Budapeşte ve Tuna'da Tekne Turu

Budapeşte’ye gidiş hikayemiz şöyle başlamıştı. İşte bilgisayar başında otururken, her zamanki gibi nereye gitsem, nereye gitsem diye düşünüyordum. Birden bire promosyonlu bir uçak bileti çıktı karşıma... Malev Havayolları ile Budapeşte gidiş dönüş 139 Euro. Üstelik vergiler de dahil.

Hemen otel bakayım dedim. Sonra "Ne oteli, ev kiralasak daha mantıklı olacak" diye düşündüm. Hemen Only Apartments... Bir de merkezi ev buldum 4 kişilik, 2 gece 140 Euro. Yani 2 gece kişi başı 35 Euro. 2 gece 3 gün 1 kişi konaklama dahil 174 Euro’ya geliyor. Bu fırsat kaçmaz.

Arkadaşlara hemen bir mail tabi... Sorular başladı.

“Ne zaman?” “2 gün sonra”

“Kaç para?” “174 Euro”

“Nasıl yani?” “Öyle işte. Ben gidiyorum. Geliyorsanız biletleri alıyorum. OK mi?”

“OK”.

1 saat içerisinde 4 kişi olmuştuk bile.

Budapeşte'ye Ulaşım ve Konaklama

Bunun dışında da Budapeşte’de konaklama konusunda birkaç tavsiye verilebilir. Ó Street Apartments da ev kiralayabileceğiniz bir diğer alternatif.  Popüler alışveriş caddesi Andrassy ut’a yürüyerek sadece 3 dakikalık mesafede bulunuyor, fiyat olarak ise biraz daha pahalı. Bunun dışında otellere gelecek olursak, Budapeşte'nin kültürel ilgi çekici yerlerine ve Andrassy Bulvarı'na yürüyerek kolayca ulaşılabilecek bir mesafede yer alan King Apartments’i düşünebilirsiniz. Fiyat olarak da gayet uygun. Turistik mekanlara yakın olmak isteyenler için ise bazilikaya 50 metre mesafedeki 19.yüzyıldan kalma tarihi bir binada hizmet veren Hotel Central Basilica, şehrin tam kalbinde yer alıyor ve çevresinde ise birçok eğlence mekanları, kafeler, restoranlar ve mağazalar bulunuyor. Ulaşım ağlarının da içinde. Bu otel önerilerinin dışında, Budapeşte’deki diğer otel seçenekleri için buradan booking.com’a girip göz atabilir, isterseniz rezervasyon da yapabilirsiniz. 

Budapeşte konaklama bakımından birçok bütçeye uygun fırsatlar sunan bir şehir. Otel seçiminizi yaparken merkezi ve ulaşım ağlarına yakın olmasına dikkat edilmesinde yarar var. Bu özelliklerde ki oteller içinden birkaç öneri de verilebilir.  Bazilikanın hemen yanında bulunan 19.yüzyıldan kalma tarihi bir binada hizmet veren Hotel Central, şehrin tam kalbinde yer almasının yanı sıra çevresinde birçok eğlence mekanları, kafeler, restoranlar ve mağazalar bulunuyor. Bunun yanında hem ekonomik hem de kaliteli oteller arasından bir tercih yapmak isteyenler için Ibis Budapest Centrum kesinlikle aklınızda bulunmalı. Otel metroya ve Ulusal Müzeye birkaç adım mesafede bulunuyor.

Son olarak da Genç Macar sanatçılarının eserleriyle dekore edilmiş hoş bir atmosfere sahip olan Bohem Art Hotel’I de düşünebilirsiniz. Otel, Tuna Nehri'ne ve Vaci Utca alışveriş caddesine sadece 50 metre uzaklıkta yer alıyor. Otel çevresinde ise çok sayıda restoran, kafe ve bar bulunuyor. Bu otel önerilerinin dışında, Budapeşte’deki diğer otel seçenekleri için buradan booking.com’a girip göz atabilir, isterseniz rezervasyon da yapabilirsiniz. 

