Google+

Arama formu

DEMİR KİLİSE "SVETİ STEFAN"

İstanbul’un en ilgi çekici yapılarından olan Bulgar Ortodoks Kilisesi Sveti Stefan, Demir Kilise adıyla da anılıyor. Avusturya’dan getirilen demir döküm parçalarının yerinde birleştirilmesiyle inşa edilen yapı, Haliç kıyılarında, Fener semtinde yükseliyor. Neo-gotik ve neo-klasik etkiler taşıyan elektik tarzdaki kilise, tümüyle demir malzemeden ve prefabrik olarak yapılmasıyla benzersiz olduğu gibi Bulgar Ortodoks cemaatin Rum patrikliğinden ayrı bir yapılanmaya sahip olarak, bir anlamda bağımsızlığını ilan etmesini de simgeliyor.

İstanbul
Fotoğraf | Stevi Stefan Kilisesi

Bulgar Stefan Bogoridi’nin bağışladığı arazinin arka tarafındaki mevcut ahşap depo/ahır binası tadil edilerek kiliseye dönüştürüldü. Kısa bir süre içinde de daha büyük yeni bir kilise inşası için karar alındı. Haliç kıyılarının zemininin ihtişamlı bir yapıyı taşıyamayacağı düşünüldüğünden demir strüktür tercih edildi. Projeyi mimar Hovsep Aznavur çizdi. İmalatçı ve inşaatçı firma ise Avusturya’da, Viyana’da faaliyet gösteren Waagner oldu. Toplam 500 ton ağırlığında demir döküm parçalar, Viyana’dan, Trieste ve Adriyatik üzerinden Lloyd şirketinin gemileriyle getirildi ve kilise, 20 Eylül 1898 (Ruslar ve Bulgarlar tarafından kullanılan eski takvime göre 8 Eylül 1898) tarihinde Ekzarh Yosif tarafından kuşanarak ibadete açıldı.

İstanbul-1
Fotoğraf

Kubbesiz bir yapı olan ve içeride tonoz görünümlü örtüler, dışarıda değimli bir çatıdan oluşan Sveti Stefan, Güney Amerika ve Yeni Zelanda gibi bölgelerdeki örneklerle beraber dünyadaki az sayıdaki demir kiliseden biridir. Üç kubbeli ve haç planlı yapı, dış süslemelerinin zenginliğiyle dikkat çekiyor. Apsisi Haliç’e dönük ve çan kulesi giriş kapısının üzerinde, 40 metre yüksekliğe sahip. Altı adet çanın hepsi Rusya’nın Yaroslavl şehrinde dökülmüş ve günümüzde iki tanesi kullanılıyor. Rus klasiği üslubundaki ahşap ikonostasın yanı sıra kilisedeki ikona ve eşyalar incelikli özellikleriyle dikkat çeker.

Günümüzde Demir Kilise Sveti Stefan, azalan Bulgar nüfusuyla beraber cemaatsiz kalmıştır. Dışarıdan bakıldığında hala görkemini koruyan yapı, içeriden yavaş yavaş çürümekte olduğunu açıkça gösteriyor.