Carnival Breeze ile Batı Akdeniz 10. Bölüm - Barselona

Livorno Limanı’ndan hareket ettikten sonra sakin bir denizde yaptığımız yolculuğumuzun ardından gemimiz Carnival Breeze Barselona limanına yanaştığı zaman saatler 7.30’u gösteriyordu. Bugün artık gezimizin sonuna gelmiş bulunmaktayız. Dün akşamdan hazırlayıp kabinimizin önüne bıraktığımız valizlerimiz çoktan limandaki dağıtım merkezine gitmiş ve umarım sağlam olarak bizi beklemektedir. Onun için rahat rahat kahvaltımızı gemimizde yaptık ve saat 11.00 sularında içerisinde seyahat etmekten çok memnun kaldığımız Carnival Breeze’e bir daha görüşmek dileğiyle veda ediyoruz… 
Liman zaten şehrin merkezinde ve Kristof Kolomb Heykeli ile marinanın yakınında olduğu için inince yönünüzü bulmakta herhangi bir zorluk çekmiyorsunuz. Limanın hemen önünden taksiye bindik ve şoföre bizi meşhur Ramblas Bulvarı’ndan geçerek otelimize götürmesini söyledik. Otelimiz şehrin merkezinde olduğu için odamıza yerleştik, hemen Barselona sokaklarını keşfe çıktık. Otelden çıkıp 2-3 saatlik bir çarşı ve sokak turu yaptıktan sonra otelimizden aldığımız harita ile şehirde görülecek yerler listesindeki müzelerden, öncelikle Katalunya Ulusal Sanat Müzesi’ni ve çevresindeki park ve tarihi binaları gezmeye başladık.

Yürüyerek yaptığımız çevre tanıma gezimiz ve keşfimiz biraz uzun sürdüğünden buraya saat 15.00 civarında geldik ve kapanış saatine kadar içerisini dolaştık. Çok güzel bir müze olan bu binanın içerisinde dinlenmek için güzel bir kafe ve dinlenme salonları var. Hele o auditorium var ki çatısı görülmeye değer…

Müzenin önünde ve çevresinde gezilmesi gereken havuzlar ve yüksek merdivenler var ki her akşam bu havuzlarda müzik ile koordineli su dansı gösterisi varmış. Saat 20.00’ de başlıyor ve biz bunu kaçırmak istemediğimizden, müzenin önündeki merdivenlerde müze gezisi sonunda yorgunluğumuzu atmaya karar verdik. İyi ki öyle yapmışız… Merdivenlerde zaman içerisinde 100 kişi falan oturmaya başladı. Tabii bu kadar kalabalığa, uyanık seyyar İspanyollar duyarsız kalır mı? Müzik çalanlar mı, yoksa hokkabazlık yapanlar mı arasınız… Yoksa şarkı söyleyenler mi? Bira ve çerez de ister misiniz bunları seyrederken? Seyyar satıcı çocuklarda buz gibi kutu bira 2 €. 2 bira içtim bütün 5 € verdim. Bozdurup getireyim dedi, gitti. Bakalım bizim para üstü gelecek mi? Biz bu arada etrafı seyrediyoruz ve müze tabii ki bu arada kapandı. Sonra girişine kokteyl masaları konup  arkamızda zengin bir kokteylli nişan töreni yapılmaz mı! Buyurun bakalım eğlenceye… Evet, saatler ilerledikçe su gösterisini seyredecek kalabalık aşağıda ve etrafımızda çoğaldı. Demek ki gösteri saati yaklaştı. Bu arada para üstünü merak edenlere bildireyim. Para üstü geldi valla. Helal olsun bu İspanyol’a diyorum. Onu da müzisyene verdim, tamam oldu.

Müzik ve Su gösterisi saat 20.00’de başladı. Gerçekten güzel ve görülmeye değer… 1 saat kadar seyrettikten sonra artık yorulduğumuzun farkına vardık ve otelimize gitmek üzere bir taksiye bindik. Taksi fiyatları da öyle pahalı değil. 7-8 € verdik mi bizi merkezde her yere götürüyorlar. Tabii ki taksimetreyi açıyorlar.
 