Cuma günü havaalanında buluşuyoruz. Herkes hazır, herkes heyecanlı. 2 saat süren uçak yolculuğumuz ardından Budapeşte Ferihegy Havaalanındayız. 2 tane uluslararası havaalanı var; Ferihegy 1 ve Ferihegy 2. Ferihegy 1 daha çok çok ucuz tarifeli uçuşlar için kullanılıyor (Germanwings, Wizzair, SkyEurope gibi).

Ferihegy 2 şehir merkezine yaklaşık 20 km uzaklıkta. Buradan Shuttle servisler kalkıyor şehir merkezine. Fiyatı ise tek yön için 9,5 Euro. Diğer alternatif ise; 93 numaralı ve 200 numaralı otobüs. Fiyatı 1 Euro ve 15 dakikada bir geliyor. Diğeri ise Metro. Ancak metro gece saat 23:00 ile sabaha karşı 04:30 arasında çalışmıyor.

Taksi ise şehir merkezine 24 Euro. Dolayısı ile biz taksiyi tercih ettik ve sağa sola bakına bakına kiraladığımız evin oraya geldik. Telefonla evi kiraladığımız kişiyi aradık ve 5 dakika içinde kıvır kıvır saçlı uzun boylu iri yapılı güleç suratlı karikatür tipli ev sahibimiz geldi. Eve girdik gayet güzel. 1 apartmanın giriş katı. Teras gibi bir alanımızda var ne güzel. Ev sahibimiz, elinde harita, ilk defa mı geldiğimizi sordu. “Evet” dedim.

“Nereden geliyorsunuz?”

“İstanbul, Türkiye.”

Bu cevabın üzerine adam gülmeye başlıyor. “İlk defa olur mu, siz yüzyıllarca buradaydınız” diyor ve harita üzerinde görmemiz gereken önemli yerleri bize anlatıyor. Ödemeyi de başta yaptığımız için İstanbul’a dönerken anahtarı evde masanın üzerine bırakıp çıkacağız.

Budapeşte'ye Suyun Üstünden Bakmak

Macaristan’ın başkenti olan Budapeşte, Tuna nehrinin iki yakasındaki Budin (Buda) ve Peşte'nin 17 Kasım 1873 yılında birleşmesiyle oluşmuş bir şehirdir. Şimdi keşif zamanı...

İlk olarak Tuna Nehri’nde tekne turu alıyoruz. Teknelere Peşte tarafındaki Mariott Otel’in önünden binebiliyorsunuz. Akşam yemekli tur aldığınızda yaklaşık 1,5 saat sürüyor ve 28 Euro civarında tutuyor. Eğer sadece 1 içecek ve turu alırsanız fiyat yaklaşık 12-13 Euro civarında tutuyor.

Gün içinde birçok sefer yapan farklı şirketler mevcut. Biz tekneye binmek için sıra beklerken, karşımızdaki Buda tarafının etkileyici görüntüsünü izliyoruz. Bu turu yapmamızdaki amaç bir ön keşif niteliği taşıyordu bizim için. Teknemiz hareket etmeye başladı bile...İlk olarak Elizabeth Köprüsü'nün altından geçiyoruz. Elizabeth Köprüsü 1903 senesinde yapılıyor ve adını İmparator Franz Joseph’in Eşi Kraliçe Elizabeth’ten alıyor. 1945’te Alman saldırıları ile hasar görmesinin ardından 1964 senesinde Pal Salvoly tarafından yapılıyor.

Elizabeth Köprüsü'nün hemen arkasından Libert Köprüsü çıkıyor karşımıza. Asıl adı Franz Joseph Köprüsü. 1899’da yapılmış ama bu da 1945’te hasar görüyor. Ancak 1 sene içinde yeniden yapılandırılması bitiriliyor. 1946 senesinde yeniden yapılırken üzerine kraliyet armaları ve kuş figürleri ekleniyor.

