Google+

EN KÜÇÜK KITA, EN BÜYÜK ADA AVUSTURALYA

EN KÜÇÜK KITA, EN BÜYÜK ADA AVUSTURALYA

NURHAN YILMAZGold Yazar05 May 201166440 Yorum

Avusturalya 7.500 kilometrekarelik tek kıtadan oluşan tek bir ülke. Hint okyanusu ve Büyük okyanus arasında yer alan ülkenin nüfusu 20.555.300 kişi.

Toplam 6 eyaletten oluşan ülkenin resmi başkenti Canberra. Kişi başına düşen milli gelirde 32.220$ ile ilk sıralarda yer alan ülkelerden. Para birimi ise Avusturalya doları.

En büyük şehri Sydney olduğundan birçok insanın algısında başkent Sydney. Oysa ki başkent Canberra’dır. Sydney'in 300 km güney batısında, Melbourne'un 650 km kuzeydoğusunda Australian Capital Territory adı verilen bölgede yer alır. Avustralya Parlamentosu bu şehirde yer almaktadır.
Ama sosyal ve kültürel anlamda en gelişmiş kent Sydney. 2. büyük şehri ise Melbourne. Melbourne ise finans ve bankacılık alanında ülkenin en gelişmiş kenti.

Sidney lokasyonunda bir çok otel seçeneği var. Bunlardan ilginç bulabilecekleriniz Alfred Park Accommodation, Park Hyatt Sydney, Central Private Hotel. Bir de booking.com'un Sidney aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.

Resmi dili İngilizce. Anayasal monarşi ile idare ediliyor. Resmi devlet başkanı İngiltere Kraliçesi. Ülke eyaletlere ayrıldığından her eyalet genel vali tarafından yönetiliyor. İç işlerinde serbestler ama dış işlerinde kraliçeye bağlılar. 1927 senesinde tam bağımsızlıklarını kazanmışlar İngilizlerden. İngilizlerin eline geçmesi ise 1770 senesinde Kaptan James Cook’un Avusturalya’nın doğu kıyısının haritasını çıkartıp, buraları Britanya topraklarına kattığını ilan etmesinin ardından gerçekleşmiştir.

Güney yarımkürede olduğu için mevsimler bize göre ters. Tropik ve ılıman bir iklimi var. Aralık, ocak, şubat yaz. Haziran, temmuz, ağustos kış. Ülkenin güney ve kuzeyine göre yıllık ortalama sıcaklık 13 derece ile 27 derece arasında değişiyor.

3 milyon yıldan beri Avustralya’nın var olduğu düşünülüyor. Avusturalya’daki ilk insan yerleşimlerinin 48.000 yıl önceye kadar dayandığı düşünülmektedir. İlk Avusturalyalılar, günümüzdeki Avusturalya yerlisi olan Aborjinler’in atalarıdır. Adada yaşayan diğer yerli halk ise Torres Strait yerlileridir. Bunlar ise Malezya kökenlidir. Torres Strait ile Aborjinler’in kültürel alışkınlıkları birbirlerinden farklıdır.

Avusturalya’da 4 farklı etnik grup var. Avrupalı İngilizler, güney Asyalılar, Etiyopya Ugandalılar ve Aborjinler. Ama Aborjinler’in sayısı en fazla 10.000 kişi civarında.

Ülkenin en alçak noktası, Orta Avustralya çöllerinin ortasında yer alan, denizden 15 metre yükseklikteki Eyre gölü’dür. En yüksek noktası ise 2.228 metre yükseklikteki Kosciuszko dağı.

Kömür, demir, bakır, kalay, çinko, elmas ve doğalgaz doğal kaynaklarından bir kısmı.
Avusturalya, dünyanın en küçük kıtası, ama en büyük adasıdır.

John Batman adaya geldiğinde Aborjinler’e “bize 500.000 dönüm arazi verin, biz de size yiyecek, battaniye, içki verelim” demiş. Bu şekilde anlaştıkları için bugünlere gelmişler ve Aborjinler aslında asimile edilmiş. Beyaz adam sonunda toprakların tamamını almış.

Aborjinler, Yeni Zellanda yerlileri Maori’ler gibi kavgacı ve yamyam değil, daha sakin yaratılışlılar. O nedenle İngilizlerin çok fazla mücadele etmesine gerek kalmamış.

