)’ – Grace Jones
‘I’ve Seen That Face Before (Libertango)’  – Grace Jones

Jamaika’lı şarkıcı Grace Jones’un 1981 tarihli single’ı, Astor Piazzola’nın Libertango’sunun üzerinde tekrar çalışılmış ve yorumlanmış bir versiyonudur. Grace Jones’un müzikal kariyerinin en parlak işlerinden sayılan şarkının sözleri Jones ve Barry Reynolds tarafından yazılmıştır. Paris (https://gezimanya.com/fransa/paris) gece hayatının karanlık tarafını yansıtan şarkının, İspanyolca kaydı da bulunmaktadır. Şarkı, sanatçının daha ileri tarihli ‘Nightclubbing’  albümünde de yer almıştır. Aynı zamanda klibi ile de dikkat çeken şarkı Haussmann Bulvarı’nda yağmurlu gecede, barlardan salınan Paris müziğinin tasvir ederken, gece hayatının olası insan ilişkilerinden, biraz da karanlık taraflarına değinerek bahseder.

‘With a Shout (Jerusalem)’ – U2
‘With a Shout (Jerusalem)’ – U2

İrlandalı rock grubu U2’nun 1981 tarihli ikinci stüdyo albümü ‘October’da yer almaktadır. Grubun vokalisti Bono bu albümdeki parçaları yazarken “ne hakkında yazdığını bilmeden yazdığını” ifade etmektedir. Albümde dinsel ve ruhani temaların yer aldığı iki şarkıdan biri olan diğer adıyla ‘Kudüs’, oldukça ifadeci bir vokal yorumuna sahiptir. Semavi dinlerin kutsal şehri olan Kudüs’te (https://gezimanya.com/israil/kudus-israil), İsa Mesih’e gitmek istediğinden bahsedilmektedir ve şehrin ruhani etkisinin U2’da bulduğu anlam şarkıda son derece duygusal bir şekilde ifade edilmektedir.

‘İstanbul (Not Constantinople)’ – They Might Be Giants
‘İstanbul (Not Constantinople)’ – They Might Be Giants

Sözleri Jimmy Kennedy ve bestesi Nat Simon’a ait swing tarzda bir şarkıdır. Şarkının orijinali 1954 tarihlidir. Onlarca sanatçı tarafından yorumlanmış şarkının en iyi yorumları arasında 1990 tarihli yorum ile They Might Be Giants sayılabilir. İstanbul’un Osmanlı’nın fethinden itibaren yaşadığı isim değişikliğini konu alan şarkı İstanbul’un (https://gezimanya.com/turkiye/istanbul) artık Konstantinopolis değildir der. Konstantinopolis’teki kızların artık İstanbul’da yaşadığından; ayrıca New York’un bir zamanlar New Amsterdam olduğundan da bahsedilmektedir.

İÇİNDEN MÜZİK GEÇEN ŞEHİRLER

Bazı şehirler vardır, onlar sadece şehir değildir. Adlarına yazılmış şarkılar vardır. Hiç gitmeseniz dahi yarattığı hisler vardır. Yeri gelir o şarkılar siz onları dinledikçe kendinizi şehrin sokaklarında dolaşıyormuş gibi hissettirir. Bu liste bu düşünceyle hazırlandı. Fakat hiç de kolay bir iş değildi bu listeyi hazırlamak. Elbette atladıklarımız, unuttuklarımız, bilerek öncelik tanıdıklarımız oldu aralarında. O yüzden ekleme yapmak serbest diyelim ve müzik başlasın.

Gezimanya
Gezgin
29 May 2017
Galeri
İzmir’in Mutlaka Görmeniz Gereken Köy ve Kasabaları

İzmir’in (https://gezimanya.com/izmir) şehir merkezini biliyorsunuz, yaz mevsiminde hayli popüler olan bu kentin yazlık beldelerine dair de fikir sahibisiniz diyelim. Peki kentin hala keşfedilmemiş ya da çok kişinin bilmediği köy ve kasabalarına dair ne kadar fikir sahibisiniz? Bu soruya cevap verirken kararsız kalıyorsanız, yazının devamını okuyabilirsiniz.

