​Balta Girmemiş Hayatlar: Katmandu

Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Örgütü 2008 yılını "PATATES" yılı ilan etmişti. Az gelişmiş hatta gelişememiş ülkelere ithaf edildi ki bunun sebebi, insanı doyuran en temel ve en ucuz gıda maddelerinden biridir. Burada her öğün karşımıza gelen patatesi görünce öğrencilerime Vatandaşlık Genel Kültür bölümünde verdiğim bu bilginin içini doldurdum. Uzmanlar Türkiye’de diyor ki patates, makarna, pilav kilo aldırır. Yemişim o uzmanları. Çünkü Nepal’de insanların bu üç gıda maddesinden başka neredeyse yiyecek bir şeyleri yok ve dünyanın en zayıf halkları arasındalar. Ama dediğim gibi vücutları yetersiz beslenmeden dolayı zayıf gibi görünse de dünyanın en güçlü halklarından.

Sadu

Yarın ekibimiz dört kişiden üç kişiye düşecek ve kara yolu ile Hindistan’a geçeceğiz. Kahvaltıda, Nepal turumuzun dolu dolu geçmesinin kritiğini yaptık ve ayrıca yarın başlayacak olan Hindistan turumuzun da planını yaptık son günümüzde. Yabancı bir ülkeye sırt çantasını takıp gelmek ve hiçbir şeyin ayarlanmamış olması, planı o anda yapmak bence daha keyifli.

Türkiye’de bazı kimselerden duyarım, “1950’lerde yaşamak isterdim” sözlerini. Bu tip nostaljik arkadaşların, zaman makinesinin icadını beklemelerine gerek yok, Nepal’e gelsinler. Bu nostaljiyi son günümüzde de yaşamak için Nepal’in başkenti Katmandu sokaklarını bugün bir kez daha arşınladık.

Kasapların etleri açıktaki sokak sergilerinde satmaları, seyyar satıcıların ve pazarcıların hiç bağırmadan ürünlerini satmaları, hiçbir kavga eden insanın olmaması, berber makaslarının seyyar taşlarda bilenmesi, dişçilerin sanki nalbur dükkanı gibi küçücük bir odada ve doğrudan pazara açık bir yerde hizmet vermesi, berberlerin sokak ortasında sandalyede milleti traş etmesi, o yoğun trafikte her aracın birbirine teğet ama çarpmadan ilerlemesi, kızların motosikletleri fazlasıyla iyi kullanmaları, çocukların ağlamak için fazlasıyla nedeni olmasına rağmen hiçbirisinin ağlamaması, sigara içen sayısının yok denecek kadar az olması, insanların hiçbir zaman bağırmaması ve bağıran tek şeyin araç kornaları olması, ara sokaklardaki keskin baharat kokuları gördüğümüz farklılıklar...

İnsan örneğin o dişçileri gördüğünde diş ağrısı çekmeyi kabullenebilir. Bu ülkede ortalama insan ömrünün 57 olduğu düşünüldüğünde, bu insanların hayata direndikleri ve bu şartlar içinde fazla bile yaşayabildikleri söylenebilir.

Bugün Nepal’den hediyelik ne alınabilir diye baktık aynı zamanda. Son günümüzde buraya özgü bir şeyler almak ama mümkün olduğunca hafif ve kolay taşınabilir şeyler üzerinde yoğunlaştık çünkü on gün Hindistan’da sırtımızda taşıma durumundaydık aldıklarımızı.

Gezerken seyyar kurulu bir boks ringi gördük ve yaklaşık 2.000 kadar kişi çevresinde toplanmış maçın başlamasını bekliyordu. Ringin eski olmasının yanında, yapılan kamera ve fotoğraf çekimlerindeki eskilik, ses sistemindeki gelişmemişlik gerçekten de bu maçın 50 yıl önce yapıldığı kanısı uyandırıyor insanda.

İlk defa bir alışveriş merkezi şeklinde bir yer gördük. Burası bize göre küçük bir pasaj ama onlara göre lüks bir AVM. Birçok insanın ilk kez yürüyen merdiveni orada gördüğü, yürüyen merdivene binme acemiliklerinden belli oluyor.

Akşam yemeğinde şansımıza güzel yemekleri olan bir restoran denk getirebildik. Himalaya kuzusu yedim ve yanında onlara özgü Everest birası. Bu birayı kesinlikle özleyeceğim. Restoranlarda ekmek dediğimizde çoğu yer bunu anlamadığı için bu defa marketten ekmeğimizi alarak hazırlıklı geldik. Nepal’de son gecemizin keyfini çıkardık akşam yemek sohbetinde… 

tr-tr.facebook.com/ali.yeniay.395

Etiketler

Ali Yeniay

Yazar Hakkında

Ali Yeniay

"Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?" sorusuna "Gezerek, okuyan ve hatta gezi yazılarını paylaşan" diye cevap veren bir seyyahım ben...