Barselona ve Sagra De Familia

Barcelona’yı gezmenin en iyi yolu yürümek. Çünkü biraz gezip tadını aldıktan sonra elinizdeki haritada yer alan tüm sokaklara girmek isteyeceksiniz.

Kente toplu taşıma çok düzenli. Otobüs ağı oldukça geniş. Metro ise 5 farklı hat olarak çalışıyor. Çoklu kart alırsanız hem metroda, hem de otobüslerde kullanabilirsiniz. Taksiler ise sarı-siyah renkli. Eğer tepesindeki ışık yeşil ise boş olduğu anlamına geliyor. Ancak katalancadan başka bir dil konuşmak istemediklerinden anlaşmanız biraz zor olabilir. Bir de eğer taksiye binerseniz taksimetreyi açtığından emin olun. Bir de özellikle son saat metrolarına yani günün son metro seferlerinde dikkat etmek gerekiyor. En fazla hırsızlık bu saatlerde oluyormuş.

Barcelonalı’lar da diğer Avrupa kentleri gibi ulaşımda bisikleti çoklukla tercih ediyorlar. Mesela şehrin her yerinde Bisiklet istasyonları var. Bunlar herkesin kullanımına açık. Sadece Aylık ya da yıllık bisiklet kartı alıyorsunuz. Bunu bir bisiklet istasyonunda okutarak bisikleti alıp gideceğiniz yere gidiyorsunuz. Oradaki başka bir bisiklet istasyonuna bırakıyorsunuz. Daha sonra başka bir bölgedeki bisiklet istasyonundan alıp başka yere bırakıyorsunuz. Sistemi çok güzel kurmuşlar. Tabii bisiklet yollarının da güzelliğini övmeden geçemeyeceğim.

Biz ilk akşam üzeri teleferik ile Montjuic Tepesi'ne çıktık. Buradan şehrin manzarası harika görünüyor özellikle de akşam üzeri. Bu dağın deniz tarafındaki yamacında Montjuic Kalesi bulunuyor. Şehrin diğer tepesi ise Tibidabo. Burası şehre yaklaşık 15-20 km uzaklıkta. Buranın zirvesinde bir kilise ve Barcelona’nın en eski lunaparkı var ama gidilmesi şart bir yer değil.

Ertesi güne Guel Parkı'na giderek başladık. Bu parkın tüm dizaynı ünlü hatta birçokları tarafından çılgın inşaatçı olarak nitelendirilen Gaudi’ye (1852-1926) ait. Gaudi’nin stili tüm diğer mimarlardan daha farklı. Aslında bu stili de tesadüfen bulmuş. O dönemki kraliçe başka bir ülkeden seramik sipariş veriyor. Ancak bunların tamamı yolda gelirken kırılıyor. Kırılınca da satan firma seramikleri geri almıyor. Gaudi de bu parkın tamamında kırık seramikleri kullanıyor ve farklı bir tarz yakalıyor. Gaudi, bu parkı yaparken yanında çalışan ustalar Gaudi’ye kalması için parkın içindeki pembe evi yapıyorlar. Gaudi bu evde yaklaşık 20 sene boyunca yaşamış. 1926 senesinde bir tranway kazasında hayatını kaybediyor. Şu an mezarı da Sagra de Familia’nın avlusundaymış.

Parktaki terastaki bank haline dönüştürdüğü yerler de çok şık. Bu terastan aşağıya indiğimizde terası ayakta tutan 85 tane kolon olduğunu ve tavanın tamamen kırık seramiklerle işlediğini görüyoruz. Tavandaki figürler 4 mevsimi temsil ediyormuş, ama daha da ağırlıklı olarak deniz ve suyu temsil ediyormuş. Buradan merdivenler ile aşağıya inince bir tane kertenkele heykeli var yine bu da kırık seramikler ile kaplı. Kertenkele suyun bereketini ifade ediyormuş.

Buradan yine Gaudi’nin en önemli eserlerinden biri olan Casa Batllo’ya gidiyoruz. Burası gerçekten çok etkileyici aynı zamanda UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor. Ancak buraya girmek için biraz sırada beklemeniz gerekebilir. Gaudi'nin evlerinin çatıları insanı cezbediyor.

Buranın yaklaşık 200-250 metre ötesinde yine Gaudi’nin eseri olan Le Pedrera var. Burayı da gördükten sonra Barcelona’nın simgesi haline gelmiş olan meşhur Sagra de Familia’ya doğru gidiyoruz.

