Google+

Galeriler

Galeriler
image_placeholder
Gezgin
11 Eyl 2016
Galeri
1. Anthony Quinn Bay
1. Anthony Quinn Bay

1961 yapımlı Navarro’nun Topları filmini çekilirken bu koya aşık olan Anthony Quinn, filmden yıllar sonra da buraya gelmeye devam etmiş, hatta bu koyun müptelası olmuş. Siz de bu koya gelip de kayalıkların arasından ayağınızı denize uzattığınız da ünlü aktöre katılmadan edemeyeceksiniz. Yalnız lütfen ayağınızla beraber fotoğraf çekmeyin, modası geçeli çok oldu. Lütfen! :)

2.Şövalyeler Sokağı’nda Yürümek
2.Şövalyeler Sokağı’nda Yürümek

Minik çakıl taşlı yolu ve sağlı sollu tarihi binalarıyla Üstatlar Sarayı’ndan eski kentin kapısına kadar giden Şövalyeler Sokağı’nda yürürken sanki her köşebaşından bir atlı şövalye çıkacakmış gibi hissedeceksiniz.

3.Müslüman Mahallesini Ziyaret Etmek
3.Müslüman Mahallesini Ziyaret Etmek

Rodos uzun yıllar Osmanlı topraklarında kaldı. Haliyle de eski kentin içinde bir Müslüman mahallesi, o mahallede de tarihi camiler var. Camilerin ve diğer binaların bir kısmı zaman içinde hasar görmüş olsa da özellikle Kanuni Sultan Süleyman Cami mutlaka görülmesi gereken bir yer.

4.Tarihi Casino Rodos’ta Konaklamak
4.Tarihi Casino Rodos’ta Konaklamak

100 yıl once Yunan adaları İtalyan işgali altındayken İtalyanlar’ın yaptırdığı bu eski otelin asıl ismi Grande Albergo delle Rose, yani Türkçe mealiyle “Güllü Büyük Otel”. Odanızdaki dekordan tutun, yemek salonundaki freske kadar herşey tarihten bir parça. Otelde Winston Churchill’den Papandreu’ya kadar herkes kalmış. 1988’de Avrupa Komisyonu Toplantısı da burada yapılmış. Ama otelin en önemli özelliklerinden biri de adanın tek casino’suna sahip olması. Biz şahsen aşkta kazananlardanız ama buraya gelmişken bir tek atıp şansınızı denemek de isteyebilirsiniz.

5.Eski kentin Ara Sokaklarında Kaybolmak
5.Eski kentin Ara Sokaklarında Kaybolmak

Üstadlar Sarayı, Müslüman Mahallesi, Arkeoloji Müzesi bitti, fotoğraflar da çekildi mi? Hah! Şimdi tam zamanı. Hemen Arnavut kaldırımlı yollardan eski kentin merkezine doğru yürüyorsunuz. Sağlı sollu hediyelik eşya dükkanlarından zeytin ağacından yapılmış küçük heykellerden, tasarım şile bezi gömleklere, şövalye zırhı replikalarından, hediyelik küçük uzo şişelerine kadar alabileceğiniz çok şey var.
 

RODOS’TA MUTLAKA YAPILMASI GEREKEN 10 ŞEY

1961 yapımlı Navarro’nun Topları filmini çekilirken bu koya aşık olan Anthony Quinn, filmden yıllar sonra da buraya gelmeye devam etmiş, hatta bu koyun müptelası olmuş. Siz de bu koya gelip de kayalıkların arasından ayağınızı denize uzattığınız da ünlü aktöre katılmadan edemeyeceksiniz. Yalnız lütfen ayağınızla beraber fotoğraf çekmeyin, modası geçeli çok oldu. Lütfen! :)

04 Eyl 2016
Galeri
Lizbon'a Gitmek İçin 10 Sebep
Lizbon'a Gitmek İçin 10 Sebep

Ilık bir Akdeniz iklimine sahip Portekiz başkenti Lizbon’u ziyaret etmek için birçok sebep var. Harika kumsalları, sayısız festivalleri, manzaraları ve mimarisi bu sebeplerden sadece birkaçı. Senede 3000 saat boyunca güneş alan ve “gün ışığı başkenti” olarak bilinen Lizbon, gezginlerin mutlaka uğraması gereken muazzam bir şehir.

Fotoğraf: http://assets.mshanken.com/wso/Articles/2015/RC_LisbonScenic_1600.jpg

1 – Cabo da Roca
1 – Cabo da Roca

Estoril kıyılarında kısa bir yürüyüşten sonra Cascais’e varılır. Buradan da sahil boyunca yürümeye devam edildiğinde ya da kiralanabilen bisikletlerle ilerlendiğinde Cape Roca’ya ulaşılır. Avrupa’nın en batıdaki noktası olarak ünlenen Cape Roca’ya uğramadan Avrupa’yı tamamen dolaşmış sayılmazsınız.

