Baştanbaşa Bosna-Hersek (1. Bölüm)

Bosna-Hersek ziyaretimiz Saraybosna, Mostar, Travnik ve Türk Köyü Poçitel ile sınırlı kalsa da Bosna Hersek’in kültürünü ve tarihi dokusunu hissetmek için yeterliydi. Seyahatimize öncelikle Saraybosna’dan başladık. Saraybosna, 700 bin civarındaki nüfusuyla  pırıl pırıl akan Miljacka Nehri kenarına ve onu çevreleyen yemyeşil tepelerin eteklerine kurulmuş küçücük huzur dolu bir şehir.

Saraybosna’nın tarihini kısaca özetleyecek olursak; Saraybosna’nın kuruluşu Osmanlıların 1463’te bu bölgeyi fethetmesine dayanıyor. Sonrasında Türklerin Avrupa’da kurduğu en büyük şehir haline geliyor. 1878 yılına kadar Osmanlılara bağlı kalan şehir, Berlin Anlaşması ile Avusturya-Macaristan yönetimine bırakılıp sonrasında 1918′de Yugoslavya Krallığı’na bağlanıyor. 1992’de de bir referandumla Yugoslavya’dan bağımsızlığını ilan etmesiyle de bugünkü yönetim biçimine yaklaşıyor.

Bu tarihi çeşitlilik şehrin mimarisine de yansımış. Şehirde birbirinden tamamen farklı üç mimari bölge var. Bir tarafı sosyalist dönemden izler taşırken, diğer taraftan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun mimarisi ve en sonunda Başçarşı da Osmanlı mimarisi izler taşıyor ki en iyi  korunan bölge bu bölge. Bu şehrin her sokağıyla yaşanmışlık hissi taşıyor. Beni büyüleyen özelliği de kesinlikle buydu. 

Birçok renk ve hissi bir arada barındıran bu şehirde bazen kendinizi Türkiye’de bir kasabada, bazen Batı Avrupa’nın gelişmiş ülkelerinden herhangi birinde, bazen de yemyeşil tepeleri seyredalıp Alpler’de hissediyorsunuz.

Şehrin demografik yapısını; Boşnaklar (Bosnalı Müslümanlar), Sırplar (Ortodokslar) ve Hırvatlardan (Katolikler) oluşturuyor. 

Şehrin huzurlu havasına aldanıp, yaşamış oldukları savaşı unutsak da bir şekilde kendini mutlaka hatırlatıyor. Saraybosna, Bosna Savaşı sırasında 1992-1995 yılları arasında dünya modern savaş tarihindeki en uzun kuşatmaya maruz kalmış ve çocuklar dâhil binlerce insan bu kuşatma sırasında hayatını kaybetmiş, çok daha fazlası da yaralanmış veya sakat kalmış.

SARAYBOSNA’DA GEZİLECEK, GÖRÜLECEK YERLER

Saraybosna her ne kadar küçük bir şehir olsa da gezilecek ve görülecek oldukça fazla yeri var. Ama en ünlüsü tabii ki BAŞÇARŞI…

Saraybosna’nın çok iyi korunmuş Osmanlı Mahallesi Başçarşı’da gezinirken, kendinizi birkaç yüzyıl öncesinde hayal etmeniz hiç zor değil.

Osmanlı’dan kalma birçok cami ve birbirinden güzel eser var. Bosna Hersek’teki en büyük katedral olanSARAYBOSNA KATEDRALİde Ferdadiye Caddesi üzerinde bulunuyor. 

Avusturya-Macaristan İmparatorluğu mimarisinin hâkim olduğu Mareşal Tito Caddesi üzerinde, Osmanlı döneminde 1561 yılında inşa edilen ALİ PAŞA CAMİİ var. Küçük ama çok güzel bir cami…

Latin Köprüsü'nden

I. Dünya Savaşı’nın başlamasına sebep olarak 1914 yılında Avusturya Arşidükü Ferdinand’ın bir Sırp tarafından öldürülmesini hepimiz okuduk, öğrendik. Bu acı olay işte Saraybosna’da, LATİN KÖPRÜSÜ üzerinde gerçekleşmiş.

PEKİ SARAYBOSNA’DA NE YENİR, NE İÇİLİR, NERELERE GİDİLİR?

Saraybosna’da her yerde PEKARA var; anlamı fırın. Benim Saraybosna’da en sevdiğim yerdi. 

Sarajova Başçarşı Kahvehanesi

Malum Boşnakların börekleri çok meşhur… İstanbul’da bile birçok yerde BOŞNAK BÖREKÇİSİ bulmak mümkün.

Ama tadına bakmak için en iyi yer, tabii ki Başçarşı. Fiyatlar da çok uygun. CEVAPCICI, tüm Balkanlar’da olduğu gibi, Saraybosna’da da en popüler yemeklerden birisi. Yanında da “jogurt” dedikleri katı ayran oldu mu tadına doyum olmuyor.

Sevgiler…