Bunun da altından geçip, Petöf Köprüsü'nü görüp altından geçmeden dönüyoruz. Sol tarafımızda Teknoloji Üniversitesi ve yanında Gellert Otelini görüyoruz.

Tekrar Liberty Köprüsü'nün altından geçerken sol tarafımızda Gelbert Tepesi tüm ihtişamı ile yükseliyor. Döneminde Habsburg Hanedanlığı'ndan kişiler burada eski şehiri kurmuşlar. 1848-1849 senesindeki bağımsızlık savaşı yapılmış. Bu tepe üzerinde bir de Liberty Statue adı verilen elinde defne yaprağı tutan bir kadın heykeli var. En tepede 14 metre yüksekliğinde 1947 senesinde bağımsızlığı hatırlatmak amacı ile yapılmış. Buraya mutlaka çıkın, çünkü Budapeşte’nin manzarasının en net ve muhteşem göründüğü yer bu tepe.

Tekne ile ilerlerken solumuzda bu kez de Bishop Gellert’in heykelini görüyoruz. Bir efsaneye göre Gellert, misyoner olduğu gerekçesiyle 11. yy’da bir fıçının içine konularak tepeden aşağıya doğru tekmelenmiş. Gellert fıçının içindeyken Tuna Nehri'ne doğru yuvarlanmış. Tam bu sırada, şu an heykelinin bulunduğu yerden su çıkmaya başlamış ve bir şelale oluşturmuş. Gellert anısına da tam bu şelalenin üzerine heykeli yapılmış.

Ve evet Elizabeth Köprüsü'nün solunda tüm görkemi ile duran Kraliyet Sarayı... Bu saray 13.yy’dan beri birçok savaşa işgallere tanıklık etmiş, 3 kere büyük hasarlar almış ve 3 defa restore edilmiş. Şimdiki neo-klasik tarzı ise İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yapılmış. Kraliyet Sarayı sadece Buda tarafının değil aynı zamanda tüm Macaristan’ın bir simgesi haline gelmiş. Peşte tarafının simgesi ise Parlamento binası.

Biraz daha ilerliyor ve Budapeşte’nin 1839 – 1849 yılları arasında yapılan ilk köprüsü Chain Bridge’in (Zincir Köprü) altından geçiyoruz. Diğer adı ise Aslanlı Köprü. Gerçi bu köprü de 2. Dünya Savaşı'nda yıkılıyor ve 1949’da yeniden yapılıyor. Bu köprünün geçe ışıklandırılmasını ve bunun Tuna Nehri'ne yansımasını kaçırmayın. Solumuzda birçok kilise gözümüze çarpıyor; Calvanist Kilisesi, St. Anna Kilisesi, Biraz daha tepelere bakınca Sandop Sarayı – oldukça ufak bir saray, Matthias Kilisesi ve St. Francis Kilisesi,... Bir de Buda tarafında çok fazla hamam var. Zaten Budapeşte Kaplıcalar şehri olarak da anılıyor. Tedavi edici özelliğe sahip termal sularıyla ünlenen şehirde 1.300 civarında kaplıca bulunmaktadır. 16. yüzyıldan kalan Türk hamamları şehre ayrı bir doku katıyor. En önemli hamamları; Gellert, Kiraly ve Lukacs.

Buda tarafındaki diğer önemli yapı ise, Matthias Kilisesi yanında yer alan Balıkçılar Burcu. 1800’lerin sonunda bir balık pazarı üzerine yapıldığı için adı Balıkçılar Burcu olarak kalmış. Burada Tuna’ya ve Peşte’ye tepeden bakan yedi burç, etkileyici bir manzara sunuyor.

Biraz da Karadan Keşfe Devam...