Fotoğraf: https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/5/54/Cabo_da_Roca.JPG

2 – Ucuzluk
2 – Ucuzluk

Lizbon, Avrupa’nın henüz bu yönüyle keşfedilmemiş en ucuz başkentlerinden biri. Madrid, Paris gibi başkentler gezmeye başladığınız an cebinizi yakarken Lizbon’da doyasıya eğlenip yine de çok fazla harcamadan seyahatinize devam edebilirsiniz. Burada yiyeceğiniz bir öğün yemek Paris’tekinin neredeyse üçte biri oranında daha ucuz. Yine de buranın da bir başkent olduğunu unutmamak ve fazla açılmamak gerek.

Fotoğraf: http://letzflyaway.com/wp-content/uploads/2015/07/image8.jpg

3 – Museu Nacional dos Coches
3 – Museu Nacional dos Coches

“Ulusal Fayton Müzesi” diye Türkçe’ye çevrilebilecek olan “National Coach Museum”, dünyanın en geniş kraliyet at arabası koleksiyonuna sahip müzesi. 1905 senesinde Belem’de resmi olarak açılan bu uluslar arası arenada pek bilinmeyen müze, Portekiz kraliyet ailesinin faytonlarına; kralların, kraliçelerin ve papaların kullandığı at arabalarına ev sahipliği yapıyor.

Fotoğraf: http://www.morgadioreal.com/wp-content/gallery/museu-dos-coches/gk7i1104...

4 – Sınırsız Aktiviteler
4 – Sınırsız Aktiviteler

Yapılabilecek aktivitelerin çeşitliliği bakımından bulabileceğiniz en iyi şehirlerden biri olan Lizbon’da bir yanınızda Atlantik Okyanusu var. Dolayısıyla yelken ve sörf gibi sporlar için sahile ulaşımınız çok kolay. Balıkçılık, yüzme veya sadece kumsalda güneşlenmek bile bu şehirde bir başka güzel. Bunların yanında harika rotalarıyla ve doğal güzellikleriyle de büyüleyici olan Lizbon’da yürüyüş de popüler aktivitelerden biri. Mutfağıyla dünyada gastronomi alanında yakın geçmişte çok ses getiren Lizbon’da aşçılık dersleri almak da kesinlikle önemli seçeneklerden biri.

Fotoğraf: http://www.telegraph.co.uk/content/dam/Travel/Destinations/Europe/Portug...

Lizbon'a Gitmek İçin 10 Sebep

Ilık bir Akdeniz iklimine sahip Portekiz başkenti Lizbon’u ziyaret etmek için birçok sebep var. Harika kumsalları, sayısız festivalleri, manzaraları ve mimarisi bu sebeplerden sadece birkaçı. Senede 3000 saat boyunca güneş alan ve “gün ışığı başkenti” olarak bilinen Lizbon, gezginlerin mutlaka uğraması gereken muazzam bir şehir.

Fotoğraf: http://assets.mshanken.com/wso/Articles/2015/RC_LisbonScenic_1600.jpg

29 Ağu 2016
Galeri
İÇECEKLERİYLE MEŞHUR YERLER

Bazı şehirler var ki sadece tarihi, görülecek yerleri, kültürel atmosferleri, yemekleriyle değil, içecekleriyle ünlüdürler. Bu içecekleri her içtiğinizde bu şehirler gelir aklınıza. Hatta biraz da hayransanız söz konusu içeceklere gidip yerinde içme isteği bile uyandırabilir. Bazen yemeklerin yanında tamamlayıcı bazen de tek başlarına tüketilen içecekleriyle ünlü yerleri derledik. 

ADANA - ŞALGAM
ADANA - ŞALGAM

Listenin başında tabii ki Adana ve şalgam ikilisi var. Adana sahip olduğu güzelliklerle anılan bir şehir. Fakat dürüst olmak gerekirse Adana’nın daha iddialı olduğu bir alan var: O da kebap ve şalgam! Şalgam, turpgiller ailesine ait bir bitki aslında. Bir tür pancar da diyebiliriz. Bu bitkiyle siyah havuç suyundan elde edilen şalgam suyunun acılı, acısız çeşitleri de bulunuyor. 

NİĞDE - GAZOZ
NİĞDE - GAZOZ

Niğde Gazozu için Niğde’nin simgesi desek hiç de yanlış olmaz. Frambuaz aromalı bu gazoz, sadece Niğde’de değil, Türkiye’nin pek çok şehrinde oldukça popüler. 

BREZİLYA - KAHVE
BREZİLYA - KAHVE

Brezilya, dünya kahve üretiminin neredeyse üçte birlik payına sahip bir ülke. Hal böyle olunca burada içtiğiniz kahvelerin tadı da bir başka oluyor. Brezilyalılar en çok cafezinho adını verdikleri, genelde küçük plastik fincanlarda servis edilen siyah kahve tüketiyorlar. 

BİLECİK - BOZA
BİLECİK - BOZA

Bozanın anavatanının Bilecik olduğunu biliyor muydunuz? Bozanın Osmanlı’dan yadigar bir lezzet olduğu, Bilecik’in de Osmanlı’nın kuruluş yeri olduğu düşünülürse çok da şaşırmamak gerek aslında. Boza, darı irmiği, su ve şekerden elde ediliyor. 

