3. Kez Kuşatılması Gereken Viyana

Avusturya’nın başkenti, gezimizin 3. durağı olan Viyana’dayız. İlk olarak Stephansplatz’da bulunan şehrin önemli simgesi durumuna gelmiş Aziz Stefan Katedrali diğer bir adıyla Stephansdom’a gidiyoruz.

Gotik mimarisiyle bir hayli dikkat çekici olan katedralin önünde şehre nostaljik hava katan faytonlar bulunuyor, dilerseniz şehirde faytonlarla kısa bir gezi yapabiliyorsunuz. Aynı zamanda katedralin içine girmek mümkün, biz girdiğimizde ayin yapılıyordu, izlemek için sıralara oturduk ve fark ettik ki yanımızdakiler de Türk'müş, hayat bazen sürprizlerle dolu :) Ayinden sonra katedrali gezip Viyana sokaklarına akıyoruz.

Aziz Stefan Katedrali

Katedralin hemen ilerisinde şehrin ünlü caddelerinden biri olan Graben Caddesi bulunuyor, bu caddeyi ünlü yapan şeylerden biri Veba Sütunu’nu bulunduruyor olması. Veba Sütunu Viyana’da yaşanmış olan veba salgınına ithafen yapılmış barok mimariye sahip bir yapı.

Graben Caddesi ve Veba Sütunu

Yakınlarda metro istasyonu bulup metroyla Viyana Parlamento Binası’nın olduğu Dr. Karl Renner Ring’e gidiyoruz. Oldukça gösterişli bir yapı olan Parlamento Binası birçok konferans ve toplantıya ev sahipliği yapmakta.

Viyana Parlamento Binası

Gerek büyük sütunları gerekse binaya çıkan yolun kıvrımı binaya olan beğeniyi bir kat daha artırıyor. Gittiğimizde Parlamento’nun önündeki alanda bir grup genç bir araya toplanmış, sessizce oturarak protesto yapıyorlardı, ne için yaptıklarını merak ettik ama olaya bir hayli odaklandıkları için sessizliği bozmak istemediğimizden sormadık. Umarım bu grubun suskunluğu asaletindendir :)

Viyana Parlamento Binası

Birçok turist burayı ziyaret etmek için gelmişken Japon bir grupla tanışıp fotoğraf çekiliyoruz :)

Fotoğraf faslından sonra yürüme mesafesinde olan Viyana Belediye Binası’nı yani Rathaus’u görmeye gidiyoruz.Parlamento Binası’ndan daha ilgi çekici bir binayla karşılaşıyoruz.

İnsanın belediye binası olduğuna inanası gelmiyor bu yapıyı görünce, buradan bile Viyana’nın ne kadar zengin bir mimariye sahip olduğunu anlayabiliyoruz. Belediye Binası’nın arkasında yeşillik bir alan mevcut,hem orada yaşayan halk hem de turistler çimlere yayılıp dinleniyorlar. Biz de bir hayli yol yürüdüğümüz için bu fırsatı kaçırmayıp hemen yayılıyoruz.

Viyana Belediye Binası

Çevrede gezinirken bir nevi konsey toplantısı yapılacakmış gibi görünen taştan yapma bu yapıya rastlıyoruz ve arkadaşlarla aramızda kısa bir toplantı yapıyoruz, arkadaki arkadaşımız da adeta bir ev sahibi sıcaklığıyla ağırlıyor bizi :)

Burada da biraz soluklandıktan sonra Belediye Binası’nın ön tarafına geçiyoruz. Binanın önüne dev bir ekran kurulmuş ve bir çok sandalye dizilmiş olduğunu görüyoruz. Daha sonra halka açık film festivali için kurulmuş olduğunu öğreniyoruz. Gerçekten harikulade bir hizmet olmuş Viyana halkı için. Sanatsal faaliyetler açısından aktif bir şehir olduğunu bir kez daha kanıtlıyor bize. Her ne kadar film festivaline katılamasak da çok hoş bir organizasyon olacağını hayal edebiliyoruz bu boş arenaya bakarak.

Rathaus, Film Festival Alanı

Festival alanının hemen ilerisinde caddeye yayılmış masa ve sandalyelerle donatılmış, çiçeklerle süslenmiş çok hoş kafeler çarpıyor gözümüze. Sanırım yurt dışının en sevdiğim ve beğendiğim özelliği cafe anlayışı. Kapalı bir mekana tıkılıp kalmak yerine sokaklarla bütünleşmiş, ferah mekanların olması insana ayrı bir huzur veriyor. Biz de biraz huzur bulmak hem de soğuk bir şeyler içip rahatlamak adına bu kafelerden birine oturuyoruz.

Güler yüzlü bir hanımefendi bizi karşılıyor ve siparişlerimizi veriyoruz, hepimiz farklı bir şey denemek isterken aramızdan bir arkadaş ısrarla çay istiyor, ya arkadaşımızın kendini ifade edemeyişi ya da garsonumuzun olayı netleştirememiş olmasından ötürü kocaman bir çaydanlığın içinde değişik otlardan yapılmış bir karışım geliyor :) Önerim şu; yurt dışına adım attığınız an demli çayı Türkiye’de bırakmalısınız :)

Viyana sokakları

Kısa molamızın ardından Viyana’nın birbirinden güzel sokaklarını geziyoruz, her sokak birbirinden güzel ve adeta binaların mimarileri birbiriyle yarışıyor gibi. Tüm bu güzelliğin içinde kaybolası geliyor insanın derken bi ara kaybolur gibi oluyoruz. Çünkü su almak için market arayışı içine girdik ama bir kadından edindiğimiz bilgiye göre yakın çevrede yokmuş, olsa bile çoktan kapanmış olduğunu söylüyor bize. Bu soruyu yönelttiğimizde saat 17 civarıydı.

Viyana’da marketler devlet dairesi mesai saatlerine uyuyor herhalde yoksa bu kadar erken kapanmasının başka bir açıklaması olamaz :) Demek ki Viyana’da yaşayacaksak market alışverişlerini bir gün önceden eksiksiz olarak yapmamız gerekiyor. Neyse ki erken davranıp magnetimi önceden aldım ve bu güzel hatırayla yoluma devam ediyorum.

Etiketler

Demet Karaismailoğlu

Yazar Hakkında

Demet Karaismailoğlu

Ve benim en beğendiğim yer henüz gezmemiş olduğumdur.