Germiyan Köyü
 Germiyan Köyü

İzmir’in Çeşme ilçesine bağlı Germiyan Köyü Türkiye’de Slow Food hareketine katılan ilk köy. Çeşme’nin merkezine 23 kilometre uzaklıktaki Germiyan Köyü’nden bahsetmeden evvel "slow food" nedir diye soranlara çok kısa açıklamak gerekirse, yemek kültürlerini korumayı,insan sağlığını gözeten gıda üretimini ve mevsiminde yani doğal şartlarda yetişmiş sebze meyve üretimini merkezine alan “iyi, temiz, adil” sloganıyla kaliteli, üretim sırasında doğaya zarar vermeyen ve tüketiciler ile üreticilerin erişimi konusunda adaleti gözeten bir hareketten bahsediyoruz. İtalya menşeii bu hareketin Türkiye’deki ilk temsilcisi Germiyan Köyü katkısız gıda üretimi ve geleneksel yemekleri yaşatma konusunda oldukça hassas. Her yıl ekim ayında köyde düzenlenen festival de bu amaçla ekmek yapımından, Ege otlarından yapılan yemeklere, ev yapımı sabundan, yöresel gıda ürünlerinin satışına pek çok yan etkinlik gerçekleştiriliyor. Germiyan Köyü’nün bir diğer özelliği ise köyü dolaşırken hemen her köşe başında karşınıza çıkacak beyaz duvar üzerine çizilmiş farklı çiçek figürleri. Bu desenler köyün sakinlerinden Nuran Erden’e ait. Germiyan Köyü’nün en meşhur içeceklerinden biri adaçayı. Buraya gelmişken kopanisti peyniri, pirinçli mantı, hurma zeytini gibi lezzetlerinse tadına mutlaka bakın deriz.

Bademler Köyü
Bademler Köyü

Bademler Köyü muhtemelen önceden gördüğünüz hiçbir köye benzemiyor. İzmir – Çeşme yolu üzerinde bulunan ve ayrıca Konak’tan hareket eden 320 numaralı otobüs ile de gitmenin mümkün olduğu köy, 1930’lardan beri faaliyet gösteren bir tiyatroya, neredeyse 80 yaşına girmek üzere olan bir kütüphaneye ve bir de oyuncak müzesine sahip. Bir Alevi-Tahtacı köyü Bademler, aynı zamanda Türkiye’ye Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı getiren Metin Erksan imzalı Susuz Yaz filminin de ana mekanı. Ayrıca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 2012 senesinde Türkiye’nin en temiz köyü seçilen Bademler ‘de bir de matematik öğretmeni Tufan Döleneken tarafından açılmış bir de Matematik Çiftliği bulunuyor. 2007 yılında yaşamını yitiren arkeolog Mehmet Uysal öncülüğünda kurulan Çocuk Oyuncakları Müzesi’nde çocukların eski zamanlarda oynadığı pek çok oyuncak sergileniyor. Okuma yazma oranının yüzde yüz olduğu köy varlığını sosyal ve kültürel gelişmeye adamış. Sakin ve sıcak kanlı halkının en temel geçim kaynağı ise çiçekçilik. Çeşit çeşit çiçeğin yetiştiği bu rengarenk köyde ayrıca zeytin üreticiliği de önemli yere sahip.

Sığacık
Sığacık

Türkiye’nin ilk Citta Slow’u (Yavaş Şehir) Seferihisar’a bağlı Sığacık, alabildiğine sakin, daha adımınızı atar atmaz içinize huzurun dolduğu bir sahil kasabası. İzmir’in merkezinden yaklaşık 50 dakikalık bir yolculukla erişebileceğiniz Sığacık, Alaçatı’yaysa 76 kilometre uzaklıkta. Hemen girişindeki asırlık ağacı, daracık sokakları, arnavut kaldırımları ve cumbalı evleri ile özdeşleşmiş Sığacık denize kıyısı olması sebebiyle de tercih sebebi. Sığacık’ın merkezi 16. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılmış kalesi ile meşhur. Tarihte 12 İon medeniyetinen birisi olarak da geçen Sığacık’ta söz konusu kalenin surları kalmış sadece. Fakat aslında kalenin hikayesi daha da eskiye uzanıyor. Rivayete göre kale ilk olarak Selçuklular döneminde yapılmış. Fakat zaman içerisinde hasar görmüş. Kanuni Sultan Rodos Seferi sırasında Teos Antik Şehri’nden taşınan taşlarla buranın surlarını yeniden inşa ettirip burayı deniz üssü olarak kullanmış. Sığacık’ın en önemli özelliklerinden birisi de her pazar günü kurulan Üretici Pazarı. Aklınıza gelebilecek pek çok şeyi bulabileceğiniz bu pazara bir gününüzü mutlaka ayırın deriz. Ayrıca Sığacık’ta ne yenir derdine düşmenize hiç gerek yok, zira burası aynı zamanda bir balıkçı kasabası olması sebebiyle hem taze balık ve deniz ürünleriyle hem de Ege otlarından yapılma leziz mezeleriyle meşhur.

