Google+

CARNIVAL BREEZE İLE BATI AKDENİZ 5. BÖLÜM - VATİKAN

277120 May 2014Gezi Notu
H. OĞUZ ESENH. OĞUZ ESENGold Yazar20 May 201427710 Yorum

Sardunya Adası’nın sakin bir kasabası olan Olbia’dan ayrıldıktan sonra rotamızı Roma’nın liman kasabası Civitavecchia’ya çevirdik. Gemimiz programa göre sabah saat 7.00’de yanaşacak ve akşam saat 21.00’e kadar burada olacak… Bu kadar uzun süre burada kalacak olmasının sebebi, Roma’nın buraya 1 saatlik mesafede olması ve dönüş için de insanların iki ayaklarının bir pabuca sokulmaması! Çok doğru bir düşünce…
 
Sabah kahvaltımızı yaptıktan sonra erkenden limana çıkıyoruz ve önceden aldığımız bilgiye uygun olarak limandan 15 dakikalık bir yürüyüş sonrası Roma’ya gideceğimiz tren istasyonuna varıyoruz. Zaten yol sormanıza gerek yok. Millet kalabalık bir güruh halinde ne tarafa gidiyorsa o tarafa yönelin doğru yere gelirsiniz… Bu limanda, gemideki yolcuların gezme tercihleri için şöyle bir istatistiki sonuç gözlemledim… Yolcuların % 10-15’i gemide kalıyor (geziye yemek, dinlenmek, kitap okumak için gelenler), % 10-15’i Civitavecchia kasabasında kalıyor (sakin bir gün geçirmek isteyenler ve daha önce Roma’yı defalarca görenler), % 20’si geminin turları ile rahat ve riske girmeden Roma turuna katılıyor (yaşlılar, lisan bilmeyenler ve zenginler), geriye kalan % 50’si de tren ve taksi ile kendi başına Roma ve Vatikan’ı gezmeye gidiyor (bunlar daha çok gençler, daha az paraya daha çok yer görmek isteyenler ve yürüyen maceracılar)… E hal böyle olunca bu demektir ki Roma trenine 1000’den fazla kişi binecek… 20 dakikada bir tren geleceğini varsayarsak, biraz itiş kakış da olsa kısaca yarım saate kadar bineriz. Evet, öyle de oldu. 40 dakikalık bir yolculuktan sonra Roma’nın Vatikan’a yakın olan istasyonu San Pietro’da kalabalığa uyarak indik ve elimizdeki 18 €’luk biletle yine kalabalığı takip edip orada bekleyen belediye otobüsüne atlayarak, hop 10 dakikada Vatikan’a ulaştık.

Vatikan Sehri

Vatikan Sehri-1

Evet, Roma gezimizi Vatikan’dan başlayarak anlatacağım…
 
Sabahın erken bir saati olduğu için her yer sakin ve tertemiz… St. Peter’s Bazilikası’na girmek için fazla bir kuyruk yok ve 10 dakikalık bir bekleyişten sonra işte kilisesinin içerisindeyiz… Vatikan’ın dünyanın en zengin devleti olduğunu ve Papa’nın da burada yaşadığını göz önünde bulundurursak bu küçücük ülkenin ayrı bir dünya olması normal…

Vatikan Sehri-2

Vatikan Sehri-3

Burada amacım, Cruise ile Civitavecchia limanına dolayısıyla Vatikan ve Roma’ya gelenlere 1 günlük rota çizerek yol göstermek ve görülmesi lazım yerleri onlara kısaca anlatmaktır. Bunları da daha çok kendi çektiğim fotoğraflar ile yapacağım. Vatikan’ı görmemiş olanlara burası için 4 saat ayırmalarını tavsiye ediyorum.
 
Dünyanın en büyük kilisesi Vatikan’dadır. Dünyanın metrekare başına en çok turist düşen, bu turistlerin başına da en çok papaz, kardinal ve rahibe düşen ülkesini merak ediyorsanız doğru yerdesiniz; aradığınız ülke Vatikan. 4. yüzyılda Kral Konstantin tarafından Aziz Peter’in mezarının üzerine kurulmuş olan St. Peter’s Bazilikası, dolayısıyla Vatikan; yıllar süren kuşatma altındaki kale gibi Roma’nın adeta içine hapis olmuştur. Roma ile Vatikan’ı sadece bir duvar ve bir meydan ayırıyor. Vatikan, gezilecek yerler dendiğinde aslında dörde bölünüyor; San Pietro Meydanı, San Pietro Bazilikası, Sistine Şapeli’ni de içine alan Vatikan Müzeleri ve Vatikan Bahçeleri. Şimdi bunları kısa kısa anlatmaya çalışayım…
 