İÇECEKLERİYLE MEŞHUR YERLER

Bazı şehirler var ki sadece tarihi, görülecek yerleri, kültürel atmosferleri, yemekleriyle değil, içecekleriyle ünlüdürler. Bu içecekleri her içtiğinizde bu şehirler gelir aklınıza. Hatta biraz da hayransanız söz konusu içeceklere gidip yerinde içme isteği bile uyandırabilir. Bazen yemeklerin yanında tamamlayıcı bazen de tek başlarına tüketilen içecekleriyle ünlü yerleri derledik. 

Popüler Şehirler
19 Ağu 2016
Galeri
Eski Anadolu'nun Simgeleri

Anadolu coğrafyası dünya tarihinin en büyük olaylarına, kararlarına, savaşlarına, destanlarına, uygarlıklarına ve kültürlerine ev sahipliği yapmıştır. Bu bakımdan eşine rastlanmayacak bir değeri, kültür hazinesini üzerinde taşımaktadır. Paranın bulunmasından, Hıristiyanlığın yayılmasına, insanlığın kaderini değiştirecek birçok vaka bu topraklarda gerçekleşmiştir. Bunu izleyen süreçler de ondan mahrum değildir. Öyle ki günümüzde dahi Anadolu, dünya siyasetinin gidişatını belirleyen ana merkezlerden biridir. Anadolu’nun değerini ancak okuyarak, araştırarak anlayabiliriz. Üzerinde yaşadığımız toprakların ruhunu tanımak onunla bağdaşmamıza vesile olacaktır. Aşağıda Anadolu’nun Bizans’a değin taşıdığı izlerden “simgesellik” çerçevesi içerisinde bir derleme oluşturduk. Dikkatinizi çeken eserler/başlıklar olacaktır. Buradan yola çıkarak daha derin bir meraka, araştırmaya adım atabilirsiniz. Merak edin, iyi okumalar!

1. YARIMBURGAZ MAĞARALARI
1. YARIMBURGAZ MAĞARALARI

İstanbul’un kimi arkeolojik alanları sadece bulunduğu kentin değil, insanın ve yerleşim serüveninin tarihini de yakından ilgilendiren veriler sunuyor. Küçükçekmece Gölü’nün yaklaşık dört kilometre kuzeyindeki Yarımburgaz Mağaraları bunlardan biridir. Bir eğimle birbirine bağlanan, “Yukarı” ve “Aşağı” mağara olarak adlandırılan iki bölümden oluşan Yarımburgaz Mağaraları’ndan çıkarılan taş aletler, “ilkel insan” da denen atalarımızın Türkiye coğrafasında yurt edindiği ilk yerleşim olarak biliniyor.

Fotoğraf / M. Oktar Güloğlu

2. GÖBEKLİTEPE
2. GÖBEKLİTEPE

Göbeklitepe keşfedilinceye dek dinler ve inançların avcı ve toplayıcı toplulukların ardından ortaya çıktığı sanılıyordu. Göbeklitepe’yle bu değişti. Şanlıurfa’nın Örencik Köyü yakınlarındaki arkeolojik alanda meydana çıkarılan görkemli tapınaklar, bu süreçteki avcı toplulukların dünyanın bilinen en eski kült yapılarını yarattığını gösterdi.

Fotoğraf / Kerem Yücel

3. KARAİN MAĞARASI
3. KARAİN MAĞARASI

Karain Mağarası, bütün kaynaklarda “Türkiye’nin en büyük doğal mağaralarından biri” olarak tanımlanıyor. Ancak Karain’i diğer pek çok benzerlerinden ayıran, burada günışığına çıkarılan fosillerin insanlığın çok uzak ataları olan, Homo Neanderthalensis türü insanın Anadolu’da yaşamış olduğunu göstermesidir.
Antalya’nın 31 kilometre kuzeybatısındaki Döşemealtı ilçesine bağlı Yağca köyündedir. Batı Toros zinciri içindeki Katran Dağı-Çadır Tepesi’nin doğu doğru açılan Kretase Dönemi (142 milyon yıl önce – 65,5 milyon yıl önce) kalkerli kayaçların içine oyulmuştur. Deniz yükselmeleri sonucu oluşmuş geniş bir traverten ovasına bakıyor. Karain’in önünde uzanan bu ova, özellikle miyosen dönem (23,8 milyon yıl önce – 5,32 milyon yıl önce) ve pliyosen dönem (5,32 milyon yıl önce – 1,81 milyon yıl önce) boyunca şekillenmiş. Karain Mağarası, bu ovadan 130 metre kadar yüksekte, denizden yüksekliğiyse 430 metre civarında.

Fotoğraf / Fatih Özenbaş

4. ANA TANRIÇA HEYKELLERİ
4. ANA TANRIÇA HEYKELLERİ

Yaratıcılığı, cinsel birlikteliği, bereketi, doğumu ve çocuk büyütmeyi ve gelişme döngüsünü döne döne bir figür üzerinde toplayan Hititlerden Akadlara, Mısır’dan Yunan’a ve Roma’ya dek değişik halklar bu figüre “ana tanrıça” demiş. Ana tanrıçaları taşıdıkları anlamlara, simgeledikleri ya da simgesi oldukları düşünce ve duygulara, işlevlerine göre sınıflandıran sistematik ve bütünlüklü bir tipoloji çalışması henüz yok; ancak, Paleolitik çağ Venüs heykelciklerinden Meryem Ana’ya dek birbirinden çok farklı insan ve sanat figürü için bu tanım kullanılıyor.

