Google+

BEYAZ ŞEHİRDE 48 SAAT - DENİZLİ BÖLÜM 2

64119 Tem 2017Gezi Notu
bir metalcinin gezi notlarıbir metalcinin gezi notlarıGezgin19 Tem 20176410 Yorum

Hierapolis ve Laodikeia. Denizli’de bulunan ve sayısını net olarak bilmediğim antik kentlerden yalnızca ikisi ve belki de en önemlileri. "Ben tarihi çok seviyorum bacım, bırak yediğini içtiğini de bana antik kent anlat hele sen," diyenler için gelsin o zaman. Denizli’nin her yerinden antik kalıntılar çıkıyor. Bazılarının kazıları da hâlâ devam ediyor. İşte bu kadar zengin bir geçmişi olan bir memleket Denizli…

                              Denizli

"Denizli’de görmeden dönme’ listelerinin başında çoğunlukla Pamukkale Travertenleri gelir. Pamukkale Travertenleri’ne kadar gidip de Hierapolis'i görmeden dönmek de olmaz. Laodikeia ise Pamukkale Travertenleri‘ne şehir merkezinden gidiyorsanız yolunuzun üstünde kalıyor.

                                  Denizli-1

Hierapolis’i diğer kentlerden ayıran özelliği toprağın üzerine değil, Pamukkale gibi doğal bir oluşumun üzerine kurulmuş olması. Pek çok tapınak barındırmasından dolayı kutsal şehir olarak anılmış zamanında. Helenistik Krallar Dönemi'nde kurulan şehirlere, anılarını canlı tutmak amacıyla aile fertlerinden birinin ismi verilirmiş. Hierapolis ismi de, Bergama Kralları'nın atası Telephorus’un karısı Hiera’dan geliyor.

Denizli şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Bunlardan en iyileri Inci Class Hotel, Konakk Residence Hotel, Lavin Hotel. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz Doga Apartment, Bulut Hotel gibi otelleri tercih edebilir ya da daha ekonomik alternatifler isterseniz Kosar Hotel, Business Address Hotel, Yildirim Hotel tesislerini deneyebilirsiniz. Bir de booking.com'un Denizli aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.

                                Denizli-2

Kuruluşu hakkında kesin bir bilgi bulunmamakla birlikte, Bergamalılar tarafından kurulduğu düşünülüyor. M.Ö. 2. yüzyılın ilk çeyreğinde kurulduğu kabul edilmekte. Yazılı tarihi Roma Dönemi'nde başlıyor ve Bergama Krallığı'nın Roma idaresine geçmesiyle birlikte Hierapolis de Roma hakimiyeti altına geçmiş oluyor.

Yazılı kaynaklarının çoğunda depremlerden bahsedilir. Bu depremlerin en kötüsü İmparator Neron zamanında olmuş ve şehir bu depremden sonra yeniden inşa edilmiş.

Günümüzde görülebilen tüm kalıntıları Roma Dönemi’ne ait. Helenistik Dönem'den geriye neredeyse hiçbir şey kalmamış. An itibarıyla ören yerinde ziyaret edilebilecek olan kalıntılar surların kalıntıları, Apollo Tapınağı'nın temelleri, anıtsal çeşme, kiliseler, Nekropol, tiyatro ve sütunlu ana caddedir. Doğu-batı doğrultusunda uzanan ana caddenin bir ucu şehrin kuzey kapısına, diğeri ise güney kapısına ulaşıyor.

                                   Denizli-3

Pamukkale'nin antik çağlardan beri bir şifa kaynağı olarak görüldüğünün ispatı da yine Hierapolis. Hierapolis kurulmadan önceki dönemlerde bile insanlar buraya gelip şifa aramış, aradığını bulamayıp evine geri dönemeyenler ise buraya gömülmüşler. Şehrin en çok dikkat çeken ve ziyaretçi toplayan kısmı olan antik tiyatrosu yine Roma Dönemi eseri. Tahminen 10.000 kişi kapasitesi olduğu düşünülen tiyatro, günümüze kadar oldukça iyi bir şekilde korunmuş durumda. Özellikle de mermer kabartma süslemeleri ve oldukça fazla ince işçiliğe sahip heykelleri ile sahne binası en büyük ilgiyi topluyor.

                                  Denizli-4
 
                                 Denizli-5

Laodikeia ise beni daha çok cezbetti. Her iki şehir de antik dönemlerden bu zamana kadar bütün heybetiyle gelmiş olsa da, Laodikeia’da hâlâ yaşayan bir şeyler olduğunu hissettim. Çok da uzak olmayan bir tarihte ortaya çıkarılmış olan antik kentin kazısının tamamlanması, bugünkü hızla ilerlenecek olursa, bilgisayarla yapılan hesaplara göre 600 yıl sürecekmiş.

                               Denizli-6

Hristiyanlık'ta hacı olabilmek için ziyaret edilmesi gereken 7 kiliseden biri Laodikeia’da. Bu sebepten dolayı Hristiyanlar için oldukça büyük önemi var bu kentin.

Tıpkı Hierapolis gibi Laodikeia da Bergamalılar'ın ardından Romalılar'ın eline geçmiş ve depremlerden muzdarip olmuş. Neredeyse tamamen yerle bir olan Laodikeia çok uzun yıllar boyunca yıkıntı hâlinde kalmış, daha sonra tıpkı Hierapolis gibi yeniden inşa edilmiş.

                                  Denizli-7

Bu yeniden inşa edilişten sonra oldukça önemli bir ticaret merkezi hâline gelen Laodikeia, özellikle dokumacılık ve hayvancılık faaliyetleri ile giderek zenginleşmiş. Ayrıca antik çağlardan günümüze kadar gelen tekstil faaliyetlerinin temeli de yine bu kentte atılmış. Hristiyanlığın ilk 7 kilisesinden birinin burada olması da Laodikeia kentini oldukça önemli hâle getirmiş. Fakat 5. yüzyılda geçirdiği şiddetli bir depremle yeniden yerle bir olan şehir, bir daha eskisi gibi toparlanamamış ve giderek önemini yitirmiş.

                                Denizli-8

                                Denizli-9

Şehirde zamanında kaç kişinin yaşadığını tahmin etmenizi sağlayan en önemli veri ise iki adet, hatırı sayılır büyüklükteki tiyatro.

Denizli’nin horozunu meşhur eden yer de yine Laodikeia. Antik kentte bulunan görevlilerden öğrendiğimize göre ilk horoz dövüşleri bu kentte yapılmış. Denizli horozları işte bu yüzden meşhur...

Denizli’ye yolunuz düşerse, bu iki antik kente mutlaka uğramanızı tavsiye ederim. Konumları ve ulaşım bilgileri için BEYAZ ŞEHİRDE 48 SAAT - DENİZLİ BÖLÜM 1 yazıma da göz atabilirsiniz.

Sevgi ve saygıyla kalın.

-
Yorum göndermek için Giriş Yapın veya Üye Olun

Yorumlar(0)

Yorumlar