San Pietro Meydanı (Piazza San Pietro): Papa VII. Alexander’ın isteği üzerine 1650 yılında Bernini tarafından tasarlanmış olan bu meydan, tam ortasındaki İskenderiye’den imparator Caligula tarafından getirtilen dört bin yaşındaki dikilitaşı çevreleyen ve Roma’dan Vatikan’a doğru gelenleri adeta kucaklarmışçasına yarım ay şeklinde dizilmiş sütunlardan oluşuyor. Meydanı Roma’dan ayıran ise düzenli kalabalıklardan oluşan ve kiliseye girmeye çalışan insanların oluşturduğu sıralar… Sıranın tek iyi yanı ise içeriye girmeyi beklerken bol bol fotoğraf çekmeye vaktiniz oluyor.

Vatikan Sehri-4

San Pietro Bazilikası: San Pietro Meydanı’nda o kadar sıra beklerken neredeyse üzerindeki Latince “IN HONOREM PRINCIPIS APOST. PAULUS V BURGHESIUS ROMANUS PONT. MAX. AN. MDCXII PONT VII” yazısının anlamını sökeceğimiz Saint Peter’s Bazilikası’na artık girmek üzereyiz. Ön cephedeki yazıda bazilikanın inşasının bitirilmesinde önemli rol oynayan Camillo Borghese nam-ı diğer Papa V. Paul’e selam söylüyorlarmış.
 
İçeriye girmeden de önce akıllardaki; (en azından biz bilmiyorduk) ilk iki soruya cevap verelim; San Pietro (St. Peter’s) kimdir ve bazilika nedir? St. Peter’s, İsa’nın 12 havarisinden biri ve dolayısıyla ilk Papa olarak kabul edilen azizmiş. St. Peter’s Bazilikası da onun mezar yeri olarak kabul ediliyormuş. Bazilika kelimesinin ise üç farklı anlamı varmış; birincisi Roma kamu binası, ikincisi haç şeklindeki gibi orta alanı ve koridorları olan kilise ve son olarak da resmi törenler için Papa tarafından yetkilendirilen büyük kilise. Bu arada öyle dünyada bizim sandığımız gibi sadece 1-2 tane bazilika yokmuş, yüzlerce bazilika varmış. Hatta bunlardan Saint Esprit Kilisesi ve Saint Antoine de Padoue Bazilikası nerede biliyor musunuz? İstanbul’da…
 
Evet, artık San Pietro Bazilikası’na doğru yola çıkabiliriz. Bazilikaya doğru yürürken, batan güneş gibi turuncu ağırlıklı rengârenk kıyafetleri ile saray soytarısına benzeyen İsviçreli muhafızlar ile karşılaşıyoruz. Evet, gerçekten İsviçreliler ve gerçekten de Papa’nın muhafızlarılar… Her ne kadar İsviçrelileri savaşlarda tarafsız kalmaları ile tanısak da aslında bundan yüzyıllar önce savaş yetenekleri, disiplinleri ve sadakatleri nedeni ile İsviçreliler paralı asker olarak çokça tercih ediliyormuş. Yaklaşık 100 kişilik elit bir birlik 15. yüzyıldan beri Papa’yı korumaktan sorumluymuş.

İsviçreli muhafızların yanından usul usul uzaklaşıp artık St. Peter’s Bazilikası’na girebilirsiniz. İçeriye girer girmez yerden metrelerce yukarıya uzanan parlak mermer duvarlar, sanki mermerden değil de hamurdan yapılmış gibi duran heykeller, ucundaki püsküllerden kırışıklıklara kadar en ince ayrıntısı düşünülmüş mermerden halılar; ziyaretçileri adeta ihtişamın içine, derinliklerine doğru çekiyorlar. St. Peter’s Bazilikası’nı gezerken bu muazzam zenginliğin yüzyıllar boyunca milyarlarca insanı nasıl etkilediğini daha iyi anlıyorsunuz.
 