Sagra de Familia, Gaudi’nin yapımına başladığı ama ölümünden sonra bile halen yapımı tamamlanamamış büyük bir eser. Gaudi buraya ömrünün son 43 senesini bu 20.yy’ın modern kilisesini yapmaya adamış. Hayatını adadığı bu kilisede çalıştığı bir gün çıkışında tramway çarpmış zaten. Halen yapımı devam ediyor ve yapımının 128. senesinde şu anda ve halen devamlı olarak inşasında 300 kişi çalışıyor. Bunun tepesine çıkılabiliyor ancak o kadar kalabalık ki, bu sırayı beklemeye değmez. Benzer manzarayı zaten Montjuic tepesine çıktığınızda da görüyorsunuz. Sagra de Familia’nın çevresi oldukça hareketli, pandomim sanatçıları, müzisyenler ortama daha da bir renklilik katıyor.

Barcelonalılar Sagra da Familia'dan sonraki en ünlü katedrallerinin inşasını ise 600 yılda tamamlamışlar. Eee siesta tabii... Bu katedralin yapımına 1298 tarihinde başlanmış ve 19. yy’daön cephesi tamamlanana kadar yapım çalışmaları devam etmiş. Katedralin avlusunun kenarlarındaki odalarda İsa ve Meryem’e ait değişik heykeller bulunuyor. Avlunun tam ortasında ise Aziz George’un heykeliyle süslenmiş bir çeşme yer alıyor.

Modernizmin öncüsü ve art nouveau tarzının mükemmel uygulayıcısı Gaudi’den bahsedince, bu kadar eserini görünce insan bir an durup düşünüyor. Ya Antoni Gaudi olmasaydı, Barselona bu kadar populer bir turizm rotası olur muydu? Gaudi’nin eserlerinden sekiz tanesi (Park Güell, Palau Güell, Casa Milà, Sagra de Familia’nın “İsa’nın Doğuşu” cephesi, Casa Vicesn, Casa Battlo, Yeraltı türbesi ve Colonia Güell türbesi). Gaudi’siz bir Barcelona düşünmek neredeyse imkansız.

Barcelona’lılar genel olarak İspanyollardan farklı. Barcelona halkı haklı olarak kentin mimarisi ve tasarımı ile övünüyorlar. Mesela İspanya denince akla gelen boğa güreşi ve flemenko dansı burada sevilmiyor. Burada Flemenko dansı yerine el ele tutuşup, halkalar halinde yaptıkları Sardana denilen dans çok popüler. Bu dansı cumartesi akşamları ve pazar sabahları Katedralin önünde, Pazar akşamları ise Placa Sant Jaume Meydanında yapıyorlar. Bu dansa telli ve nefesli çalgılar ile davul eşlik ediyor ve alandaki herkes dansa katılıyor.

Barcelona deyince futbolu atlamak olmaz. 100.000 kişi kapasiteli Nou Camp Stadyumu da görülmeye değer bir yer. Barcelona futbol takımı ve forması onlar için o kadar önemli ki üzerine reklam bile almıyorlar.

Şehrin en görkemli binalarından biri olan Montjuic Milli Sarayı , şimdilerdeKatalonya Milli Sanat Müzesi'ne çevrilmiş. Bunun önünde akşam saatlerinde yapılan ışık ve müzik eşliğinde yapılan su gösterisi oldukça hoş.

Barselona’da bütçenize göre birçok konaklama olanağı da mevcut. Lüks bir konaklama düşünüyorsanız Vincci Maritimo Mar Bella Plajı’na 500 metre uzaklıkta bulunan Vincci Maritimo uygun bir seçenek olabilir. Otel ayrıca metroya 2 dakikalık yürüme mesafesinde bulunuyor. Ekonomik bir konaklama düşünenler için ise Stay Together Barcelona Apartments’i önerebilirim. Otel bar ve eğlence mekânlarına yakın bir konumda yer alıyor.

Plaza Katalunya’ya 7-8 dakikalık bir yürüme mesafesinde bulunan HCC Taber oteli ise birçok müze ve ünlü mimarilere kolayca ulaşmanız açısından uygun bir lokasyonda. Sahile ve Ramblas’a yakın olan Catalonia Avinyo, tercih listenizde bulunması gereken otellerden. Otelin çevresinde birçok mağaza ve restoran bulunuyor. Alışveriş ve gece hayatını sevenler için tercih edilebilecek bir yer. Bu otellere ek olarak, buradan booking.com’a girerek daha fazla Barselona otellerine bakabilirsiniz.  

TUĞÇE YILMAZ

Yazar Hakkında

TUĞÇE YILMAZ

 Yaklaşık 15 sene Medya satın alma ve Planlama sektöründe çok uluslu şirketler ile çalıştıktan sonra kendi tutkusu olan gezi ve seyahate yönelerek Gezimanya.com’u kurmuştur.1997 - 1999 İstanbul Üni