Akdeniz'in Aslanı: Venedik

Avrupa’daki topraklarını genişleten Osmanlı, o dönem Anadolu’nun etrafındaki adalar dahil tüm Akdeniz’in hakimi olan Venedikliler ile komşu oluyor. 2 karpuz bir koltukta durmaz misali, Akdeniz’in süper gücü olmak için başlıyorlar savaşa. Yaklaşık 300 yıl boyunca 8 savaş yapılıyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun gücü ile doğru orantılı olarak kazanılan savaşlar ve topraklar yitirilmeye başlanıyor. Venedikliler’in İstanbul ile savaşları ise çok daha öncelere 1204 yılına, yani 4. Haçlı Seferi’ne dayanıyor.İstanbul’u Osmanlı’dan önce Hilafet ordularının da birkaç kez kuşattığını biliyordum fakat Hristiyanlar tarafından ele geçirildiğini bilmiyordum, bu konuda Cehennem kitabı vesilesi ile Dan Brown’a ve #tarih dergisine teşekkürler. Venedik tarihi şehri muazzam eserlerle dolu, fakat şehrin simgelerinden olan ve orijinalleri özel olarak sergilenen Bronz Atlar’ın İstanbul’dan çalınıp götürüldüğünü öğrenmek insanı üzüyor.

Venedik şehrini, ilkel kabileler hariç dünyadaki herkesin bildiğine eminim. Birbirlerine köprülerle bağlanan 118 adacıktan oluşan bu şehirde yaklaşık 60.000 kişinin yaşadığını öğrenmek bana çok ilginç geldi. İtalya’nın hemen hemen her tarihi şehri olduğu gibi, burası da Unesco Dünya Mirası Listesi'ndeki yerini almış. İtalya’nın en çok turist çeken bölgesi olmasının yanı sıra, San Marco Meydanı hariç bütün sokaklarının 2 kişinin geçebileceği darlıkta olması, Venedik’te nasıl bir kalabalıkla karşılaşacağınızı anlamanız için önemli bir detay.

Şehrin en önemli noktası San Marco Meydanı, yönlerini şaşıran turistler için her sokak başındaki “San Marco” oklarını da hesaba kattığımızda şehrin kalbi diyebileceğimiz bir meydan. İstanbul’un yağmalanması sırasında buraya getirilen iki büyük sütunun arasından geçerek girilen meydanda meşhur San Marco Bazilikası ve Çan Kulesi ilk göreceğiniz hedefler. Venedik’in bu en gösterişli yapılarının içini de gezmek mümkün. Özellikle Bazilikanın girişlerinde göreceğiniz resimler gerçekten muazzam.

Bazilikanın tam karşısında ise Procuratie Nuove, Procuratie Vecchie ve Ala Napoleonica diye adlandırılan kafe, iş yerleri ve sanat galerilerini içinde barındıran hanların güzelliği ve uyumu dikkatinizi çekecek, kafelerde masada oturma ve müzik ücretinin de hesabınıza eklediğini öğrenmek ise tüm bu güzelliğe gölge düşürecek. Bu meydanın en ilginç eseri ise Torredell’Orologio saat kulesi. 24 saati içinde bulunduran bir daire ve hemen üstünde ise ilk dijital saat diyebileceğimiz formatta bir saat mevcut. Şehrin simgesi olan kanatlı at heykelleri meydanın her yanını süslüyor.

Saat kulesinin altından Büyük Kanal’a doğru giderken meşhur Murano camından yapılma ürünlerin satıldığı dükkanlardan oluşan bir sokak karşılıyor sizi. Burada her bütçeye göre ister takı, ister ev süsü, ister hediyelik eşya bulabilirsiniz. Ayrıca Venedik’in meşhur maskelerini de her bütçeye göre bulabilirsiniz. Dar sokaklardan kanala doğru ilerlerken buram buram rutubet ve kanalın pis kokusunu hissetmeye başlıyorsunuz. Belki kış aylarında bu kokuyu hissetmezsiniz ama yaz aylarında hissetmemeniz imkansız.

İtalyancanın karizması Büyük Kanal’a da çok yakışıyor ve Canal Grande olarak karşınıza çıkıyor. Neredeyse tüm şehri “S” çizerek saran bu kanal, trafiğin de sağlandığı nokta ve tabi ki gondolların da kalkış durağı. Belli yerlerde gondol durakları var, 6 kişinin oturabileceği şekilde dizayn edilmiş. Bilet fiyatları arttı mı bilmiyorum ama biz oradayken büyük turun bedeli 80 Euro idi. Bu nedenden dolayı okeye 4. arar gibi, gondola 6. arayanları görebilirsiniz. Gondol sürücüsünün kısıtlı İngilizcesi ile zaman zaman da sadece yer isimlerini söylemesi ile yapılan tur yaklaşık 40 dakika sürüyor. Canal Grande’nin üzerinde birkaç köprü mevcut, en ünlüsü ise Venedik’in en büyük köprüsü olan Rialto.

Çapkınlığı ile ünlü Casanova’nın hücresinin de yer aldığı Dükler Sarayı ya da Palazzo Ducale, Venedik’in yönetim binası ve Venedik Doçunun sarayı olarak kullanılmış. Bu sarayda duruşmalar da görülmüş ve mahkumlar hemen yandaki hapishaneye özel bir köprüden geçirilerek götürülüyormuş. Venedik’i son kez gören mahkumların iç geçirmelerine atıfta bulunarak köprüye İç Geçirme/Ahlar Köprüsü anlamındaki Ponte dei Sospiri ismi verilmiş. Venedik’te en çok fotoğraf çektirilen noktalardan birisi de burasıymış, bu kareden mahrum kalamazdım.

Bunların yanı sıra Santa Maria della Salut yani Meryem Ana Kilisesi, Osmanlı tüccarlarının ve elçilerinin konakladığı Fondaco dei Turchi ve İtalya Cumhuriyeti’nin kurucusu Vittorio Emanuele anısına yapılmış heykel de görülmesi gereken yerlerden bazıları.

Akdeniz’in aslanı Venedik artık turistik bir mekan, yüzyıllardır kullandıkları korku ifadesi “Mamma il Turchi” ise artık turist.