2. Dünya savaşı sonrasında Avusturalya, Avrupa’dan gelen tüm göçleri desteklemiştir. Bu dönemde Yunanistan’dan çok fazla göç almıştır. O nedenle şu anda nüfusun 160 binini Yunanlılar oluşturmaktadır. Burada yaşayan Türklerin sayısı da hiç azımsanacak kadar değil.

Avusturalya vatandaşı olabilmek çok ta zor değil. Eğer Avrupa Birliği üyesi bir ülkenin vatandaşı iseniz, ve Avusturalya’da 5 sene yaşarsanız ve puanlarınız da iyi ise Avusturalya vatandaşlığına geçebilirseniz.

Ancak Avrupa Birliği üyesi olmayan bir ülkenin vatandaşı iseniz, Avusturalya vatandaşı olmak için bu ülkede 15 sene yaşamanız gerekiyormuş. Bu süre ancak tıp, bilişim gibi daha üst düzey sektörlerde çalışıyorsanız kısalabiliyormuş.

Avusturalya’nın flora ve faunası çok zengin. Zaten çok yeşil bir ülke. Avusturalyalılar barbekü yapmayı çok seviyorlar. Kabuklu deniz canlıları oldukça fazla bu memlekette. Avusturalya’nın şarapları da çok ünlü ve neredeyse tüm dünyaya ihraç ediyorlar.

Aborjinler doğaya çok bağlı yaşıyorlar. Aborjinlerin felsefesine göre, “yaptığın her şey sana geri döner”. Buna aynı zamanda bumerang felsefesi de deniyor. Attığında sana geri geliyor. Bumerang’ı Aborjinler avlanma amacı ile bulmuş ve kullanmışlar.

İngilizler, Aborjinler’i madenlerde çok zor koşullarda çalıştırmışlar. Avrupa’dan bu kıtaya gönderilen azılı suçlular ile birlikte çalışmak zorunda bırakmışlar. Aborjinler’in nüfuslarının azalmasında, madenlerde inşaat ve yol yapımında çok zor koşullarda çalışmaları ve hastalıkların rolü büyük olmuş.
Şu an ancak 10.000 kişiler ama yine de asimile olmamaya çalışıyorlar. Birbirleri ile evlenmeyi tercih ediyorlar ve geleneklerini sürdürüyorlar.

Avusturalyalılar, Aborjinler’e yaptıkları barbarlık için tazminat ödüyorlar.

Yorum yazmak için

İlgili İçerikler

02 Oca 2014
Galeri

Avusturalya’nın en eski şehri olan Sidney, 1888’de İngilizlerin mahkumları getirerek yapılandırdığı bir şehir aslında.

İlk olarak şehrin nabzını tutmak amacıyla Oxford Caddesi’ne gidebilirsiniz. Büroların, ofis binalarının ve yüksek yapıların bulunduğu bu cadde size bu güzel şehir hakkında biraz fikir verebilir.

Sidney çevresindeki deniz çok derin olduğundan, çok büyük gemiler rahatça limana yanaşabiliyor.
Buradan güney yarım kürenin en geniş köprüsü olan 500 metre uzunluğundaki meşhur Harbour Bridge’i (Darling Harbour’da) görebilirsiniz.

Bu köprünün hemen yanında Sidney’in sembolü haline gelmiş olan Sidney Opera Binası yer alıyor. 
Opera binası en etkileyici binalar arasında gösteriliyor. Söylenenlere göre buranın mimarı Jorn Utzon, portakal yerken peçete üzerine attığı portakal kabuklarının dilimlerinden etkilenerek bu projeyi hayata geçirmiş. Diğer bir söylentiye göre ise istiridye kabuklarından esinlendiği. Ve bir diğerine göre ise yelkenlilerden esinlenmiş. Artık her neden esinlendiyse, 5.532 koltuklu bu opera binası 1973 senesinde açıldı ve Unesco Dünya Mirasları Listesi’ne girdi.

