Google+

Galeriler

Galeriler
image_placeholder
Gezgin
19 Eyl 2016
Galeri
JEJU ADASI'NDA GÖRMENİZ GEREKEN 10 YER

Güney Kore’nin en büyük adası olan Jeju, bir turizm merkezi olmanın yanı sıra önemli bir etkinlik merkezidir. Ziyaretçilerine çok farklı fırsatlar sunan Jeju’da dağ yürüyüşü, bisiklet sürme, yamaç paraşütü, tüple dalış ve ata binme gibi çok çeşitli aktivitelere katılabilirsiniz. Ünlü bir balayı merkezi olarak da bilinen Jeju Adası’na geldiğinizde ailenizle veya arkadaşlarınızla harika vakit geçirebileceğiniz çok sayıda doğal ve kültürel güzellikle karşılaşacaksınız.

1. Teddy Bear Müzesi
1. Teddy Bear Müzesi

Teddy Bear hayranlarının mutlaka ziyaret etmesi gereken yerlerden biri. Jeju Teddy Bear Müzesi'nde dünyanın her yerinden getirilen binlerce teddy bear ayıcığı sergilenir. Çoğunluğu titizlikle üretilmiş el yapımı oyuncaklardan oluşan bu sergide teddy bearların kısa tarihine de göz atabilirsiniz. 

Fotoğraf: https://www.roughguides.com/wp-content/uploads/2013/04/korea6216-1680x10...
 

2. Loveland
2. Loveland

Sadece yetişkinler için ziyarete açık olan Loveland tahmin edebileceğiniz üzere cinsellik ve erotizm odaklı bir sergi alanıdır. Kadın ve erkek vücutlarına ait çeşitli çıplak heykellerin ve seks pozisyonlarının yer aldığı Loveland’daki eserlerin her biri Hongik Üniversitesi öğrencileri tarafından yapılmıştır. 

Fotoğraf: http://i.huffpost.com/gen/1240325/images/o-JEJU-LOVELAND-facebook.jpg
 

3. Jeongbang Şelalesi
3. Jeongbang Şelalesi

Jeju Adası'nın en ünlü şelalesi olan Jeongbang, Asya’nın okyanusa dökülen tek şelalesidir. Yaz aylarında rahatlamak için harika bir seçenek olan Jeongbang’ın yaklaşık 300 metre doğusunda bir başka şelale olan Sojeongbang Şelalesi bulunur. Jeongbang’ı 08.30 ve 18.00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz.

Fotoğraf: ​http://takingflights.com/wp-content/uploads/jeongbang-falls-02-1.jpg

4. Manjanggul Mağarası
4. Manjanggul Mağarası

UNESCO Dünya Mirası listesinde bulunan Manjanggul Mağarası dünyanın en uzun lav tünellerinden biridir. 2,5 milyon yıl önce şekillenmeye başlayan mağarada 70 cm uzunluğunda uzun lav dikitleri ürkütücü lav tünelleri görebilirsiniz. 13 km uzunluğundaki bu tünel mağaranın sadece 1 kilometrelik bölümü turistlerin ziyaretine açıktır. 

Fotoğraf: ​http://www.wondermondo.com/Images/Asia/SouthKorea/Jeju/Manjanggul.jpg

JEJU ADASI'NDA GÖRMENİZ GEREKEN 10 YER

Güney Kore’nin en büyük adası olan Jeju, bir turizm merkezi olmanın yanı sıra önemli bir etkinlik merkezidir. Ziyaretçilerine çok farklı fırsatlar sunan Jeju’da dağ yürüyüşü, bisiklet sürme, yamaç paraşütü, tüple dalış ve ata binme gibi çok çeşitli aktivitelere katılabilirsiniz. Ünlü bir balayı merkezi olarak da bilinen Jeju Adası’na geldiğinizde ailenizle veya arkadaşlarınızla harika vakit geçirebileceğiniz çok sayıda doğal ve kültürel güzellikle karşılaşacaksınız.

16 Eyl 2016
Galeri
Londra’nın Yeraltı İstasyonunu Kediler Bastı

Yaratıcılık ve gönüllülük kavramları yan yana gelince ortaya genellikle sıkıcı, rutin zincirinizi kıran şaşırtıcı anlar çıkıyor. Tıpkı bu çalışma gibi.

Londra’nın Yeraltı İstasyonunu Kediler Bastı

Kickstarter’da fonlanan Citizens Advertising Takeover Service (CATS) projesinin ilk ayağı Londra’da vuku buldu ve bütün istasyonun reklam panoları, duvarları ve turnikeleri kedi resimleriyle dolduruldu.

