Carnival Vıctory Gemisi ile Batı Karayipler (Key West) - 2. Bölüm

Carnival Victory gemisi ile Miami limanından saat 17.00’de ayrıldık. Muhteşem Southbeach ve adalar manzarasını seyrederek rotamızı Key West’e çevirdik. Ertesi sabah saat 7.30’da Key West limanına yanaşmış olacağız. Sabah 8.00 gibi kahvaltımızı yaptıktan sonra hemen kıyıya çıkıyoruz.

Zaten kahvaltımızı yaparken bir taraftan da şehrin meydanını ve marinasını seyredebiliyorduk. Geminin bağlandığı iskele; kasabanın meydanına, turistik alışveriş mağazalarına ve yat limanına 5 dakikalık yürüyüş mesafesinde yer alıyor. Limanın bu derece şehir içerisinde olmasının bir nedeni de Key West’in bu kıyısının derin olması, bu yüzden de buraların tarih boyunca kıymetli olmasının nedenlerinin başıdır. Limandan ayrılınca hemen karşımıza çıkan kırmızı 4 katlı bir bina dikkatimizi çekiyor. Burası gümrük, posta ve yerel mahkemelerin de içinde olduğu bir resmi daire… 1891 yılından beri hizmet veren bu binanın önünde bulunan heykellerin fotoğraflarını çekmeden yapamadım.

Biraz yürüdükten sonra Mallory Square’e varıyoruz. Burada eski batık gemi müzesini, sünger ve çeşitli enteresan deniz kabuklarının satıldığı turistik eşya mağazalarını görüyoruz. Çeşitli deniz canlılarının bulunduğu akvaryum da burada…

1976 yılından beri Key West’in eski tarihi bölgesini dolaştıran 11 duraklı Hop On-Hop Off troleybüsleri de buradan turlarına başlıyorlar. Bu turları geminizden de 30$ karşılığında alabilirsiniz. Buradaki fiyatı ise 20$.

Biz ayaklarımıza güvendiğimiz için buraları yürüyerek keşfetmeye karar verdik. Zaten 3-4 saatlik bir gezi ile görülecek yerlerin çoğunu görmüş olacaksınız. Haydi bakalım yola çıkalım, nereleri gördük sizlere tek tek aktarayım… 
Elimizde haritamız var ve Front Street üzerindeki Little White House’dan gezmeye başlıyoruz. 1890 yılında deniz personeli üssü olarak inşa edilen ve Truman’ın 1946-1952 yılları arasında yaşadığı bu küçük beyaz saray binasını ve bakımlı bahçesini geziyoruz. Daha sonraki Amerikan başkanlarından Eisenhower 1956’da kalp krizi geçirdiğinde; John Kennedy, Jimmy Carter ve Bill Clinton ise belli sürelerle bu evi kullanmışlardır. 1974’de bu bina Ulusal Tarihi Yerler Listesi’ne alınmıştır. Giriş ücreti 14$.

Daha sonra bu geniş bahçeli evlerin bulunduğu sitede tarihi kapok ağaçları dikkatimi çekiyor. Önündeki tabeladan okuduğum kadarı ile bu ağaç 60-70 metre uzunluğa ulaştığı için, gövdesi de epey geniş oluyormuş.  Mayalarca kutsal kabul edilen bu kapok ağaçlarının, yeraltı dünyasına inen geniş kökleri, geniş ve heybetli dallarıyla da gökyüzündeki cennete uzanan bir ağaç olduğuna inanılıyor ve seyrek de olsa kesimi özel ayinlerle yapılıyormuş. Yumuşak, su geçirmez ve şekillendirmesi kolay bir ağaç olduğundan; genellikle adalar arasındaki ulaşımda kullanılan kano ve el aletleri yapımında kullanılırmış.

Bu bilgiden sonra Hemingway’in 10 yıl oturduğu ve birçok kitabını yazdığı Whitehead Street’deki evine geliyoruz. Giriş ücreti 13$    

O kadar ticari olarak bakıyorlar ki her şeye, para kazanmak için şu tabelayı da asmışlar ya, (Hemingway buraya işedi!) artık diyecek bir şey bulamıyorum. Pes yani!

