Google+

Arama formu

DÜNYANIN 2. BÜYÜK MEYDANI: İMAM MEYDANI VE CAMİLERİ / İSFAHAN

İMAM MEYDANI (NAKŞ-I CİHAN)
 
Bu meydan için ne desem, ne yazsam bilemedim; zira ne söylesem az söylemiş olurum, görmek, yürümek, yaşamak gerekli. Bizim böyle bir meydanımız neden yok, hatta olanı neden bozmak için gayret ediyoruz bilmiyorum ama kıskanmadım desem yalan olmaz. Hem de 17. yüzyılda düşünmüş ve yapmışlar.
Dünyanın en büyük meydanlarından, hatta Pekin’deki Tiananmen Meydanı’ndan sonra dünyanın 2. büyük meydanı. Nakş-ı Cihan Meydanı (İmam Humeyni Meydanı) Dünya Miras Listesi'nde de yerini almış. Meydana adım atar atmaz bir ferahlık, huzur, hayranlık gibi değişik duygular hissettim. Fotoğraf çekmek için nerden başlasam, ne çekeyim, tümünü bir kareye nasıl sığdırabilirim diye şaşkın bakındım etrafa.
 
Söylemiştim size daha önceki yazımda İsfahan güzelliklerini, Şah Abbas’a borçludur diye, işte yine karşımızda. İsfahan’ı imparatorluğuna başkent yapmaya karar verdiğinde burada eşi benzeri olmayan, imparatorluğunun gücünü gösterecek bir meydan yaptırmak isteyince Mimar Ali Ekber de bu müthiş parkı Şah’a ve İsfahan halkına armağan etmiş. İşte Fransız şair Mathurin Regnier bu meydana hayran kalır ve “Dünyanın Suretinin Meydanı” anlamına gelen “Nakl-ı Cihan” diyerek hayranlığını anlatır.

İsfahan

513 metre uzunluğunda, 163 metre genişliğindeki meydan Moskova’daki Kızıl Meydan’ın iki misli büyüklükte. Dört bir yanı iki katlı kemerli yapı ile çevrilmiş. Ortası ise alabildiğine yemyeşil, çimen, çiçekler ve ağaçlarla insanın içine huzur veriyor.
 
Meydanın kuzeydeki kısa ucunda Şah Kervansaray ve içinde her türlü yerel hediyelik eşyalar, ünlü İsfahan kumaşından örtülerin satıldığı çarşı bulunuyor. Batı kenarında Ali Kapı Sarayı, Doğuda Şeyh Lütfullah Mescidi, güney ucunda İmam Camii bulunmakta. Hepsini gezeceğiz ama bir gün yeterli olacak mı bilmiyorum.

İsfahan-1

İMAM CAMİİ (MESCİD-İ İMAM)
 
Karşımızda yine muhteşem bir yapıt tüm heybetiyle karşımızda. Giriş, İran’ın en büyük portallerinden ve İmam Meydanı’ndan, meydanın bir parçası gibi, muhteşem eyvanlı 30 metre yüksekliğinde bir kapıdan. Yarım kubbe iç alanı mukarnas benzeri küresel üçgenlerle derinlik kazanmış. Her iki yanında ise 42 metre yüksekliğinde turkuaz rengin hâkim olduğu birer minare bulunuyor. Caminin süslemelerinde bolluk ve bereketi simgeleyen geleneksel İran çiçek motifleri kullanılmış.
 
Cephe masmavi çinilerle bezenmiş, ancak rehberimiz bizi uyarıyor, Şah Abbas ölmeden eserinin tamamlandığını görmek için acele edince cami kaplamasının büyük kısmı çini mozaik yerine başka bir teknikle yapılmış, yine de büyük bölümü ölümünden önce bitirilememiş.
 
Caminin zemin planı ve mimari tarzı İslamiyet’in sadelik yaklaşımına uygun olarak tasarlanmış, avlusu klasik Selçuklu düzeninde, dört tarafında birer eyvan, bir tanesinin üzerine ise bir kule yapılmış. Avlunun ortasında ise havuzlu bir şadırvan bulunuyor.

İsfahan-2

Caminin tüm ağırlığı, görüş açısının geniş olmasını sağlamak amacıyla, sekizgen sütunlara taşıtılmış. Ana kubbesi mavi zemin üzerine beyaz ve altın yaldız arabesklerle bezeli. Kubbenin fotoğraflarını çekerken çok ilginç bir görüntü yakaladık, belli bir noktadan bakıldığında kubbenin en tepe noktasından harika süslemelerin üzerine üçgen bir ışık hüzmesi gerçekten çok güzel görüntüler veriyordu.
 