Londra’nın Yeraltı İstasyonunu Kediler Bastı

Projeyi hayata geçiren ve Kickstarter’a taşıyan grubun adı Glimpse. Bir grup arkadaşın kurduğu bu grup biraz farklılık yaratmak istiyor. İnsanların yaşadıkları dünyaya farklı bir gözle bakmalarını tabiri caizse durup biraz düşünmelerini amaçlıyor.

Londra’nın Yeraltı İstasyonunu Kediler Bastı

Şubat ayında Glimpse üyeleri oturup bir şey yapmak üzerine düşünmeye başlamışlar. Ve yapacakları şeyin satın alınan ‘’şeylerden’’ daha doyurucu daha deneyime dayanan, güzel, internette büyümeye uygun bir çalışma olmasını istemişler. Sonunda cevabı CATS’te bulmuşlar!

Londra’nın Yeraltı İstasyonunu Kediler Bastı

Şubat ayından itibaren proje Kickstarter’da 700’ü aşkın kişinin desteğini aldı.

Londra’nın Yeraltı İstasyonunu Kediler Bastı

Yaratıcılık ve gönüllülük kavramları yan yana gelince ortaya genellikle sıkıcı, rutin zincirinizi kıran şaşırtıcı anlar çıkıyor. Tıpkı bu çalışma gibi.

14 Eyl 2016
Galeri
Çin’de Bir Mağarada Yaşayan İzole Toplum

Çin’in Guizhou vilayetinde bulunan Zhongdong Köyü aslında bir mağara köy. Buranın insanları yıllardır dev bir mağaranın içerisinde yaşıyorlar.

Fotoğraf: avantgardica

Çin’de Bir Mağarada Yaşayan İzole Toplum

Miao yerlileri diye bilinen bu topluluk uzun yıllardır bu bölgede yaşıyor yani bir dağın kenarında yer alan dev mağarada. Fakat onları her şeyden kopmuş olarak düşünmeyin. Buzdolap, kaset çalar, televizyon ve aklınıza gelebilecek gerekli pek çok cihaz burada mevcut.

Fotoğraf: Carsten Peter

Çin’de Bir Mağarada Yaşayan İzole Toplum

Deniz seviyesinden 1800m yükseklikte yer alan mağaraya kısa bir süre öncesine kadar 1 saatlik zorlu bir yürüyüş dışında ulaşmak mümkün değildi. Fakat bölge ünlü olmaya başlayınca ve Çin hükümeti ‘’Çin mağara insanlarından oluşan bir topluluk değildir’’ açıklaması yapınca işin rengi değişti.

Fotoğraf: Carsten Peter
 

Çin’de Bir Mağarada Yaşayan İzole Toplum

Bölge insanları 2008’e kadar bu dev mağarada hem yaşamlarını sürdürüp hem de kendi okullarında eğitim veriyorlardı. Hatta mağaranın içine bir basketbol sahası eklemeyi bile ihmal etmemişlerdi.

Fotoğraf: metro.co.uk

Çin’de Bir Mağarada Yaşayan İzole Toplum

Okul ilk defa 1984 yılında açılmış. 8 öğretmen 186 öğrenciye ders vermiş. Eğer zamanında halk böyle bir yapılanmaya gitmiş olmasaydı çocuklar eğitim almadan hayatlarına devam edecekti. Fakat onlar krizi fırsata çevirerek mağaranın yapısından, çevrenin coğrafyasından yola çıkıp jeoloji, canlılardan örnek alıp biyoloji anlatmayı ihmal etmemişler.

Fotoğraf: Carsten Peter
 

Çin’de Bir Mağarada Yaşayan İzole Toplum

Çin’in Guizhou vilayetinde bulunan Zhongdong Köyü aslında bir mağara köy. Buranın insanları yıllardır dev bir mağaranın içerisinde yaşıyorlar.

Fotoğraf: avantgardica

image_placeholder
Gezgin
11 Eyl 2016
Galeri
1. Anthony Quinn Bay
1. Anthony Quinn Bay

1961 yapımlı Navarro’nun Topları filmini çekilirken bu koya aşık olan Anthony Quinn, filmden yıllar sonra da buraya gelmeye devam etmiş, hatta bu koyun müptelası olmuş. Siz de bu koya gelip de kayalıkların arasından ayağınızı denize uzattığınız da ünlü aktöre katılmadan edemeyeceksiniz. Yalnız lütfen ayağınızla beraber fotoğraf çekmeyin, modası geçeli çok oldu. Lütfen! :)

2.Şövalyeler Sokağı’nda Yürümek
2.Şövalyeler Sokağı’nda Yürümek

Minik çakıl taşlı yolu ve sağlı sollu tarihi binalarıyla Üstatlar Sarayı’ndan eski kentin kapısına kadar giden Şövalyeler Sokağı’nda yürürken sanki her köşebaşından bir atlı şövalye çıkacakmış gibi hissedeceksiniz.

