BAKÜ GEZİ NOTLARI

Azerbaycan'ın başkenti Bakü, iki milyona yaklaşan nüfusu ile ülkenin en büyüğü, aynı zamanda kentin kıyılarında çıkarılan petrol sayesinde de en zengini. 2005 yılında açılan Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı sonrası ülkeye ciddi sayılır miktarda para girmeye başlamış. Bunun kanıtını görmek için başınızı kaldırmanız yeterli, şehir büyük bir şantiyeyi andırıyor.

Değişik mimariyle yapılan binalar şehrin silüetini değiştirmeye başlamış. Merkezde ise hummalı bir yenileme çalışması var. Binalar ve meydanlar dışarıdan pırıl pırıl görülüyor. Gerçi bu biraz aldatıcı bir durum çünkü genelde binaların içi yenilenmiyor. Devlet binaların dış yüzünü bedava yeniliyor, ama içlerin mezbele olarak kaldığı da oluyor.

Şehirde görülecek yerleri saymadan önce birkaç bilgi vereyim. Bakü'ye Azerice Bakı deniyor ve "Rüzgarlı Şehir" anlamına geliyor. Yaz-kış rüzgar var ama yazın rüzgarın sizi serinleteceğini sanmayın. Ağustos ve Temmuz'da 35-40 derece sıcaklık normal karşılanıyor. Zaten şehir sakinlerine sorarsanız Bakü'ye gelmek için en iyi zamanlar Mayıs, Eylül ve Ekim. Diğer zamanlarda serin ya da çok şiddetli rüzgarlı olabiliyor.

Bakü'nün ana tarihi bölgesi "içeri şehir", Azeriler bölgeye "köhne şehir" de diyorlar. Yarım gününüzü rahatlıkla ara sokaklarda kaybolarak geçirebilirsiniz ama benim yaptığım gibi öğle sıcağında çıkmanızı tavsiye etmem. Gerçi o sıcakta halı satıcıları caddelerden çekildiği için rahata rahat yürüyorsunuz. Bakü'nün sembollerinden Kız Kalesi de içeri şehirde, restorasyonu devam eden bu tarihi eserin hemen yanında ağaçlar altında küçük bir kafe var, sıcakta çıktıysanız güzel bir mola alabilirsiniz.

İçeri şehirde Şirvanşah Sarayı, hamamlar ve başka yapılar da var ama çok ilginç değiller. Onun yerine sokaklardaki hayatı seyretemek daha eğlenceli.

Bunun için de, en iyi yerler akşamüstü havuzların olduğu bölge ("fontanlar" diyorlar), bulvar ve sahil boyu.

Dolaşırken oldukça fazla sayıda Haydar Aliyev heykeli göreceksiniz, İlham Aliyev kendisine başkanlığı devreden babasına saygısını böyle göstermiş.

Azerilere ya da Azerbeycan'da iş yapanlara "işler nasıl?" dediğinizde genelde karamsar bir tablo ortaya çıkıyor. Ülke, dünyada yolsuzluğun en çok olduğu yerlerden biri. Rüşvet vermeden bir iş yaptırmak neredeyse olanaksız ve hemen her alanda devlet memurlarının tekelleri var: süpermarketler, ithalat firmaları, yerel üretim hep tek aileye bağlı. Konuştuğum bir Azeri durumu şöyle özetledi: "Azerbeycan'da meyve ithalatını bir kişi yapar, sen ucuza getiremezsin, gümrükten geçmez. İnşaat malzemeleri de paylaşılmıştır, kimin ne getireceği bellidir. Rekabet etmeye kalktığın an iş yerine memurlar gelir, ters bir şey bulurlar, sonra iflas edersin. Onun için kimse yeni firma açmaz burada. Herşey onun için pahalı". Petrolden dolayı Azerbeycan'a iyi bir para akımı var, ileride bunu tüm halka yaymalarını umalım.

Azerice - Türkçe arasındaki farklar zaman zaman hepimizin yüzünü gülümsetir. Aynı kelimenin farklı kullanımları reklamlarda daha bir ilgi çekici oluyor, işte size Bakü'den bir kaç reklam örneği.

Redbull


Birleşmiş İdman Malları


ATM ekranı


Apple mağazası

George Orwell'in Hayvan Çiftliği kitabı

*** Başar Kurtbayram'ın diğer yazılarına www.simdigezelim.com'dan da ulaşabilirsiniz.

Başar Kurtbayram

Yazar Hakkında

Başar Kurtbayram

Gezmeyi çok seviyorum. Bugüne kadar 130'dan fazla ülkede bulunma şansım oldu.Bana çok sorulan "nasıl oluyordu bu kadar çok geziyorsun?" sorusuna hemen cevap vereyim.