Mordoğan
Mordoğan

İzmir’in Urla Yarımadası’nda bulunan Mordoğan, Uzunada’nın da tam karşısında yer almakta. Bilhassa Çatalkaya, Ardıç ve Ayıbalığı Kayalıkları plajlarıyla ön plana çıkan Morodoğan ismini yaklaşık 70’i bulan çeşitteki mor çiçeğinden alıyor. Aynı zamanda balıkçılığın oldukça yaygın olduğu Mordoğan’da gündoğumu ve günbatımı sırasında ufkun büründüğü kızıllı morlu görsel şölen ise görülmeye değer. Ayrıca sualtı güzellikleriyle de meşhur Mordoğan’da tüplü ve tüpsüz dalış imkanı mevcut. Eşsiz manzarası kadar doğasıyla da kendisine hayran bırakan Mordoğan bilhassa fotoğraf meraklıları ve doğa sporları düşkünleri için tercih sebebi. Mordoğan’ın bir diğer özelliği ise Ayıbalığı denilen bölgedeki deniz mağaraları. Bu mağaralar Akdeniz foklarının dünya üzerindeki en önemli üreme noktalarından biri aynı zamanda. Mordoğan’a gidip de limanındaki birbirinden lezzetli meze ve deniz ürünleriyle bilinen balık lokantalarından birine oturduğunuzda eğer mevsimindeyseniz mutlaka enginar sipariş edin. Tadına baktığınızda bunu neden söylediğimizi anlayacaksınız.

İzmir’in Mutlaka Görmeniz Gereken Köy ve Kasabaları

İzmir’in (https://gezimanya.com/izmir) şehir merkezini biliyorsunuz, yaz mevsiminde hayli popüler olan bu kentin yazlık beldelerine dair de fikir sahibisiniz diyelim. Peki kentin hala keşfedilmemiş ya da çok kişinin bilmediği köy ve kasabalarına dair ne kadar fikir sahibisiniz? Bu soruya cevap verirken kararsız kalıyorsanız, yazının devamını okuyabilirsiniz.

16 May 2017
Galeri
Dünyanın en ilginç lunaparkları

Küçük yaşlarda gitmek için ailelerimize yalvardığımız lunaparklar oldukça masumdu. Çarpışan arabalar ya da dönme dolaba binerek hayatımıza bir heyecan katarak, hayatın monotonluğundan bir nebze olsun sıyrılabiliyorduk. Bu yüzden olacak ki lunaparklar da gün geçtikçe gelişti ve artık günümüzde yetişkinlerin de sık sık uğradığı, çok ilginç ve eğlenceli lunaparklar bulunuyor. Yurtdışı gezilerinizi planlarken ziyaret edeceğiniz duraklar arasına mutlaka eklemeniz gereken dünyanın en ilginç lunaparklarını bu yazımızda sizinle paylaşıyoruz.

Disneyland, Fransa
Disneyland, Fransa

Paris’e (https://gezimanya.com/fransa/paris) giden herkesin mutlaka ziyaret ettiği duraklardan biri Disneyland. Günümüz genç kuşağının çocukluk hayallerinden biri olan lunapark, dünya genelinde lunapark deyince akla gelen ilk isimlerden birisi. Geniş bir bölgeyi kaplayan Disneyland, her yaştan insana hitap eden muazzam oyun alanlarına sahip. Marne la Vallee isimli kasabada konumlanmış olan park, Paris’in merkezine yaklaşık 30 kilometre mesafede. Walt Disney’den birçok figür göreceğiniz park alanının yanı sıra bölgede birçok restoran ve kafe de var. Eğer Paris’e bir gezi düşünüyorsanız, dünyada benzeri olmayan eğlence donanımlarına sahip olan Disneyland’a bir gününüzü mutlaka ayırmalısınız.

