Alexander Nevski Katedrali: Sofya

Avrupa yolculuğumuzun ilk durağı Bulgaristan. Bilindiği üzere Türkiye’den Edirne Kapıkule Sınır Kapısı’nı geçtikten sonra Avrupa’nın ilk topraklarına adım atmış oluyorsunuz lakin gümrükleri geçmek hiç o kadar kolay değil.

Öğlen varmış olduğumuz Kapıkule Sınır Kapısı’ndan geceye doğru ancak Bulgaristan’a geçebildik. Eğer uzun bir yolculuğa çıkmamışsanız vereceğim şu öneride büyük yarar var; ayaklarınızı olabildiğince yukarıda tutun. Sürekli aşağı sarkıtılan ayak ve bacaklar bir süre sonra felaket şişiyor ve ayakkabıya sığmayacak hale geliyor. Benim bacaklarım 4. günün sonunda normale dönmüştü :)

Bulgaristan’ın başkenti Sofya’ya vardık. Şehrin merkezinde kısa süreli bir tur atarken dikkatimi çeken şey şehrin epey bir sessiz ve sakin oluşuydu. Hele Türkiye gibi kalabalık bir ülkeden sonra bu kadar tenhalık bana fazla geldi.

Vakit öğleden sonra olmasına rağmen adeta sokaklar ölü sessizliğine gömülmüş gibiydi. İçimdeki seyahat aşkını alevlendirenAlexander Nevski Katedralioldu.

Katedral, Sofya’nın sembollerinden biri olmasının yanı sıra Balkan Yarımadası’nın da ikinci büyük katedrali. 1877-78 Osmanlı-Rus savaşında ölen Rus askerlerinin anısına inşa edilmiş olan bu katedralin tepesindeki haç tamamen altından yapılmış.

İçeri girdiğimizde yoğun bir mum kokusu vardı, birçok yere dikilmiş mum vardı ayıp olmasın diye biz de bir mum diktik.

Katedral görevlisi gürültüye karşı oldukça hassas olacak ki en ufak bir gürültüde hemen uyarılıyorsunuz, sessiz olmakta fayda var.

Açıkçası katedralin dışı içinden daha cezbedici. Geniş bir meydanın ortasında olan katedralin yakınlarında küçük tezgahta satılan hediyelik eşyalar mevcut. Üzerine Sofia yazılı işlemeli bir kitap ayracı hediye aldım. Yalnız para üstü pek vermedikleri için 5 veya 10 Euro’ya tamamlayacak şekilde alışveriş yapmanız gerekiyor. 

Demet Karaismailoğlu

Yazar Hakkında

Demet Karaismailoğlu

Ve benim en beğendiğim yer henüz gezmemiş olduğumdur.