Fotoğraf / Sinan Çakmak

Eski Anadolu'nun Simgeleri

Anadolu coğrafyası dünya tarihinin en büyük olaylarına, kararlarına, savaşlarına, destanlarına, uygarlıklarına ve kültürlerine ev sahipliği yapmıştır. Bu bakımdan eşine rastlanmayacak bir değeri, kültür hazinesini üzerinde taşımaktadır. Paranın bulunmasından, Hıristiyanlığın yayılmasına, insanlığın kaderini değiştirecek birçok vaka bu topraklarda gerçekleşmiştir. Bunu izleyen süreçler de ondan mahrum değildir. Öyle ki günümüzde dahi Anadolu, dünya siyasetinin gidişatını belirleyen ana merkezlerden biridir. Anadolu’nun değerini ancak okuyarak, araştırarak anlayabiliriz. Üzerinde yaşadığımız toprakların ruhunu tanımak onunla bağdaşmamıza vesile olacaktır. Aşağıda Anadolu’nun Bizans’a değin taşıdığı izlerden “simgesellik” çerçevesi içerisinde bir derleme oluşturduk. Dikkatinizi çeken eserler/başlıklar olacaktır. Buradan yola çıkarak daha derin bir meraka, araştırmaya adım atabilirsiniz. Merak edin, iyi okumalar!

17 Ağu 2016
Galeri
Kahveyle Kitabı Buluşturan 10 Mekan

Bana kalırsa çay sohbetle, kahve kitapla güzel. Kitap kokusu ile kahve kokusunun da en sevilen kokular arasında başı çektiğini biliriz. Gelin bu galeride bu iki kokunun buluştuğu kafeleri inceleyelim.

Kendi kitaplığınız, koltuğunuz ve kahve bardağınızdan sıkıldıysanız ya da Moda'ya, İstiklal'e, Kuzguncuk'a, Nişantaşı'na karşı kitap okumak istiyorsanız bu galerideki mekanları mutlaka not almalısınız!

Fotoğraf: http://blogimg.radikal.com.tr/Blogs/2014/12/08/kahve-dunyasi-can-yayinlari-1-4335-8587-2786.jpg

1) Filbooks
1)  Filbooks

Renklerin ve lezzetin birbiriyle uyum içinde olduğu Filbooks, Karaköy’ün en popüler mekanlarından. Onu diğer mekanlardan ayıran sadece turkuaz renkleri ve lezzetli yiyecekleri değil elbette. Fil, Karaköy’ün "okumuş" mekanı. Misafirlerine güzel yiyecek ve içeceklerin yanı sıra zengin bir kütüphane sunuyor. Üstelik hep çocuk kalanlar için sallanabilecekleri salıncakları da mevcut.
Fotoğraf:http://galeri3.arkitera.com/var/albums/Proje/fil_ic2.jpg.jpeg

2) M.O.C Nişantaşı
2) M.O.C  Nişantaşı

Mor puflara ve hayvansever, sıcakkanlı çalışanlara sahip bir mekan M.O.C. 40 çeşit başarılı kahvenin yanı sıra misafirlerine 40 çeşit kitap sunuyor. Puflara yayılıp kahve kokuları eşliğinde kitap okumak cazip geliyorsa yolunuzu en kısa zamanda Nişantaşı'na düşürmelisiniz. 
Fotoğraf:http://66.media.tumblr.com/5c7f8467f946f9a7472893b8d46139c0/tumblr_inline_nk9r3zjmdN1sik1fa.jpg
 

3) Minoa
3) Minoa

Akaretler yokuşunda bir köşe başında konumlanmış bir kitap-kafe Minoa. Mekanın çok zengin bir kitaplığı var. Kitap alışverişleriniz için birbirinden farklı seçenek sunuyor. Üstelik güzel müzikleri ve lezzetli atıştırmalıklarıyla da dikkat çekiyor. Minoa'nın ferah ortamında dilerseniz kitap okuyabilir; dilerseniz bu lezzetlerin tadına bakabilirsiniz. 
Fotoğraf: http://66.media.tumblr.com/27d8dff8e6a1bda767ab2ce709c9fdd3/tumblr_inline_nk9qt7gjbT1sik1fa.jpg
 

4) Nail Kitabevi
4) Nail Kitabevi

Kuzguncuk'un kendine has yapısı içinde ‘’modern kıraathane’’ olarak adlandırılabilecek bu mekan ana caddeyle bir sokağın kesişim noktasında duruyor. Nail Yayınları adıyla kendi kitaplarını da yayımlayan bu huzurlu yer, Kuzguncuk sahil turundan sonra uğranması gereken mekanlardan. Üstelik üst katındaki sedirlere yayılıp kitap okuma fikri de bunu daha cazip kılıyor.
Fotoğraf: https://pembedunyablog.files.wordpress.com/2015/12/img_20151019_2058591.jpg?w=624

Kahveyle Kitabı Buluşturan 10 Mekan

Bana kalırsa çay sohbetle, kahve kitapla güzel. Kitap kokusu ile kahve kokusunun da en sevilen kokular arasında başı çektiğini biliriz. Gelin bu galeride bu iki kokunun buluştuğu kafeleri inceleyelim.

