Google+

Arama formu

Ege ve Akdeniz’de Farklı Bir Kamp Deneyimi

Bu yazı Gezimanya üyesi Buse Gümüş tarafından yazılmıştır. Yazılarınızı sitemizde yayınlamak isterseniz üye olabilirsiniz.

Ege ve Akdeniz'de Farklı Bir Kamp Deneyimi

Daha önce Şile civarlarında iki defa birkaç arkadaşla kamp yapmıştım ve kısa süreli kamplardan gerçekten çok keyif almıştım. Birkaç gün sonra duş, tuvalet gibi ihtiyaçlar bizi zorlamaya başlayınca açıkçası benim için eziyet kısmı başlamış oluyor kampların ve bu yüzden kısa süreli kamp atmaya çalışıyorum genellikle. Zaten aynı yerde iki günden fazla kalınca sıkılmaya başlıyorsunuz. Gerçi kamp yapmak her şeye rağmen farklı bir haz ve deneyim… 
Antalya2018’in yazında kuzenimin sosyal medya üzerinden bulduğu firmayla yedi günlük bir kamp turuna katılmaya karar verdik. Açıkçası birkaç günden fazla kampın beni zorlayacağını gibi konularda endişeliydim. Kamp yapanlar bilir gerçekten yedi günlük bir kamp deneyimi kolay bir olay değil ama bu yedi günde görmediğimiz birçok yeri görme fırsatının olması bizi baya heyecanlandırmıştı. Rotamız İzmir’de başlıyor, Didim, Marmaris, Fethiye, Kelebekler Vadisi ve Alanya’yı kapsıyordu. Bu rotada daha önce sadece küçükken ailemle Alanya’ya gitmiştim. Özellikle Kelebekler Vadisi’nin son zamanlarda popüler olması da beni baya heyecanlandırmıştı. 

Antalya-1Kamp ve Yolculuk Zamanı

Kamp için ufak bir sırt çantası hazırladım. Daha önce kamp deneyimlerimden tecrübe ettiğim kadarıyla ne kadar az eşya o kadar fazla rahatlık demekti. Zaten kamp ekipmanları Roarcamp tarafından sağlandığı için (Çadır, Mat ve kamp sandalyesi gibi) çok fazla eşya almadık yanımıza.  Kamp günü sabah İzmir’de bizi bekleyen otobüsümüze bindik ve bir otobüs dolusu tanımadığımız insanla bir hafta boyunca bu rotada kamp kuracak, tanışacak ve eğlenecektik. Yola çıkmadan önce en çok dikkatimize ve hoşumuza giden kısım bizle yola çıkacak elli kişinin hepsinin genç ve enerjik olmasaydı. Bu enerjiyi otobüse biner binmez almıştık. 

Antalya-2İlk Kamp Alanı: Didim

İzmir’den 3-3,5 saat sonra Didim’deki kamp alanına ulaştık. Grupta daha önce ilk defa kamp yapacak kişi sayısı oldukça fazlaydı. O yüzden çadırlarımızı kurarken kısa bir kamp-çadır eğitimi verildi. Çadırlarımızı kurduktan sonra etrafı keşfetmeye başladım hemen. Detayları paylaşayım uzatmadan. Kamp alanı doğa itibariyle oldukça güzeldi, denize yakın ve ormanlık bir bölgeydi. Tabii göze batan eksiklerde vardı epey. Öncelikle beklentimin üstünde bir kalabalık vardı kamp alanında. Türkiye’de bu kadar kamp kültürünün yayıldığından bihabermişim demek ki. Diğer yönden en önem verdiğim kısım kampta tuvaletlerdi. Çok kalabalık olması sebebiyle tuvaletler çok iyi durumda değildi maalesef. Duş, büfe ve restaurantın olması mutlu eden detaylardı çünkü bunlar gerçekten kamp için lüks detaylar, daha önceki tecrübelerimden biliyorum.  
Antalya-3
Antalya-4


