Alanya'da Hafta Sonu

  Ekim ayının başında kış İstanbul’a göz kırparken, hafta sonu ben de yazın bitmediği Alanya’ya yolumu düşürdüm, ve yoğunluktan Alanya notlarımı ancak şimdi kaleme alabildim.

Öncelikle Alanya’da gezilecek yerler çok fazla olduğu için hafta sonu iki gün bile yetmedi bana.

Akşamüstü saatlerinde Alanya’daki otelime varır varmaz, valizimi odaya koyduğum gibi, Kleopatra Plajı'nda günbatımını seyretmeye gittim. Araştırmalarıma göre, en güzel gün batımının olduğu yermiş burası. Akşam yemeği niyetine yanıma atıştırmalıklarımı, içeceğimi alıp kuma sermiş olduğum örtümle günbatımının keyfini çıkardım.

Kleopatra plajından gün batımı

Ertesi gün tüm gün denize girdim. Akşamüstü teleferikle Alanya Kalesi'ne çıktım (gidiş - dönüş 18 TL). Teleferik akşam 22:00'a kadar çalışıyor. Kaleye şehir merkezinden otobüsle, Kızılkule'nin oradan yürüyerek ya da Damlataş Mağarası'nın yakınında bulunan teleferikle ulaşılabiliyor. Kaleye giden yolda yani İçkale'de yaşam var. Evler, cafeler mevcut. Kaleye girmek içinse 20 TL ücret ödeniyor. Ben girmeden hava kararmaya başladığı için, geri dönüş yoluna geçtim. Teleferikle gidiş dönüş bileti aldığım için yine teleferikle dönecektim. Alanya’yı gidişte günbatımıyla, dönüşte gece tepeden ışıl ışıl seyretmek çok güzel oldu. Eğer gidişte farklı, dönüşte farklı bir yol seçmek istiyorsanız, mutlaka yürüyerek gidin derim. Karanlığa kalmasaydım kesin yürürdüm :).

Kızılkuleden kaleye uzanan yol

Akşam barlar sokağına gidebileceğiniz gibi, sahil boyunca da gidilebilecek birçok mekan var. Bu arada Damlataş Mağarası'na daha önce girdiğim için bu sefer gitmedim, teleferiğin yolunda gitmek istersen aklında bulunsun.

İkinci gün Manavgat Şelalesi'ni görmek için sabah erkenden yola çıktım. Otogarda başlayan bir buçuk saatlik bir yolculuğun ardından, otobüsün Manavgat otobanında indirmesiyle kısa bir şaşkınlık yaşadım. Şehir merkezine giden minibüse binip indikten sonra tekrar şelaleye giden bir minibüse binerek 15 dakika sonunda şelaleye ulaştım. Giriş 6 TL. Mevsimden dolayı çok fazla kalabalık olmadığı için rahat rahat gezebildim. Çok ufak bir yer olduğu için yaklaşık bir saatinizi alabilir. Çekim yapmak için çok güzel kareler yakalayabilirsiniz. Kafe-restoranlar, hediyelik eşyacılar var. Bir kahve (8 TL) içtim ve çekimlerimi yapıp akşamüzeri Alanya’ya geri döndüm. Dönüşte öğrendiğim üzere şelale girişindeki caddede, doğu garajına giden minibüse binip direkt Alanya’ya gittim. Siz de Alanya’dan şelaleye gitmek isterseniz doğu garajından gidin derim. Giderken de Alanya Cuma pazarından otobüslere binebilirsiniz.

Manavgat şelalesi

Son gün programımda Dim Çayı ve Kızılkule vardı. Sabah kahvaltıdan sonra Dim Çayı’na gitmek için Cumapazarından 10 numaralı otobüse binip Dim Çayı'na gittim. Birçok restoranlar var bende araştırmamı yaparak Pınarbaşı Restoranın  en güzeli olduğunu seçerek  önünde indim .Sabah erken saatlerde gittiğim için  boştu ve ilgi alaka çok güzeldi. Pişi ve ayran 17 tl verdim, fiyatlar uygun. Dönüşte Kızılkule’ye geçtim. Giriş Kızılkule ve tersane dahil 8 TL idi,  gitmişken tersaneye de gidin derim. Artık uçak saatim geldiğinden gezimi sonlandırmış bulundum. Alanya yazın nasıldır bilmem ama, sonbaharda hem sakin hem rahatlıkla denize girebileceğiniz, hem de keyifle gezebileceğiniz bir yer.

Dim çayı(gitmiş olduğum pınarbaşı restorant)

.

kafanereye_benoraya

Yazar Hakkında

kafanereye_benoraya

Gezmeyi seven,yeni yerler keşfetmeyi ve farklı kültürleri tanımaya aşık,kendince amatör fotoğraflar çeken,bazen turla bazen  kendi başına gezen kısaca kafasına göre takılan bir seyahat severim...As