3.Müslüman Mahallesini Ziyaret Etmek
3.Müslüman Mahallesini Ziyaret Etmek

Rodos uzun yıllar Osmanlı topraklarında kaldı. Haliyle de eski kentin içinde bir Müslüman mahallesi, o mahallede de tarihi camiler var. Camilerin ve diğer binaların bir kısmı zaman içinde hasar görmüş olsa da özellikle Kanuni Sultan Süleyman Cami mutlaka görülmesi gereken bir yer.

4.Tarihi Casino Rodos’ta Konaklamak
4.Tarihi Casino Rodos’ta Konaklamak

100 yıl once Yunan adaları İtalyan işgali altındayken İtalyanlar’ın yaptırdığı bu eski otelin asıl ismi Grande Albergo delle Rose, yani Türkçe mealiyle “Güllü Büyük Otel”. Odanızdaki dekordan tutun, yemek salonundaki freske kadar herşey tarihten bir parça. Otelde Winston Churchill’den Papandreu’ya kadar herkes kalmış. 1988’de Avrupa Komisyonu Toplantısı da burada yapılmış. Ama otelin en önemli özelliklerinden biri de adanın tek casino’suna sahip olması. Biz şahsen aşkta kazananlardanız ama buraya gelmişken bir tek atıp şansınızı denemek de isteyebilirsiniz.

5.Eski kentin Ara Sokaklarında Kaybolmak
5.Eski kentin Ara Sokaklarında Kaybolmak

Üstadlar Sarayı, Müslüman Mahallesi, Arkeoloji Müzesi bitti, fotoğraflar da çekildi mi? Hah! Şimdi tam zamanı. Hemen Arnavut kaldırımlı yollardan eski kentin merkezine doğru yürüyorsunuz. Sağlı sollu hediyelik eşya dükkanlarından zeytin ağacından yapılmış küçük heykellerden, tasarım şile bezi gömleklere, şövalye zırhı replikalarından, hediyelik küçük uzo şişelerine kadar alabileceğiniz çok şey var.
 

RODOS’TA MUTLAKA YAPILMASI GEREKEN 10 ŞEY

1961 yapımlı Navarro’nun Topları filmini çekilirken bu koya aşık olan Anthony Quinn, filmden yıllar sonra da buraya gelmeye devam etmiş, hatta bu koyun müptelası olmuş. Siz de bu koya gelip de kayalıkların arasından ayağınızı denize uzattığınız da ünlü aktöre katılmadan edemeyeceksiniz. Yalnız lütfen ayağınızla beraber fotoğraf çekmeyin, modası geçeli çok oldu. Lütfen! :)

04 Eyl 2016
Galeri
Lizbon'a Gitmek İçin 10 Sebep
Lizbon'a Gitmek İçin 10 Sebep

Ilık bir Akdeniz iklimine sahip Portekiz başkenti Lizbon’u ziyaret etmek için birçok sebep var. Harika kumsalları, sayısız festivalleri, manzaraları ve mimarisi bu sebeplerden sadece birkaçı. Senede 3000 saat boyunca güneş alan ve “gün ışığı başkenti” olarak bilinen Lizbon, gezginlerin mutlaka uğraması gereken muazzam bir şehir.

Fotoğraf: http://assets.mshanken.com/wso/Articles/2015/RC_LisbonScenic_1600.jpg

1 – Cabo da Roca
1 – Cabo da Roca

Estoril kıyılarında kısa bir yürüyüşten sonra Cascais’e varılır. Buradan da sahil boyunca yürümeye devam edildiğinde ya da kiralanabilen bisikletlerle ilerlendiğinde Cape Roca’ya ulaşılır. Avrupa’nın en batıdaki noktası olarak ünlenen Cape Roca’ya uğramadan Avrupa’yı tamamen dolaşmış sayılmazsınız.

Fotoğraf: https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/5/54/Cabo_da_Roca.JPG

2 – Ucuzluk
2 – Ucuzluk

Lizbon, Avrupa’nın henüz bu yönüyle keşfedilmemiş en ucuz başkentlerinden biri. Madrid, Paris gibi başkentler gezmeye başladığınız an cebinizi yakarken Lizbon’da doyasıya eğlenip yine de çok fazla harcamadan seyahatinize devam edebilirsiniz. Burada yiyeceğiniz bir öğün yemek Paris’tekinin neredeyse üçte biri oranında daha ucuz. Yine de buranın da bir başkent olduğunu unutmamak ve fazla açılmamak gerek.

