BUDAPEŞTE VE SOFYA GEZİMİZ

Budapeşte

Macaristan'ın tarihî başkenti Budapeşte'de otobüs terminalinde indikten sonra günlük ulaşım kartımızı aldık ve tek bir metro ile otele vardık. Otelimiz şehir merkezine yakın olduğundan çok rahat gezme imkânımız oldu.

Széchenyi Termal hamam

Széchenyi Termal hamam

Széchenyi Termal hamam

Öncelikle Budapeşte’nin termal spa’sı çok meşhur ve buranın en meşhur en eski termali olan Széchenyi (termal hamam) 1913 yılında açılmış. Avrupa’nın şu anda bile en büyük termal hamamı. Hamam gerçekten çok güzel, temiz bir kaplıca tavsiye ederim.

Margareth köprü

Gülbaba ve Türk sokakğı

Gülbaba türbe bakımda

Ertesi günü öncelikle Margareth Köprüsü ve Adası’nı gezdik. Sonra Gül Baba, Bektaşi türbesini ziyaret ettik, kendisi Kanuni Sultan Süleyman zamanında Macaristan da savaşa katılan bir Bektaşî dervişidir. Fakat Türkiye tarafından 1 yıldır tadilat yapıldığı için ancak kapıdan görebildik. Fakat hafta içi olmasına rağmen içerde çalışan kimse yoktu.

Zincir köprü

Zincir köprü

Nehir manzara

Sonra yolumuza devam ettik ve nehir kıyısında bulunan parlamento binasını, Zincir Köprü’yü ve Elizabeth Köprüsü’nü gördük. Kaleye füniküler ile çıkıp kale ve içindeki sarayı gezdik. Çok güzel muhafaza edilmiş, bakımlı bir saray gördük. Bir de şunu belirtmek isterim Türkler ile Macarların yemek kültürü Orta Asya’da birliktelik olduğundan oldukça yakın, bunun dışında Türklere benzer isimler gördüm: Cavit-Javid ve Atilla ki zaten Hun imparatoru ismi oluşundan bizde de çok sıkça rastlanır. Budapeşte halkının Türklere bakışı güzel ve cana yakın. Tekrar gitmek isteyeceğim bir ülke diyebilirim. Akşam yine otobüs ile Sofya seyahatimiz başladı.

Sofya

Sabah Sofya’ya indiğimizde sanki koskoca başkent nüfusu azalmış gibi geldi. Eski Hal’de doğru düzgün kimse yoktu. Sonradan Türk birinden duyduk. Bulgaristan AB’ye girdikten sonra 9,5 milyon nüfus 5,2 milyona düşmüş, gençlerin çoğu başka ülkelere çalışmaya gitmiş. Bir de şunu fark ettim; Bulgaristan’ın başkenti olmasına rağmen Sofya bakımsız bir kent görünümünde. Eski Hal’i gezdik.

 Hemen karşısında bulunan Banyabaşı Camisi’ni ziyaret ettik.

Caminin yanındaki Tzum AVM’ye gittik çok ilginçti koskoca AVM’de 4 kişi gördüm. Buradan daha büyük AVM’si Mall Of Sofia gittik burası da çok aşırı kalabalık değildi. Başkent Sofya’nın sanki boşalmış gibi olması çok garip geldi.

Aleksandr Nevski Katedrali’ne de gittik, burada dikkatli olmak gerekli çok fazla yankesici olabilir gibi geldi. Daha sonra akşamüstü otobüs ile Türkiye’ye doğru yola çıktık. Büyük Avrupa gezimiz 32 gün sürdü. Türkiye sınırına geldik yarım saat Bulgar sınırında bekledik. Fakat tabii malum bizim sınırda tam 4,5 saat bekledik, otobüsler didik didik aranıyor, bırakın içki-sigarayı et bile geçirmek yasakmış. Tam 18 ülke sınırı geçtik en çok Sırplar (2 saat) bekletti derken Türk gümrükçü ve polisler Sırplardan bile daha çok kendi vatandaşlarının otobüsünü ve araçlarını didik didik aradılar. Bu Türk gümrük kapı işkencesi tüm gezi yorgunluğu üstüne daha kötü oldu. Bir Türk olarak bu kadar vatandaşına güvenmeden aramaya maruz kalmak çok gurur kırıcı geldi.