Google+

Arama formu

Batum gezimiz 3: Botanik Bahçesi, Medea ve Türkiye'ye dönüş

Sabah kahvaltıdan sonra, yürüyerek Rıza Dayı’nın mekânına gittik. Demleme çaylarımızı içip taksici Misha ile Batum Botanik Bahçesi’ne doğru yola çıktık.

Batum Botanik Bahçesi şehir merkezinden, 8 kilometre kadar uzaklıkta. Taksiyle gitmek istemezseniz, Batum Teleferik İstasyonu karşısından 31 numaralı minibüse veya 15 numaralı sarı otobüse binerek de gidebilirsiniz.

Botanik Bahçesi’ne giriş 15 lari (Mayıs 2018). Bahçeyi yürüyerek değil de elektrikli araçla gezmek isterseniz ayrıca 5 lari daha ödemeniz gerekiyor. Böylece bahçenin bir ucundan ötekine yaklaşık 25 dakikada etrafı seyrederek gidebiliyorsunuz. Bizim bindiğimiz aracın şoförü Türkçe de bildiği için değişik ağaçlar ve bitkiler hakkında bilgi verdi. Fazla zaman ayırıp yürüyerek gezmek daha zevkli olur. Eğer yürüyerek gezecekseniz 2. kapıdan giriş yapıp 1. kapıya doğru yürüyün. Nispeten iniş olduğundan daha rahat edersiniz.

Batum

108 hektarlık alana kurulmuş 100 yıllık bir bahçe burası. 3.500 çeşit ağaç, 1.500 çeşit çiçek ve bitki varmış. 120 metre uzunluğunda (Yaklaşık 40 katlı bina boyunda) ağaçlar var. Suda batan ağacı da gösterdi şoförümüz. Özellikle meraklı olanlar için mutlaka gezilmesi gereken bir yer.

Batum-1

Birinci kapıda oturup dinlenecek, bir şeyler atıştırılacak yerler de var. Biz de burayı gezdikten sonra birinci kapıda Misha ile buluşup yorgunluk kahvemizi de içtikten sonra kente dönüyoruz. Sahilin hemen arkasındaki caddeden başlayıp tüm Batum’u arabayla turluyoruz.

Batum şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Otel yerine ev kiralamak isterseniz Homestay Chavchavadze, Homestay Seaside by Manuchar, Homestay Izolda güzel bir seçim olacaktır. Bunlardan en iyileri Mancho's Apartment 8, Real Palace Apartments, Apartment with sea view on 22 floor. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz Apartment Mepe 140, Old Batumi Villa, Medea Guesthouse in Batumi gibi otelleri tercih edebilir ya da daha ekonomik alternatifler isterseniz Roof Inn, Guest House Old Boulevard, Hostel Retro tesislerini deneyebilirsiniz. Bir de booking.com'un Batum aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.

Yağmur hafiften devam ediyor. Balık pazarına gidip balık mı yiyelim, yoksa sahilde mi takılalım? Her iki fikir de sarmıyor. “Bizi Türk Mahallesi’nde bırak.” Diyoruz Misha’ya. Sıkı sıkı da tembih ediyoruz, “Yarın sabah bizi almayı unutma.” diye.

Önce kahveye oturup demli çaylarımızı içiyoruz. Türk gazetelerine göz atıyoruz. “On yıldır burada çalışıyorum. Çoluk çocuğu da getirdim. Dönmeye hiç niyetim yok.” diyor Rizeli Fuat. “Seçimde ne yapacaksın?” diyoruz “Rize’ye gidip oy kullanacağım.” diyor. Hangi partiye olduğunu sormuyoruz artık…

Ufak tefek hediyelik alışverişimizi tamamlıyoruz. Sokak başında köhne bir dükkân. Camekânda “İşkembe-Kelle Paça” yazıyor, dalıyoruz içeriye. İşletmeci Gürcü, burada ızgara çeşitleri ve içki de var. Bir işkembe çorbası söylüyoruz. Az sonra koca bir kâse içinde geliyor çorbamız. Kâse, tencere gibi. Kaşığın yanına bıçak da getirdiler. Ne işe yarayacak derken el gibi işkembe parçalarını görünce anlıyoruz bıçağın ne işe yarayacağını. Üstelik bir de ayak var çorbanın içinde. Hemen iki kaşık daha istiyoruz. Tek başına bitmez bu çorba…

Eve yayan dönüyoruz. Yol üzerinde şehrin ana meydanı olan Avrupa Meydanı’na da uğruyoruz. Meydan girişinde güneşin, ayın, burçların durumunu gösteren Astronomik Saat var. Astronomik Saat’in hemen karşısında Gürcü politikacı, yazar ve özgürlük savaşçısı Memed Abashidze’nin heykeli var.

