Biraz Berlin, Biraz Festival

Berlin seyahatimi uzun süredir ertelemiştim, şehrin ruhuna uygun bir giriş yapmak istiyordum. Aradığım ruhu Berlin Festivali'nde buldum. Gece kulüpleriyle beni heyecanlandıran bu şehir 2. Dünya Savaşı’nın izleriyle birlikte keşfedilesi bir gece hayatı da sunuyor.

Seyahatim için 3 gün festivale, 2 gün şehre vakit ayırdım. Uçuş, İstanbul Atatürk’ten Berlin Tegel’e 2,5 saat sürüyor.

29-30-31 Mayıs 2015 tarihlerindeki elektronik müzik festivalinin toplam bilet bedeli 79 Euro. İsterseniz günlük bilet almak da mümkün.

Detayları ve line up’ı linkten inceleyebilirsiniz:http://www.berlinfestival.de/en/
https://youtu.be/d9c2rtYIacQ?list=UUDehK-eI97-Ybdz054zsy8g

Ana sahnede Roisin Murphy, Underworld, Chet Faker, James Blake, Fritz Kalkbrenner ve Dixon aklımızı alan performanslardı.

Açık havada yer alan Elektronische Wiese sahnesinde ise Richie Hawtin, Âme ve Tale Of Us’ı izledik.

Arena Park fazla büyük olmamasına rağmen bu kadar dolu bir line-up’la 5 sahneye birden yetişmek imkansız oldu. Festival aplikasyonu hayatımı kolaylaştırdı, seneye gideceklere mutlaka indirmelerini öneririm.

Festival, Arena Park'ta olduğu için evi oraya en yakın bölge olan meşhur Türk mahallesi Kreuzberg'de tuttuk. Tegel Havalimanı’ndan taksi ile 20-22 Euro'ya ya da metroyla (U-bahn) Görlitzer Bahnhof’ta inerek 30-35 dakika arası bir sürede ulaşılabiliyor. Şehirde ulaşım gayet pratik, metrolarda doğru hatta doğru bileti aldığınızdan emin olun, tren içlerinde ani kontroller var, hatalı biletin cezası 40 Euro.

Kreuzberg kesinlikle tecrübe edilmesi gereken bir mahalle, bolca türk yemeğinin yanı sıra özgün graffitiler, envaı çeşit Asya yemeği (Thai, Çin, Vietnam) restoranları ve East Side Gallery'e yakınlığıyla kesinlikle daha az turistik. Oranien Strasse’de hem akşam yemeği hem de gece kulübü alternatiflerini deneyin, turistten uzak Berliner olmak için.

East Side Gallery bir açık hava graffiti galerisi, şehrin güneydoğusunda yerleşik, Kreuzberg’e 1 km uzaklıkta olan bu duvar Spree'ye paralel uzanıyor. Kreuzberg’den Oberbaumbrücke’den yürüyerek Spree’nin karşı kıyısına geçin, sol karşınızda göreceksiniz. Berlin’in dokusunu, siyasi duruşunu ve çeşitliliğini bu duvarı gezerek bile anlayabilirsiniz, dünyanın çeşitli ülkelerinden graffiti sanatçıları savaşa, eşitsizliğe ve baskıya karşı tepkilerini ortaya koyan çalışmalar bırakmışlar, meraklısına enfes!

East Side Gallery-photo by storiesonacloud
East Side Gallery - photo by storiesonacloud

Şehre gelişteki temel amaç festivalde partilemek olduğu için Mitte’deki Museums Insel ve Tiergarten’ı gezemedim, gidenler “mutlaka” derler. İkisi de sehrin merkezi sayılan Mitte’de, ulaşması kolay.

Alışveriş ve sosyalleşme alanı Alexander Platza geldiğinizde Rotes Rathaus (belediye binası) Fernsehturm’u da göreceksiniz. Fernsehturm 60 metre yüksekliğinde bir TV kulesi, Berlin’in önemli sembollerinden. Bu meydanda bilindik Avrupa ve Alman markalarına ait mağazalardan alışveriş yapabilirsiniz, Galeria Kaufhof da burda- gourmet marketini tavsiye ederim. Daha özgün-şık restoran ve butikler Tor Strasse’de, lokal insanların daha fazla tercih ettiği, mağazalara dışardan baktığınızda iddiasız, içine girince baya orijinal yerler mevcut.

Hızlı bir şehir turu yürüyerek nasıl yapılır diye bir rota çıkardığımda Görlitzer’den metro ile Potzdamer Platz’a geldim, buradan ana caddeyi takiben 1 km sonra  Holocaust Monument’e ulaştım. 2711 adet anıt taş ile Avrupa’da öldürülen tüm Yahudileri anmak için yapılmış bir yapı. Şehrin havasının en ağır olduğu yerlerden biriydi bana göre; bilmek, okumak lazım.

