Ayrı Bir Ruha Sahip: Assos

Trakya'yı oldum olası çok severim. Hele ki Çanakkale'nin ve oraya yakın yerlerin yeri apayrıdır benim için. İstanbul'a yakın olduğu için de güven verir seyahatlerde.

Hal böyle olunca yaz tatilimizi nerede yapalım diye araştırırken, çok düşünmeden Assos'da karar kıldık. Ayrı bir ruhu var ne de olsa Assos'un.

Daha önce Behramkale'ye gitmiş ama Antik Liman'a inmemiştim. Denizinin rengini yukarıdan görüp, içine girememiştim.

Aristo'nun felsefe okulu kurduğu Assos'ta gezilip görülecek çok tarihi mekan var. Behramkale Köyü'ndeki HüdavendigarCamii, Tuzla Çayı üzerinde kurulmuş 600 yıllık Hüdavendigar Köprüsü, Assos Antik Kenti'nde bulunan surlar, Akropol, Nekrapol, Athena Tapınağı, Amfitiyatro, Gymnasium, Hamam ve Agora, Babakale yolu üzerindeki Apollon Smintheion Tapınağı bunların başlıcalarıdır.

Tarihi eşsiz Assos'ta takdir edersiniz ki doğa da bir başka güzeldir.

Assos'taysanız eğer; tarihi yerleri gezilip görebilirsiniz. Behramkalelilerin el emeği yaptıkları el işlerinden alabilirsiniz. Mis gibi zeytinyağından ve Assos kokan kekiğinden alabilirsiniz. Sahilde satılan Assos dondurmasından yiyebilir, damla sakızlı Türk kahvesinden içebilirsiniz. Kadırga Koyu'nda balıklarla denize girebilir, antik limanda yorgunluğunuzu atabilirsiniz.

Ayrıca Behramkale’yi ziyaret edebilirsiniz. Hem tarihi yerleri görmüş olursunuz, hem de muhteşem manzaranın tadına doyarsınız.

Önce otel seçimi yapmak gerekiyordu. Evet Assos'da çok güzel butik oteller var ama 3 yaşındaki kızımla gideceğimizden yeşil alanın olması ve denize yakın olması önemliydi. Biz tercihimizi Assos Park Otel’den yana yaptık. İyi ki de bu oteli seçmişiz. Çocukla kalınabilecek daha iyi bir seçim olamazdı sanırım.

Assos Park Otel neden? Öncelikle büyük bir yeşil alanı var. Otel binası tam da istediğimiz gibi taş bina : ) Zeytin ağaçları içinde minderleri sermişler yerlere. Çocuklar için park var. Çok büyük değil ama iyi oyalıyor. Sanırım bir çok çocuklu aile benimle aynı görüşteydi ki, gelen ailelerin büyük çoğunluğu çocukluydu. Bu sayede her yaş aralığında çocuk vardı ve Derin hiç yalnız kalmadı. Kahvaltıda, denizde, yemekte, parkta... Biz de bu sayede tatil keyfimizi çok rahat yaptık. Geçen sene gittiğimiz tatilde çocuk peşinde koşmaktan helak olmuştum : ) Otel yarım pansiyon olarak hizmet veriyor. Yani kahvaltı ve akşam yemeği fiyata dahil. Ama bence böylesi daha iyiydi. Öğlenleri biz de Antik Liman yada Behramkale köyüne gidip farklı lezzetleri deneme fırsatımız oldu. Otelin yemekleri de hiç fena değildi. Bence fiyat ve kalite oranı çok iyiydi.

Gelelim denizine... Ben normalde soğuk suya giremem. Daha önce Ayvalık’ta gittiğimiz tatilde havuzda yüzmeyi tercih etmiştim bu yüzden. Ama o kadar güzeldi ki hiç zorlanmadan suya girdim. Hatta başkalarının su soğukmuş dediklerinde bile ben hızlıca daldım. Resmen sudan çıkmak istemedim. Şansımıza dalga da yoktu. Bayıldım diyebilirim. Bir de köylü kadınların sattıkları elbiseler, saç bandları ve kekikleri plajda alabilirsiniz.

Biz daha sakin olsun diye Eylül’ün ilk haftasını tercih ettik. Yaz ortası çok dolu olduğu söyleniyor. Seneye yine aynı dönem, yine aynı otelde tatil planımızı yaptık bile.

Derin bu tatilde ilk kez uzun süreli bir arkadaş buldu. Tatil boyunca el ele ayrılmadığı arkadaşı oldu. Hiçbir yerde yalnız kalmadığı için hiç sıkılmadı ve bizimle uğraşmadı. Şezlongta içeceğimi alıp, ayaklarımı uzattım rahat rahat : ) Bunun ne kadar lüks olduğunu çocuklu anneler iyi bilir.

Assos... Bence gidilmeli, görülmeli!