Kendi kitaplığınız, koltuğunuz ve kahve bardağınızdan sıkıldıysanız ya da Moda'ya, İstiklal'e, Kuzguncuk'a, Nişantaşı'na karşı kitap okumak istiyorsanız bu galerideki mekanları mutlaka not almalısınız!

Fotoğraf: http://blogimg.radikal.com.tr/Blogs/2014/12/08/kahve-dunyasi-can-yayinlari-1-4335-8587-2786.jpg

17 Ağu 2016
Galeri
En Etkileyici Pompeii Kalıntıları

Dünya üzerinde İtalya’nın Napoli şehrinin güneydoğusunda bulunan Pompeii’deki kalıntılar kadar sürükleyici ve etkileyici bir arkeolojik alan bulmak çok zor. 79 senesinde Vezüv Yanardağı'nın patlaması ile şehri 12 metre kalınlığında kül tabakası kaplamış. Bu tabaka altına hapsettiği insanları ve şehri 1700 sene boyunca bozulmamış şekilde saklamayı başarmış. 18. yüzyıldaki kazılarda da şehir gün yüzüne çıkmış.

Fotoğraf: https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/2/29/Ruins_of_Pompeii_wit...

1 – Apollo Tapınağı
1 – Apollo Tapınağı

Pompeii şehrinin en eski yapısı olan Apollo Tapınağı, şehrin Forum’una bakıyor. Yapımına başlanan milattan önce 6. yüzyıldan milattan sonra 79’a kadar yaşanan mimari tarz değişikliklerini de yansıtan tapınaktaki orijinal bronz heykellerin birçoğu Napoli Ulusal Arkeoloji Müzesi’ne taşınmış fakat Apollo ve tanrıça Diana’nın büstü gibi birkaç önemli eserin kopyaları yerlerine yerleştirilmiş.

Fotoğraf: https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/2/2f/Pompeii_-_Temp...

2 – Vettii Hanesi
2 – Vettii Hanesi

Pompeii kalıntılarının batı bölümünde yer alan Vettii Hanesi, şehrin en iyi korunmuş Roma dönemi villalarından biri. 62 senesindeki depremden sonra yenilenmiş olan hane, birçok yeni dönem Roma tarzı freski de ziyaretçilerin önüne seriyor. Birçok odası ve genişçe avlusu ile ziyaretçilerini eğlendirme amaçlı bir hane olan Vettii Hanesi’nde hasar gören birçok yapı da aslına uygun olarak restore edilmiş ve ziyarete açık.

Fotoğraf: https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/d/d8/Ricostruzione_del_gi...(mostra_al_giardino_di_boboli,_2007)_04.JPG

3 – Lupanar
3 – Lupanar

Pompeii’in Lupanar’ı (Lupanare Grande olarak da biliniyor), şehrin çok sayıdaki genelevlerinin en büyük olanı. Forum’un doğusunda yer alan genelevde 10 adet küçük oda bulunuyor ve odalarda eskiden üzerine döşek koyulup yatak olarak kullanılmış olan tuğla platformlar bulunuyor.

Fotoğraf: http://1.bp.blogspot.com/-NCQNEQ4KdJQ/VcDvYTCdSdI/AAAAAAAAYKo/fdcgHTMxSi...

4 – Trajik Şairin Evi
4 – Trajik Şairin Evi

Pompeii’nin uzak batı bölümünde yer alan Trajik Şairin Evi, sanatsal dekorasyonlarıyla ün kazanmış. Birçok fresk ve mozaiği de barındıran bu dekorasyonlar evin küçük denebilecek boyutuna göre oldukça büyük kalıyorlar. Birkaç aktörün bir araya geldiği bir kulisi resmeden detaylı bir taban mozaiğinin de bulunması, arkeologların burasının bir şairin ya da oyun yazarının evi olduğunu düşünmelerine sebep olmuş. Evin girişine yakın bir yerdeki “cave canem” yazısı da evin vahşi bir köpek tarafından korunduğu uyarısı anlamına geliyormuş.

Fotoğraf: http://www.romansociety.org/fileadmin/images/imago/2423.jpg

En Etkileyici Pompeii Kalıntıları

Dünya üzerinde İtalya’nın Napoli şehrinin güneydoğusunda bulunan Pompeii’deki kalıntılar kadar sürükleyici ve etkileyici bir arkeolojik alan bulmak çok zor. 79 senesinde Vezüv Yanardağı'nın patlaması ile şehri 12 metre kalınlığında kül tabakası kaplamış. Bu tabaka altına hapsettiği insanları ve şehri 1700 sene boyunca bozulmamış şekilde saklamayı başarmış. 18. yüzyıldaki kazılarda da şehir gün yüzüne çıkmış.

Fotoğraf: https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/2/29/Ruins_of_Pompeii_wit...

