Çikolata ve Waffle Şehri Brüksel

8 günlük Avrupa gezimizin Amsterdam’dan sonraki ikinci durağı ise Brüksel oluyor. Brüksel sadece Belçika’nın değil AvrupaBirliği ve NATO ile ilgili birçok kurumu barındırdığı için Avrupa’nın başkenti olarak bilinmekte.

Brüksel’de ilk olarak Grand Place’a gidiyoruz. Meydanda bulunan en ünlü yapı Hotel deVille (Belediye Binası) 1400 - 1455 yılları arasında inşa edilmiş. Bu yapının üzerinde Mikal’in şeytanla savaşmasını konu eden heykel bulunuyor. Yapı şu anda komün meclisi olarak kullanılıyor; bazı kısımları ise özel organizasyonlar için kullanılmakta. Belediye binasının tam karşısına 1504 - 1536 yılları arasında Brabant Dukü tarafından “Kralın Evi” binası inşa edilmiş. Yine aynı yıllarda esnaf loncaları hem ekonomik hem politik anlamda güç kazanınca meydanda kendi loncalarını inşa etmişler. 1695 yılında Fransa ile yapılan savaş sırasında bu binalar önemli ölçüde hasar görmüş, fakat 5 yıl sonra yeniden yapılandırılıp bugünkü görünümünü almış. Biz gittiğimizde meydanda dans gösterileri yapan bir grup genç vardı. Yine insanlar meydanın ortasında oturmuş hem etrafı seyrediyor; hem de bira içiyorlardı.

Meydana çok yakın yürüme mesafesinde ünlü Manneken Pis (İşeyen Çocuk Heykeli) bulunuyor. Heykel hakkında çeşitli rivayetler bulunuyor; bunlardan bir tanesi Brüksel’de çıkan bir yangını çocuğun işeyerek söndürdüğüne dair bir rivayet, bir diğeri ise bir asilzadenin çocuğunu kaybetmesi ve tam bu noktada bulması sonucunda buraya heykelini yaptırması. Heykel 61 cm boyunda; özel günlerde üzerine giysi giydiriliyor. Biz gördüğümüzde açıkçası ününe bakarak biraz hayal kırıklığına uğrayıp şaşırdık.

Yine Grand Place’a yakın mekânlardan bir tanesi ise Galeries Saint Huber. Burası cam tavanlı, eski bir alışveriş merkezi; içerisinde moda-tasarım, çikolata vb. mağazaları mevcut.

Belçika’nın diğer önemli yapılarından olan Atomium, Çin ve Japon evlerine de kısa bir ziyaret gerçekleştirdik. Atomium 1958 yılında Expo Fuarı için inşa edilmiş; demir atomunun 165 milyar kez büyütülmüş hali. Atomium’da bulunan 9 küreden 5 tanesi halka açılmış olup içerisinde restoran da bulunmakta. Çin ve Japonya tarafından Belçika’ya hediye edilen evler ise Kraliyet Sarayı’nın bahçesinde bulunuyor.

Belçika deyince tabii ki akla ilk bira geliyor. Brüksel’de envai çeşit bira var; meyve aromalı, alkol oranı düşük, alkol oranı yüksek, manastırlarda hazırlanmış olanlar vb. Biz denediklerimizin hepsini çok sevdik.

Brüksel’de yemek olarak ise patates kızartması ve midye çok meşhur. Biz midyesini denedik; ancak yeşil soğan ile birlikte suda haşlanmış midye bizim pek hoşumuza gitmedi. Grand Place’a bağlanan bütün sokaklarda çikolata ve waffle satan dükkânlar var. Yürürken mis gibi kokular geliyor; dükkânların vitrinlerinde birçok çeşit waffle seçeneği sunum olarak koyulmuş. Buradan istediğinizi seçip yaptırabilirsiniz.

Bence turistik seyahatlerde sadece Brüksel’e gitmek yetersiz olur; şehir bize diğer Avrupa şehirlerine göre kirli ve karmaşık geldi. Ancak bir Avrupa seyahatinin içinde bir gün ayırmak yeterli olacaktır.