Batum-2

Meydanın ortasında heykeltıraş David Khmaladze tarafından yapılmış. Medea Heykeli 6 Haziran 2007’de açılmış. Çocuk oyun alanları, havuzu ve yeşil dokusuyla kentin buluşma noktası olan parkın merkezindeki heykel oldukça popüler. Heykel ile ilgili anlatılan bir efsane şöyle;

“Batum şehrinin yeni sembollerinden Medea Heykeli, Kafkasların mitolojik yüzünü de temsil ediyor. Altın Post, Yunan mitolojisinde zenginliği, gücü ve iktidarı sembolize eder. MÖ 3. yüzyılda yaşamış Rodoslu şair Apollonios, Argonautika adlı ünlü eserinde Helen Iason ve Argonotların, Altın Post’u ele geçirmek için yaptıkları efsanevi yolculuğu anlatır. Esere göre Medea; Kolhida kralı Aites’in kızıdır. Medea, Altın Post’u almaya gelen Helen Iason’a âşık olur ancak Kral Aites, Iason’un gerekli şartları yerine getirmesi halinde Altın Post’u Yunanlara vermeye razı olur. Iason önce ateş püskürten öküzlere boyun eğdirip başlarına boyunduruk geçirecek ve büyük bir tarlayı sürecektir. Sonra Iason’un ejderhayı öldürmesi ve onun dişlerini toprağa ekmesi gerekir. Bu dişlerden savaşçılar çıkacaktır. Iason’un bu savaşçılarla savaşması ve onları yenmesi gerekir. Medea, âşık olduğu Iason’a yardım eder ve Altın Post’u almasını sağlar.

Medea, Iason ile Kolhida’yı terk eder ve Yunanistan’a gider ancak yıllar sonra Iason başka bir kadınla evlenmek isteyince Medea, tekrar Kolhida Krallığı’na döner. Bu sefer de amcasını tahttan indirerek babasının yeniden tahta geçmesini sağlar.

İşte yüzyıllar sonra bu güçlü kadın, Batum’da elinde Altın Post bulunan Medea heykeliyle yeniden canlandırılır.” (http://www.raillife.com.tr/batum-ve-medea-heykeli/)

Batum-3

Meydanın hemen yakınındaki Princess Casino’ya uğramadan evin yolunu tutuyoruz. Sabah dönüş yolculuğumuz başlayacak. Eşyalarımızı akşamdan toplayıp düzenleyerek hazırlıklarımızı tamamladık. Evde kalan son yiyecek ve içkileri tüketip yattık.

Sabah tam 08.30’ da kararlaştırdığımız gibi ev sahibi geldi. Evini kontrol edip anahtarı teslim aldı. Taksi kapıda bekliyordu. Misha, şehir dışına bir iş aldığı için gelememiş, yerine bir arkadaşını göndermişti. Yarım saatlik bir yolculuktan sonra sınıra vardık.

Gürcü tarafını geçtikten sonra gümrüksüz satış mağazası var. Oraya uğramadık. Bizim tarafta Setur’un mağazasından içki aldık. Hemen belirteyim bizim gümrükte bavullar tek tek X ray cihazından geçiriliyor. Bir litreden fazla içkiye el konuluyor.

Sınır kapısında Hopa’ya dolmuş sorduk, yok dediler. Kemalpaşa’ya kadar gidip oradan aktarma yapmamız gerektiğini söylediler. Sarp-Hopa arası 20 kilometre, taksi ile 50 TL tutuyor. Bastıran yağmurun da etkisiyle fazla araştırmadan taksiye bindik.

Yolda içki alamadığımızdan konuşurken şoför: “Kemalpaşa’da uygun fiyatla viski bulabiliriz.” deyince ilçenin içine girdik. Bir köşede dikilen kadınlara sorduk. 100’lük Red Label viskinin tanesini 80 liradan aldık. Taksici Hopa’da Havaş servislerinin kalktığı yerde bıraktı bizi.

Biz dönüşte 11.30’da kalkan servise binmeyi planlamıştık ancak Batum’dan erken çıkmamız ve sınır geçişinin çok sakin olması nedeniyle Hopa’ya erken geldik. Kalkmakta olan 09.00 servisine binmedik. Güzel bir çorba içip mıhlama yedikten sonra 10.00 servisiyle Trabzon’a döndük. Dönüşte Hopa’dan kalkan servis tüm ilçelere uğrayarak yaklaşık 3 saatte havaalanına gidiyor.

Batum gezimizle ilgili notlarım bu kadar. Bir fırsat yaratıp Batum’a gidin. Gerçekten görülmeye değer bir kent. Çok değil, 2-3 gün yeter. Rehber aramanıza gerek yok. Sınırdan itibaren her yerde Türkçe ile rahatlıkla anlaşabilirsiniz.

Martha Medeiros’un Ağır Ölüm adlı şiirinden bir bölüm ile sonlandıralım yazımızı.

Ağır ağır ölür alışkanlığının kölesi olanlar,
Her gün aynı yoldan yürüyenler,
Yürüyüş biçimini değiştirmeyenler,
Giysilerinin rengini değiştirmeye yeltenmeyenler,
Tanımadıklarıyla konuşmayanlar.

Sağlıkla kalın, seyahatte kalın, hoşçakalın…

Daha fazla fotoğraf için: http://kadirtaskin.blogspot.com.tr

Yazı dizisinin birinci bölümü: https://gezimanya.com/GeziNotlari/batum-gezimiz-ulasim-ve-ilk-bakista-batum
Yazı dizisinin ikinci bölümü: https://gezimanya.com/GeziNotlari/batum-gezimiz-2-batumun-gezilip-gorulmesi-gerekenleri

Etiketler