Buradan sonra Hyde Park’a gidebilirsiniz. Burada Kraliyet Botanik Bahçeleri’ni görmelisiniz. Çok değişik ağaçlar, çiçekler ve kaktüs bahçeleri gerçekten görülmeye değer. Bu park çok geniş bir alana yayılmış durumda. Parkın içerisinde dolaşan kırmızı, dar, uzun bir tramvay bulunuyor. Yer yer göller içinde fıskiyeler, nilüferler ve çeşitli kuşlar da cabası. Burası adeta cennet gibi.

Sidney - Avustralya

Avusturalya’nın en eski şehri olan Sidney, 1888’de İngilizlerin mahkumları getirerek yapılandırdığı bir şehir aslında.

25 Kas 2013
Gezi Notu

BÜYÜK BEYAZIN VATANINA YOLCULUK

Kuşkusuz televizyonda köpekbalıkları ile ilgi bir belgesel izlediğinizde, bir kısmınız iyiki şu anda evde sıcak sıcak oturuyorum derken, diğer kısmınız ise o kafesin içine girip, büyük beyaz köpekbalığına yakın olmak, onun bulunduğu soğuk suları hissetmek ve belki de bir kaç kare fotoğrafını çekmek istiyordur. Ben ikinci grupta yer aldığımdan, detaylı bir çalışma sonrası,... daha fazla

Gold Yazar
05 May 2011
Gezi Notu

EN KÜÇÜK KITA, EN BÜYÜK ADA AVUSTURALYA

Avusturalya 7.500 kilometrekarelik tek kıtadan oluşan tek bir ülke. Hint okyanusu ve Büyük okyanus arasında yer alan ülkenin nüfusu 20.555.300 kişi. Toplam 6 eyaletten oluşan ülkenin resmi başkenti Canberra. Kişi başına düşen milli gelirde 32.220$ ile ilk sıralarda yer alan ülkelerden. Para birimi ise Avusturalya doları. En büyük şehri Sydney olduğundan birçok insanın... daha fazla

Gold Yazar
23 Mar 2011
Gezi Notu

KOALALARI İLE SYDNEY – 1. BÖLÜM

Hobart’tan 1 saat 20 dakikalık uçuş sonrası Sydney’e geliyoruz. Sydney Avusturalya’nın en eski şehri. 2. eski şehri ise Hobart’tı ama şimdi Tazmanya’nın en önemli şehri. 1888’de İngilizler, mahkum grupları ile birlikte Sydney’e geliyorlar. İngilizler bu mahkum gruplarını çalıştırarak şehri yapılandırıyorlar. Şehre geldiğimiz gibi hızlıca ön bir şehir turu yapıyoruz. İlk olarak... daha fazla

Editör
12 Haz 2007
Video

Gezimanya Sidney

13 saat 9 dak önce
Galeri

Henk Jonkers, Hollanda Delft Üniversitesi’nden bir mikrobiyolog. Jonkers 2006’dan beri biotuğla ya da biobeton yapmak üzerinde çalışıyor.
Kaynak: http://distractify.com/matt-buco/concrete-that-repairs-itself/
Fotoğraf: cnn.com

Burada betonun içerisine bir bakteri mixi katılıyor. Olayı yenilenebilir hale getiren de bu tek hücreli canlı oluyor.
Fotoğraf: cnn.com

‘’İyileştirici ajan’’ ya da orijinal haliyle ‘’healing agent’’ denilen bakteri kireçtaşı tarzında bir madde üretiyor ve bu betonun bir nevi kendini yenilemesi anlamına geliyor.
Fotoğraf: cnn.com

Çalışma mekanizmasına bakarsak, eğer betonda her hangi bir çatlama olur da içine su sızarsa bakteri aktive oluyor ve süreç işlemeye başlıyor.
Fotoğraf: cnn.com

Bu fotoğrafta örnek olarak çatlatılmış bir beton var.
Fotoğraf: cnn.com

Kendini Yenileyen Beton Yapıldı

Henk Jonkers, Hollanda Delft Üniversitesi’nden bir mikrobiyolog. Jonkers 2006’dan beri biotuğla ya da biobeton yapmak üzerinde çalışıyor.
Kaynak: http://distractify.com/matt-buco/concrete-that-repairs-itself/
Fotoğraf: cnn.com

13 saat 39 dak önce
Galeri

Balinaların zeki ve dev canlılar olduğunu biliyoruz. Bu kocaman cüsseler tam 55 milyon yıldır sularda yüzüyorlar. Dünyanın en büyük canlılarını oluşturan balinalar hakkında öğrenmeniz gereken ilk madde onların memeli sınıfına dahil olduğu. Tabii burada balinaların yanına yunusları da eklememek olmaz.
Kaynak: http://www.unbelievable-facts.com/2015/03/facts-about-whales.html

1.Bir mavi balinanın kalp damarlarında sürünerek ilerleyebilirsiniz.