Ertesi gün kalktığımızda,  kahvaltımızı otelin yakınındaki bir kafede yaptık. Tabii ki kahve ve kruvasan… Gemide bedava 80 çeşit kahvaltılığa alışmış bizim gibi cruise yolcularının, bu iki çeşit kahvaltıya 6-8 € ödemesi zoruna gidiyor.
 
Bugün Hop On Hop Off Bus (HOHO) otobüslerinden bilet alıp, üst katına kurulup şöyle önce tam gün bir Barselona turu yapmayı planlıyorum. 26 € günlük ve 2 günlük fiyatı da olan bu turlar, bence bir şehri yürüyerek tanımak için ideal. Üstü açık iki katlı olan bu otobüslere aldığınız bilet ile belli olan 20 tane durak var ki bunlar görülmesi gereken yerler listesinde oluyorlar, istediğiniz yerde inip orayı gezip bir sonraki veya istediğiniz durakta yeniden binip devam ediyorsunuz, size bunun linkini de veriyorum:
http://www.city-discovery.com/barcelona/tour.php?id=1829
 
O gün içerisinde kaç defa inip bindiğiniz önemli değil. Kulaklıklarınızı da takınca geçtiğiniz yerlerin bilgilerini anında öğreniyorsunuz. Elimize zaten Barselona durakları ve gezilecek yerlerin de işaretli olduğu harita ve kulaklık veriyorlar. İşte HOHO’dan aldığımız bilet ile önce inmeden tam turu yaptık ve sonra ilk olarak Poble Espanyol durağında indik. Giriş 4 € ve içeride İspanya’nın bütün bölgelerinin özelliklerini yansıtan ve o yörenin hediyelik eşyalarını satan küçük dükkânları olan ve oranın mimarisinde inşa edilmiş bina ve meydanlarla karşılaşıyorsunuz.

Tüm İspanya’yı özellikleri ile hatta yemekleri ile de tanıyabilirsiniz. Biz tabii sabah gezdiğimiz için eğlencesini göremedik. Onun için burasını akşam görmek ve yaşamak lazım. Kim bilir ne İspanyol müzikleri eşliğinde ne yemekler ve tapaslar yerdik. Neyse bizim akşama daha başka bir yerde planımız var! Siz yine de bir akşamınızı buraya erken gelip 1 saat gezdikten sonra mutlaka burada değerlendirin.

Kapının önüne çıkıyoruz ve durakta 5-10 dakika bekledikten sonra tur otobüsümüze biniyoruz. Önümüze Montjuic Dağı’na çıkan teleferik durağı çıkıyor. Buradan tüm şehrin panoramik manzarasını seyredebilirsiniz. Biz buraya çıkmadan devam ediyoruz.

Merkezi yerlerden olan Katalunya Meydanı’nda iniyoruz ve sokak aralarındaki enteresan dükkânlara girip çıkıyoruz. İşte size birkaçından çektiğim fotoğraflar… Bu aşağıdakileri bitki zannetmeyin emi benim sevgili okuyucularım. Bunlar mum… Ama ne mumlar vardı o dükkânda. Size dükkânın da fotoğrafını göstereyim bari… Bakın fiyatları da üzerlerinde…

Bu arada Barselona Katedrali ve Picasso Müzesi’ne uğruyoruz.     