Yarım gününüzü City Bus (Budapeşte Sightseeing Bus) ile şehri keşfetmeye ayırabilirsiniz. Genelde bu otobüsler sabah saat 10:00’dan akşam üstü saat 17:30’a kadar yarım saatte bir var. Bilet fiyatları yaklaşık 18 Euro civarında. Otobüsten hiç inmez iseniz yaklaşık 2 saat sürüyor.

Burada başlangıç noktası olarak Erzsebet Square’den başlarsanız, ilk olarak Andrassy Caddesinde ilerliyorsunuz. Bu cadde şehrin en işlek ve önemli caddelerinden. Türk konsolosluğunun da yer aldığı bu caddede öncelikle Opera Binasını göreceksiniz. Opera binasının içi 8,5 Euro karşılığında gezilebiliyor. Opera Binası 1884 senesinde inşa edilmiş, neo-klasik ve neo-rönesans karması bir tarzı var. İçerisindeki 1.200 kişilik konser alanı at nalı şeklinde ve özellikle merdivenleri çok şık.

Aynı cadde üzerinde devam edildiğinde sol tarafınızda Terör Binası'nı göreceksiniz. Nasıl anlayacağız derseniz, bina kendisini belli ediyor. Özellikle çatı kısmında devasa bir şekilde “TERROR” yazdığını göreceksiniz. Vaktiniz olursa mutlaka bu terör müzesini gezin.

Bu caddenin en sonunda Kahramanlar Meydanı’na ulaşıyorsunuz (Hösök Tere – Heroes’ Square). Tarihte kanlı savaşlara tanıklık etmiş olan bu meydanda yarım daire şeklinde dizili sütunlar ve bu sütunların arasında Türklere ve diğer milletlere karşı mücadele vermiş Macar krallarının ve komutanlarının heykelleri var. Ortada bulunan 36 metre yüksekliğindeki sütunun üzerinde ise elinde kutsal Macar hacını tutan Cebrail meleğin heykeli var. Bu sütunun alt tarafında yedi Macar kabilesini temsil eden heykeller bulunuyor.

Bu meydanda bir de sanat galerisi var. Bunu da gezebilirsiniz. Meydanın arka tarafı ise sanki bambaşka bir dünyaya açılıyor. Arka tarafında şehir parkı var. Bu parkın içinde Vajdahunyad Şatosu, bir göl –ki kışın bu göl buz pisti olarak kullanılıyor-, hayvanat bahçesi, lunapark ve en önemlisi bir termal hamam (Szechenyi Thermal Bath) bulunuyor. İçinde satranç oynanabilen bir havuz var.

Budapeşte’deki hamam kültürü 2.yy’da Roma dönemine dayanıyor. Ancak asıl popülerliğine 16. ve 17. yüzyıllarda Osmanlı egemenliği ardından kavuşuyor. Halen çok fazla ziyaretçi çeken 4 tane Osmanlı Hamamı var: Rudas, Rac, Kiraly ve Csaszar. Bu hamamın en büyük özelliği ise kentin en sıcak doğal su kaynağının üzerinde yer alıyor olması. Vaktiniz varsa bu hamama gidin. Buraya şehir merkezinden sarı renkli metro hattı ile de gelebilirsiniz.

Budapeşte’de ulaşım çok kolay ve fazla alternatif var. Komünizmden kalma 3 farklı metro hattı (Kırmızı, sarı ve mavi) mevcut. Onun dışında tramvay, troleybüs ve otobüsler 04.30 ile 23.00 arası durmaksızın ve dakik olarak çalışıyorlar. Otobüs biletinizi tramvayda ya da troleybüste de kullanabiliyorsunuz. Bir de gece saat 24:00’ten sonra çalışan otobüsler var. Yani ulaşım ağı muhteşem.