16 Ağu 2016
Galeri
İspanya'da Mutlaka Tatmanız Gereken 10 Tapas

İspanya denince ilk olarak sanat, eğlence, futbol gelir akla ve tabii ki siesta! Peki ya İspanyol mutfağının meşhur tapaslarına ne demeli? Tapasları bizdeki mezelere benzetmek mümkün. Küçük küçük tabaklarda sıcak ya da soğuk servis edilen, kolay hazırlanan bu yiyecekler İspanyol sofralarının olmazsa olmazı. Karidesten salyangoza, kalamardan yılan balığına, mantardan et ürünlerine, ekmek üstü lezzetlerden zeytinlere uzanan genişçe bir listesi var tapasların. Biz de kısmen de olsa işinizi kolaylaştırmak adına İspanya seyahatinizde mutlaka tatmanız gereken 10 tapası derledik.

Brocheta de Langostinos
Brocheta de Langostinos

Şişte jumbo karides en çok tercih edilen tapaslardan bir diğeri. Bu güzel tapasın alametifarikası ise enfes sosu. Öyle ki karideslerin bu sosla yakaladığı uyum damaklarınızdan gidecek türden değil.

Calamares a la Romana
Calamares a la Romana

Her tapas barda kolaylıkla bulabileceğiniz bu kızartılmış kalamarlar özellikle biranın yanında tercih ediliyor. Kızartma değil de ızgara tercih ederseniz Calamares a la Plancha siparişi vermeniz gerekiyor. 

Pimientos del Padron
Pimientos del Padron

En basit anlatımıyla kızarmış yeşil biber olarak anlatabileceğimiz bu tapasın püf noktası kaya tuzuyla hazırlanması. Hazırlanması oldukça basit; ancak lezzetine diyecek söz yok. Özellikle mini yeşil biberlerden yapılan kızartmalar daha bir lezzetli.

Champinones a la Espana
Champinones a la Espana

Ana malzemesi mantar olan bu tapas için İspanyol mutfağının en efsane lezzetleri arasında başı çekiyor desek hiç de abartmış olmayız. Farklı farklı şekillerde hazırlanabiliyor. En çok tercih edileni ise mantarların içine peynir ve domuz pastırması konularak hazırlanan şekli. Bunun dışında içine bir şey konmadan, sote olarak da servis edilebiliyor. 

İspanya'da Mutlaka Tatmanız Gereken 10 Tapas

İspanya denince ilk olarak sanat, eğlence, futbol gelir akla ve tabii ki siesta! Peki ya İspanyol mutfağının meşhur tapaslarına ne demeli? Tapasları bizdeki mezelere benzetmek mümkün. Küçük küçük tabaklarda sıcak ya da soğuk servis edilen, kolay hazırlanan bu yiyecekler İspanyol sofralarının olmazsa olmazı. Karidesten salyangoza, kalamardan yılan balığına, mantardan et ürünlerine, ekmek üstü lezzetlerden zeytinlere uzanan genişçe bir listesi var tapasların. Biz de kısmen de olsa işinizi kolaylaştırmak adına İspanya seyahatinizde mutlaka tatmanız gereken 10 tapası derledik.

15 Ağu 2016
Galeri
Dünyanın En Zengin Ekosistemleri

Dünyanın ücra köşelerinde birçok harika ada var ve bu adaların birçoğunda da eşsiz flora ve fauna örnekleri bulunuyor. Bazılarında dünyanın başka hiçbir yerinde bulunamayan bitkiler ve hayvanlar yaşıyor. Bu adalar dış dünyanın etkilerine kapalı bir ortam yarattığından buradaki canlılar da fazla etkileşime uğramayıp evrim sürecinde farklı değişimler yaşıyorlar.

Fotoğraf: https://www.q-files.com/images/pages/galleries/207/ecosystems-7-with-lab...

1 – Mona Adası
1 – Mona Adası

Yer: Porto Riko

Yönetim olarak Porto Riko’ya bağlı olan Mona Adası, Mona Geçidi’nin merkezinde yer alıyor. Geçitteki üç adanın en büyüğü olan Mona’nın yanında burada Monito ve Desecheo adaları da bulunuyor. 1493 yılında Kolomb tarafından keşfedilen ada 1919’dan beri doğa koruma alanı olarak adlandırılıyor ve 50 seneden fazladır da yerleşime kapalı. Mona iguanası gibi sadece burada bulunan türlere de ev sahipliği yapan adada Kolomb öncesi dönemden kalma mağara yazıları bulmak da mümkün.

Fotoğraf: https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/d/d2/Mona_island_iguana_s...

2 – Sir Bani Yas
2 – Sir Bani Yas

Yer: Birleşik Arap Emirlikleri

Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki en büyük doğal ada olan Sir Bani Yas, 20 yılı aşkın bir süredir vahşi yaşam koruma alanı olarak görev yapıyor. Milyonlarca ağacın ekildiği ve birçok farklı türün adayla tanıştırıldığı projede geyikler, gergedanlar, zürafalar ve devekuşları da rol oynuyor. Diğer yerlerde nesli tükenmiş bir tür olan Arap antilobunun da burada 400 adet üyesi bulunuyor.

Fotoğraf: http://medias.photodeck.com/62f035ee-e46c-11e0-b3ad-cf8bb05eea4a/100319_...