Picasso Müzesi’nde kuyruk vardı ve giriş ücreti galiba 11 € idi. Sıraya girdik ve tablolarını seyredip çıktık. Heyhat bir tane bile alamadık.  Katedralde ise akşam meşhur Katalonya Festivali varmış. Onu seyretmeyi programımıza aldık ve tekrar HOHO otobüsümüze binerek, bu sefer Gaudi’nin meşhur bitmeyen eseri Sagrada Familia Katedrali’nde indik. Amanın da amanın, içeriye girmenin imkânı yok. Kuyrukta 250 metre sıra var. Dışarıdan seyrettikten sonra yine otobüsümüz ile Gaudi’nin meşhur apartmanlarını ve yapıtlarını panoramik görerek,  deniz kıyısına indik ve Kristof Kolomb Heykeli önünden HOHO otobüsü hattımızı değiştirerek Nou Camp Stadı’na giden başka bir HOHO otobüsüne bindik. Adamlar stadı gezdirmeye 6 €, müzeleri gezdirmeye şu kadar €, maç olunca şu € falan diye para basıyorlar. Tabii futbol takımı bu kadar meşhur olunca bu normal. Stat önü turistik FC Barcelona hediyeleri satan dükkânlarla dolu. Ama zaten bunlar tüm Barselona’daki merkezdeki dükkânlarda satılıyor. Ama en ucuzu nerede diyorsanız? Size söyleyeyim; İzmir Kemeraltı’nda 15-20 TL. Tunus’ta ise 10$ idi ve gerçekleri gibiydi. Şehir turunu kısaca böylece anlattıktan sonra şimdi gelelim meydanlara ve binalara; tabii ki hepsi muhteşem ve bakımlı. Hepsi süper güzel korunmuş ve turistler için mükemmel birer görsel şölen. Bizim de kulağımıza küpe olsun diyoruz ama geçmiş olsun. Yıkılan yıkılmış, yakılan yakılmış. Biz hala rezidans ve avm yapmakla meşgulüz.

Şimdi bakın sizi nereye götürüyorum…

Barselona’nın ortasında bir pazar… Ama ne Pazar! Mercat de Santa Caterina. İşte bir tarafta balık, meyve ve sebzeler, diğer tarafta hem bunları pişirenler hem de taburede veya ayakta durarak yediğiniz tapas ve atıştırmalıkları satan büfeler… Hem biranızı veya şarabınızı içerken, dostlarınızla sohbet edebiliyor hem de karnınızı çeşitli şeylerle doyuruyorsunuz. Hepsi tek çatı altında o kadar zevkli ve güzel bir yer ki bir daha gittiğimde ilk gideceğim yer burası doğrusu. İzmir’in Konak Pier’i de keşke böyle olsa! Tabii bir kadeh şarap içmeden buradan gidilmez.

Yine akşamı yaptık, ama katedraldeki Catalan Festival randevumuzu da unutmadık. Haydi oraya gidelim. Bu gece İspanya’nın iki ezeli rakip olan takımları yarışıyorlar. En yüksek insan kulesi yapan takım tabii ki kazanıyor. İşte size kazanan takım; Kırmızılar. Beyazlar düştü ve 1 kişi yaralı... Ee o kadar olacak tabii.

Gece turumuza devam ediyoruz ve gece barlarına şöyle bir göz atıyoruz. Tabii İspanyol danslarını seyretmeden olmaz, ama kenar mahallelerde gerçek bir dans barı bulmamız lazım. Bu hakkımızı Madrid’e saklıyoruz ve sokakları gezmeye devam ediyoruz.

Gece hayatı ise cıvıl cıvıl ve fotoğraflardan görüleceği üzere rengârenk… Bu gecelerde neler yapılmaz ki! Ya Rabbim sen bize güç ver, sağlık ver diyorum. Bakın sizin için de dilekte bulundum, ona göre artık. Bu akşamı da sokaklarda atıştırmalıklarla geçiştirdikten ve kadehimi şerefinize kaldırdıktan sonra artık yatma zamanı… Yarın gezmek için ayaklarımız bize lazım. Onları dinlendirelim diyorum.
 
Hepinize sağlık ve afiyetle mutlu bir hayat temenni ederim, benim sevgili dostlarım.
 
Hoşçakalın,
H. Oğuz Esenhoguzesen@gmail.com

Etiketler

H. OĞUZ ESEN

Yazar Hakkında

H. OĞUZ ESEN

İş güç ve çoluk çocuk işlerini bitirdikten sonra emeklik günlerimi tadında geçirmek için, sıhhat ve akıl fikir yerinde iken gezmeyi seçenlerdenim.