700 Yıllık Bir Osmanlı Köyü: Cumalıkızık

Yine sabahın erken saatlerinde yollardayız. Bu kez Bursa için saat 4’te düştük yollara. Planlar günler öncesinden yapıldı, her noktanın kilometresi hesaplandı. Her gezi öncesi içimde beliren o heyecanla bindik arabamıza. İlk durağımız 700 yıllık bir Osmanlı Köyü: Cumalıkızık

Adından da anlaşıldığı üzere Cumalıkızık bir Kızık köyü, adındaki Cumalı kısmı içinse 2 çeşit rivayetten bahsediliyor. Birincisi o dönemde Kızık köylerindeki halkın cuma namazı kılma yeri olarak burasını kullanması, ikincisi ise kuruluş gününün Cuma olması sebebiyle bu ismin verildiği yönünde.

Köyün girişinde araçlar otoparka yönlendiriliyor, buradan köy meydanına çıkıyoruz. Köy meydanında köylülerin yapıp satışa sunduğu ürünlerin sergilendiği tezgahlar kurulmuş. Alınabilecek ufak tefek hediyelik eşyalar var.

Şansımıza bugün yağışlı Bursa ama yağmur ziyaretçileri engelleyememiş hayli kalabalık. Bu kalabalıktan ayrılıp köyün yukarısına doğru çıkıyoruz. İşte buralarda çıt çıkmıyor, sessiz sakin, sadece yağmur damlalarının sesini işitiyoruz.Yan yana sıralanmış evler genelde 2 ve 3 katlı, malzeme olarak taş ve kerpiç kullanılmış. Ne kadar hoş bu tarihi dokuda kaybolmak!

Renk renk evler ve taş döşenmiş dar sokaklar… İşte UNESCO tarafından Dünya Mirası listesine alınan Cumalıkızık’ın, klasikleşmiş görüntüsü bu.

Cumalıkızık’a günübirlik uğradık biz, ancak konaklamak isteyenler için köyün içerisinde pansiyonlar var ayrıca yemek yiyebilecek kafeler de mevcut. Sıcak, doğal bir yer burası ama gelip birkaç gün kalmak sıkıcı olabilir. Çünkü köy küçük, burada kalmak yerine Bursa’da kalıp Bursa çevresini günübirlik dolaşmak yerinde olabilir tabi vaktiniz bolsa Cumalıkızık için de bol bol zaman ayırabilirsiniz ama benim bol vaktim olsaydı da bu hakkı Bursa’da gönlümü çalan zeytin güzeli Trilye’de kullanırdım. Tercih sizin.

Trilye ve Gölyazı notlarında görüşmek üzere…

Tuğba CEBECİ BENLİ

Yazar Hakkında

Tuğba CEBECİ BENLİ

hayat gezince güzel.. bide sevince..en güzeli de sevdiğinle gezince :)