Bir mavi balinanın kalbi Mini Cooper ile aynı boydadır. Bu kocaman kalpli canlıların kalbi su yüzeyinde dakikada 5-6, su altında ise 3 kez çarpıyor. Arterleri ve venleri haliyle o kadar geniş ki sürünerek rahatça ilerleyebilirsiniz.
Fotoğraf: https://pbs.twimg.com/media/BdLmXfvIUAAF3Ke.png

2.Balina kusmuğu aslında oldukça önemli bir madde çünkü parfüm yapımında kullanılıyor.

Fotoğrafta görülen Ken Wilman sahilde köpeğiyle yürürken alışık olmadığı bir maddeyle karşılaşmış ve kokusunun garip olduğunu fark etmiş. Güzel kokan bu madde bir balinan sindirim sisteminden geliyordu ve kozmetik firmaları onun 3kg için 43.000 pound ödüyordu.
Fotoğraf: www.mirror.co.uk

3.Balinalar bazen bir bacakla dünyaya gelirler bazen de iki.

Bu duruma Atavizm deniyor yani bir nevi geriye dönme. Balinalarda meydana gelen genetik bir hata sonucu bacak yapısı oluşuyor. Eskiden karaya çıkıp yürüyen atalarının  bazı özellikleri bir şekilde bugüne yansıyor.
Fotoğraf: ngm.nationalgeographic.com

4.Boynuzlu balinaların boynuzu aslında dışarı doğru çıkmış bir diştir.

Boynuzlu balinaların bu uzantısı evrimsel süreçte özelleşmiş ve bu formu almış. Tabii bunun bir amacı var dostlar bu mekanizma boşa değil. Bu organ suyun basıncı, sıcaklığı ya da tuzluluğunu algılamada kullanılıyor ve sadece erkek bireylerde bulunuyor.
Fotoğraf: www.worldwildlife.org

En Devasa Memeli Sınıfı Üyeleri Olan Balinalar Hakkında 13 Bilgi

Balinaların zeki ve dev canlılar olduğunu biliyoruz. Bu kocaman cüsseler tam 55 milyon yıldır sularda yüzüyorlar. Dünyanın en büyük canlılarını oluşturan balinalar hakkında öğrenmeniz gereken ilk madde onların memeli sınıfına dahil olduğu. Tabii burada balinaların yanına yunusları da eklememek olmaz.
Kaynak: http://www.unbelievable-facts.com/2015/03/facts-about-whales.html

13 saat 54 dak önce
Galeri

Marmara Adası

Marmara Adası, Gökçeada’dan sonra Türkiye’nin en büyük ikinci adasıdır. Balıkesir’e bağlı olan adaya deniz otobüsü ve feribotlarla ulaşım mümkündür. Doğası, denizi, tarihi kalıntıları ve ada turları ile hoş vakit geçirtecek bir tatil mekanı olabilir.

Fotoğraf: topturkeytravel.com

İznik Gölü

Bursa’daki İznik Gölü tektonik hareketler sonucu oluşmuş bir tatlı su gölüdür. Gölün çevresi zengin bitki örtüsü, piknik ve turistik gezi alanları ile çevrelenmiştir. Aynı zamanda önemli bir kuş alanı statüsündedir. Çeltikçi, erguvan balıkçıl, yılan kartalı, Macar ördeği gibi kuşlara ev sahipliği yapmaktadır.

Fotoğraf: en.wikipedia.org

Gelibolu Yarımadası

Çanakkale’nin bir ilçesi olan Gelibolu, Saros Körfezi yakınında bulunmasıyla, doğal güzelliğiyle ve tarihi milli parkı ile ziyaretçileri kendisine çeker. Gelibolu Yarımadası’nın ucunda kalan Tarihi Gelibolu Yarımadası Milli Parkı, şehitlikleri ve Çanakkale Savaşı’ndan kalan abideleri ile görülmeye değerdir.

