Assos ve Çevresi

İstanbul’dan uzun bir yol sonunda Assos’a gece yarısı vardık. Gittiğimiz yer, birbirinden güzel taştan yapılma eski Rum evleriyle dolu minnacık bir Ege köyü. Ben aşırı seviyorum öyle modernlikten uzak, eski yapıları.

Biz İstanbul’dan gelirken, oteldekiler bizi aramışlardı kaçta geleceksiniz diye. Ben de rezervasyon iptali var mı acaba diye kontrol ediyorlar sanmıştım, meğerse Alterna Köy Oteli’nin (alternahotel.com) sezonu bizimle birlikte açacaklarmış : ) Otelin sahibi de eski fotoğrafçıymış, gecenin o saatinde epey bir fotoğraf muhabbeti de yaptık. Yatma saati geldiğinde “Kahvaltıda görüşürüz” diye vedalaştık. Bu otel tam benlik, bohem bir mekân : )

Sabah güne çok güzel bir serpme Ege kahvaltısı ile başladık. Hayatımda ilk defa “ceviz reçeli” yedim. Simsiyah rengi ile ilk başta lezzetliymiş gibi durmasa da epey orijinal bir tadı vardı.

Bir de komşularının komik bir köpeği var. Çoban köpeği olsun, sürüyü korusun diye almışlar bunu ama köpek Golden türevi bir köpeğin kırması bir hayvan. Haliyle oyun istiyor, öyle sorumluluk köpeği değil. Sürünün başına koymuşlar bunu, bu da gitmiş koyunlarla oynamaya başlamış. Tüm koyunlar tabi kaçıyor bundan. Onlar kaçtıkça bu oyun oynuyorlar sanıyor daha fazla kovalıyor falan epey bir koyunu sakatlamış böyle böyle...  

Öğlen gibi otelimizden çıktık, yola koyulduk. Birbirinden tatlı taş evlerle dolu birkaç köyden ve çok güzel doğal alanlardan geçtik.

Assos aşırı turistik bir yer; her yerde size bir şey satmaya çalışan insanlar, saçma sapan tabelalar, reklamlar falan dolu. 2 tane daha fazla gözleme satacak diye yalan ediyorlar güzelim yerleri. Assos'un çevresindeki köyler, Assos'un kendisinden daha iyi bence.

Sonra Assos'un altına, deniz kenarına doğru indik; Behram Köyü var. Yine eski taş evlerle dolu balıkçı köyü gibi bir yer, yine tabelalarla epey bir bozmuş olsa da görülesi bir yer. Ben çok tatlı seven biri değilimdir ama dondurma sandviç gibi bir şey yapıyorlar orada, normal dondurmayı külaha değil de waffle gibi bir şeye koyup veriyor, bayağı lezizdi.

Sonra Assos'tan Ayvalık’a doğru dönecektik ama yolda son bir köye uğradık; Adatepe Köyü. Antik Yunan'dan kalma imiş bu yerleşim. Burada Zeus ile ilgili bir alan varmış ama güneş batıyordu; ya köyü gezecektik ya Zeus’u. Köyü tercih ettik, iyi ki de onu tercih etmişiz çok süper ötesi bir köydü. Tam bir film seti gibiydi köy. Zaten bu köyü fotoğraflar anlatacaktır.

Özetle; yolunuz Assos civarına düşerse gitmeniz gereken yerler: (Assos'un batısında) Koyunevi Köyü, Balabanlı Köyü, Bektaş Köyü, Gülpınar Köyü (Assos'un doğusunda) Yeşilyurt ve Adatepe köyleri. Bir de tabi ki Assos'un kendisi ve hemen deniz kenarındaki Behram Köyü… Konaklamak için de bizim kaldığımız Alterna Hotel'i öneririm, her şeyiyle dört dörtlüktü.

Özgür Çağdaş

Yazar Hakkında

Özgür Çağdaş

- Boğaziçi Psikoloji Mezunu- Altın Portakal Film Festivaline 2007, Berlin Film Festivaline 2008 yılında davet edildi.- Pek çok TV projesinde çalıştı.