Bu anıtı sağımda bırakarak yürümeye devam ettiğimde Bradenburger Tor’a ulaştım. Nerdeyse 200 yıllık bir anıt, şehrin tarihi olarak da en önemli noktalarından biri.

Unter den Linden Bulvarı’nı takiben Alexander Platz’a varılıyor. Haftasonu ise yol üstüne kurulmuş Art Gallery pazarını görürsünüz; lokal sanatçıların el yapımı resimlerini ve aksesuarlarını satın almak mümkün. Bulvardan Berliner Dom’a bakmak, çimlerinde oturup dinlenmek de büyük keyif. Ayrıca Dom’a paralel nehir kenarında pek çok restoran var, mutlaka keyif birası için derim. DDR Museum da bir diğer önerim, Doğu ve Batı Almanya arasındaki farkları birebir tecrübe edebilmek için harika bir fırsat! Giriş 7 Euro, online alırsanız 5 Euro.

Berliner Dom-photo by storiesonacloud
Berliner Dom - photo by storiesonacloud

Yemek konusunda en hızlı ve kolay bulunan çözüm Currywurst ve patates kızartması, sevenlerine enfes gelecektir. Sushi için bana önerilen Tor Strasse’de yer alan Dudu Sushi bir hayli popüler, sushileri lezzetli, kesinlikle birkaç gün önceden rezervasyon gerekli.

17 Juni Antikmarkt - Antika pazarı sevenlere gelsin, fiyatlar ucuz değil, koleksiyonerseniz gezmeye değer. Hazır oraya gitmişken Tiergarten'dan da geçeceksiniz, bir taşla iki kuş!

Yine haftasonu yarım güne yakın vakit ayırabileceğiniz MauerPark’a gidilebilir. Londra’nın Portobello’sundan daha az turistik, Madrid’in El Rastro’sundan daha Berliner/yani özgün. Metroyla Bernau Strasse durağında indiğiniz yol sizi Mauer Park’a götürecek. Önünüzden akan kalabalığı takip edin :) Bez çantalar, magnetler, t-shirtler, plaklar, antika ev eşyaları ve aksesuarları, ayak üstü sokak yemekleri, piknik alanı ve canlı müzik. Dilerseniz yanında bir de çiçek alabileceğiniz Flohmarkt var.

*Yer ve sokak isimlerini Almanca yazıyorum, gittiğiniz hiçbir tabelada Türkçe adını görmeyeceksiniz malum. Diğer yandan Türk nüfusu bir hayli yoğun, özellikle taksilerin % 90’ı Türk. Rahat olun :)

Gelelim gece kulüplerine; en bilinenler Berghain, Watergate ve Tresor… Elektronik müzik severler için olduğunu söylememe gerek yok sanırım, Ulus 29 ortamlarını buralarda bulamazsınız.

Bizim gittiklerimiz şöyle:

Ritter Butzke - Kreuzberg’de büyük bir binanın girişinde yer alıyor. (http://club.ritterbutzke.com/)

Ipse - Spree kenarında ağaçların altında dans etmek için bir alan + kapalı alan da mevcut. Festivalin açılış partisi buradaydı.

Sisyphos - Suma Beach’e gidenler burayı da bir hayli severler. Eski bir köpek maması fabrikası kulübe çevrilmiş, içeride 2 kapalı mekan ve büyükçe bir psychedelic bahçe var :) Mekana Cuma girin, Pazartesi çıkın! (http://www.sisyphos-berlin.net/)

Sisyphos main gate-photo by storiesonacloud Sisyphos main gate - photo by storiesonacloud

Kulüplere girişte kalabalık olmamak ve Almanca konuşabilmek önemli, biz küçük gruplara bölünerek giriş yaptık, kulübün içinde tekrar birleştik. Cep telefonu kullanımına pek sıcak bakmıyorlar, Sisyphos'a girişte tüm cep telefonlarını toplayıp kameraların önüne bant yapıştırdılar, içerde görüntü almak/paylaşmak yasak.

Berghain’a günün ve gecenin çeşitli saatlerinde giden arkadaşlarımızdan başarılı olup içeri girebilen olmadı, görüntü almakla ilgili kurallar burası için de geçerli. Sessiz olarak uzun kuyruklarda beklemek, “turist” olmamak, ortama uyum sağlamış olarak gelmek gibi... Efsanesi aramızda yaşıyor, bir sonraki Berlin seyahatinde mutlaka… :)

http://storiesonacloud.com/

storiesonacloud

Yazar Hakkında

storiesonacloud

'91 den bu yana gezginim, '05' ten beri çoğunlukla yalnız seyahati tercih ederim.AirBnB kullanıcısıyım. "One travels more usefully when alone, because he reflects more."-Th