AMASRA'DA BAHAR BAMBAŞKA ÇEŞMİ CİHAN

Karadeniz'in hırçınlığına inat duru bir su gibi duruyor Amasra, uzun zaman gitmek isteyip ancak zaman bulduğumuz Amasra'da bahar bir başka güzel, ve kesinlikle tavsiye edilecek bir rotadır.

Kocaeli'den özel araç ile yaklaşık 4 saat suran bir yolculuk ile Amasra'ya vardık, Yolda Mengen'e uğrayıp Mengen Taş Değirmen restaurantında 1 saat kadar kahvaltı molası verince yolumuz 5 saate çıktı, ancak kahvaltıyı tavuk ve ördek sesleri arasında yapma keyfini yaşayınca  1 saatlik gecikme bizim çokta içimize batmadı.

Amasra'ya daha öncehiç gitmediğim için hep ya gezi yazılarından yada giden arkadaşlarımın yorumlarından küçük bir cennet bekliyordum, Bartın'dan sonraki 20 km dağların arasında ve ağaçlarla içiiçe giderken Amasra'yı hemen tepeden gören seyir tepesinde hemen her araç gibi bende durdum. Orada satılan doğal köy reçelleri, fındık ve dağ kestanesinin tadına baktım hatta bazılarından satın aldım. Küçük ama lezzetli kestaneleri tavsiye ederim. Eğer ekim-kasım gibi gidecekseniz kestane tadı sizi etkileyecektir.

Amasra'ya vardığımızda şehir merkezinde kalacak bir çok hotel yada pansiyon gözünüze çarpacaktır, ben hotel yorumlarında iyi puan alan Ceylin B&B hoteli tercih ettim, şehrin merkezine 2 km kadar uzak olan bu hotelde şehrin gürültüsünden uzak konaklayabilirsiniz, bir aile işletmesi olan hotelde herkes çok ilgili ve hotel oldukça temiz, ama eğer şehrin merkezinde konaklayacaksanız merkezde de bir çok alternatifiniz olacaktır.

Amasra'da gezilecek yerler arasında Amasra Kalesi, Ağlayan ağaç, Bedesten ve Amasra Müzesi başta geliyor, ben maalesef bakımda olduğu için müzeyi gezemedim, Amasra kalesi ise sadece surları kalmış bir tarihi yapı olarak karşımıza çıkıyor ve kalenin içinde kurulan mahallelerde yaşam devam ediyor, hemen kalenin girişinde bir kilise var ancak kullanılmadığı için kapalı, ziyarete açık olsaydı çok daha keyifli olurdu. Kalenin içinde ilk kilise olarak inşa edilen ancak Fatih Sultan Mehmet'in fethinden sonra camiye dönüştürülen fatih Cami kesinlikle ziyaret edilmeli, eğer cuma günü orada olursanız fetihten bu zaman kadar kalan bir adeti de görmüş olursunuz, Fatih cami imamı cuma günleri kılıç ile hutbe okumaya hala devam ediyor. Kalenin hemen üstüne doğru yürüdüğünüzde Ağlayan ağacı göreceksiniz, nisan ve mayıs ayında ziyaret ederseniz ağlayan ağacın altında şemsiye olmadan durmanın imkansız olduğu ieltildi sebebi ise ağacın havadan aldığın nemi yağmur gibi geri püskürtmesiymiş ama biz ekimde gidince sıradan bir ağaç olarak gördük ağlayan ağacı, ancak ağacın yanında li çay bahçesinden Karadeniz'de bulunan 2 adadan biri oaln tavşan adasına bakarak çayınızı içmek ayrı bir keyif verecektir. Tavşan adasında insan yaşamı yok ancak içinde 100 kadar tavşanın yaşadığı bildiriliyor.

Dürbün ile adayı izleyebiliyorsunun. Aynı noktadan Atatürk tepesi olarak adlandırılan ve tepeye bakınca Atatürk silüetini göreceğiniz tepeyi de izleyebiliyorsunuz.

Amasra merkezde bulunan ve geçtiğimiz yıllarda kaybettiğimiz Amasra'lı sanatçı Barış Akarsu'nun heykelinin olduğu Barış Akarsu parkı denizin hemen dibinde, heykel ile fotoğraf çektiren bir çok yerli turisti göreceksiniz, denizi izlemek ayrı bir keyif.

Amasra'da kemere köprüsü ve çekiciler çarşısı görlecek diğer yerleri çekiciler çarşısından hediyelik eşya ve Amasra anıları alabilirsiniz. 

Yemek için aylardan ekimse ve Amasradaysanız balık dışında bir şey düşünülemez, şehir merkezinde bulunan bir çok balıkçı var, biz en çok övülen ve tavsiye edilen Çeşmi Cihanı tercih ettik, barbun gerçekten lezzetliydi.

Ekim ayı olması sebebiyle Amasra sakindi, ancak öğrendiğimize göre yaz aylarında bütün hoteller ve pansiyonlar doluyormuş bu sebeple eğer yazın gidecekseniz önceden rezervasyon yapmanızı öneririm.