Fotoğraf: http://letzflyaway.com/wp-content/uploads/2015/07/image8.jpg

3 – Museu Nacional dos Coches
3 – Museu Nacional dos Coches

“Ulusal Fayton Müzesi” diye Türkçe’ye çevrilebilecek olan “National Coach Museum”, dünyanın en geniş kraliyet at arabası koleksiyonuna sahip müzesi. 1905 senesinde Belem’de resmi olarak açılan bu uluslar arası arenada pek bilinmeyen müze, Portekiz kraliyet ailesinin faytonlarına; kralların, kraliçelerin ve papaların kullandığı at arabalarına ev sahipliği yapıyor.

Fotoğraf: http://www.morgadioreal.com/wp-content/gallery/museu-dos-coches/gk7i1104...

4 – Sınırsız Aktiviteler
4 – Sınırsız Aktiviteler

Yapılabilecek aktivitelerin çeşitliliği bakımından bulabileceğiniz en iyi şehirlerden biri olan Lizbon’da bir yanınızda Atlantik Okyanusu var. Dolayısıyla yelken ve sörf gibi sporlar için sahile ulaşımınız çok kolay. Balıkçılık, yüzme veya sadece kumsalda güneşlenmek bile bu şehirde bir başka güzel. Bunların yanında harika rotalarıyla ve doğal güzellikleriyle de büyüleyici olan Lizbon’da yürüyüş de popüler aktivitelerden biri. Mutfağıyla dünyada gastronomi alanında yakın geçmişte çok ses getiren Lizbon’da aşçılık dersleri almak da kesinlikle önemli seçeneklerden biri.

Fotoğraf: http://www.telegraph.co.uk/content/dam/Travel/Destinations/Europe/Portug...

Lizbon'a Gitmek İçin 10 Sebep

Ilık bir Akdeniz iklimine sahip Portekiz başkenti Lizbon’u ziyaret etmek için birçok sebep var. Harika kumsalları, sayısız festivalleri, manzaraları ve mimarisi bu sebeplerden sadece birkaçı. Senede 3000 saat boyunca güneş alan ve “gün ışığı başkenti” olarak bilinen Lizbon, gezginlerin mutlaka uğraması gereken muazzam bir şehir.

Fotoğraf: http://assets.mshanken.com/wso/Articles/2015/RC_LisbonScenic_1600.jpg

29 Ağu 2016
Galeri
İÇECEKLERİYLE MEŞHUR YERLER

Bazı şehirler var ki sadece tarihi, görülecek yerleri, kültürel atmosferleri, yemekleriyle değil, içecekleriyle ünlüdürler. Bu içecekleri her içtiğinizde bu şehirler gelir aklınıza. Hatta biraz da hayransanız söz konusu içeceklere gidip yerinde içme isteği bile uyandırabilir. Bazen yemeklerin yanında tamamlayıcı bazen de tek başlarına tüketilen içecekleriyle ünlü yerleri derledik. 

ADANA - ŞALGAM
ADANA - ŞALGAM

Listenin başında tabii ki Adana ve şalgam ikilisi var. Adana sahip olduğu güzelliklerle anılan bir şehir. Fakat dürüst olmak gerekirse Adana’nın daha iddialı olduğu bir alan var: O da kebap ve şalgam! Şalgam, turpgiller ailesine ait bir bitki aslında. Bir tür pancar da diyebiliriz. Bu bitkiyle siyah havuç suyundan elde edilen şalgam suyunun acılı, acısız çeşitleri de bulunuyor. 

NİĞDE - GAZOZ
NİĞDE - GAZOZ

Niğde Gazozu için Niğde’nin simgesi desek hiç de yanlış olmaz. Frambuaz aromalı bu gazoz, sadece Niğde’de değil, Türkiye’nin pek çok şehrinde oldukça popüler. 

BREZİLYA - KAHVE
BREZİLYA - KAHVE

Brezilya, dünya kahve üretiminin neredeyse üçte birlik payına sahip bir ülke. Hal böyle olunca burada içtiğiniz kahvelerin tadı da bir başka oluyor. Brezilyalılar en çok cafezinho adını verdikleri, genelde küçük plastik fincanlarda servis edilen siyah kahve tüketiyorlar. 

BİLECİK - BOZA
BİLECİK - BOZA

Bozanın anavatanının Bilecik olduğunu biliyor muydunuz? Bozanın Osmanlı’dan yadigar bir lezzet olduğu, Bilecik’in de Osmanlı’nın kuruluş yeri olduğu düşünülürse çok da şaşırmamak gerek aslında. Boza, darı irmiği, su ve şekerden elde ediliyor. 

