Alaçatı Ot Festivali

Alaçatı Ot Festivali’ni uzun yıllardır duyuyordum, ilk defa bu yıl gidebildim. Yoğun iş temposu sebebiyle 9 Nisan’da günübirlik gitme fırsatım oldu. Sabah çok erken İzmir’e uçtum, akşam saatlerinde de geri döndüm. Yorucu olsa da genel olarak gittiğime değdi diyebilirim.

Festival alanı genel olarak çok büyük değildi. Yel değirmeninin önündeki caddeye onlarca stant kurulmuştu, ağırlıklı olarak değişik otlar ile yapılan yemekler satılıyordu. Otlu gözleme, börek, mücver benzeri birçok değişik lezzeti tatma şansım oldu, hepsi de gerçekten çok lezzetliydi.

Festival alanında çeşitli otların satıldığı tezgahlar da vardı. Radika ve şevket-i bostan festivalin en gözde otlarından olsa da enginar ve cibes otu da oldukça boldu :) Aklım ayrıca limonata tezgahlarında kaldı, içmeye fırsatım olmadan döndüm maalesef.

Festival alanından çıkıp Alaçatı sokaklarına karıştık ve dar sokakların tadını çıkardık. Epey aşağılara indiğimizde de kocaman bir pazar kurulduğunu gördük. Orası bence festival alanından daha zengindi. Taze meyve sebze satılan onlarca tezgah vardı, kısıtlı yerimiz olduğu için çok fazla şey alamasak da gözümüz doydu en azından.

Festivalde en çok dikkatimi çeken şey ise otlu döner oldu. Görüntüsü kadar kokusu da muazzamdı. Şevket-i bostan, kabak, biber ve Ege otlarından yapılan bu döner senede bir kez oluyormuş maalesef sadece. Hayatımda yediğim en lezzetli dönerlerden biriydi, olsa da yesek!

Genel olarak her yer epey kalabalıktı festival sebebiyle. Erken saatte gittiğimiz için stantların hepsini görme ve istediğimizi alma şansımız oldu. Fakat dönüşe geçtiğimizde kalabalık iyice artmıştı. Alaçatı sokakları da epey dar olduğu için kalabalık ciddi anlamda zorladı bazı yerlerde, arka sokaklardan ilerlemeye çalıştık olabildiğince. Yol üzerinde gördüğüm tüm cafeler de doluydu, yer bulmak için takla atmak gerekti.

Tekrar gider miyim bilemem ama en azından bu sene festival keyifli geçti benim için.

Sevgiler,Zeynep

bolvoyage

Yazar Hakkında

bolvoyage

Merhaba,Ben Zeynep. Kendimi tam zamanlı kurumsal hayat insanı, yarı zamanlı gezgin olarak tanımlıyorum.