Bozcaada: Rüzgarın Yazdığı Şiir - 2

Akşamüstü köye dönüş yolunda şarap tadımı yaptıran çeşitli markaların mahzenleri ya da satış noktaları var. Adada şarap yapımının tarihi oldukça eskiye dayanıyor ve günümüzde de Bozcaada şarapları, Talay, Çamlıbağ, Corvus gibi ülke çapında ünlü markalarıyla oldukça iddialı. Bozcaada şarapları aldıkları uluslararası ödüllerle Türkiye’deki butik şarapçılığı özendiren ve gururlandıran bir belde.

Adada her sene yapılan Bağbozumu festivali Eylül ayının başlarına denk geliyor ve gerçekten bir festival havasında geçiyor. Evler, oteller, pansiyonlar süsleniyor, üzümler bağlardan toplanıyor ve köy merkezine getiriliyor. Akşam kale içindeki etkinlikler herkesin seyrine açık. Festival boyunca gerek adalı, gerek misafir herkes adanın bu nimetini kutsuyor. Bozcaada bir şiir dememiş miydik?Bozcaada’da her sene Haziran ayının sonlarında düzenlenen şarap tadım günleri ise 2013 yılında iptal edildi. Nedeni de yeni yasayla gelen düzenlemelere göre tadım aktivitelerinin alkolü özendirici ve sakıncalı bulunması. Yorum sizindir efendim.

Bütün gün denize girmiş insanlar olarak tabi ki karnımızı doyurmak için sabırsızlanıyoruz. Bozcaada’nın restoranları ününü gerçekten de hak ediyor. Koreli, Lodos, Sandal gibi ünlü olanlarının yanısıra küçük işletmeler de büyük lezzetler vadediyor. Biz tercihimizi Rum mahallesindeki restoranlardan yana kullansak da, iskelenin ordaki balık restoranlarında da gözümüz kalıyor.

Adada en ünlü yemeklerden biri böcek denilen, kıskaçsız ıstakoz. Tabi artık eskisi kadar bol değil ve sipariş verdiğinizde buzhaneden çıkma bir ürünle karşılaşmanız olası. Bizim restoranımızın menüsünden tercih ettiklerimiz eritme keçi peyniri, roka salatası, ada kekikli ahtapot ızgara ve bademli enginar.

Adanın ünlü yiyeceklerinden biri de badem kurabiyesi. Yeni kurabiye çıktığı saatlerde Rum mahallesinde pastanenin önünde çok ciddi bir kuyruk oluşabiliyor.

Akşamın ileri saatleri köy merkezi gerçekten de çok güzel. Çınar kahvesinin orda birer sade kahve içiyor ve kitap sergilerini geziyoruz. Birçok adalı ve dışarıdan gelen el sanatçısı sokak sergilerinde çeşitli hediyelik eşyalar ve el işi ürünler satıyorlar. Bunların yanında tabi Rum mahallesinin içindeki bazı butik otel ve pansiyonların da kendilerine ait hediyelik eşya dükkanları var, ki bir kısmı neredeyse sanat galerisi niteliğinde.

Bozcaada’nın büyük bir gece hayatı olduğunu söylemek tabi ki doğru olmaz. Ama Salhane yolundaki küçük bar ve kafelerde konaklayıp, bazılarında canlı müzik dinlerken denize karşı içkinizi yudumlayabilirsiniz. Kimilerinde dans etkinliği ya da küçük pistler bulabilseniz de, çok fazla bir gece klübü beklentiniz olmasın. Köy meydanındaki Polente Bar ise güzel kokteyller servis ediyor ve yoldan gelip geçenleri izleyebileceğiniz bir ortam sunuyor.

Bozcaada’nın simgesi haline gelmiş bir diğer unsur da yeldeğirmenleri. Son akşamüstümüzde adanın kuzeybatı ucunun, yani Polente’nin yolunu tutuyoruz. Buradaki Polente Feneri’nin antik çağlardaki adı Tenedos. Akşamüstü o muhteşem güneşbatışı kareleri için adadan birçok ziyaretçi gibi biz de bu noktaya gidiyor ve bu yeldeğirmenlerini işleten Ahmet Araçman’dan tesisler ile ilgili bilgi alıyoruz. 2000 yılında kurulan 17 adet Yeldeğirmeni toplam 10.2MW güç üretiyor ve adanın ihtiyacının yaklaşık 30 katını karşılayıp, kalan miktarını ise anakaraya veriyor. Bu yeldeğirmenlerinin muhteşem ve etkileyici görüntülerinin yanında bir ilginçliği de her birinin bir kadın ismine sahip olması. Kurulum sırasında çalışan ekibin her birinin kızlarının isimleri bir yeldeğirmenine verilerek adaya güzel bir anekdot kazandırılmış.

Bozcaada’ya hayranlık duymamanız imkansız. Issız koyları, güzel denizi, Çanakkale’nin adalar ve boğaz havası, şarapları, muhteşem dağ kekikleri, hepsi bir yana ada insanlarının güzelliği sizi bu adayla ilgili en çok vuran şey olacak. Ada eskisi kadar uzak değil artık, çok daha fazla feribot seferi var. Eskisi gibi hayat zor değil, ATM makinelerinden adada bulunan her tür tüketim maddesine kadar kolaylık içinde. Ama insanları hala aynı temizlikte ve aynı medeniyet düzeyinde. Örneğin esnaf size küçük bir parça bisküvi bile satsa onu kesekağıdına koymak zorunda çünkü adanın aldığı kararla naylon poşetler yasaklanmış ve çevreyi kirletmeleri engellenmiş. Bu bilinç düzeyini ülkemizin her yerinde görebilsek keşke.
 Bozcaada bize koyları, serin suları, şarapları ve muhteşem lezzetli yemekleriyle, gün batımı manzararsıyla ve sanat dolu havasıyla çok cömert. Her bir karesinde zevkli ve dingin bir yaşam tarzı, güneş, deniz, rüzgar ve ruh bulabileceğiniz Bozcaada gerçekten de bu ülkenin bir cevheri. Feribottan adadaki anılarımıza el sallarken elimizi rüzgar tutuyor. Bozcaada şiirini yazan rüzgar.

Etiketler