İÇECEKLERİYLE MEŞHUR YERLER

Bazı şehirler var ki sadece tarihi, görülecek yerleri, kültürel atmosferleri, yemekleriyle değil, içecekleriyle ünlüdürler. Bu içecekleri her içtiğinizde bu şehirler gelir aklınıza. Hatta biraz da hayransanız söz konusu içeceklere gidip yerinde içme isteği bile uyandırabilir. Bazen yemeklerin yanında tamamlayıcı bazen de tek başlarına tüketilen içecekleriyle ünlü yerleri derledik. 

19 Ağu 2016
Galeri
Eski Anadolu'nun Simgeleri

Anadolu coğrafyası dünya tarihinin en büyük olaylarına, kararlarına, savaşlarına, destanlarına, uygarlıklarına ve kültürlerine ev sahipliği yapmıştır. Bu bakımdan eşine rastlanmayacak bir değeri, kültür hazinesini üzerinde taşımaktadır. Paranın bulunmasından, Hıristiyanlığın yayılmasına, insanlığın kaderini değiştirecek birçok vaka bu topraklarda gerçekleşmiştir. Bunu izleyen süreçler de ondan mahrum değildir. Öyle ki günümüzde dahi Anadolu, dünya siyasetinin gidişatını belirleyen ana merkezlerden biridir. Anadolu’nun değerini ancak okuyarak, araştırarak anlayabiliriz. Üzerinde yaşadığımız toprakların ruhunu tanımak onunla bağdaşmamıza vesile olacaktır. Aşağıda Anadolu’nun Bizans’a değin taşıdığı izlerden “simgesellik” çerçevesi içerisinde bir derleme oluşturduk. Dikkatinizi çeken eserler/başlıklar olacaktır. Buradan yola çıkarak daha derin bir meraka, araştırmaya adım atabilirsiniz. Merak edin, iyi okumalar!

1. YARIMBURGAZ MAĞARALARI
1. YARIMBURGAZ MAĞARALARI

İstanbul’un kimi arkeolojik alanları sadece bulunduğu kentin değil, insanın ve yerleşim serüveninin tarihini de yakından ilgilendiren veriler sunuyor. Küçükçekmece Gölü’nün yaklaşık dört kilometre kuzeyindeki Yarımburgaz Mağaraları bunlardan biridir. Bir eğimle birbirine bağlanan, “Yukarı” ve “Aşağı” mağara olarak adlandırılan iki bölümden oluşan Yarımburgaz Mağaraları’ndan çıkarılan taş aletler, “ilkel insan” da denen atalarımızın Türkiye coğrafasında yurt edindiği ilk yerleşim olarak biliniyor.

Fotoğraf / M. Oktar Güloğlu

2. GÖBEKLİTEPE
2. GÖBEKLİTEPE

Göbeklitepe keşfedilinceye dek dinler ve inançların avcı ve toplayıcı toplulukların ardından ortaya çıktığı sanılıyordu. Göbeklitepe’yle bu değişti. Şanlıurfa’nın Örencik Köyü yakınlarındaki arkeolojik alanda meydana çıkarılan görkemli tapınaklar, bu süreçteki avcı toplulukların dünyanın bilinen en eski kült yapılarını yarattığını gösterdi.

Fotoğraf / Kerem Yücel

3. KARAİN MAĞARASI
3. KARAİN MAĞARASI

Karain Mağarası, bütün kaynaklarda “Türkiye’nin en büyük doğal mağaralarından biri” olarak tanımlanıyor. Ancak Karain’i diğer pek çok benzerlerinden ayıran, burada günışığına çıkarılan fosillerin insanlığın çok uzak ataları olan, Homo Neanderthalensis türü insanın Anadolu’da yaşamış olduğunu göstermesidir.
Antalya’nın 31 kilometre kuzeybatısındaki Döşemealtı ilçesine bağlı Yağca köyündedir. Batı Toros zinciri içindeki Katran Dağı-Çadır Tepesi’nin doğu doğru açılan Kretase Dönemi (142 milyon yıl önce – 65,5 milyon yıl önce) kalkerli kayaçların içine oyulmuştur. Deniz yükselmeleri sonucu oluşmuş geniş bir traverten ovasına bakıyor. Karain’in önünde uzanan bu ova, özellikle miyosen dönem (23,8 milyon yıl önce – 5,32 milyon yıl önce) ve pliyosen dönem (5,32 milyon yıl önce – 1,81 milyon yıl önce) boyunca şekillenmiş. Karain Mağarası, bu ovadan 130 metre kadar yüksekte, denizden yüksekliğiyse 430 metre civarında.

