Google+

Arama formu

Dünyanın 1 Milyon Yıl Önceki Hali İzlanda - 2

Bu yazı Gezimanya üyesi Ferit Sanlar tarafından yazılmıştır. Yazılarınızı sitemizde yayınlamak isterseniz üye olabilirsiniz.
Reykjavik’deki son günümüzü de tamamlayıp ülkenin dogusuna doğru Road 1 karayolunu takip ederek yola çıkıyoruz.ilk durağımız Seljalandsfoss Şelalesi.

Masallarda okuyup filmlerde gördüğümüz, arkasından dolaşılabilecek bir şelaledeyiz. Yaklaştıkça sırılsıklam olmamak için yağmurluklarımızı giyerek şelalenin içinden geçiyoruz. Büyük bir çayırlık alana sahip ve kamp yapmak isteyenler için de oldukça müsait bir yer. Patika yol takip edilirse 300 metre ilerisinde daha ufak başka bir şelale daha var.

Zamanı da iyi kullanmak adına tekrar Road 1'e çıkarak yol üstündeki Skogafoss Şelalesi'ne varıyoruz. İzlanda'nın en görkemli ve en çok turist çeken şelalelerinden birisi Skogafoss. Yemek yiyebileceğiniz bir kafe-restoran mevcut. Patika yoldan merdivenleri kullanarak şelalenin üstündeki seyir alanına çıkmak mümkün. Tabii çıktığınızda nefes nefese kalmış oluyorsunuz ancak manzaranın büyüsüyle kendinize gelmeniz uzun sürmüyor.

İzlanda

Tepeye çıktıktan sonra nehir kenarından içeriye doğru yürüyoruz. Usta bir ressamın fırçasından çıkmış gibi kafamızı nereye çevirsek muazzam bir manzara ile karşılaşıyoruz bu ülkede. 1.5 saat zaman ayırmayı düşündüğümüz Skogafoss'ta öğle yemeğini de yanımızda getirdiğimiz sandviçleri yiyerek 3 saat geçiriyoruz.

2010 yılında patlayarak tüm Avrupa havayolunun kapanmasına yol açan Eyjafjallajökül (söyleyene kadar epey zaman geçti) Yanardağı'nın eteklerinde Road 1'de ilerliyoruz. Fotoğraflar ve video gösterilerinin olduğu yol üstünde o günlere dair bir müze kurmuşlar. Şu an geçtiğimiz yolların o günlerde tamamen küllerle kaplandığını düşünmek oldukça ürkütücü.
 
Anayoldan 5 km içerde olan Selhaimjokul Buzulu'nun yoluna giriyoruz. Arabayı park edip yürüyerek buzulun içine girdikçe soğuk iyice kendini hissettiriyor. Game of Thrones un bazi sahneleri ve yıldızlararası filminde astronotların tekme tokat kavga ettikleri sahne burada çekilmiş. Milyonlarca yıl boyunca şekil değiştiren toprak ve buzul katmanı siyah beyaz bir görüntü oluşturmuş. Rehber eşliğinde hatrı sayılır bir paraya buzul yürüyüşü yapmak mümkün.

İzlanda-1

Günün son durağı ana yoldan 10 km içerde olan siyah kum sahili (black sand beach). Dev okyanus dalgalarının aşındırdığı, ilginç taş yapısı ile hem insanı ürküten hem de büyüsüne kapilmaktan alıkoyamayan bir sahil şeridi burası. Geçmiş yıllarda dalgalara kapılıp hayatını kaybeden insanlar olduğu için her yerde uyarı levhaları mevcut. Ayrıca sahildeki kafede de birşeyler yiyip içme şansınız da var. İzlanda’ya özgü okyanus martısı olan puffinlerin kendilerini göremesek de puslu havada seslerini duyabildik.

İzlanda-2

Günün sonundaki konaklama yerimiz meşhur Eyjafjallajöküll Yanardağı'nın eteklerindeki Vik kasabasında Icelandair Otel. Vik’in nufüsü sadece 100. Arkasında bir yanardağ, dev okyanus dalgalarının ve puffin kuşlarının geceyi bölen sesleri ile Yüzüklerin Efendisi filmindeki kasvetli köylerin ürkütücü bir havası var burada. Burada konakladığımız gece ateşim yükseliyor. Ülkeye indiğimiz günden beri yüksek ateşim olmasına rağmen böyle bir seyahati hastalığa teslim etmeye niyetim yok. 100 nüfuslu bir kasabada Sibel nereden bulduysa zencefil bulup geliyor ve Battalgazi'yi iyileştiren Fatma Girik edasıyla ballı zencefil kaynatıyor.

