Avrupa'da Görmeniz Gereken Bir Şehir: Berlin

Berlin, Almanya'nın başkenti ve en büyük şehri, ama gezmeye başlayınca o kadar da büyükmüş gibi gelmiyor :) Özellikle tarihi ve eğlenmeyi sevenlerin mutlaka görmesi gereken bir şehir. Üstelik İstanbul'dan Berlin'e ucuz bilet bulup gitmesi de çok kolay.

)

İlk gün neredeyse sabahın körü diyebilceğim bir saatte yaklaşık 09.00'da Berlin Schönefeld Havalimanına indim. Schönefeld'den şehre ulaşmak oldukça kolay. Trenle şehre gidebiliyor olmasına rağmen havalimanı-tren istasyonu arasındaki mesafeden ötürü biz otobüs kullanmayı seçtik. X7, 171 ve N7 otobüsleriyle Rudow durağına kadar gidip oradan metroyla devam etmeniz mümkün. Metro hattı hiç karışık değil ama gitmeden önce Berlin Metro applerinden birini indirmenizi tavsiye ederim.

Berlin Duvarına yürürken nehir, bir de gündüz gözüyle

Ben daha önce defalarca Berlin'de bulunmuş arkadaşlarımla olduğum için biraz şanslıydım. Kalacağımz yere yakın olduğundan dolayı metroda Hermannplatz durağında inip ufak şirin bir kafede kahvaltı ettik. Hermannplatz bir meydan hatta bir sürü Türk pazarcının pazar açtığı bir meydan. Kahvaltı ettikten sonra kalacağımız eve geçtik .Evin altında Özsamsun lokantası ve Sevdamm internet kafe var. Evet Berlin'deyseniz çok fazla Türk var ve bu isimleri görmeye bir süre sonra alışıyorsunuz. Bu özelliğiyle ilk başta sanki Türkiye'den hatta İstanbul'dan hiç çıkmamış gibi hissettirebiliyor size :) Akşam yemeği için adını hatırlayamadığım bir pizzacıda dünyanın en iyi pizzasını yiyor ve mükemmel ev yapımı şaraplarını tadıyoruz.

Checkpoint Charlie


İlk gün daha çok kaldığımız yerin etrafında ufak yürüyüşler yaptık, diğer arkadaşlarımızın gelmesini bekledik, Kreuzberg'e, Alexanderplatz'a geçtik. Onlardan daha sonra bahsedicem. Eğlenmeyi çok seven bir ekip olduğumuz için ayağımızın tozuyla ilk gece Watergate'e gittik. Watergate Spree Nehri'nin kenarında bir gece kulübü. Berlin'de gece kulüplerine giriş genel olarak 10-15 Euro civarı, içeride içtiğiniz biralara yaklaşık 3-4 Euro ödüyorsunuz :) Sabahın ilk ışıklarına kadar orda kaldık. 

Duvarın arkasından bir görünüm.


2. gün sabah eve dönebildikten sonra, birkaç saatlik uykuyla kahvaltı edip East Side Gallery'i görmek için yola koyulduk.Duvarın önüne fotoğraftaki gibi teller konulmuştu; eskisi gibi güzel fotoğraflar çekmek artık daha zor.

East side Gallery


East Side Gallery'i de turlayıp güzel fotoğraflar çektikten sonra biraz soluklanmak için Mariannenstr üzerinde Das Hotel adında bir bara giriyoruz.Muhteşem salaş ve güzel bir bar, içeride elektrikle aydınlatma yok; mum ışığıyla aydınlanıp içeceğinizin tadını çıkarıyorsunuz.

Alexanderplatz Tv kulesi    

3. gün bir rota üzerinden görmemiz gereken yerlere doğru gidiyoruz. Metrodan Alexanderplatz'da inip Meşhur TV kulesini yakından görüyoruz. 

Alexanderplatz'dan Müzeler Adası yönüne yürüdüğünüzde hemen Rotes Rathous'un önüne çıkıyorsunuz. Kırmızı belediye binası denilen bu bina 2. Dünya Savaşı sırasında büyük hasar almış ancak daha sonra restore edilmiş bir rönesans yapısıdır.