Fotoğraf / Fatih Özenbaş

4. ANA TANRIÇA HEYKELLERİ
4. ANA TANRIÇA HEYKELLERİ

Yaratıcılığı, cinsel birlikteliği, bereketi, doğumu ve çocuk büyütmeyi ve gelişme döngüsünü döne döne bir figür üzerinde toplayan Hititlerden Akadlara, Mısır’dan Yunan’a ve Roma’ya dek değişik halklar bu figüre “ana tanrıça” demiş. Ana tanrıçaları taşıdıkları anlamlara, simgeledikleri ya da simgesi oldukları düşünce ve duygulara, işlevlerine göre sınıflandıran sistematik ve bütünlüklü bir tipoloji çalışması henüz yok; ancak, Paleolitik çağ Venüs heykelciklerinden Meryem Ana’ya dek birbirinden çok farklı insan ve sanat figürü için bu tanım kullanılıyor.

Fotoğraf / Sinan Çakmak

Eski Anadolu'nun Simgeleri

Anadolu coğrafyası dünya tarihinin en büyük olaylarına, kararlarına, savaşlarına, destanlarına, uygarlıklarına ve kültürlerine ev sahipliği yapmıştır. Bu bakımdan eşine rastlanmayacak bir değeri, kültür hazinesini üzerinde taşımaktadır. Paranın bulunmasından, Hıristiyanlığın yayılmasına, insanlığın kaderini değiştirecek birçok vaka bu topraklarda gerçekleşmiştir. Bunu izleyen süreçler de ondan mahrum değildir. Öyle ki günümüzde dahi Anadolu, dünya siyasetinin gidişatını belirleyen ana merkezlerden biridir. Anadolu’nun değerini ancak okuyarak, araştırarak anlayabiliriz. Üzerinde yaşadığımız toprakların ruhunu tanımak onunla bağdaşmamıza vesile olacaktır. Aşağıda Anadolu’nun Bizans’a değin taşıdığı izlerden “simgesellik” çerçevesi içerisinde bir derleme oluşturduk. Dikkatinizi çeken eserler/başlıklar olacaktır. Buradan yola çıkarak daha derin bir meraka, araştırmaya adım atabilirsiniz. Merak edin, iyi okumalar!

17 Ağu 2016
Galeri
Kahveyle Kitabı Buluşturan 10 Mekan

Bana kalırsa çay sohbetle, kahve kitapla güzel. Kitap kokusu ile kahve kokusunun da en sevilen kokular arasında başı çektiğini biliriz. Gelin bu galeride bu iki kokunun buluştuğu kafeleri inceleyelim.

Kendi kitaplığınız, koltuğunuz ve kahve bardağınızdan sıkıldıysanız ya da Moda'ya, İstiklal'e, Kuzguncuk'a, Nişantaşı'na karşı kitap okumak istiyorsanız bu galerideki mekanları mutlaka not almalısınız!

Fotoğraf: http://blogimg.radikal.com.tr/Blogs/2014/12/08/kahve-dunyasi-can-yayinlari-1-4335-8587-2786.jpg

1) Filbooks
1)  Filbooks

Renklerin ve lezzetin birbiriyle uyum içinde olduğu Filbooks, Karaköy’ün en popüler mekanlarından. Onu diğer mekanlardan ayıran sadece turkuaz renkleri ve lezzetli yiyecekleri değil elbette. Fil, Karaköy’ün "okumuş" mekanı. Misafirlerine güzel yiyecek ve içeceklerin yanı sıra zengin bir kütüphane sunuyor. Üstelik hep çocuk kalanlar için sallanabilecekleri salıncakları da mevcut.
Fotoğraf:http://galeri3.arkitera.com/var/albums/Proje/fil_ic2.jpg.jpeg

2) M.O.C Nişantaşı
2) M.O.C  Nişantaşı

Mor puflara ve hayvansever, sıcakkanlı çalışanlara sahip bir mekan M.O.C. 40 çeşit başarılı kahvenin yanı sıra misafirlerine 40 çeşit kitap sunuyor. Puflara yayılıp kahve kokuları eşliğinde kitap okumak cazip geliyorsa yolunuzu en kısa zamanda Nişantaşı'na düşürmelisiniz. 
Fotoğraf:http://66.media.tumblr.com/5c7f8467f946f9a7472893b8d46139c0/tumblr_inline_nk9r3zjmdN1sik1fa.jpg
 