Buradan tekrar otobüse bindiğiniz noktaya çok yakın bir noktadaki Sinagog’a geleceksiniz. Bu sinagog Dohany Caddesi'nde yer alıyor. Bizantin stilindeki bu sinagog Avrupa’daki en büyük sinagog olarak biliniyor. Beyaz ve kırmızı tuğlalardan oluşturulan bu sinagog 19. yy’ın ortalarında Viyanalı mimar Ludwig Förster tarafından inşa edilmiş. Oldukça zengin seramik dekorasyona sahip olmakla birlikte iki kulesi üzerindeki soğan kubbeleri de bir hayli ilgi çekiyor. Müze kısmında ise Roma döneminden günümüze kadar Yahudilik ile alakalı bir çok eser sergilenmekte. Ancak cumartesi günleri kapalı.

Bu noktadan sonra otobüs Buda tarafına geçecek ve sırasıyla Gellert Tepesi, Liberty Statu, füniküler, Buda Kalesi Balıkçılar Burcu çevresinde dolaşarak tekrar peşte tarafına geçecek. Bu nedenle, Buda tarafına geçmeden önce Sinagog’ta inerek hem Sinagog’u gezebilir ardından da oraya çok yakın konumda bulunan meşhur Vati Utka Caddesinde kendinizi yemeğe ve alışverişe kaptırabilirsiniz.

Ancak fazla kaptırırsanız Buda kısmını gezemeden, City Bus biletiniz yanabilir. Çünkü alınan bilet tek gün için geçerli. O nedenle önerim bu caddede alışverişe zaman ayırıp ayaküstü bir şeyler atıştırmanız. Buda tarafından sonra tekrar bu caddeye gelerek ya da Tuna kenarında bir restorana giderek keyifli bir yemek yiyebilirsiniz.

 

Budapeşte'de 1 Mayıs Kutlaması

Bir yerlerden müzik sesleri geliyor. Elimizdeki haritaları cebimize koyarak müziğin geldiği yöne doğru ilerliyoruz. Burası bizi orta ölçekli bir meydandaki konser alanına çıkartıyor. Sahne, müzisyenler, dans edenler, çimlere yayılanlar, bira ve patates stantları. Kendimizi ortamın büyüsüne kaptırıp, stantlardan bira ve patates alarak biz de çimlere yayılıyoruz. Bu bir “1 Mayıs” kutlaması...

Bizdeki kutlamalar ile kıyaslıyorum da, kıyaslamak için bile aynı kategoride olmalarını gerektiriyor.

Sağ yanımda bir adam, çok hoş giyimli; elinde laptop, yanında evrak çantası, bir sunum hazırlıyor. Solumda bir grup genç, ellerinde biralar, önlerinde pankart açmışlar: “Bu gece kalacak yerimiz yok. Bizi misafir eder misiniz? Edemeseniz de bizim muhabbetimize katılmakta serbestsiniz” yazıyor. Bu şekilde tatile çıkmışlar, Avrupa’yı geziyorlar. Hemen arkamda çocuklu bir aile.

Şimdi cebinde 3-5 kuruş bile zor bulunan genç öğrenci de, önünde laptop çalışan iş adamı da, kucağında bebeği ile dans eden anne de maksimum 5 metrekare alan içerisinde aynı bira, aynı patates, aynı müziği paylaşıyor. Şimdi İstanbul’u düşündüğümde en azından festival alanlarında bile VIP, Özel Loca alanlarımız var. Gerekliliği tartışılır!?! 1 Mayıs burada barış ve huzur içinde, müzikler eşliğinde kutlanıyor, polisler arasında ve coplar eşliğinde değil.

#Makedonyadan yazılar alanında göster
Kapalı
TUĞÇE YILMAZ

Yazar Hakkında

TUĞÇE YILMAZ

 Yaklaşık 15 sene Medya satın alma ve Planlama sektöründe çok uluslu şirketler ile çalıştıktan sonra kendi tutkusu olan gezi ve seyahate yönelerek Gezimanya.com’u kurmuştur.1997 - 1999 İstanbul Üni