 Rotes Rathouse 

Rathous'un karşısındaki parkta daha önce çok övüldüğünü duyduğum için Neptün Çeşmesini görmek istiyorum. Ancak yaz olmadığı için beni bir miktar hayal kırıklığına uğratıyor. Çeşme Roma tanrısı Neptün'e adanmış. Buyrun burada resmi:

Neptün Çeşmesi


Buradan Berliner Dom'a geçiyoruz , Berlin Katedrali'nin yanında devasa bir kütüphane var, orası da ilgimi baya çekiyor. Müzeler Adası'nda hızlıca bir tur atıp oradan Bradenburg Gate'e doğru yürüyoruz. Zamanlamamız mükemmel çünkü bu meşhur yeri hem gece hem gündüz görmek istiyorum. Gün henüz kararmadan oradayız, hemen yanında bir kahve içip havanın kararmasını ve aydınlatma içerisinde Bradenburg Gate'i görmeyi bekliyorum, gerçekten muhteşem bir yapı.Kapının üstünde Quadriga var, Napolyon Prusya'yı yenince Quadriga'yı yerinden söktürüp Paris'e götürmüş, adamdaki azim takdire değer. Prusya kralı Paris'i ele geçirince Quadriga'yı geri alıp Berlin'e geri getirmiş. 

Brandenburg Gate


Oradan hemen hız kesmeden Yahudi Anıtı ve Hitler'in intihar ettiği sığınağının oraya geçiyoruz, tabi o sığınak neonaziler orayı üs haline getirmesin diye yıkılmış ve yerine konut ve otopark yapılmış.
   
Günün yorgunluğuna aldırmadan gece Tresor diye bir gece kulübüne geçiyoruz, burası eski elektrik santraliymiş. Burayı çok seviyorum, mutlaka eğlenmeniz gereken bir yer :). Sabaha karşı meşhur Berghain'a gidip öğlene kadar dans ediyorum :) 

4.gün öğlen eve dönebildiğim için, akşamüstüne kadar uyuyup tatlı bir kafede hızlıca bir kahvaltı edip Kudam/ Kurfürstendamm'a geçiyorum. Burası daha çok alışveriş yapabileceğiniz lüks bir cadde, Hardrock Cafe burada bulunuyor. Akşamında Kreuzberg'de güzel bir barda birkaç bira içip soluklanıyoruz. Bana kalırsa Kreuzberg söylendiği gibi kötü bir yer değil çok fazla Türk var Türkiye vs. şeylere aldırmayın mutlaka görün. Vakit geçirebileceğiniz güzel mekanlar var, mutlaka görün! 
 
5.gün Yahudi Müzesi'ne gitmek için yola koyuluyoruz. Checkpoint Charlie'de fotoğraf çekip hemen yanındaki Einstein Cafe'de bir kahve içiyorum, birşeyler atıştırdıktan sonra yine Kreuzberg'de bir barda akşamüstü birası yapıyoruz.

Checkpoint Charlie

Berlin Hakkında BilmenizGerekenler

Berlin küçük İstanbul vs. gibi şeyler kesinlikle doğru, asla yabancılık çekmiyorsunuz. Sadece Türkçe bilerek bile gayet gezebileceğiniz bir şehir.

Metro biletleri biraz pahalı günlük bilet 7 Euro, tek bilet 2,70 Euro gibi birşeydi. Metroda bizdeki gibi turnikeler yok isterseniz biletsiz binebilirsiniz ama BVG denen metro çalışanları aniden metroya binip bilet kontrol yapabiliyor. Yanılmıyorsam yakalanırsanız cezası 70 Euro. Size kalmış :).

Çok fazla Türk restoranı var, Türkiye'de yemediğiniz kadar döner yeme ihtimaliniz mevcut :)

Berlin inanılmaz ucuz bir şehir, aman param yetişmez, aman şu olur bu olur demeyin. Mutlaka gidip görün!

Etiketler