Google+

Arama formu

​CENNET PARK İÇİNDE GÖRKEMLİ BİR YAPI: TRABZON SÜMELA MANASTIRI

Doğu Karadeniz  gezimizin ikinci gününde Trabzon’un Maçka ilçesinin güneyindeki Altındere Milli Parkı’na gidiyoruz. Sabahın erken saatlerinde geçtiğimiz yollar, yeşilin her tonunu görebileceğiniz (bu cümleyi sık tekrarlayacağım, affola) yüksek ve heybetli dağlar bir başka güzel. Yolun kenarındaki dere şırıl şırıl akarak bize eşlik ediyor. Yollar böyle güzelse parkı daha da merak ediyorum. Altındere yöresi bölgedeki cennet yerlerden sadece biri, inanılmaz güzel ve doyulmaz manzaralar sunuyor bize. Bir başka güzelliği ve özelliği ise Karadağ’ın sarp tepelerinden birinin yamacına adeta bir kartal yuvası gibi yerleşmiş olan ünlü ve görkemli bir manastır…

Trabzon
 
SÜMELE MANASTIRI
Trabzon'un turizminde önemli bir yer tutan manastır, yöre halkı arasnda Meryem Ana Manastırı olarak anılmakta. "SUMELA" ya da Meryem (Panaghia) adına kurulan bu manastır adını karanlık anlamına gelen “Melas” kelimesinden aldığı ve dağın adının da bu nedenle Karadağ olduğu söylenmekte. 1962 yılında tamir ettirilerek turistlerin ziyaretine elverişli bir duruma getirilen yapı gerçekten de görkemli, görenlerin hayranlık duymaması olası değil.1972 yılında ise ören yeri olarak ziyarete açılan yapıya orman içerisinden 25-30 dakikalık bir patika yolla veya 200 metre yakınına kadar küçük vasıtalarla da ulaşabilirsiniz.
 
Trabzon-1

Manastırın bulunduğu alan Orman Bakanlığı’nca Milli Parklar statüsüne alınmış, Kültür Bakanlığı’nca da aslına uygun olarak onarımı devam etmekte. Bu nedenle biz ne yazık ki manastıra çıkamadık. Gezi sonunda Karadeniz’e tekrar gitmeye karar verdim zaten; sırf bu manastırı yakından görmek için bile gelmeye değer, umuyorum en kısa zamanda tekrar giderim.
 
(Birçok tarihi mekân gibi bu manastırın da bir efsanesi var elbette. Barbabas ve Sophronios adlarında iki Atinalıya rüyalarında gördükleri Hz. Meryem onlara bir manastır yaptırmalarını söyler, hatta yerini ve nasıl gideceklerini de tarif eder. İkili deniz yoluyla Trabzon'a gelerek Karadağ’ın sarp bir yamacında kiliseyi kurmaya karar vererek devrin ilk kaya kilisesini kurarlar
-tam tarih belli olmamakla birlikte M.S.385 ya da 472 yılları olduğu sanılmakta- Bunlar efsane ve rivayetler elbette.)

Trabzon-2
 
Manastırın tarihi 1360 yılına, Trabzon Komnenoslara dayanıyor. Trabzon kralları halkın desteğini bu manastıra tanıdıkları haklarla ve vermiş oldukları hediyelerle sağlarken; Trabzon Osmanlılar tarafından alındıktan sonra, Yavuz I.Selim ve Trabzon fatihi II. Mehmed hatta daha sonra tahta geçen birçok sultan tarafından de bu manastırın haklarına dokunulmamış.
 
Manastıra tırmanıp indikten sonra yorgunluğunuzu atacağınız, çay, kahve içerek hediyelikler alabileceğiniz bir kafe de var şırıl şırıl akan derenin kenarında, güzellikler içinde.
 
Bu muhteşem milli parktan ayrılarak, bir başka güzelliklere doğru dağ yollarında ilerliyoruz.
 
