Google+

AFRİKA'NIN İNCİSİ: UGANDA

41819 Eyl 2017Gezi Notu
AFROTURKISH TALHAAFROTURKISH TALHAGezgin19 Eyl 20174180 Yorum

Kafamda delice fırtınaların estiği, meraktan ve heyecandan uyuyamayacağım, ilk Afrika aşkımın başladığı yer, Afrika’nın incisi Uganda.

11 sene öncesi; 2006 güzü, Türkiye'den daha direkt uçuşların olmadığı bir dönemde Dubai aktarmalı Uganda'nın Entebbe şehrindeki Entebbe Uluslararası Havalimanı’na 04.00 sularında iniyoruz. Heyecanım dorukta. Uçuş boyunca yaşayacağım maceraları ve keşfetmenin verdiği hazzın mutluluğu içinde hiç uyuyamadan iniyorum. Havalimanı çok küçük ve birkaç uçak ya var ya yoktu. Öyle sıcak bir karşılama inanın beklemiyordum. Herkes mi güzel yüzlü, tebessüm dolu olur. En küçüğünden en büyüğüne kadar hepsi güler yüzlü ve sıcakkanlı. Hemen Uganda için daha ülkeyi tanımadan güzel bir not vermiş olduk ve ön yargılarım biraz daha gitti.

Kampala

Entebbe şehri eskiden Uganda'nın başkenti olan küçük sevimli bir şehir, şu an ise başkent Kampala. Fakat cumhurbaşkanlığı konutu hala Entebbe’de bulunmakta. Entebbe'den Kampala'ya zannedersem yaklaşık 30-35 kilometrelik uzunlukta ve tek şeritli bozuk bir yoldan sabah saatlerinin verdiği hafif serinlik ile ilerlemeye başlıyoruz...

Hemen dikkatimizi çeken yeşilin tüm tonlarının çevreye verdiği o muhteşem güzellik ve Victoria Gölü. Bu arada Victoria Gölü; Bizim Marmara Denizi’nden 4 kat daha büyük olan bir göl. Muhteşem Tilapya denilen, patetes kızartmasıyla sunumu yapılan harika bir balık yedik burada. Lezzeti 10 numara, doğal ve organik. Kesinlikle yemenizi tavsiye ederim.

Bu güzel yeşilliklerin içerisinde kaybolarak ve çevredeki Entebbe-Kampala bağlantı yolu boyunca kerpiç evler, dükkânlar, ayakkabısız ya da yırtık elbise ile gezen çocuklar, gençler dikkatimizi çekiyor ve bir gerçeğin daha farkına varıyoruz: Fakirlik ve yokluk... Ve ben o kadar Türkiye'de yaşadığımız hayata şükrettim ki… Tabii ki yol boyunca bu manzaranın içerisinde bu yokluğu izlerken Kampala'ya yaklaştıkça yükselen ve yükselmekte olan binalar da kendilerini göstermeye başlıyor...

Kampala-1

​İşte asıl gerçeklik burada başlıyor çok zengin ile aşırı fakir hayatın yaşandığı yerler bur topraklar. Afrika’m benim. Zengin hayatı yaşayan Afrikalıların içerisinde köle gibi çalışmakta olan yine kendi insanları, yine Afrikalılar… Bencillik ve para bürümüş her yanı gibi hissettim, bir yanda köle misali çalışan Afrikalılar, diğer yanda yine normal zenginliğin üzerinde yaşayan Afrikalılar.

Uçuşumuzun ve günün yorgunluğunu bile unutarak şehir merkezinde Fairway Hotel’e yerleşiyorum. Güzel, temiz bir Hint oteli. Neden Hint oteli diyorum? Çünkü Uganda'da ticaretin etkin olduğu insanlar Hintler ve Araplar.

​Otelimiz şehir merkezinde, Kampala Merkez Golf Club’a, alışveriş merkezleri (Garden City ve Nakumat) ve Central Park’a yürüme mesafesinde yeşillikler içinde hoş bir yer...

Kampala-2

​Çeşit çeşit kuş türlerinin sesleri ve doğanın cömertliğinin fazlasıyla otel odamızın penceresinden seyre dalındığı bir ortamda derin ve keyifli bir uykuya dalıyorum.
 
Uykumuzu o kadar iyi almışız ki, temiz hava ve doğanın verdiği huzur ile sabah erkenden otomatik olarak gözlerimiz açıldı. Yeni güne erkenden başlıyoruz. Jinja şehrine gideceğiz. Meşhur Nil Nehri var ya, işte o Nil’in doğduğu yere.

​Gelmeden önce okuduğum bilgiler arasında çoğu dalgıcın kaynağa girdiği ve bir daha çıkamadığı hatta cesetlerinin de bulunamadığıydı. Meşhur iki Fransız dalgıç, kaynağın gelişini görmek için giriyor ve kendilerinden bir daha haber alınamıyor.
 
Yine tek şerit bozuk bir yoldan ilerliyoruz, o kadar muhteşem bir görüntü var ki, ilerledikçe hayran kalıyoruz. Her yer bu kadar mı güzel olur! Ağaçlar ve sarmaşıklar o kadar yıllanmış ve birbirine geçmiş ki ormanın içini görebilmenize izin bile vermiyorlar adeta.
​Orman zaman zaman kendisini çay bahçelerine ya da şeker kamışı tarlalarına bıraksa da bu yeşil ve tonları bizi gevşetti ve huzura bürüdü.

Kampala-3

Çevrede insanlar kendini göstermeye başladıkça anlıyoruz yavaş yavaş Jinja’ya yaklaştığımızı. Jinja şehir tarafına geçmeden önce Nil Nehri bizi tüm muhteşemliği ile karşılıyor. Aşağıda rafting yapanlar ve manzarayı izleyen turistler var. Bir de maymunların çevredeki yürüyüşleri ve sesleri… Tüm muhteşemliği ile doğal hayat ve işte Nil ve Nil’in doğuşu.

Sonunda ulaşmıştık. Hemen tekneye binip kaynağın yerden balon balon çıktığı yere doğru gidiyoruz. Tekne dediğime bakmayın, Afrika’daki balık sandalları var ya elle yapılan onlardan biri ile anlaşıyoruz kaynağa geliyoruz ve elimizle köpük köpük çıkan suyu hissediyoruz...

Kampala şehrini rahat ve hızlı gezmenin yolu yerel turlara ve turistik noktalarda önceden yerinizi ayırtmak. Bu şehir için önerdiğimiz deneyimler şöyle; Urban Adventures: Kisenyi Gecekondu (48.86 €). Bu şehirdeki tüm turları görmek için tıklayın.
Etiketler: 
-
Yorum göndermek için Giriş Yapın veya Üye Olun

Yorumlar(0)

Yorumlar