St. Peter’s Bazilikası’nda çok da göz önünde olmayan ve cam duvarlar arkasında korunan; kemiklerinden duruşuna, bakışlarından elbisesinin kıvrımlarına kadar sanki günü geldiğinde canlanacak gibi duran Michelangelo’nun Pieta Heykeli’ni de mutlaka görmelisiniz. “Ben İsa’yım” diye bağıran bir meczup tarafından elinde çekiç ile saldırılan Pieta Heykeli, sizi hayrete düşürecek gerçeklikte detaylara sahip bir şaheser…

Vatikan Sehri-5

Vatikan Sehri-6

Vatikan Sehri-7

Vatikan Sehri-8

Vatikan Sehri-9

St. Peter’s Bazilikası’nda yürürken tam da kubbenin altına geldiğinizde Bernini tarafından yapılan ilgi çekici ama ulaşılması yasak olan mihrap ile de karşılaşacaksınız. 1600′lü yıllarda tasarlanan ve sanki bronzdan değil de polyesterden yapılmış gibi kıvrımlı mihrabı ile bazilikaya adını veren çarmıha gerilerek öldürülen St. Peter’in mezarı, mermer tabanın hemen altındaki platformda duruyor. Bazilikanın altındaki Le Grotte Vaticane denilen yeraltı odalarında ise St. Peter’in mezarı kadar gösterişli olmasa da önceki Papaların mezarları bulunuyor. Şansınıza çok kalabalık değilse, St. Peter’s Bazilikası’ndan çıkmadan önce gidilmesi gereken son bir yer daha var; bazilikanın Michelangelo tarafından tasarlanan kubbesi… 800′den fazla işçinin nasırlı elleri ile inşa ettikleri, ama ironik bir şekilde o kadar da narin bir sanat eseri gibi duran kubbeye çıkabilmek için biraz emek harcamanız gerekiyor. Başınızı döndürmeye yetecek kadar dönerek çıkacağınız ve iki insanın yan yana geçmekte zorlanacağı merdivenlerin sonunda ise kesilen nefesinize değecek, muhteşem Roma manzarası ile karşılaşacaksınız…
 
Vatikan Müzesi’ni gezmeden sakın Roma’dan döndük demeyin. Bu müze, içerisinde 8 adet müze ve 5 galeri barındırmaktadır. Mısır tarihi eserlerinden Roma heykellerine, duvar ve tavanları Raphael tarafından tablolaştırılmış sanat eserlerini barındıran odalarına kadar dünyanın en zengin sanat koleksiyonu buradadır. Vatikan’ın arka kapısına doğru yönelin ve kale gibi duvarların kenarından devam edip müze girişini bulun…

O da ne kuyruk demeyin sakın… E olacak o kadar… Siz bu kuyruğa takılmak istemiyorsanız etrafta dolaşan rehberlerden birisine takılın ve sizi hem sıra bekletmeden içeriye soksun hem de içerisini İngilizce-Fransızca veya Almanca olarak 3 saat boyunca anlatsın… Bunun bedeli 30 € civarında ve müze giriş bedeli de dâhil… Zaten 15 veya 18 € giriş bilet ücreti olduğu için bence değer, içeride de size rehberlik yapar. Tabii bu arada bu rehberin 10 kişiye ihtiyacı var ki onu kurtarsın, merak etmeyin 10 dakika beklemekle 10 kişi toplanırsınız. Ama içerisi müthiş ve görmeye değer… Vatikan Müzesi için çeşitli zamanlarda gösteriler ve etkinlikler yapılmaktadır. Hele bir de ziyaretiniz böyle bir güne denk gelirse yemeyin de yanında yatın. Detayları öğrenmek için resmi Vatikan müze web sitesini ziyaret edebilirsiniz: http://www.museivaticani.va/3_EN/pages/MV_Home.html
 
İçeriye girince Michelangelo tarafından yapılan “Son Yargı” ve “Adem’in Yaradılışı” resimlerinin bulunduğu ve papayı seçmek üzere kardinallerin toplandığı Sistine Şapeli’nin tavanını incelemeden gelmeyin. Müzeye girdiğiniz zaman, Vatikan’nın ziyarete yeni açılan meşhur Castel del Gondolfo bahçelerini de gezebilirsiniz.

Vatikan Sehri-10

Vatikan Sehri-11

Vatikan Sehri-12

Eveet sevgili dostlarım, Vatikan anlatmakla bitmez ama daha fazla anlatırsam sonra Roma’yı gezmeye vaktiniz kalmaz ve de gemiye vaktinde yetişemezsiniz…
 
Hoşça kalın…
 
H. Oğuz Esen

-
Yorum göndermek için Giriş Yapın veya Üye Olun

Yorumlar(0)

Yorumlar