ZİGANA DAĞI ve ZİGANA GEÇİDİ
Trabzon'un güneyinden Çoruh Vadisi'ne paralel uzanan, bazı doruklarında yüksekliği 3000 metreye yaklaşsa da Zigana Tepesi'nin yüksekliği 2511 m. Bir başka özelliği ve önemi de Tarihi İpek Yolu’nun en önemli geçitlerinden biri olması. (Tarih boyunca Doğu Anadolu'nun ve İran'ın batıya açılan limanı, Orta Çağ’da Asya’yı Avrupa’ya bağlayan en büyük kervan yolu. Mallar, Çin’den başlayan yolculukla Kaşgar, Semerkand, Buhara, Taşkent, Nişabur, Rey, Tebriz ve Erzurum üzerinden Zigana Geçidi’nden denize iner, Trabzon’dan deniz yoluyla Venedik’e ve tüm Avrupa’ya ulaşırmış. Rumların döneminde de ticaretle uğraşanlar Trabzon'a ulaşmak için kış aylarında yine Zigana Dağı Geçiti’ni aşmak zorunda idiler.) Halen hareketli ve işlek olan geçit Trabzon’u İran’a bağlayan karayolu üzerinde yer almakta ve önemini korumakta.
 
Trabzon-3

Trabzon bölgesine uygun ulaşım yollarından biri de havayolu. En uygun fiyatlı uçak biletlerini görmek için tıklayın

Geçit vermez dağlarda tipi ve çığ nedeniyle meydana gelen kazalarda çok canlar yanmış. 1988 yılında, 2025 metre uzunlukta ve 2032 metre rakımdaki Zigana Dağı, 1702 metre uzunluğunda bir tünelle geçilerek yolları yeniden yapılmış. Yine de sert kış aylarında ulaşım zor.  

Trabzon şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Bunlardan en çok tavise edilenleri Yayla Otel, Turkuaz Apart Otel, Mell Boutique Hotel. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz Kusva Apart, Osmanlı Suite, Tuğra Otel. gibi otelleri tercih edebilir ya da en yüksek indirime sahip olanları mereak ediyorsanız Nova Uzungöl, Alesha Suite Hotel, Ramada Vakfıkebir tesislerini incelebilirsiniz. Bir de Tatilsepeti.com'un Trabzon aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.

Trabzon-4
Trabzon ile Gümüşhane arasında bir geçiş noktası oluşturan ladin ve çam ormanlarıyla kaplı yamaçlarında inanılmaz güzellikteki yaylarda, dağ köylerin bize eşlik ettiği yollarda aracımızı sıkça durdurarak fotoğraf molaları vererek ilerliyoruz.  Bu arada yolumuzun üzerinde bulunan ve sütlacı ile ünlü Başarlar Köyü ve Hamsiköy’den geçerken hem çay molası veriyor hem de akşamüzeri dönüş yolunda yemek için sütlaç siparişlerimizi vererek kendimizi garantiye alıyoruz. Zigana yamaçlarında gördüğümüz ilginç yapı “Çığ Tüneli” her sene sert kış aylarında düşen çığ nedeniyle inşa edilmiş. Hemen yakınında geçmiş yıllarda çığ nedeniyle hayatlarını kaybeden yurttaşlarımız için yapılan anıt ise hüzünlü.
 
Trabzon-5

Karaca Mağarası gezimizden önce bu muhteşem dağların yamacına, çam ormanlarının arasına kurulmuş bir yayla tatil köyünün restoranında yemek molası veriyoruz (Zitaş). Havada hafiften sis var. Bu da aşağıdaki ormanın manzarasına bambaşka bir güzellik katıyor, hafiften bir yağmur çiselerken kahvelerimizi yudumluyor; mis gibi orman ve yağmur havasını, bol oksijeni içimize çekiyoruz. Güzel manzara ve dağ havasından sonra Bozbent Dağı’nda, muhteşem manzaraları izleyerek, keskin virajlar alarak tırmanmaya başlıyoruz. Hedefimiz Karaca Mağarası, doğanın şehre en güzel armağanı…
 
 

Etiketler


Yazar Hakkında

nevinsalman

Ankara da doğdum, TED Ankara Koleji ve Gazi Üniversitesi Mimarlık fakültesi mezunuyum. 6 sene Londra'da yaşadım, sonraki yıllarda İstanbul'a yerleştim ve serbest çalıştım. 10 senedir ise kış aylarında İstanbul'da, Mayıs-Aralık 7 ay Bodrum’da yaşıyorum. Tam bir Bodrum sevdalısıyım, en büyük keyfim yelken, yüzme ve squba-diving. Spor hayatımın...