Cebimdeki Yolculuk : Marsilya - 3

Nerde kalmıştık? Hımm, sevdiklerimiz ve sevmediklerimizle Marsilya, değil mi?

Yol ve yolculuk bambaşka bir olgudur, bunu hepimiz biliyoruz zaten! Ve en önemlisi kendi yol tecrübelerimizi kendimizin yaratmasıdır.

Yolculuğu farklı kılan ne çok şey vardır: Sevdiklerinle yolda olmak en güzelidir, dilediğin yerde dilediğin kadar kalmak ve yol halini aceleye getirmemek.

Yol halini aceleye getirmemek! Sırf bu sebepten başkalarıyla yolculuk etmeyi sevmiyorum ben. Tecrübelerimle sabitledim ki, kalabalıkların içinde bunalıyorum ben. Bir şehri ilk kez tanımanın heyecanının yanında, kimi şehirlerin sık sık uğranan tanıdık rahatlığı benim ruhuma iyi geliyor. Kendimi evimde hissetmekten çok, böyle şehirlerde (Sizler için tahmin etmesi zor olmayacaktır herhalde bu şehrin neresi olduğu!) şehrin sakini gibi hissetmek derdime derman oluyor. Ne dertmiş ama değil mi, beni bu kadar gezme sevdalısı yapan?

Geri dönüp soyuma sopuma dikkatlice bakacağım bir ara... Evinden çıkmayı hiç sevmeyen bir ananın böyle gezme tozma sevdalısı bir kızı olsun, şaşılacak şey!

Yine bir dolu lakırtı ettim kendimi tutamayarak.

Marsilya'yı kendime çok yakın bulmadım nihayetinde. Bundan sonra bu şehir benim için Aix en Provence'a giden bir durak olabilir ancak.

Marsilya'dan geriye akılmda ne kalacak şimdiden biliyorum.

-Hakkını yemeyi kesinlikle hak etmeyen devasa limanı ve tekneleri

-Marsilya'yı Monte Cristo Kontu ile romanının baş köşesine oturtan Alexandre Dumas

-Nefis yemekleri ile Au Vieux Clocher

-Tepesinde kocaman bir varak Meryem Ana heykeli taşıyan, denizcilerin koruyucu kilisesi Notre-Dame de la Garde

-Hiç sevmediğim ve denizden babam çıksa yerim diyen benim için bile işkenceye dönüşen meşhur balık çorbası Bouillabaisse

-Göçmen yalnızlığı taşıyan yüzler

Yazı dizisinin birinci bölümü: https://gezimanya.com/GeziNotlari/cebimdeki-yolculuk-marsilya-1
Yazı dizisinin ikinci bölümü: https://gezimanya.com/GeziNotlari/cebimdeki-yolculuk-marsilya-2  

Etiketler