Fotoğraf: www.turkeytour.net

Avşa Adası

Yine Balıkesir’e bağlı bir ada olan Avşa, geniş ve uzun kumsallara sahip. İstanbul’dan gemi veya deniz otobüsüyle de ulaşım sağlanmakta. Bölge de deniz ürünleri oldukça bol hatta buraya özel istavritiyle de ünlüdür. Üzümleriyle de ünlü adada kaliteli şaraplar da üretilmekte.

Fotoğraf: www.telegraph.co.uk

Sapanca Gölü

Kocaeli ve Sakarya sınırında yer alan göl, Sakarya’ya bağlıdır. Etrafında 69 kuş türü tespit edilen göl her yıl on binlerce kuşun konakladığı önemli bir alandır. Burada en fazla bulunan kuş türü ise sakarnekedir. Göl sörf, kürek ve yelken sporlarına da elverişlidir.

Fotoğraf: wikimapia.org

Marmara Kıyıları Tatil Rehberi

Marmara Adası

Marmara Adası, Gökçeada’dan sonra Türkiye’nin en büyük ikinci adasıdır. Balıkesir’e bağlı olan adaya deniz otobüsü ve feribotlarla ulaşım mümkündür. Doğası, denizi, tarihi kalıntıları ve ada turları ile hoş vakit geçirtecek bir tatil mekanı olabilir.

Fotoğraf: topturkeytravel.com

13 saat 57 dak önce
Galeri

Fransa Parlamentosu büyük süpermarketlerin elde kalan, satılmamış yiyecekleri yok etmesini engelleyecek bir yasayı oyluyor. Yasa yiyeceklerin bu şekilde yok edilmesinden ziyade hayır kurumlarına, barınaklara ya da çiftliklere bağışlanmasını teşvik ediyor.

Kaynak: http://www.huffingtonpost.com/2015/05/22/france-supermarkets-unsold-food...

Meclis tarafından onaylanan yasa taslağı buradan senatoya gidecek ve büyük ihtimalle geçecek.

Fotoğraf: www.switchroad.com

Yasa taslağında marketlerin yiyeceklerini bağışlaması temel taşı oluşturuyor. Son kullanma tarihi geçse bile tüketilmesinde sakınca olmayan, yanlış ambalajlanmış veya ambalajı zarar görmüş fakat yenilebilir özelliğini koruyan yiyecekler bağışlanacaklar sınıfa giriyor. Bunların çiftliklere, barınaklara hayvan beslenmesi ya da gübre haline getirilmesi için gönderilmesi isteniyor.
Fotoğraf: www.boredpanda.com

Bunların yanında okullarda çocuklara da yemek israfı konusunda eğitim verilmesi isteniyor. Kanun yapıcılar çocukların kendi mutfaklarında da bunun uygulamasının teşvik edilmesi üzerinde tartışıyorlar.
Fotoğraf: saynotofoodwaste.org

Çevreci gruplar yasaya gülerek hoş geldin derken Gıda Dağıtıcıları Birliği yasanın süpermarketlere fazlaca fatura kestiğini, bu israfta en büyük payın kişisel israf olduğunu hatırlatıyor ve marketlerin yıl içerisinde gerekli bağışları yaptığını ekliyor.
Fotoğraf: sapphirical.wordpress.com

Fransa Gıda İsrafını Azaltmak İçin Yasal Süreçleri Başlattı-Alkışlanası Bir Yasa Tasarısı

Fransa Parlamentosu büyük süpermarketlerin elde kalan, satılmamış yiyecekleri yok etmesini engelleyecek bir yasayı oyluyor. Yasa yiyeceklerin bu şekilde yok edilmesinden ziyade hayır kurumlarına, barınaklara ya da çiftliklere bağışlanmasını teşvik ediyor.

Kaynak: http://www.huffingtonpost.com/2015/05/22/france-supermarkets-unsold-food...