Beijing Happy Valley, Çin Halk Cumhuriyeti
Beijing Happy Valley, Çin Halk Cumhuriyeti

Çin (https://gezimanya.com/cin-halk-cumhuriyeti) ziyaretlerinde mutlaka ziyaret edilmesi gereken duraklardan biri Happy Valley’dir. Birçok spor dalına ait etkinlik bölgelerini de içerisinde barındıran bu eğlence merkezi, Çin’in en büyük lunaparkı. Geniş bir alan olması nedeniyle bir gününüzü ayırmalısınız. Büyük karınca tepelerine benzeyen yapıları ile alışılmışın dışında bir görüntüye sahip olan lunapark, harika temalara sahip etkinliklere sahip. Hızlı tren, maden ve hayalet temalı korku tünelleri ve yöresel etkinliklere sahip birçok seçenek var. Kapalı bölgelerinde uzay temalı etkinlik ve oyun alanları da bulunuyor. Parktaki yiyeceklerin çoğu Çin mutfağına ait, ancak Çin mutfağını sevmeyenler parktaki KFC’ye uğrayabilir. Hafta sonları oldukça kalabalık olan parkı en rahat gezebileceğiniz öğlen vakti.

Universal Studios, ABD
Universal Studios, ABD

Dünyanın en iyi parklarından biri olan Universal Studios, içerisinde lunapark ve beraberinde birçok oyun alanını barındırıyor. Amerika’nın (https://gezimanya.com/amerika-birlesik-devletleriFlorida eyaletinde bulunan Universal Studios tarafından çekilmiş birçok filmin karakterlerini ve üç boyutları gösterimlerini hizmete sunan park bir çocuğun mutlaka görmesi gereken bir yer. Çocuklara uygun senaryolar ile oldukça gerçekçi bir temaya sahip olan parkta maceradan maceraya atılabilirsiniz. Zamanın nasıl geçtiğini anlayamayacağınız bu eğlence merkezinde aynı zamanda çok sayıda restoran ve kafe de var. Gün içerisinde bölgede karnınızı doyurabilir ve eğlence merkezinde bütün gün eğlenebilirsiniz.

Europa Park, Almanya
Europa Park, Almanya

Lunapark dendiğinde dünya genelinde akla gelmesi gereken ilkler arasında Europa Park da yer alıyor. Avrupa’nın en büyük ve gelişmiş lunaparkı olan Europa Park, Almanya’nın Fransa ve İsviçre’ye sınırı olan Freiburg ( kentinin Rust kasabasında konumlanmış. Avrupa’nın en hızlı ve en uzun eğlence trenine sahip olan Çocuk Dünyası adlı bölümünün yanı sıra Minimoys Krallığı, Grimm'in Büyülü Ormanı ve Macera Dünyası gibi bölümler de var. Europa Park’ın en önemli ayrıntılarından biri de içerisinde uluslararası temasını yansıtacak şekilde Avrupa ülkelerine bölgeler ayırması. Almanya, İsviçre, İtalya, Fransa, İngiltere, Rusya, Hollanda, Yunanistan, İskandinavya, Avusturya, İzlanda, Portekiz ve İspanya ülkelerine ait bu bölgelerde adını taşıdıkları ülkelerin karakteristik özelliklerini tanıtan etkinlikler yer alıyor.

Dünyanın en ilginç lunaparkları

Küçük yaşlarda gitmek için ailelerimize yalvardığımız lunaparklar oldukça masumdu. Çarpışan arabalar ya da dönme dolaba binerek hayatımıza bir heyecan katarak, hayatın monotonluğundan bir nebze olsun sıyrılabiliyorduk. Bu yüzden olacak ki lunaparklar da gün geçtikçe gelişti ve artık günümüzde yetişkinlerin de sık sık uğradığı, çok ilginç ve eğlenceli lunaparklar bulunuyor. Yurtdışı gezilerinizi planlarken ziyaret edeceğiniz duraklar arasına mutlaka eklemeniz gereken dünyanın en ilginç lunaparklarını bu yazımızda sizinle paylaşıyoruz.