3) Minoa
3) Minoa

Akaretler yokuşunda bir köşe başında konumlanmış bir kitap-kafe Minoa. Mekanın çok zengin bir kitaplığı var. Kitap alışverişleriniz için birbirinden farklı seçenek sunuyor. Üstelik güzel müzikleri ve lezzetli atıştırmalıklarıyla da dikkat çekiyor. Minoa'nın ferah ortamında dilerseniz kitap okuyabilir; dilerseniz bu lezzetlerin tadına bakabilirsiniz. 
Fotoğraf: http://66.media.tumblr.com/27d8dff8e6a1bda767ab2ce709c9fdd3/tumblr_inline_nk9qt7gjbT1sik1fa.jpg
 

4) Nail Kitabevi
4) Nail Kitabevi

Kuzguncuk'un kendine has yapısı içinde ‘’modern kıraathane’’ olarak adlandırılabilecek bu mekan ana caddeyle bir sokağın kesişim noktasında duruyor. Nail Yayınları adıyla kendi kitaplarını da yayımlayan bu huzurlu yer, Kuzguncuk sahil turundan sonra uğranması gereken mekanlardan. Üstelik üst katındaki sedirlere yayılıp kitap okuma fikri de bunu daha cazip kılıyor.
Fotoğraf: https://pembedunyablog.files.wordpress.com/2015/12/img_20151019_2058591.jpg?w=624

Kahveyle Kitabı Buluşturan 10 Mekan

Bana kalırsa çay sohbetle, kahve kitapla güzel. Kitap kokusu ile kahve kokusunun da en sevilen kokular arasında başı çektiğini biliriz. Gelin bu galeride bu iki kokunun buluştuğu kafeleri inceleyelim.

Kendi kitaplığınız, koltuğunuz ve kahve bardağınızdan sıkıldıysanız ya da Moda'ya, İstiklal'e, Kuzguncuk'a, Nişantaşı'na karşı kitap okumak istiyorsanız bu galerideki mekanları mutlaka not almalısınız!

Fotoğraf: http://blogimg.radikal.com.tr/Blogs/2014/12/08/kahve-dunyasi-can-yayinlari-1-4335-8587-2786.jpg

17 Ağu 2016
Galeri
En Etkileyici Pompeii Kalıntıları

Dünya üzerinde İtalya’nın Napoli şehrinin güneydoğusunda bulunan Pompeii’deki kalıntılar kadar sürükleyici ve etkileyici bir arkeolojik alan bulmak çok zor. 79 senesinde Vezüv Yanardağı'nın patlaması ile şehri 12 metre kalınlığında kül tabakası kaplamış. Bu tabaka altına hapsettiği insanları ve şehri 1700 sene boyunca bozulmamış şekilde saklamayı başarmış. 18. yüzyıldaki kazılarda da şehir gün yüzüne çıkmış.

Fotoğraf: https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/2/29/Ruins_of_Pompeii_wit...

1 – Apollo Tapınağı
1 – Apollo Tapınağı

Pompeii şehrinin en eski yapısı olan Apollo Tapınağı, şehrin Forum’una bakıyor. Yapımına başlanan milattan önce 6. yüzyıldan milattan sonra 79’a kadar yaşanan mimari tarz değişikliklerini de yansıtan tapınaktaki orijinal bronz heykellerin birçoğu Napoli Ulusal Arkeoloji Müzesi’ne taşınmış fakat Apollo ve tanrıça Diana’nın büstü gibi birkaç önemli eserin kopyaları yerlerine yerleştirilmiş.

Fotoğraf: https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/2/2f/Pompeii_-_Temp...

2 – Vettii Hanesi
2 – Vettii Hanesi

Pompeii kalıntılarının batı bölümünde yer alan Vettii Hanesi, şehrin en iyi korunmuş Roma dönemi villalarından biri. 62 senesindeki depremden sonra yenilenmiş olan hane, birçok yeni dönem Roma tarzı freski de ziyaretçilerin önüne seriyor. Birçok odası ve genişçe avlusu ile ziyaretçilerini eğlendirme amaçlı bir hane olan Vettii Hanesi’nde hasar gören birçok yapı da aslına uygun olarak restore edilmiş ve ziyarete açık.

Fotoğraf: https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/d/d8/Ricostruzione_del_gi...(mostra_al_giardino_di_boboli,_2007)_04.JPG

3 – Lupanar
3 – Lupanar

Pompeii’in Lupanar’ı (Lupanare Grande olarak da biliniyor), şehrin çok sayıdaki genelevlerinin en büyük olanı. Forum’un doğusunda yer alan genelevde 10 adet küçük oda bulunuyor ve odalarda eskiden üzerine döşek koyulup yatak olarak kullanılmış olan tuğla platformlar bulunuyor.

Fotoğraf: http://1.bp.blogspot.com/-NCQNEQ4KdJQ/VcDvYTCdSdI/AAAAAAAAYKo/fdcgHTMxSi...