İşte bahçe duvarına asılan tabelanın fotoğrafı…
 
Şimdi siz bu tabelanın yanında gelin de bir kutlama yapın bakalım. Ne kutlaması diyeceksiniz; düğün nişan, kokteyl vs. için burayı kiralayabiliyorsunuz. Saati 500$ efendim…
 
Yolumuza devam ediyoruz ve deniz fenerine geliyoruz. Her yere giriş ücretli ve burası 10$ ama kapının önündeki heykellerin (Avrupa’dakiler kadar sanatsal değeri olmasa da) görseli güzel ve hoş… Biz yukarıya çıkamadık, kapalıydı. 10$’a değer mi acaba?

Şimdi yürümeye devam ediyoruz ve yanımızdan turistleri gezdiren troleybüsler geçiyor. Herkes birbirine el sallıyor. Ama ben sokak aralarına dahi girip o güzelim evleri, hatta bir diş hekiminin muayenehanesini bile sizin için fotoğraflıyorum.

Truman Avenue’dan ilerleyerek, White Street’ten dönüşe geçiyoruz. Bu arada Roosevelt Bulvarı’nı yarım saat daha yürüseydik, US1 yoluna gelecektik. Burası neresi biliyor musunuz? Amerika’nın en güneyindeki 1 numaralı, dünyanın en uzun yolunun başlangıç noktası… Bu yol (US1) Kanada’ya kadar gidiyor. Bilgilerinize!
 
Yolumuz marinaya çıktı bu sefer, tabii aylardan Kasım ve daha sezon başlamamış olduğundan genel bir sakinlik var. Ama en güzeli böylesi… Hem her şey daha ucuz hem de kalabalık ve sıcak yok.

Truman Avenue’dan ilerleyerek, White Street’ten dönüşe geçiyoruz. Bu arada Roosevelt Bulvarı’nı yarım saat daha yürüseydik, US1 yoluna gelecektik. Burası neresi biliyor musunuz? Amerika’nın en güneyindeki 1 numaralı, dünyanın en uzun yolunun başlangıç noktası… Bu yol (US1) Kanada’ya kadar gidiyor. Bilgilerinize!
 
Yolumuz marinaya çıktı bu sefer, tabii aylardan Kasım ve daha sezon başlamamış olduğundan genel bir sakinlik var. Ama en güzeli böylesi… Hem her şey daha ucuz hem de kalabalık ve sıcak yok.

Sevgili dostlar, biz 1 günlük Key West turumuzda buraları tanıyabildik. Keyifliydi ve görmeye değdi. Fotoğraflarla bu anıları sizlere de aktarmaya çalıştım. İkinci bir gün daha olsa, gezilecek yeni yerler yine buluruz ama belli başlı olanları sizlere tanıttığımı sanıyorum. Tabii ki Türkiye’mizdeki turistik aktiviteleri düşündükçe kahroluyorum. Bizde ne tarihi ve gerçek gezilecek yerler var ama bizim onları korumak ve tanıtmak için daha çok fırın ekmek yememiz lazım.
 
Artık gemiye dönme zamanımız geldi. Yorulduk ama değdi. Şimdi odamıza gideceğiz, şöyle sele serpe yatağımıza uzanıp azıcık dinlendikten sonra gemimiz Meksika’ya doğru yol alırken biz de gemi içi aktivitelerimize devam edeceğiz.

Sevgilerimle,

H. Oğuz Esen

Yazı dizisinin tüm bölümleri için:
CARNIVAL VICTORY GEMİSİ İLE BATI KARAYİPLER - 1. BÖLÜM
CARNIVAL VICTORY GEMİSİ İLE BATI KARAYİPLER (KEY WEST) - 2. BÖLÜM
CARNIVAL VICTORY GEMİSİ İLE BATI KARAYİPLER (COZUMEL ADASI) - 3. BÖLÜMCARNIVAL VICTORY GEMİSİ İLE BATI KARAYİPLER (TULUM) - 4. BÖLÜM

H. OĞUZ ESEN

Yazar Hakkında

H. OĞUZ ESEN

İş güç ve çoluk çocuk işlerini bitirdikten sonra emeklik günlerimi tadında geçirmek için, sıhhat ve akıl fikir yerinde iken gezmeyi seçenlerdenim.