Didim merkezde bulunan Altınkum plajına da yarım saatlik bir yolculukla ulaştık. Daha önce araştırmalarımızda en ünlü yeri burası olarak çıkıyordu Didim’in. Altınkum plajı oldukça güzeldi denizi itibariyle ancak yine inanılmaz kalabalık sizi bekliyor olacak gidecek olursanız. Akşam saatlerinde kamp alanımıza grubumuzun yanına döndük. Daha grupla kaynaşma ve tanışma şansımız çok fazla olmamıştı. Doğal olarak herkes biraz çekiniyordu. Grup liderleri daha önce belirttiği üzere bir oryantasyon etkinliği düzenledi. Bu elli kişi yaklaşık bir saat boyunca birbirinde farklı oyunlarla kaynaşmaya ve tanışmaya çalıştı. En azından gruptaki herkesle konuşma fırsatım olmuştu. Gerçekten çok renkli karakterler olduğu kesindi.  
Güneşi batırınca akşam kampların vazgeçilmezi kamp ateşimizi yaktık ve gecenin ilerleyen saatlerine kadar yeni tanışmamıza rağmen sohbet ettik. İnanılmaz yorgun ve uykum olmasına rağmen anın büyüsünü kaçırmak istemiyordum. İlerleyen saatlerde çadırıma geçtim, sabah erken kalkıp Marmaris’e doğru yol alacaktık.  
Didim genel olarak beklentimin altındaydı ancak daha önce hiç gitmediğim, gidilecekler listesinden bir yeri daha sildiğim ve harika bir grup arkadaş kazandığım için mutluydum. Daha önce gitmediyseniz eğer görün ancak tekrar tekrar gidilir mi derseniz, sanmıyorum.  
Antalya-5

Marmaris'te İki Gün 

Sabahın erken saatlerinde çadırlarımızı toplayıp ve kahvaltımızı yaptıktan sonra Marmaris için kamp alanında bekleyen otobüsümüzle yola koyulduk. Öğle saatlerinde 14.00 gibi Marmaris’teki kamp alanına vardık ve beklemeden direkt çadırlarımızı kurduk. Doğanın altın kuralı önce barınağını kuracaksın.  
Marmaris doğa, deniz ve kamp alanında verdiği hizmetler itibariyle gerçekten harikaydı. Belki Didim’de yaşadığım beklenti bir tık düşük olunca böyle hissetmiş olabilirim ancak dağların arasında olan bu koyu ve doğayı çok sevmiştim. Genel olarak detaya inmeden başlangıçta hislerim buydu yine gözüme takılan tek şey kalabalıktı. Bizim grubumuz dışında fazlasıyla insan vardı ancak bu doğa güzelliğini hiçbir şey bozamazdı sanırım ki bozamadı. 
Marmaris’te hamakta saatlerce uzanmak ve sincapları izlemek harika bir keyifti benim için. Güneşin doğuşuyla denize girmekte burada unutamayacağım bir deneyim ve güzellikti. Akşam 21.00 gibi bizim için organize edilen açık hava konserine katıldık kamp alanında. Ateş başında, yeni tanıştığın arkadaşlar, harika bir doğa ve müzik. Sabahlara kadar şarkılar söyleyip, dans ettik. Sanki yıllardır kamptayım ve doyasıya eğleniyorum. 
Marmaris’te iki gün kalacağımız için Merkezi gezmeyi ertesi güne bırakmıştık. Marmaris merkeze kamp alanından yaklaşık yarım saatlik bir dolmuş ulaşımıyla vardık. Çok sıcak ve nemli olduğu için Marmaris’i karış karış gezemedik ancak gerçekten çok keyif almıştık. Marmaris’e mutlaka gelmelisiniz, Didim için söylediklerim burada geçerli değil tabii ki.   
Kampın dördüncü gününde sabah yola çıkıp Fethiye’ye doğru yol alacağız. 

