Alaçatı Gezi Rehberi

Alaçatı; göz alıcı taş evleri, dar sokakları, sokaklar boyunca uzanan samimi kafe ve dükkânları, yel değirmenleri, lavanta tarlaları ve yıl boyunca esen o zarif rüzgârıyla kendi masalını yaşatan bir dünya.

Alaçatı köklü geçmişiyle ve her bir taşının altından çıkan hikâyesiyle gelenleri ömür boyu sihri altına alabiliyor diyebilirim. Yunan adalarıyla benzeşen bir yapısı vardır. Mavi-beyaz evleri sık sık görebilirsiniz.

Çok fazla plajı olmadığı için genelde çevresinde çok fazla beach club bulunur. Alaçatı’da koylar, genelde gidilen plajların isimleriyle anılır.

Aya YorgiKoyu özellikle herkesin bildiği sıcak bir koydur, koyun içerisinde 4 ayrı plaj vardır.

Alaçatı’daki tarihi Rum evleri özellikle taş binaları ve restore edilmemiş haliyle tarihi eser niteliğinde.

Alaçatı Ot Festivaliiçinse görebileceğiniz en mis kokulu festival diyebilirim. İki gün süren bu festival için başka şehirlerden gelen ziyaretçi sayısı da oldukça fazla. Festival süresince iki tür yarışma da yapılıyor; en fazla yenilebilir ot toplama ve sonra bu otların kullanılarak yapıldığı yemek yarışması.

Alaçatı sadece tatil bakımından değil, rüzgâr sörfü bakımından da dünyanın sayılı yerlerindendir. Dünyada ilk 5’te yer aldığı bilinir. Rüzgâr sörfü yapmıyorsanız bile, izlemesi çok eğlenceli bir spor bence. Eğer merakınız varsa yaz aylarında buradaki okullara yazılarak öğrenebilirsiniz. Ağustos ayında yolunuz buraya düşerse muhakkak izlemek isteyeceğiniz bir aktivitedir.

Alaçatı’da yemek seremonisinde ise her sokağında sürpriz bir restoran çıkıverir karşınıza. Bu restoranlarda yemek yedikten sonra muhakkak sert kavunu tatmanızı tavsiye ederim. Dünyada sadece burada yetişen ve dalında olgunlaşan hurma zeytini de unutmamak gerek.

Etiketler