Editör
13 saat 59 dak önce
Duyuru

Dünyayı dolaşan Fransız bisikletçi Marmaris'te hayatını kaybetti

Marmaris’te bir otomobilin emniyet şeridinde arkadan çarptığı Fransız bisikletçi 59 yaşındaki Christian Jean Auguste Niaffe’nin yaşamını yitirdiği bildirildi. Birçok ülke gezen ve Türkiye’de bisiklet turuna çıkan bilgisayar mühendisi Christian Jean Auguste Niaffe’nin, Gökova’da mola verdikten sonra Marmaris’e hareket ettiği ve olayın Taşhan Mevkii’nde meydana geldiği... daha fazla

14 saat 11 dak önce
Gezi Notu

PİZZANIN, KAHVENİN, ŞAHANE EZGİLERİN, MUHTEŞEM KIYILARIN EV SAHİBİ: NAPOLİ

Güney İtalya'nın incisindeyiz bugun... Napoli... Pizzanın, kahvenin, şahane ezgilerin, muhteşem kıyıların ev sahibi deniz kokan bir kent. Aynı zamanda Kuzey İtalya’nın nefret ettiği, Vezüv patlasa da Napoli'yi de yutsa dediği güzeller güzeli bir Akdeniz kentindeyiz. Aklımızda; güvenlik sorunları, mafyası, toplanmayan çöpleri ile kokan sokakları gibi duydugumuz okudugumuz tüm... daha fazla

14 saat 15 dak önce
Galeri

Kaplumbağaları bilirsiniz karikatürlere konu olan, yavaş yürüyen, bakışları nispeten çok anlam ifade etmeyen sürüngen sınıfından akrabalarımız. Fakat bu nevi şahsına münhasır hayvanların öyle özellikleri var ki aslında, o kadar da basit olmadıklarını anlıyoruz. Ayrıca gerçekten reddedilemez bir cazibeleri var!
Kaynak: http://distractify.com/beth-buczynski/the-truth-about-turtles/

1.Kaplumbağaların ses telleri yoktur (fakat bir şekilde ses çıkartabiliyorlar).

Kaplumbağaları bu maddeden sonra gerçekten küçümsememek gerekiyor. Çünkü adamlar işi çözmüşler. Ses telleri olmasa da kafalarını ani bir hareketle öne çıkararak ciğerlerinde sıkıştırdıkları hava sayesinde kendilerince sesler çıkartabiliyorlar. Evrim yolunda sürüngen olarak kalmış olsalar da yeteneklerini geliştirmekten geri durmamışlar.
Fotoğraf: cheezburger.com

2.Bazı kaplumbağalar anüslerinden nefes alıyorlar.

Bazı kaplumbağa türlerinin kloakı ince bir zarla çevrelenmiştir. Bu zar sayesinde meydana gelen gaz değişimi kaplumba su altına daldığında oksijenin kana karışmasını sağlıyor.
Fotoğraf: gldar

3.Kaplumbağalar ayın etrafını dolaşan ilk canlı uçuşu gerçekleştirmişlerdir.

Rusya ve Amerika’nın uzay, teknoloji alanındaki sidik yarışında pek çok hayvan kullanılmıştır. Fakat bunların arasından sadece Sovyetler tarafından 1968 yılında Zond 5’le uzaya gönderilen kaplumbağalar ilk canlı uçuşu gerçekleştirmiştir.
Fotoğraf: calvertjoural.com

4.Kaplumbağalar av-avcı durumlarında fazlasıyla sert ve kural tanımaz olabilirler.

Özellikle alligator snapping turtle gibi bazı kaplumbağa türleri avlarına karşı oldukça sert davranıyorlar. Zaman zaman bu avların başka kaplumbağalar olduğunu düşündükçe daha da rahatsız edici bir boyuta ulaşabiliyorlar. Bu bahsettiğimiz sürüngen 90 cm boya erişebilir ve genelde 80 kilo civarındadır. Fakat sertliği çengel görünümlü sert çenesi, uzun tırnakları ve kaslı kuyruğundan geliyor.
Fotoğraf: teeturtledesigns.tumblr.com