Ana salon tek bir kubbe ile örtülmüş, ancak çatısı akustiği sağlamak için iç içe geçmiş 38 m ve 50 metre yükseklikte iki kubbeden oluşmuş. İlginç bir araştırmaya göre, salonun içinde sesin 49 kez yansıyarak her tarafa yayıldığını ancak insan kulağının bunlardan yalnızca 12’sine duyarlı olduğu saptanmış. Cami tümüyle ve tek kelimeyle muhteşem ve bu meydana yakışır güzellikte. Hele de akşam olup da havanın kararmaya başlaması ve tüm binaların, camilerin, meydanın aydınlatılmasıyla meydanın atmosferi yavaş yavaş değişiyor ve oluşan güzellik görülmeye değerdi doğrusu. 17. yüzyılda Şah Abbas’a ithafen yapıldığından adı Şah Camii iken İslam devriminden sonra İmam Cami (Mescid-i İmam) olarak değiştirilmiş.
 
ŞEYH LÜTFULLAH MESCİDİ

Bu küçük cami de İmam Meydanı kompleksi içinde yer alıyor. Şiiliğin resmi dil olarak kabul edilmesinden sonra ülkeye gelen çok sayıdaki Lübnanlı İmami tarikatının ileri gelenlerinden biri olan ve İsfahan’a yerleştikten sonra çok sevilen ve sayılan Şeyh Lütfullah için yapılmış.

İsfahan-3

Caminin göze çarpan özelliği ise minaresinin olmaması. Sırlı çini ile kaplı, 13 metre çapındaki  kubbesinde ise sarı-bej, beyaz, mavi ve siyah renklerdeki süslemeler de muhteşem ve enden güzellikte.
 
Yapınınminaresi olmadığı gibi avlusu da yok. Küçük bir cami, hatta mescid diyeceğimiz yapıyı daha zengin göstermek için kare plan yerine sekizgen plan kullanılmış.
 
İmam Camii ve Şeyh Lütfullah Mescidi’ndeki tüm kaligrafiler Tebriz’li hattat Ali Rıza Abbasi’nin eseri. Buraya bir dönem “Kadınlar Mescidi” de denmiş, bunun nedeni ise Ali Kapı Sarayı ile arasında olduğu söylenen gizli bir tünelden saray kadınlarının kimseye görünmeden bu camiye ibadete gelmeleriymiş.

İsfahan-4

ALİ KAPI SARAYI
 
Kakh-ı Ali Gapu (Ali’nin Kapısı)
 
Şeyf Lütfullah Mescidi’nin karşısında yer alan saray 17. yüzyılda ait, 6 katlı ve 48 metre yüksekliğinde ve meydana hakim. Şah Abbas’ın önemli kişi ve elçileri kabul ettiği, gününü geçirmeyi sevdiği, aynı zamanda kraliyet ailesinin meydandaki faaliyetleri, şenlikleri de izlediği bu saray, kendisinin döneminde burada bulunan küçük bir sarayın büyütülerek, uçsuz bucaksız bahçeler içindeki saraylara giriş kapısı olarak düzenlenmiş.
Sarmal merdivenlerle üst katlara çıkarken gördüğümüz mozaik ve kabartmalar epey hasar almış. En üst kattaki müzik odalarındaki nişler hem dekoratif hem de akustik amaçlı yapılmış. Biz yine 3 kişi binanın en üst katına kadar çıkıyor ve İmam Meydanı’nın kuş bakışı muhteşem görüntüsünü fotoğraf karelerimize alıyoruz.
 
Öğlen yemeği için gittiğimiz restoran bu güzel meydana yaraşır güzel, yemekleri çok lezzetli hoş bir mekandı. Bir kahve içmek için gittiğimiz kafe ise oldukça ilginç bir yerdi, yüzlerce antikalarla dopdolu, kalabalık ama enteresan bir mekan, nargile içilmesine izin verilmese ve duman içinde olmasaydı, gerçekten tavsiye edilecek bir mekan olabilirdi. 

İsfahan-5

MİNYATÜR
 
Çok ince işlenmiş ve küçük boyutlu resimlere ve bu tür resim sanatı, Minyatür, ince ince işlenmiş ve sayfa süslemesi olarak da kullanılan küçük resimler. Minyatür adı Latince “minimum”dan türemiş, anlamı ise “boyaya kırmızı bir renk verev kurşun oksit”tir.

İsfahan-6

İran, çok eskilere dayanan köklü tarihi ve gelenekleri ile birçok sanat dalına can vermiş, yazılarımda anlattığım, birçok mekânda gördüğümüz ayna süslemeleri, cam objeler, çini, mozaik ve elbette özellikle de adı geçmeden olmasa olmaz minyatür.


Yazar Hakkında

nevinsalman

Ankara da doğdum, TED Ankara Koleji ve Gazi Üniversitesi Mimarlık fakültesi mezunuyum. 6 sene Londra'da yaşadım, sonraki yıllarda İstanbul'a yerleştim ve serbest çalıştım. 10 senedir ise kış aylarında İstanbul'da, Mayıs-Aralık 7 ay Bodrum’da yaşıyorum. Tam bir Bodrum sevdalısıyım, en büyük keyfim yelken, yüzme ve squba-diving. Spor hayatımın...