Google+

EN KÜÇÜK KITA, EN BÜYÜK ADA AVUSTURALYA

EN KÜÇÜK KITA, EN BÜYÜK ADA AVUSTURALYA

NURHAN YILMAZGold Yazar05 May 201163390 Yorum

Avusturalya 7.500 kilometrekarelik tek kıtadan oluşan tek bir ülke. Hint okyanusu ve Büyük okyanus arasında yer alan ülkenin nüfusu 20.555.300 kişi.

Toplam 6 eyaletten oluşan ülkenin resmi başkenti Canberra. Kişi başına düşen milli gelirde 32.220$ ile ilk sıralarda yer alan ülkelerden. Para birimi ise Avusturalya doları.

En büyük şehri Sydney olduğundan birçok insanın algısında başkent Sydney. Oysa ki başkent Canberra’dır. Sydney'in 300 km güney batısında, Melbourne'un 650 km kuzeydoğusunda Australian Capital Territory adı verilen bölgede yer alır. Avustralya Parlamentosu bu şehirde yer almaktadır.
Ama sosyal ve kültürel anlamda en gelişmiş kent Sydney. 2. büyük şehri ise Melbourne. Melbourne ise finans ve bankacılık alanında ülkenin en gelişmiş kenti.

Sidney lokasyonunda bir çok otel seçeneği var. Bunlardan ilginç bulabilecekleriniz The Marbury 6, Park Regis Concierge Apartments, Fiori Apartments. Bir de booking.com'un Sidney aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.

Resmi dili İngilizce. Anayasal monarşi ile idare ediliyor. Resmi devlet başkanı İngiltere Kraliçesi. Ülke eyaletlere ayrıldığından her eyalet genel vali tarafından yönetiliyor. İç işlerinde serbestler ama dış işlerinde kraliçeye bağlılar. 1927 senesinde tam bağımsızlıklarını kazanmışlar İngilizlerden. İngilizlerin eline geçmesi ise 1770 senesinde Kaptan James Cook’un Avusturalya’nın doğu kıyısının haritasını çıkartıp, buraları Britanya topraklarına kattığını ilan etmesinin ardından gerçekleşmiştir.

Güney yarımkürede olduğu için mevsimler bize göre ters. Tropik ve ılıman bir iklimi var. Aralık, ocak, şubat yaz. Haziran, temmuz, ağustos kış. Ülkenin güney ve kuzeyine göre yıllık ortalama sıcaklık 13 derece ile 27 derece arasında değişiyor.

3 milyon yıldan beri Avustralya’nın var olduğu düşünülüyor. Avusturalya’daki ilk insan yerleşimlerinin 48.000 yıl önceye kadar dayandığı düşünülmektedir. İlk Avusturalyalılar, günümüzdeki Avusturalya yerlisi olan Aborjinler’in atalarıdır. Adada yaşayan diğer yerli halk ise Torres Strait yerlileridir. Bunlar ise Malezya kökenlidir. Torres Strait ile Aborjinler’in kültürel alışkınlıkları birbirlerinden farklıdır.

Avusturalya’da 4 farklı etnik grup var. Avrupalı İngilizler, güney Asyalılar, Etiyopya Ugandalılar ve Aborjinler. Ama Aborjinler’in sayısı en fazla 10.000 kişi civarında.

Ülkenin en alçak noktası, Orta Avustralya çöllerinin ortasında yer alan, denizden 15 metre yükseklikteki Eyre gölü’dür. En yüksek noktası ise 2.228 metre yükseklikteki Kosciuszko dağı.

Kömür, demir, bakır, kalay, çinko, elmas ve doğalgaz doğal kaynaklarından bir kısmı.
Avusturalya, dünyanın en küçük kıtası, ama en büyük adasıdır.

John Batman adaya geldiğinde Aborjinler’e “bize 500.000 dönüm arazi verin, biz de size yiyecek, battaniye, içki verelim” demiş. Bu şekilde anlaştıkları için bugünlere gelmişler ve Aborjinler aslında asimile edilmiş. Beyaz adam sonunda toprakların tamamını almış.

Aborjinler, Yeni Zellanda yerlileri Maori’ler gibi kavgacı ve yamyam değil, daha sakin yaratılışlılar. O nedenle İngilizlerin çok fazla mücadele etmesine gerek kalmamış.

2. Dünya savaşı sonrasında Avusturalya, Avrupa’dan gelen tüm göçleri desteklemiştir. Bu dönemde Yunanistan’dan çok fazla göç almıştır. O nedenle şu anda nüfusun 160 binini Yunanlılar oluşturmaktadır. Burada yaşayan Türklerin sayısı da hiç azımsanacak kadar değil.

Avusturalya vatandaşı olabilmek çok ta zor değil. Eğer Avrupa Birliği üyesi bir ülkenin vatandaşı iseniz, ve Avusturalya’da 5 sene yaşarsanız ve puanlarınız da iyi ise Avusturalya vatandaşlığına geçebilirseniz.

Ancak Avrupa Birliği üyesi olmayan bir ülkenin vatandaşı iseniz, Avusturalya vatandaşı olmak için bu ülkede 15 sene yaşamanız gerekiyormuş. Bu süre ancak tıp, bilişim gibi daha üst düzey sektörlerde çalışıyorsanız kısalabiliyormuş.

