Google+

Arama formu

DÜNYANIN İKİNCİ EN KÜÇÜK ÜLKESİ MONACO - 2. BÖLÜM

Kalenin çevrelediği bölge içerisindeki Kraliyet kilisesinin tavan süslemelerinde tonlarca altın kullanılmış olması, bu kiliseyi diğerlerinden ayıran en önemli özellik. Diğer önemli özelliği ise kraliyet ailesi mensuplarının öldükleri zaman bu kilisenin içerisine gömülüyor olmaları. Prens Rainier ile Prenses Grace Kelly de zamanında bu kilisede evlenmişler hatta kilisenin önünde evlilik fotoğrafları var.

Rivayete göre Prens Rainer Grace Kelly’yi koyu bir Katolik ve çocuklara aşırı düşkün olduğu için eş olarak seçmiş. Ama maalesef Prenses, 1982 senesinde henüz 52 yaşındayken kızı Stephanie'nin kullandığı araba kaza yapınca trajik bir şekilde hayatını kaybediyor. Yine bir rivayete göre, prenses rol aldığı Hitchcock filmi To Catch a Thief’teki hızlı araba kullanma sahnesini kızına canlandırmaya çalışırken kaza gerçekleşmiş. Bu dedikodu bir yana prensesin ölümü tüm Monako’yu yasa boğmuş. Bu olay ardından bir daha evlenmeyen prens Rainier de 2005 senesinde vefat ettikten sonra eşinin yanına gömülmüş.

Halk Grace Kelly’i hala seviyor ve saygı duyuyor. Sokaklarda Prensesin o sokaklarda yürürken çekilmiş bir çok siyah beyaz fotoğrafları var.

Yine bu bölge içerisinde yer alan Adliye sarayını da görebilirsiniz. Kilise önünden yürürken çok güzel yapılandırılmış evler, parklar tepeden Monako’ya ve Akdeniz’e bakıyor. Bu manzaraya ise mis gibi kokan begonviller eşlik ediyor.

Monako

Monte Carlo ile Monaco Ville'nin arasında büyük bir yat limanı var. Bu yat limanı aynı zamanda Monako’nun deniz yolu ulaşımında çok önemli rol oynamaktadır. Bu marinalarda göreceğiniz yatları bir daha başka yerlerde görmek zor. Sanırım büyük çoğunluğu da Kraliyet ailesine ait.
Monako-1

Tabii denize kıyısı olan bu ufak ülke de bir de önemli bir deniz müzesi yer alıyor. Captan Cousteau’nun da bir çok değerli eşyasının bulunduğu bu müzede çok çeşitli deniz canlısını akvaryumlar içerisinde görmeniz mümkün. Ama bana sorarsanız çok çok etkileyici bir müze değil.

Bu nedenle biz burayı hızlıca gezdikten sonra, hızlıca para kazanabileceğimiz ya da kaybedeceğimiz ünlü Monte Carlo şehrinin kumarhanelerine gittik.

Daha kumarhaneler bölgesine geldiğimiz gibi sinirlerim bozuluyor. Çevredeki arabalar neredeyse daha dergilerde bile modellerini görmediğim Porche’ler, Ferrariler. Kumarhane önündeki valeler birini alıp diğerini getiriyor. Burada vale hizmeti veriyor olsam aldığım bahşişler ile sanırım yatları, katları çoktan dizmiş olurdum. Öyle rulet falan bilmem ama şu kollu makinaların her biri bir farklı cilveyle göz kırpıyor. Neyse ki fazla kayıp vermeden çıkıyoruz buradan.

Kumar oynamayacak olanlar ise bu kumarhaneleri yine turistik olarak gezebiliyorlar. Kumarhaneler 24 saat açık. Ama girişte cep telefonları, kamera ve benzeri eşyaları kasaya teslim ediyorsunuz.

Çıktığımızda karşımızda Hotel de Paris olacak şekilde bir kafede oturuyoruz. Ortada kocaman bir havuz ve içerişinde güzel ışıklandırılmış bir çeşme yer alıyor. Burada birer dondurma söyleyerek gelen giden arabaları ve insanları izliyoruz. Saat sanırım sabah 4 civarı. Bu şehir uyumuyor.
Monako eğlencede sınır tanımıyor. Tam bir eğlence ülkesi...Her köşede yer alan eğlence mekânları sabahlara kadar hizmet veriyor.

Yemek konusunda ise endişelenmenize hiç gerek yok. Burada en yaygın mutfak Akdeniz mutfağı ama her tarz mutfağı bulmak mümkün.

Ufak ama sevimli ülke Monako, eğlence arayanlara, macera arayanlara ve kumar tutkunlarına kucak açan bir ülke.

Yazının birinci bölümü: https://gezimanya.com/GeziNotlari/dunyanin-ikinci-en-kucuk-ulkesi-monaco-1-bolum


Yazar Hakkında

GÖKÇE YILMAZ

 1982 yılında İstanbul’da doğdum. İlk ve orta öğretimini Sinop’ta gördükten sonra, lise eğitimi için İstanbul’a yerleştim. HASAL’den 2000 yılında mezun olduktan sonra babamın yolunu izleyerek İstanbul üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesine girmeye hak kazandım ve Cerrahpaşa’lı olmanın ayrıcalığını yaşadım. 2008 yılında girdiğim TUS sınavı...