Antalya-6


Fethiye, Kelebekler Vadisi ve Eşsiz Koyları

Marmaris’ten erken saatlerde yola çıktık. Saat 12:00 civarı Fethiye’ye ulaştık ve Fethiye’nin koylarını gezeceğimiz tekneye atladık ve maviliklere sürdük teknemizi. Daha önce Fethiye’ye gelmemiştim o yüzden baya heyecanlıydım. Çünkü Fethiye hakkında bu zamana kadar baya güzel sözler duymuştum. Rotamızda Akvaryum Koyu Kelebekler Vadisi, Korsan Koyu, Dalyan, Şahin burnu koyu vardı. Hemen detaylara geçeyim sizi sıkmadan. 
Fethiye açık deniz olduğu için çok fazla dalga vardı ve tekne baya sallıyordu ancak benim gibi deniz tutkunuysanız bunun rahatsız edeceğini düşünmüyorum. Fethiye’nin koyları arasında en çok ilgimi çeken yerleri sizinle paylaşmak istiyorum. Akvaryum koyu gerçekten berraklığıyla ben dahil tüm grubu büyülemişti. Sanki denizde değil havuzda yüzüyorsunuz hissi uyandırıyor sizde temizliğiyle. Hatta iyi bir dalıcıysanız rengarenk balıkları görme keyfini de yaşayabilirsiniz. Kelebekler Vadisi en çok merak ettiğim yerdi açıkçası. Çünkü sosyal medya üzerinden çok fazla fotoğrafını görme fırsatım olmuştu. Kelebekler vadisi doğası ve oluşturduğu kültür ile cazibesini hak ediyor. Vadide ufak bir gezintiye de çıkabilirsiniz. Denizi Akvaryum koyu kadar etkileyici değildi açık konuşmak gerekirse ama mutlaka gidilmesi gereken yerler listenize eklemelisiniz.  
Program gereği akşam Fethiye merkezde serbest zamanımız vardı, üç dört saat. Bu zamanımızı Fethiye Balık halinde geçirmeyi tercih ettik. Bana İstanbul’daki meyhaneleri hatırlattı. Burada çok güzel ve uygun balıklar tüketebilirsiniz. 
Genel olarak Fethiye’ye ele alacak olursak beklentimi ve övgüleri fazlasıyla karşıladı. Mutlaka Fethiye’ye gelmelisiniz hatta buraya yerleşmeyi bile düşünebilirsiniz.  

Antalya-7
Antalya-8

Antalya şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Bunlardan en çok tavsiye edilenleri Rüya Villen Park Hotel, Q Spa Resort Premium Residence, Nasa Flora Otel. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz Elit Köseoğlu Hotel, Exporoyal Hotel, Merhaba Hotel. gibi otelleri tercih edebilir ya da en yüksek indirime sahip olanları merak ediyorsanız Smartline Numa Konaktepe Hotel, Sentido Numa Bay Hotel, Gypsophila Holiday Village tesislerini incelebilirsiniz.

Antalya otellerini Tatilsepeti.com üzerinden incelemek için tıklayın.
Antalya otellerini Jolly Tur üzerinden incelemek için tıklayın.

Alanya ve Köprülü Kanyon'da Rafting 

Alanya’ya daha önce geldiğim için beni nasıl bir sıcak ve nemin beklediğinin farkındaydım. Sıcak ve nem yüzünden güneş batana kadar çadırda kalmanız ve uyumanız mümkün değil açıkçası.  
Alanya’daki kamp alanı sakinliği ve doğasıyla kamp programın Marmaris’ten sonraki en iyi durağı bence. Aradığım sakinliği burada bulmuştum. İki gün boyunca burada kaldık ve geceleri denize girmenin keyfini sürdük. Denizi kayalık olsa da gerçekten ortalamanın üstündeydi. Gönül rahatlığıyla gidip çadırınızı kurabilirsiniz. Tuvalet, duş imkanları da burada otel kalitesi seviyesindeydi. Kampta beni temiz tuvalet ve duştan daha fazla mutlu eden başka bir şey olamaz.  
Ertesi gün Köprülü Kanyon’a rafting için yola koyulduk. Daha önce hiç yapmadığım için oldukça meraklı ve heyecanlıydım. Köprülü Kanyon'a gittiğimiz de bizi harika bir doğa bekliyordu. Dağların arasında bir kanyon ve buz gibi bir nehir. Suyun sıcaklığı +4 derece olduğunu öğrendik, girince anlık şok geçirten cinsten. Rafting on kişilik botlarda yapılan adrenalin dolu bir aktivite. Yaklaşık bu botlarda 14 kilometre boyundaki nehri dalgalı, inişli çıkışlı noktalarda ortalama üç saatlik bir sürede tamamladık. İnanılmaz bir deneyimdi, benim için. Mutlaka yapılmalı, inanın bana buna değecek. 

Antalya-9
Antalya-10

Yedi Günlük Bir Deneyime Veda 

Bir hafta sonunda kamp programı Antalya’da son buldu. Genel olarak bu bir haftalık tecrübemi özetleyecek olursam eğer tek kelimeyle unutulmazdı. Birçok ön yargıyla katıldığım, bir hafta kamp mı olur dediğim programdan arkadaşlarımdan ayrılırken gözyaşlarımı tutmakta zorlanıyordum. Kamp ortamının büyüsünü kendimizi kaptırmıştık. İnanılmaz hikayeler biriktirmiştik.  
Daha önce kamp yapmayan arkadaşlara cesaretlendirmek adına bu sözü söyleyip kaçıyorum, doğaya çıkın ve kamp yapın hem de “bir milyon yıldızlı” çadırlarda! 

Antalya-11
Antalya-12

Etiketler


Yazar Hakkında

Buse Gümüş