4 – Trajik Şairin Evi
4 – Trajik Şairin Evi

Pompeii’nin uzak batı bölümünde yer alan Trajik Şairin Evi, sanatsal dekorasyonlarıyla ün kazanmış. Birçok fresk ve mozaiği de barındıran bu dekorasyonlar evin küçük denebilecek boyutuna göre oldukça büyük kalıyorlar. Birkaç aktörün bir araya geldiği bir kulisi resmeden detaylı bir taban mozaiğinin de bulunması, arkeologların burasının bir şairin ya da oyun yazarının evi olduğunu düşünmelerine sebep olmuş. Evin girişine yakın bir yerdeki “cave canem” yazısı da evin vahşi bir köpek tarafından korunduğu uyarısı anlamına geliyormuş.

Fotoğraf: http://www.romansociety.org/fileadmin/images/imago/2423.jpg

En Etkileyici Pompeii Kalıntıları

Dünya üzerinde İtalya’nın Napoli şehrinin güneydoğusunda bulunan Pompeii’deki kalıntılar kadar sürükleyici ve etkileyici bir arkeolojik alan bulmak çok zor. 79 senesinde Vezüv Yanardağı'nın patlaması ile şehri 12 metre kalınlığında kül tabakası kaplamış. Bu tabaka altına hapsettiği insanları ve şehri 1700 sene boyunca bozulmamış şekilde saklamayı başarmış. 18. yüzyıldaki kazılarda da şehir gün yüzüne çıkmış.

Fotoğraf: https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/2/29/Ruins_of_Pompeii_wit...

16 Ağu 2016
Galeri
İspanya'da Mutlaka Tatmanız Gereken 10 Tapas

İspanya denince ilk olarak sanat, eğlence, futbol gelir akla ve tabii ki siesta! Peki ya İspanyol mutfağının meşhur tapaslarına ne demeli? Tapasları bizdeki mezelere benzetmek mümkün. Küçük küçük tabaklarda sıcak ya da soğuk servis edilen, kolay hazırlanan bu yiyecekler İspanyol sofralarının olmazsa olmazı. Karidesten salyangoza, kalamardan yılan balığına, mantardan et ürünlerine, ekmek üstü lezzetlerden zeytinlere uzanan genişçe bir listesi var tapasların. Biz de kısmen de olsa işinizi kolaylaştırmak adına İspanya seyahatinizde mutlaka tatmanız gereken 10 tapası derledik.

Brocheta de Langostinos
Brocheta de Langostinos

Şişte jumbo karides en çok tercih edilen tapaslardan bir diğeri. Bu güzel tapasın alametifarikası ise enfes sosu. Öyle ki karideslerin bu sosla yakaladığı uyum damaklarınızdan gidecek türden değil.

Calamares a la Romana
Calamares a la Romana

Her tapas barda kolaylıkla bulabileceğiniz bu kızartılmış kalamarlar özellikle biranın yanında tercih ediliyor. Kızartma değil de ızgara tercih ederseniz Calamares a la Plancha siparişi vermeniz gerekiyor. 

Pimientos del Padron
Pimientos del Padron

En basit anlatımıyla kızarmış yeşil biber olarak anlatabileceğimiz bu tapasın püf noktası kaya tuzuyla hazırlanması. Hazırlanması oldukça basit; ancak lezzetine diyecek söz yok. Özellikle mini yeşil biberlerden yapılan kızartmalar daha bir lezzetli.

Champinones a la Espana
Champinones a la Espana

Ana malzemesi mantar olan bu tapas için İspanyol mutfağının en efsane lezzetleri arasında başı çekiyor desek hiç de abartmış olmayız. Farklı farklı şekillerde hazırlanabiliyor. En çok tercih edileni ise mantarların içine peynir ve domuz pastırması konularak hazırlanan şekli. Bunun dışında içine bir şey konmadan, sote olarak da servis edilebiliyor. 

İspanya'da Mutlaka Tatmanız Gereken 10 Tapas

İspanya denince ilk olarak sanat, eğlence, futbol gelir akla ve tabii ki siesta! Peki ya İspanyol mutfağının meşhur tapaslarına ne demeli? Tapasları bizdeki mezelere benzetmek mümkün. Küçük küçük tabaklarda sıcak ya da soğuk servis edilen, kolay hazırlanan bu yiyecekler İspanyol sofralarının olmazsa olmazı. Karidesten salyangoza, kalamardan yılan balığına, mantardan et ürünlerine, ekmek üstü lezzetlerden zeytinlere uzanan genişçe bir listesi var tapasların. Biz de kısmen de olsa işinizi kolaylaştırmak adına İspanya seyahatinizde mutlaka tatmanız gereken 10 tapası derledik.

Sayfalar