Google+

Arama formu

DEMİR YIĞININ ALTINDA BİR ŞEHİR: PARİS

Kimileri Paris'i aşkın kalbi diye tarif ederken kimileri Eiffel Kulesi'ni demir yığını diye anlatır...

Paris, en çok görmek istediğim şehirlerin başında geliyordu. 3 gün kaldıktan sonra biraz hayalkırıklığı ve biraz hayranlıkla karışık bir ruh hali oluştu. Şehir çok güzel ama kozmopolit bir şehir olması sebebiyle turistlik alan ve dış çevresi çok farklı. Paris-Porte-D-Orleans’da kaldım. Çevrede çok sayıda Afrika kökenli vatandaş vardı. Hatta Cezayir maçına denk geldiğimiz için ortalık ayrı bir hareketliydi. Metro 1,5 euro. Dolayısıyla kentin uç kısmında olmanız tatil esnasında size sadece zaman kaybettirir.

Paris

Kent çok pahalı. Ama ilginç olan, su 3 euro iken Eiffel Kulesi’nin en üstüne çıkışın 15 euro olmasıydı. Aslında 40-50 euro ücreti gözden çıkarmıştım. Tabi ki fiyatın ucuz olmasında kuyruğunda etkisi olabilir. Eğer önceden bilet almadan giriş yapacaksanız 2-3 saatlik bekleme süresini göze alın. Yukarıdaki manzaranın da buna değeceğini garanti edebilirim. Bir yanda Sen Nehri ve sıralanmış müzeler diğer tarafta gökdelenler, bir diğer tarafta ise şehir manzarası insanı heyecanlandırıyor. 324 metrelik demir kule ilk zamanlarında 20 yıl orada kalması tasarlanmıştır. Fakat o kadar ilgi görmüştür ki günümüze kadar koruna gelmiştir. Yılda 6 milyona yakın turist burayı ziyaret eder.

Paris-1

Paris şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Bunlardan en iyileri Saint James Paris, Hôtel D'Aubusson, Hôtel Fouquet's Barrière. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz Victoria Palace Hotel, Prince Monceau gibi otelleri tercih edebilir ya da daha ekonomik alternatifler isterseniz Arley Tour Eiffel, Le Regent Hostel Montmartre, Smart Place Paris tesislerini deneyebilirsiniz. Bir de booking.com'un Paris aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.

Şehre vardığınızda ilk işiniz Sen Nehri turuna katılmak olmalı. Neredeyse tüm önemli yapılar nehir kenarına sıralanmış. Siz ne kadar harita ile takip de etseniz gözünüzle gördüğünüzde mesafeler arası uzunluğu ölçebilir ve turunuzu ona göre düzenleyebilirsiniz. Çünkü yan yana gözüken iki bana aslında birbirine uzak olabiliyor. Buna örnek Louvre Müzesi. Bir ucundan bir ucuna yürümek 5 dakikanızı alıyor. Tekne turu 15 euro. Yaklaşık 45 dakika sürmektedir. Bu tur içerisinde Notre Dame Katedrali’nin devasa duruşunu da şahit olursunuz. Ben tekneye Ile de la Cite diye geçen bölgeden bindim. Aslında bir ada burası. En ucunda köprü ve park yer alır.

Paris-2

Paris-3

Louvre Müzesi için ayrı bir gün açmanız gerekir. Müze çok sayıda bölümden oluşur. Özel sergiler hariç müzeye giriş ücreti 12 euro. Normal şartlarda sadece Salı günü kapalı olan müzedeki her esere 7-8 saniye ayırsanız müzeyi gezme süreniz 2-3 günlük mesai gerekiyor. Ziyaretçiler genelde Mona Lisa’nın da yer aldığı resimler kısmını ve  Mısır eserlerinin yer aldığı kısmı tercih eder. Siz de ilgilinizi çeken yöre yönelmelisiniz. Tümünü gezmeniz çok zor. Ayrıca girişte sıra da yer almaktadır. Ek olarak da Mona Lisa’nın önü türbe gibi. Herkes yaklaşmaya çalışıyor. Bir kare fotoğraf için sıraya giriyorsunuz. Bu yoğunluk nedeniyle Musee d’Orsay’ı ziyaret edemedim. Burası da kentin eski tren garıdır ve nehrin kenarında yer alır. Louvre ile beraber en çok tercih edilen müzedir. Müzenin dibinde, Tuileries parkıyla arasında küçük bir lunapark bulunur. Burada 10 euro ücretle binebileceğiniz London Eye benzeri bir çember var. Buranın da manzarası ayrı bir güzel. 3-4 tur için pahalı bir etkinlik de olsa manzara harikadır.

Zafer Takı ve Şanzalize, Paris’ e gidenlerin olmazsa olmazıdır. Açıkcası benim ilgimi çekmedi. Champs-Élysées diye yazılan cadde ünlü mağazalarla dolu. Eğer alışveriş çılgını değilseniz ve büyük bütçeleriniz yoksa sizin için bir tur atmanın yeterli olduğu geniş ve hoş bir caddeden fazlasın ifade etmez. Paris Saint German klübü lisanslı ürünlerinin resmi satış noktası ve H&M mağazasında zaman geçirdiğimi itiraf etmem gerekir. Louis Viton’ un önünde sıra olması da ilginç geldi. Gece hayatı için de bu bölge ve St. Germen bölgesi önerildi. Biz de burada kaldık. Ama hafta içi olması sebebiyle çok tenhaydı. Dünya Kupası maçı olduğu için galibiyet sonrası Fransızlar sokaklara döküldü.

Sacred Heart Basilica of Montmartre yani Ressamlar Tepesi, manzarasıyla turistleri çeker. Bu bölgeden Eiffel gözükmüyor. Ama tüm kent karşınızda karmaşık yapısıyla dikilir. Merdivenlerde siyahi seyyar satıcılar ve onları bisikletleriyle kovalayan polisler bir yanda, şehrin kalabalık içi içe binalar karşınızda yer alır. Buraya gelirken Tahtakale gibi ucuz ürünlerin satıldığı dar sokaklardan geçersiniz. Aslında Paris’in elit kısmının yanında kozmopolit hali de ortaya çıkar.

Pont des Arts için de ayrı bir parantez  açmak gerekli. Köprü de bir sürü kilit yer alıyor. Üzerinde isim yazmaktadır. Çok hoş bir görüntü. Herkes kısmetini yazmış. Ama köprü orijinal bir yapıya bürünmüş. İlk nasıl başladı bilmiyorum ama şu anda köprü kenarındaki dükkanlardan 5-10 euro ücrete kilit alabilirsiniz. Ben başkasının kilidine yazmayı tercih ettim.

Paris-4

Aslında Paris bir yazıya sığmayacak kadar çok etkinliğinin olduğu bir şehirdir. Her müzeyi, bahçeyi ve köprüyü ayrı ayrıca yazmak gerekir. Bu yazıda en azından birkaç gün içerisinde neler yapılır ona değinmeye çalıştım.

Yazıya ait tüm görseller için


Yazar Hakkında

Tatiliyet

Tatiliyet | Gezimanya .view-anasayfa-manset,#mmenu_left { display:none; } .view-id-v4_anasayfa.view-display-id-page { margin-top:10px; } .browser-message { display:block !important; } Google+ Gezimanya Gezmedik yer bırakma! Rehberler  Kıtalar  Ülkeler  Şehirler  İnteraktif Harita  Ne Zaman Nereye  Seyahat Planlayıcı Yazılar  Gezi Notları...