Gezimanya
Gezgin
16 May 2017
Galeri
Dünyanın En Tuhaf Müzeleri

İnsanların hoş vakit geçirmek, yeni birtakım bilgiler öğrenmek amacıyla ideal bir etkinlik olarak gittikleri müzeler, bazen ziyaretçilerini düşündürmenin yanı sıra şaşırtabiliyor da. Kimi müze içinde erotik sanat koleksiyonunu, kimi ise kadavraları barındırıyor. Yapılan araştırmalara göre dünyanın en tuhaf 10 müzesi Rusya, Almanya ve Amerika gibi ülkelerde yer almaktadır.
 

Dünyanın En Tuhaf Müzeleri

1-İnsanlık Müzesi

Almanya’da bulunan İnsanlık Müzesi dünyanın en tuhaf müzeleri arasında yer almaktadır. Müzeyi tuhaf yapan şey ise sırlarla dolu insan bedeninin gözler önüne serilmesidir. Burada kullanılan modellerin tamamı öldükten sonra vücutlarını araştırmalar için bağışlayan insanlardan oluşmaktadır. Amacının eğitim ve aydınlanma olduğu müzenin kurucu ismi Gunther Von Hagens. Bugüne kadar yaklaşık olarak 15 milyon kişinin ziyaret ettiği müzede Hangers, vücut parçalarını seneler boyunca çürümeden nasıl muhafaza ettiğini ziyaretçilere detaylı olarak anlatıyor.

www.gezimanya.com/Ulkeler/almanya

Dünyanın En Tuhaf Müzeleri

2- İşkence Müzesi

Geçmişte insanlara acı çektirmek için kullanılan her türlü işkence aletinin bulunduğu İşkence Müzesi, Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da ziyaretçilerine ev sahipliği yapmaktadır. Loş ve korkutucu koridorları olan bu müzede,  engizisyon sehpaları, çeşitli boyutlarda kesici aletler, giyotin ve kafatası kırıcılar bulunmaktadır. Kol-bacak kesme ve germe aletleri, su işkence yeri, cinsel organ germe ve sökme aletleri gibi birçok ürkütücü aletin ve yerin bulunduğu bu müzede bu aletlerin tarihçesi ve kullanım amaçları görülebilir. Yılın belirli günlerinde müzenin tanıtımı bu aletlerin görevlilere takılmasıyla yapılmakta ve korkutuculuğu bir kat daha arttırmaktadır.

www.gezimanya.com/SehirDetaylari/amsterdam
 

Dünyanın En Tuhaf Müzeleri

3-Erotik Sanat Müzesi

İsmi oldukça ilginç olan bu müzenin içinde sergilenen eserler de bir hayli ilginç. Dünyanın en büyük erotik sanat koleksiyonuna sahip Dünya Erotik Sanat Müzesi (The World Erotic Art Museum) Miami'de South Beach'te bulunmaktadır. Müzeyi ilginç yapansa Erotik Sanat Müzesi, dünyanın en büyük erotik sanat koleksiyonuna sahip olmasıdır. , heykel, duvar halılarının sergilendiği müzenin sahibesi hayatı boyunca erotik sanat üzerine akademik araştırmalar yapmış 71 yaşındaki Naomi Wilzig. Naomi Wilzig, yaptığı yolculuklarla koleksiyonunu genişletmiş ve sonrasında müzeye dönüştürmüş.

www.gezimanya.com/Ulkeler/amerika-birlesik-devletleri

Dünyanın En Tuhaf Müzeleri

4-Hamamböceği Müzesi

Hamamböceklerinin farklı tasarımlarını görmek isteyenler için Hamamböceği Müzesi oldukça ideal. Müze, Amerika’nın Texas eyaletinde bulunuyor. Müzenin kurucu ismi  böcek ilaçlama uzmanı olan Michael Bohdan. Müzede binlerce hamamböceği sanatı’na rastlamak mümkün. Hamamböceklerinin her birine isim takan Michael Bohdan, böceklerinin kimisini plaj ortamına kimisini de giydirip mini piyanonun başına oturtmuş.
 

Dünyanın En Tuhaf Müzeleri

İnsanların hoş vakit geçirmek, yeni birtakım bilgiler öğrenmek amacıyla ideal bir etkinlik olarak gittikleri müzeler, bazen ziyaretçilerini düşündürmenin yanı sıra şaşırtabiliyor da. Kimi müze içinde erotik sanat koleksiyonunu, kimi ise kadavraları barındırıyor. Yapılan araştırmalara göre dünyanın en tuhaf 10 müzesi Rusya, Almanya ve Amerika gibi ülkelerde yer almaktadır.
 

Sayfalar