Yavaş Akrabalarımız Kaplumbağalar Hakkında Birtakım Bilgiler

Kaplumbağaları bilirsiniz karikatürlere konu olan, yavaş yürüyen, bakışları nispeten çok anlam ifade etmeyen sürüngen sınıfından akrabalarımız. Fakat bu nevi şahsına münhasır hayvanların öyle özellikleri var ki aslında, o kadar da basit olmadıklarını anlıyoruz. Ayrıca gerçekten reddedilemez bir cazibeleri var!
Kaynak: http://distractify.com/beth-buczynski/the-truth-about-turtles/

14 saat 24 dak önce
Galeri

La Maison du Chocolat - Paris

La Maison du Chocolat, 1955 yılında mütevazi bir dükkan olarak başlasa da günümüzde önemli bir marka olma başarısını yakalamış. Çikolata ve trüflerini mutlaka denemelisiniz. Marka Sevgililer Günü'ne özel bir kutu da sunuyor.

Fotoğraf: www.greatchefs.com

Mary - Brüksel

Mary, Belçika’da 1919 yılında kurulmuş. Burada çikolata yapımı için geleneksel odaklı malzemeler kullanılıyor. Mary'de klasik cevizli şekerlemelerden tadıp, sevimli dekorasyonun tadını çıkarabilirsiniz.

Fotoğraf: www.alexinwanderland.com

Teuscher - Zürih

Küçük bir İsviçre köyünde başlamış olan Teuscher işletmesi, sonraları Zürih’te yer edinmiş ve küresel bir çapa ulaşıp fabrikasını kurmuştur. Buradan Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Amerika’ya da sevk yapılmaktadır.

Fotoğraf: www.bonjourandhola.com

Theo - Seattle

Seattle’ın Theo çikolatası 10 yıldır tane bar şeklinde satılıyor. Organik tanelerin Theo ürünlerinin kaynak verimliliğini kanıtladığı belirtiliyor. Bu yıl Sevgililer Günü'nde vişneli sütlü çikolata ve tarçınlı bitter aşk çikolatası çıkarmış.

Fotoğraf: 1800recycling.com

Dandelion Chocolate - San Francisco

Dandelion Chocolate, San Francisco'nun Mission bölgesinde yer alıyor. Çikolatalarının kaynağında kavrulmuşluk lezzetini bulabilirsiniz. Kakaosu ise doğal asitliğini korumak için Ambanja adında özel bir kurutma yöntemi olan meyveli bir kaplamaya sahiptir.

Fotoğraf: neelywang.com

Uğruna Seyahat Edilecek 10 Çikolata Mağazası

La Maison du Chocolat - Paris

La Maison du Chocolat, 1955 yılında mütevazi bir dükkan olarak başlasa da günümüzde önemli bir marka olma başarısını yakalamış. Çikolata ve trüflerini mutlaka denemelisiniz. Marka Sevgililer Günü'ne özel bir kutu da sunuyor.

Fotoğraf: www.greatchefs.com

Gezgin
14 saat 41 dak önce
Gezi Notu

HİNDİSTAN MACERAMIZIN BAŞLADIĞI VE SONLANDIĞI YER: DELHİ

Delhi’deki Indira Gandhi Havalimanı’na indiğimizde Hindistan maceramız başlamıştı. Bizi ellerinde turuncu karanfillerden yapılmış kolyelerle yerli rehberimiz ve muavinimiz karşıladı. Boyunlarımıza kolyelerimizi takarak otobüse yerleştik ve "Pembe Şehir" olarak adlandırılan Jaipur’a hareket ettik. Jaipur’a geçmeden Delhi’den bahsetmek gerekirse; Hindistan’ın başkenti olan... daha fazla

Bronz Yazar
15 saat 23 sn önce
Gezi Notu

İNGİLTERE KRALİÇESİ’NİN YAZLARINI GEÇİRDİĞİ KASABA: WİNDSOR

Londra yakınlarındaki bu kasabanın tek özelliği kraliçenin yazlık sarayının bulunmasıdır. 5 hektar alan üzerine kurulmuş 1000 yıllık sarayı sadece kraliçe burada olmadığında ziyaret edebilirsiniz. Kış aylarında Buckhingam Palace’da kalan kraliçe, yaz aylarında Windsor Sarayı'nı tercih eder. Kraliçe hangi saraydaysa önündeki bayrak göndere çekilmektedir. Edinburgh'taki Holyrood... daha fazla