Google+

Arama formu

ADADA HAYAT BİR BAŞKA GÜZEL: MAUI ADASI

7.30’du uyandığımda. Bomba gibi uyanıp kendimi sahile attım. Koştum, koştum, koşarak gittim, yüzerek geri döndüm... Bunu her gün yapabilsem keşke. Doğada koşarak, yüzerek güne başlamak... Hayali bile yaşam enerjimi katlıyor. Bazı kumlarda kolay yürünür bazılarında zor yürünür ya, işte burası bata çıka yürünen türden. Haliyle yarım saatlik bu koşu ya da tabiri caizse kumlarla mücadele bir hayli yoruyor adamı.

Önce aç karnına meyve, sonra da sevgilimle kahvaltı... Kahvaltımızı sindirdikten sonra beraber sahilin yolunu tutuyoruz.

"Seni görebileceğim yerde yüz. Görüş alanımdan çıkma. Fazla uzaklaşma. Buralarda oyna."

Ben şu köpekbalığı meselesini fazla abartıyorum galiba. Hani anneler çocuklarına derler ya, fazla uzaklaşma, gözümün önünde oyna diye. İşte benimki de aynı hesap. Sevgilime devamlı öyle şeyler söylüyorum. Çünkü o su kuşudur, sudan çıkmasın, karşıda ada varsa oraya kadar yüzüp yüzemeyeceğini hesaplasın, hayal etsin. Öyledir. Dolayısıyla ben de endişe çanağı... "Seni görebileceğim yerde yüz" diye tembihliyorum. "Görüş açımdan çıkma, beni korkutma, köpekbalıkları var, lütfen çok açılma" diyorum.

O yüzüyor, ben radarları açıyorum. Baktım sözümü dinliyor, dikkatim dağılıyor. Bir seyler okumaya girişiyorum. Sonra bir de bakıyorum, bu görünürlerde yok ve önümde, gözümün alabildiğine bomboş bir okyanus... Ayy içimi bir sıkıntı basıyor. Başlıyorum kafamda kurmaya… Kesin bir köpekbalığı bunu bacağından kaptı, çok ilerilere götürdü, orada yiyor. Yoksa bu kadar zaman nefessiz kalacak değil ya, nerde bu?
Bir panik, bir panik, ağlamaklı oluyorum, bir boş boş bakıyorum etrafıma... Ne yapacağım ben?

Sonra bir de bakıyorum salına salına geliyor kenardan, sahilden. Meğer paralel yüzmüş, taaa bilmem nereye kadar gitmiş oradan da yürüyerek dönüyormuş. Rahatlıyorum. Aman iyi bari. Olsun ben yine de fırçamı çekiyorum.

Bu arada, bu köpekbalığı takıntımla sevgilimi fazla korkuttum galiba. Küpe olmuş kulağına söylediklerim. Öyle çok uzaklara gidememiş. Zaten bir ara denizin içinde böyle yılan gibi bir şey görmüş, hemen çıkmış. Ondan yürüyerek geliyormuş...

Honolulu (Hawaii) şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Otel yerine ev kiralamak isterseniz Aloha Spirit Inc, East side of Hanama Bay, Diamond Head, Brand new private room güzel bir seçim olacaktır. Bunlardan en iyileri Diamond On Diamond Head, Marine Surf Waikiki 14th Floor, Waikiki Ala Moana 1 bedroom Condo. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz Aloha Spirit Inc, Paradise at Ehupua, Waikiki Historical Heritage Home gibi otelleri tercih edebilir ya da daha ekonomik alternatifler isterseniz healing hawaii ocean bay, healing hawaii ocean bay 2, Aloha Spirit Inc tesislerini deneyebilirsiniz. Bir de booking.com'un Honolulu (Hawaii) aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.

Bugün öğleden sonra adayı keşfe çıktık... Şöyle Hawaii'ye yakışan şortlar, bikiniler, pareolar ve parmak arası terlikler aldık.

MAUI'YI KEŞFE ÇIKTIK

Honolulu (Hawaii)

Ada’nın en güneyine kadar indik bugün. Maui'nin en güneyi; La Perouse Bay. Bu koy diğerlerinden farklı. Burada plaj yok, denize de girmek mümkün değil. Volkanik hareketler sonucu oluşmuş ürkütücü kayalar var. Ada kendi içinde dahi iklim farklılıkları gösteriyor. La Perouse mesela çok rüzgârlı ve soğuk.

Maui'nin en ihtişamli ve en güzel sahil şehirleri hiç şüphesiz; Kihei ve Wailea arası.

Maui'nin içi, ortası boş bir küre. Hayat kenarlara kaymış. Hatta hayat sadece denizin kenarına kurulmuş. Ortaya doğru da büyüyen gelişen hiçbir şey yok. Kocaman bir boşluk var sadece...

Kihei, Wailea, Lahaina bayağı bildiğimiz cici tatil beldeleri. Kuşadası, Çeşme, Bodrum gibi… Bunların araları da muhteşem koylar ve sahiller...

Her yerde bir deniz güneş molası verebilir, birkaç saat geçirdikten sonra bir başka koya kapak atabilirsin. Herkes zaten öyle yapıyor. Hatta sanki amaç bu. Bütün bir günü aynı koyda geçirmemek, bu circulation, bu devinim, iyi geliyor...

En meşhur koylar MAKENA BAY ve BIG BEACH

Big Beach, Maui'nin South Beach'i. Big Beach, adı üstünde Maui'nin en büyük plajı. Maui'deki bütün koylar böyle girintili çıkıntılı küçük küçük koylar…

Big Beach de South Beach veya Waikiki kadar olmasa da kumu bol, kumsalı geniş büyük bir koy. Gelen giden çok değil. Özel koy misali...

Honolulu (Hawaii)-1

Big Beach'in arkasında da ne var biliyor musunuz? Little Beach. Yani? Çıplaklar kampı... Bu macerayı başka bir güne saklıyor, arabamıza atlıyor, Kaanapali'mize geri dönüyoruz.

Honolulu (Hawaii)-2

Siz siz olun Amerika'da hastalanmayın!

Bugünü biraz erken tamamlıyoruz çünkü sevgilim birden kendisini kotu hissetmeye başlıyor. Daha doğrusu kulağı iltihap kapmış, otit olmus. Eve varır varmaz doktora gidiyoruz. Aman siz siz olun Amerika'da hastalanmayın. Sağlık sisteminin çok kötü ve çok pahalı olduğunu defalarca duymuştum ama ilk kez bizzat kendimiz yaşıyoruz.

10 dakika bile sürmeyen bir consultation, ne idüğü belirsiz ilaçlar listesi… Hoooop 250 $ fatura... Akıl alacak gibi değil. Neyse ki Fransa'daki sağlık sigortamız yurt dışında yapılan sağlık müdahalelerini de kapsıyor ve geri ödeme yapıyor.

Bu akşam erkenden eve dönüyoruz ve otelin film rezervinden bulduğumuz “Bridemaids” filmini koyup yatağımıza yerleşiyoruz. Tavsiye ederim, komik, eğlenceli, hafif, böyle bir ortam için ideal bir film...

Filmin sonunu hatırlamıyorum. Dalgaların sesine kaptırıp gitmişim. Uyuyakalmışım...


Yazar Hakkında

Dilara Akyıldız

ODTÜ Sosyoloji mezunuyum. Paris'te master yaptım. Halen Paris'te yaşıyorum. Dünyayı geziyorum. Her konuda yazılarımı yazdığım bir bloğum var. Şu aralar bazı markaların marketin departmanlarının Community Management ile ilgili bölümlerinde çalışıyorum.