3 – Lord Howe Adası
3 – Lord Howe Adası

Yer: Avustralya

Tasman Denizi’nde, Avustralya anakarasının 600 kilometre doğusunda yer alan küçük bir ada olan Lord Howe Adası’nda yaklaşık 350 insan yaşıyor ve bir defada 400’den fazla turistin adayı ziyaret etmesine izin verilmiyor. Ev sahipliği yaptığı bitki varlığının neredeyse yarısının endemik olduğu bu adada farklı bir ekosistem görmek isteyenler için her şey var.

Fotoğraf: https://www.academyofsurfing.com/files/images/SUP/LordHowellSUP%20planni...

4 – Bosavi Dağı
4 – Bosavi Dağı

Yer: Papua Yeni Gine

Papua Yeni Gine’nin Güney Yaylaları bölgesinde bulunan Bosavi Dağı, sönmüş bir volkanik dağ. 2009’da uluslararası bir bilim adamı takımı ve televizyon ekibi tarafından bölgeye yapılan gezide BBC 40’ın üzerinde bilinmeyen tür keşfetmeyi başarmış. Kraterin içine girip son patlamadan beri (200 bin senedir) soyutlanmış şekilde yaşayan orman habitatını keşfeden ekip, birçok kurbağa ve böcek türü belgelemiş.

Fotoğraf: https://smackpacker.files.wordpress.com/2013/02/p1030531a.jpg

Dünyanın En Zengin Ekosistemleri

Dünyanın ücra köşelerinde birçok harika ada var ve bu adaların birçoğunda da eşsiz flora ve fauna örnekleri bulunuyor. Bazılarında dünyanın başka hiçbir yerinde bulunamayan bitkiler ve hayvanlar yaşıyor. Bu adalar dış dünyanın etkilerine kapalı bir ortam yarattığından buradaki canlılar da fazla etkileşime uğramayıp evrim sürecinde farklı değişimler yaşıyorlar.

Fotoğraf: https://www.q-files.com/images/pages/galleries/207/ecosystems-7-with-lab...

13 Ağu 2016
Galeri
Dünyanın En İyi Metro Hatlarına Sahip Şehirler

Dünyada nüfus arttıkça daha iyi toplu taşıma sistemleri de zorunlu hale geliyor. 25 milyonluk nüfusu olan şehirlerde trafik problemini çözecek toplu taşıma sistemi de günümüz teknolojisinde metro sistemleri gibi görünüyor ve doğal olarak çoğu metropol yatırımlarını bu yönde yapıyor. Dünyadaki en büyük şehirler artık en büyük raylı ulaşım sistemlerine de sahip olmak zorundalar.

Fotoğraf: http://dreamatico.com/data_images/railway/railway-1.jpg

New York
New York

Dünyanın açık ara en uzun metro hattına sahip olan New York’da tek kişilik bilet tutarı 2,75 Dolar. 24 saat boyunca çalışan metro, bu yönden de oldukça işlevsel. 24 adet metro hattının birleşiminden oluşan bu devasa sistemde toplam 468 adet istasyon bulunuyor ve bu istasyonlarda her sene 1,8 milyar insan seyahat ediyor.

Fotoğraf: http://web.mta.info/maps/images/subway_2700x3268.jpg

Berlin
Berlin

Şehre çok iyi yayılmış bir metro sistemine sahip olan Berlin’de 10 adet hat bulunuyor ve bu hatlar üzerinde toplam 143 adet istasyon var. Hafta içinde sabah saat 4’ten gece 1’e kadar metro varken hafta sonlarında metro 24 saat boyunca çalışıyor. Tek kişilik biletin 2,7 Euro olduğu Berlin, ulaşım konusunda nispeten pahalı şehirlerden.

Fotoğraf: http://berlinmap360.com/carte/image/en/berlin-metro-map.jpg

Paris
Paris

Dünyanın her yıl en çok turist ağırlayan şehirlerinden biri olan Paris’te metro hattının gelişmemiş olması beklenemezdi. 16 hat üzerinde bulundurduğu 300 istasyonuyla Paris, oldukça ileri bir sisteme sahip. 1,8 Euro'luk tek kişilik bilet ücretiyle Avrupa şehirlerine nazaran pek de pahalı sayılmayan Paris metro ağı, her sene yaklaşık 1,3 milyar insan taşıyor.

Fotoğraf: http://www.mapametro.com/wp-content/uploads/2014/09/mapa-metro-paris-02.jpg

Londra
Londra

11 hattı ve 270 adet istasyonu ile Londra metrosu Birleşik Krallık’ın en büyük metro hattına sahip. Toplamda 400 kilometrelik bir mesafeyi kapsayan, hatta tek kişilik bilet ücreti eğer akbil benzeri Londra metro kartınız yoksa, 20 liradan fazla tutuyor. Yavaş yavaş 24 saat çalışan bir düzene geçmeye çalışan Londra’da ağustosun sonlarında doğru belli hatlarda bu sistem başlayacak.

Fotoğraf: http://cdn.londonandpartners.com/images/explorer-map/tubemap-2012-12.png

Dünyanın En İyi Metro Hatlarına Sahip Şehirler

Dünyada nüfus arttıkça daha iyi toplu taşıma sistemleri de zorunlu hale geliyor. 25 milyonluk nüfusu olan şehirlerde trafik problemini çözecek toplu taşıma sistemi de günümüz teknolojisinde metro sistemleri gibi görünüyor ve doğal olarak çoğu metropol yatırımlarını bu yönde yapıyor. Dünyadaki en büyük şehirler artık en büyük raylı ulaşım sistemlerine de sahip olmak zorundalar.