Avusturalya’nın flora ve faunası çok zengin. Zaten çok yeşil bir ülke. Avusturalyalılar barbekü yapmayı çok seviyorlar. Kabuklu deniz canlıları oldukça fazla bu memlekette. Avusturalya’nın şarapları da çok ünlü ve neredeyse tüm dünyaya ihraç ediyorlar.

Aborjinler doğaya çok bağlı yaşıyorlar. Aborjinlerin felsefesine göre, “yaptığın her şey sana geri döner”. Buna aynı zamanda bumerang felsefesi de deniyor. Attığında sana geri geliyor. Bumerang’ı Aborjinler avlanma amacı ile bulmuş ve kullanmışlar.

İngilizler, Aborjinler’i madenlerde çok zor koşullarda çalıştırmışlar. Avrupa’dan bu kıtaya gönderilen azılı suçlular ile birlikte çalışmak zorunda bırakmışlar. Aborjinler’in nüfuslarının azalmasında, madenlerde inşaat ve yol yapımında çok zor koşullarda çalışmaları ve hastalıkların rolü büyük olmuş.
Şu an ancak 10.000 kişiler ama yine de asimile olmamaya çalışıyorlar. Birbirleri ile evlenmeyi tercih ediyorlar ve geleneklerini sürdürüyorlar.

Avusturalyalılar, Aborjinler’e yaptıkları barbarlık için tazminat ödüyorlar.

Yorum yazmak için

İlgili İçerikler

02 Oca 2014
Galeri

Avusturalya’nın en eski şehri olan Sidney, 1888’de İngilizlerin mahkumları getirerek yapılandırdığı bir şehir aslında.

İlk olarak şehrin nabzını tutmak amacıyla Oxford Caddesi’ne gidebilirsiniz. Büroların, ofis binalarının ve yüksek yapıların bulunduğu bu cadde size bu güzel şehir hakkında biraz fikir verebilir.

Sidney çevresindeki deniz çok derin olduğundan, çok büyük gemiler rahatça limana yanaşabiliyor.
Buradan güney yarım kürenin en geniş köprüsü olan 500 metre uzunluğundaki meşhur Harbour Bridge’i (Darling Harbour’da) görebilirsiniz.

Bu köprünün hemen yanında Sidney’in sembolü haline gelmiş olan Sidney Opera Binası yer alıyor. 
Opera binası en etkileyici binalar arasında gösteriliyor. Söylenenlere göre buranın mimarı Jorn Utzon, portakal yerken peçete üzerine attığı portakal kabuklarının dilimlerinden etkilenerek bu projeyi hayata geçirmiş. Diğer bir söylentiye göre ise istiridye kabuklarından esinlendiği. Ve bir diğerine göre ise yelkenlilerden esinlenmiş. Artık her neden esinlendiyse, 5.532 koltuklu bu opera binası 1973 senesinde açıldı ve Unesco Dünya Mirasları Listesi’ne girdi.

Buradan sonra Hyde Park’a gidebilirsiniz. Burada Kraliyet Botanik Bahçeleri’ni görmelisiniz. Çok değişik ağaçlar, çiçekler ve kaktüs bahçeleri gerçekten görülmeye değer. Bu park çok geniş bir alana yayılmış durumda. Parkın içerisinde dolaşan kırmızı, dar, uzun bir tramvay bulunuyor. Yer yer göller içinde fıskiyeler, nilüferler ve çeşitli kuşlar da cabası. Burası adeta cennet gibi.

Sidney - Avustralya

Avusturalya’nın en eski şehri olan Sidney, 1888’de İngilizlerin mahkumları getirerek yapılandırdığı bir şehir aslında.

25 Kas 2013
Gezi Notu

BÜYÜK BEYAZIN VATANINA YOLCULUK

Kuşkusuz televizyonda köpekbalıkları ile ilgi bir belgesel izlediğinizde, bir kısmınız iyiki şu anda evde sıcak sıcak oturuyorum derken, diğer kısmınız ise o kafesin içine girip, büyük beyaz köpekbalığına yakın olmak, onun bulunduğu soğuk suları hissetmek ve belki de bir kaç kare fotoğrafını çekmek istiyordur. Ben ikinci grupta yer aldığımdan, detaylı bir çalışma sonrası,... daha fazla

Gold Yazar
23 Mar 2011
Gezi Notu

KOALALARI İLE SYDNEY – 1. BÖLÜM

Hobart’tan 1 saat 20 dakikalık uçuş sonrası Sydney’e geliyoruz. Sydney Avusturalya’nın en eski şehri. 2. eski şehri ise Hobart’tı ama şimdi Tazmanya’nın en önemli şehri. 1888’de İngilizler, mahkum grupları ile birlikte Sydney’e geliyorlar. İngilizler bu mahkum gruplarını çalıştırarak şehri yapılandırıyorlar. Şehre geldiğimiz gibi hızlıca ön bir şehir turu yapıyoruz. İlk olarak... daha fazla

Editör
12 Haz 2007
Video

Gezimanya Sidney