Başkent Üsküp ve Balkanların İncisi Ohrid

2011′in sonlarında Belgrad’ın dahil olmadığı büyük Balkan turu yaptım. Belgrad’ı da (vizesiz) en kısa zamanda görmek isterim. Sırbistan’ı görmeden Balkan turu olamaz. Çok lüks çok enteresan yerler görmedim. Ama siyaset, farklı kültürler ve geçmişin izleri hakkında çok öğretici bir tatil oldu. Özellikle Bosna’da savaşın izleri hala canlı. Makedonya turumu ise Üsküp ve Ohrid olarak ayırıyorum. Anlatacak pek bir şey olmasa da kısaca Arnavutluk’un başkenti Tiran ve Kosova’da Prizen ile başkent Priştina’ya da uğradım.

Kosova, savaşlarıyla tarihimizde önemli yer edinmiş bir ülke. Tabi ki şu anda ülke. Zaten yüz ölçümü çok küçük. Osmanlılar Prizen’de 37 cami inşa etmiştir. Bunların en ünlüsü Sinan Paşa Cami’dir. Zaten kapıda Türk bayrağını göreceksiniz. Çok küçük bir şehir. Nehrin kenarında uzanan bu şehir bizlere kasaba gibi geldi. Çok sayıda Türkçe bilenle karşılaştık.

Bu meydanda Besimi Restaurant gelen Türk turistlerin de yoğun olarak uğradığı Türkçe bilen personelin olduğu bir restorandır. Balkanlara ait çok sayıda çeşit var. Daha sonra Kosova’nın Priştine-Mitroviça yolu üzerinde Priştine’ye 6 km mesafede yer alan 1. Murat’ın mezarını ziyaret ettik. 1. Murat savaş meydanında şehit olan ilk ve tek Osmanlı padişahıdır. Türk bir aile tarafından bakımı sağlanıyor. Bir mezar odası ve küçük bir müze yer alır. Havalimanına çok yakın bir mesafe. Burası 1. Kosova’nın yapıldığı ova üzerindedir. Priştine de başkent olmasına rağmen pek ilgi çekici yanı bulunmaz. Savaşta ölen kişilerin resimlerinin devlet binalarının önüne asılması ve savaşta ülkeye destek olan devletlerin bayraklarından yapılmış bir heykel beni duygulandırdı.

Arnavutluk’un başkenti Tiran’da dikkatimi çeken pek bir şey olmadı. Sadece hırsızlık oranın çok fazla olduğunu duydum. Bunun dışında İskender Bey Meydanı'ndaki heykel ve Ethem Bey Camii etrafında ufak bir gezi yaptım. Balkanların genelinde olduğu gibi burada da Osmanlı’ya isyanın simgesi İskender Bey’ in heykeli kahraman olarak dikilmiş. Bir de 2. Dünya Savaşı'ndan 1985 tarihinde ölümüne kadar devletin başında olan kominist lider Enver Hoca’nın halka seslendiği balkon ve devlet yapıları yer alır.

Üsküp Makedonya

Makedonya’da 2-3 gün konakladım. Başkent Üsküp köprüyle ortadan ikiye ayrılmıştır. Bir taraf Müslüman ve geri kalmış kısım, diğer taraf Hristiyan kesimin olduğu Avrupai caddelerdir. Köprüden geçtiğinizde aradaki değişim ilk adımda fark edilir.

Bir tarafta Yahya Paşa Cami, Saat Kulesi, Türk Çarşısı, İsa Bey Cami, Mustafa Paşa Cami, Murat Paşa Cami, Kapan Han, Sulu Han, Davut Paşa Hamamı, Taş Köprü bulunmaktadır. Sokaklarda domates biber kurutan ve az da olsa Türkçe konuşan teyzeler var. Türk kahvesi içebileceğiniz kafeler yer alır.

Diğer tarafta modernizasyon çalışmaları devam ederken bu kesim dar, taş sokakları ve çarşısı ile eski Osmanlı kenti izlenimi verir. Köprüden geçtiğinizde sizi devasa İskender heykeli karşılar. Benim orada olduğum günler Tayyip Erdoğan da Üsküp’ü ziyaret etmişti. Kendisine rehberlik eden kişi bizimle de ilgilendi. Makedon Kral İskender’i Yunan olarak düşünürdük (aslında zaten Makedon Kralı diyoruz!) dediğimde bunun tamamen saçmalık olduğunu belirtti. İskender in çok sayıda Yunanı bertaraf ettiğini özellikle söyledi. Yunanlar başarılarından dolayı sahiplenmişler.

Üsküp son yıllarda büyük paralar harcayarak kendini geleceğe hazırlıyor. Rahibe Terasa Müzesi ve sokak satıcıları (özellikle bal satarlar) şehrin modern tarafında dikkati çekenlerindendir. Zaten köprüden adımınızı attığınızda devasa Büyük İskender Heykeli karşınızda dimdik durur.

St. Naum Ohrid

Mekedonya’da Ohrid içinse ayrı bir yer ayırmak lazım. İncileriyle ünlü bu kasabada, Ohrid Gölü’nün her tarafının ayrı bir güzelliği var. St. Naum Heykeli iskelede sizi karşılar. Çok sayıda Türk var. Tayyip Erdoğan burada tekkeyi ziyaret ettiğinde ben de ordaydım. Öğrenciler ellerinde Türk bayraklarıyla bizleri karşıladı.

Safranbolu benzeri mimarisi olan Ohrid’de tepedeki kiliseye doğru bir yürüyüş yaptığımızda manzaraya daha da hakim olduk. Deniz kenarından tekneyle St. Naum turu ucuz ve tüm gününüzü alır. Teknede Makedon rakısı ikram edildi.

Göle açıldığınızda Tito’un yazlık evi ilk göze çarpandır. Tito hala çok seviliyor. St. Naum’a doğru yolculuğunuzda yine sol kıyıda bir kilise göreceksiniz. Burası Osmanlı’nın bölgeye girdiğinde korunmak amaçlı yapılmış bir kilise. Dik yamacı sebebiyle karadan girişi bulunmuyor. Sadece denizden ulaşabildiğiniz kilisede Hristiyanlar ibadetlerine devam etmiş.

Kıyının diğer tarafı sizlere çok uzak kalacak. Yol boyunca sizin solunuzda kıyı kalacak şekilde devam ettiğinizde Arkeolojik Park karşınıza çıkar. Büyük yatırımlarla yapılmış bu alan tarih öncesi dönemlerin anlatımı şeklindedir. Son olarak St. Naum’a varırsınız. Birkaç restoranın olduğu bu bölgeye arabayla da gelinebilir. Denize girilecek küçük bir plajı var. Su kaynaklarının olduğu yerde küçük kiliseler yer alır. Büyülenmemek elde değil!

Suyun kabarması, sessizlik, yeşillik ve su kaplumbağaları… Restoranda bir şeyler atıştırdıktan sonra kayık turuna çıktım. Nicko diye bir kişi yıllardır bu işi yaptığını belirterek çok sayıda kartpostal ve kitapçık gösterdi. Hepsini kendi hazırlamış. Türkçe şarkı da söylüyor. Birçok dilden az da olsa konuşabiliyor. Su kaynaklarından yükseğe doğru yöneldiğinizde kilise ve otel yer alır. Kilisenin manzarası da ayrı güzel. Aslında Ohrid’i incileriyle ve doğal güzellikleriyle ayrı tutmak gerek.

Çok yorucu da olsa Balkanlar için uzun bir tur paha biçilmez!

Makedonya Foto Galeri