Fotoğraf: http://dreamatico.com/data_images/railway/railway-1.jpg

13 Ağu 2016
Galeri
Dünyanın En Ünlü Ağaçları

Dünyanın ünlü ağaçları sık sık değişiyor. Bir zamanlar dünyanın en yalnız ağacı sayılan ve Sahra üzerindeki kervan yollarındaki en önemli öğelerden biri olan L’arbre du Tenere (kapak fotoğrafındaki ağaç), 1973’te sarhoş bir kamyon şoförü tarafından devrilene kadar oldukça ünlüymüş. Amsterdam’daki ünlü Anne Frank ağacı da güçlü rüzgarlar sonucu birkaç sene önce devrilene kadar Amsterdam’ın önemli atraksiyonlarından biriymiş. Neyse ki dünya üzerinde hala birçok ünlü ağaç var, işte onlardan bazıları.

Fotoğraf: http://1.bp.blogspot.com/-UUs0ffCwD1Q/Vls3mIA3aeI/AAAAAAAADEA/lPeFflGdk9...

1 – Arbol del Tule
1 – Arbol del Tule

Bir Montezuma Selvisi olan ve Meksika’nın Oaxaca eyaletinin Santa Maria del Tule merkezinde bulunan Arbol del Tule, dünya üzerindeki en kalın gövdeli ağaç kabul ediliyor. Birçok destek ile dik tutulan ağaç bu yüzden daha da iri görünüyor. Ağacın gövdesi o kadar büyük ki önceden birkaç ağacın birleşimi sanılan ağacın DNA testleri sonrasında tek bir ağaç olduğu anlaşılmış.

Fotoğraf: http://www.ecoagricultor.com/wp-content/uploads/2014/03/arbol-mas-ancho-...

2 – Cotton Tree
2 – Cotton Tree

Cotton Tree (Pamuk Ağacı), Sierra Leone’nin başkenti olan Freetown’ın tarihi sembolü olma özelliği taşıyor. Efsaneye göre Cotton Tree, 1792 senesine kadar Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nda İngilizler için savaşarak özgürlüklerini kazanmış Afro-Amerikan kölelerin Freetown’a yerleşmesiyle önemli bir sembol haline gelmiş. Bu ağacın yanında bir şükran günü yemeği veren eski köleler, Tanrı’ya vatanlarına ulaştıkları için şükretmişler.

Fotoğraf: https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/0/00/Cotton_Tree_(Sierra_Leone).jpg

3 – Boab Hapis Ağacı
3 – Boab Hapis Ağacı

Batı Avustralya’da yer alan bir şehir olan Derby’nin hemen güneyinde yer alan, dar ve geniş bir ağaç olan Boab Hapis Ağacı (Boab Prison Tree) söylenenlere göre 1890'larda Avustralya Yerlileri’nden oluşan esirleri Derby’ye infaz için götürülmeden önce kilitli tutmak için kullanılmış. Günümüzde ağacı vandalizmden korumak için etrafına tel çekilmiş.

Fotoğraf: http://3.bp.blogspot.com/-dqDS1Gaj7Jo/T-cK7d4sr4I/AAAAAAAAGb4/dy1PUHKJjV...

4 – Major Meşesi (Major Oak)
4 – Major Meşesi (Major Oak)

The Major Oak (Major Meşesi), İngiltere’nin Nottinghamshire kentinde, Sherwood Ormanı’nın kalbinde bulunan devasa bir meşe ağacı. Yerel folklora göre burası Robin Hood ve yasa dışı ekibinin sığınağıymış. Ünlü ağaç 800 ila 1000 arasında bir yaşa sahip. 1790 senesinde ünlü antikacı Major Hayman Rooke bu kitabı Sherwood’un antik meşeleri arasında göstermiş ve bu yüzden ağacın adı da Major Meşesi olarak kalmış.

Fotoğraf: http://planetden.com/wp-content/uploads/2014/04/Major-Oak-Sherwood-Fores...

Dünyanın En Ünlü Ağaçları

Dünyanın ünlü ağaçları sık sık değişiyor. Bir zamanlar dünyanın en yalnız ağacı sayılan ve Sahra üzerindeki kervan yollarındaki en önemli öğelerden biri olan L’arbre du Tenere (kapak fotoğrafındaki ağaç), 1973’te sarhoş bir kamyon şoförü tarafından devrilene kadar oldukça ünlüymüş. Amsterdam’daki ünlü Anne Frank ağacı da güçlü rüzgarlar sonucu birkaç sene önce devrilene kadar Amsterdam’ın önemli atraksiyonlarından biriymiş. Neyse ki dünya üzerinde hala birçok ünlü ağaç var, işte onlardan bazıları.

Fotoğraf: http://1.bp.blogspot.com/-UUs0ffCwD1Q/Vls3mIA3aeI/AAAAAAAADEA/lPeFflGdk9...

Sayfalar