İzlanda’nın yolları oldukça dar. Anayol boyunca sürekli turistlerin arabaları gidip geliyor. Hatta yol üstündeki bir turistik yerde ya da restoranda gördüğünüz insanları o günün akşamında bir sonraki konaklama yerinde görebiliyorsunuz. Köprüleri tek şeritli. İlk kim geldiyse geçiş hakkı onun oluyor ve son derece de anlayışlı insanlar.

Ertesi sabah Vik’ten ayrılıp doğuya gitmeye devam ediyoruz. Yolumuzun üstünde kocaman bir yeşil sünger tarlasını andıran volkanik bir bitki örtüsünün içine girip bir trol tapınağında duruyoruz. İzlandalıların büyük çoğunluğu ciddi bir şekilde elflere ve trollere inanıyorlar ve onlar için çeşitli yerlerde irili ufaklı tapınaklar bulunuyor. Çocukken oynadığımız beş taş gibi üst üste dizilmiş taşlardan oluşan tapınakta ritüellerine göre bir elini kalbine diğer elini de taşların üzerine uzatmak gerekiyormuş. Biz de bi hayır duası okuyup yola devam ediyoruz :)

İzlanda-3

Svartifoss Şelalesi'ne ulaşmak için Vatnajöküll Milli Parkı'na giriyoruz. Burası aynı zamanda yeşilliklerle dolu bir kamp alanı.İzlanda sanıldığı gibi buzlarla kaplı bir ülke değil. Birçok yerinde çayırlar ve yeşillikler mevcut. Şelaleye doğru çeşitli yürüyüş rotaları yapmışlar. Biz de en kısa rotayı tercih edip çalıların arasına dalıp şelaleye doğru yürüyüruz. Lego oyuncak gibi özenle dizilmiş taşlarıyla Svartifoss’a varıyoruz. Her gördüğümüz şelalenin kendine has bir özelliği var her biri bir öncekinden daha çok hayran bırakıyor kendine. Dönüş rotasını buzul manzarası eşliğinde 8 km'lik bir rotadan yapıyoruz. Tepeden bakıldığında buzulun soğukluğu ve görüntüsü muhteşem. Erimeden dolayı gün içinde belli bir mesafe kat ettiğinden üzerindeyken buzulun ürkütücü hareket etme sesini duymak da mümkün.

Yemeğimizi milli parktaki restoranda yedikten sonra günün son ve seyahat boyunca bize en çok heyecanı veren yerlerden olan Jökülsarlon Buzulu'na doğru ilerliyoruz. Erimeden dolayı küçülen buzulun içinde denizle bağlantısı olan bir göl oluşmuş. Hem denizde hem karada gidebilen amfibik araçlarla 15 dakikada bir göl içinde yarım saatlik turlar düzenleniyor. Türkiye’deyken rezervasyonumuzu yaptığımız için beklemeden can yeleğimizi giyerek rehber eşliğinde tekneye biniyoruz. Rehberle sohbet ederken bodrumdan geldiğimizi söyleyince yazın 10 gün Gümbet'te kaldığını söylemesiyle Allah'ın Gümbet'inde kalan İzlandalı ile kuzey kutup dairesinde karşılaşmanın şaşkınlığı ile tekneden inip buzulun denize dökülen bölümü olan Diamond Beach’e geçiyoruz. İrili ufaklı buz parçalarının sahile vuran dev elmaslar gibi görüntü oluşturduğu sahil turistlerden epey ilgi görüyor.

İzlanda-4İzlanda-2

Hava kararmaya yakın Jökülsarlon'dan ayrılıp geceyi geçireceğimiz höfn kasabasına geçiyoruz. Burası ıstakoz ticareti ile ün yapmış bir balıkçı kasabası. Alt katında bilgisayar malzemeleri satan bir kadının üst katındaki evinin bir odasında kalıyoruz. Bizim dışımızda Koreli ve Fransız bir çift var. Kahvaltıda ortak bir sohbete giriyoruz. Onlar ülkenin kuzeyine devam ederlerken biz geldiğimiz rotadan ertesi günkü uçağımız için Reykjavik’e döneceğiz. Bir hafta boyunca kaldığımız yerlerde hiçbir sorun yaşamadığımız gibi son derece güzel bir ilgiyle karşılaştık.

İzlanda’daki son günümüzde Höfn’den Reykjavik’e doğru dönüş yoluna geçiyoruz. Yağmur, sis ve pus içinde akşam saatlerinde havaalanı yakınındaki Keflavik’te kalacağımız eve yorgunlukla atıyoruz kendimizi. Sabah 6'da Amsterdam üzerinden Bodrum’a döneceğiz.

Dünyanın 1 milyon yıl önceki haline zamanda yolculuk yapmak gibiydi İzlanda. İki büyük kıta arasında kalmış, yeryüzünde ateşle buzun, gökyüzünde ise kuzey ışıklarının dans ettiği fantastik bir ülkeye tekrar görüşeceğiz diyerek sıcak iklimimiz Bodrum'a doğru yol alıyoruz.