Erzurum'un Tarihi Dokusu-3

Erzurum’un tarihi yerlerini gezmeye devam ediyoruz.

İlk durağımız 1877-1878 yılları arası Osmanlı ile Rus savaşının yaşandığı yıllarda Kars yolunun geçtiği Hamam Deresi’ni tutmak amacıyla kurulan Aziziye Tabyası.

1

Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılan üç ayrı tabya, Top Dağı’nın eteklerine kurulmuş.  

Şimdilerde ziyarete açık olan, 93 harbi esnasında ele geçirilen Aziziye Tabyası’nın geri alınması için kadın, erkek herkesin hücumuna önderlik eden, ismini hemen hatırlayacağınız Nene Hatun’unadı verilen Milli Park da burada. 

Erzurum'u ele geçirmek isteyen Ruslar Aziziye Tabyası’ndaki nöbetçileri öldürünce, kardeşi şehit olmuş, babası ise ağır yaralan 20'li yaşlardaki Nene Hatun; kundaktaki bebeğini ve oğlunu evde bırakıp elinde satırla tabyaya koşar. Onun koştuğunu gören Erzurumlular da peşinden koşar ve tabyayı kurtarırlar. Aziziye Şehitleri Anıtı yanı başında Nene Hatun'un mezarı, bir de heykeli de bulunuyor. Erzurum’un 10 kmetre yakınındaki tabya, büyük kahramanlıklara, kadınlarımızın cesaret ve vatanseverliğinin bir başka örneğine sahne olmuş.

2

Milli park, Mecidiye ve Aziziye Tabyalarının bulunduğu alan, Erzurum’a 10 kilometrelik bir mesafede yer alıyor.

Çoban Dede Köprüsü – Erzurum’un Pasinler kasabasını geçtikten sonra 21 kmetre ileride, 1298 de Vezir Salduzlu Emir Çoban Noyin tarafından yaptırılan köprü, Aras Nehri üzerinde yer alıyor. Tarihi İpek yolu üzerindeki köprünün bezemeleri Selçuklu ve İlhanlı mimari üslubunu yansıtmakta. Yedi yuvarlak kemer gözlü olarak inşa edilen köprünün günümüze 6 göz ve köprünün 130 metresi ulaşmış. Dönemin önemli yapılarından biri olan tarihi köprü, günümüzde koruma altına alındığından kullanılmıyor.

3

Daha sonra geldiğiniz yöne geri dönerek Narman Sapağı’na dönerseniz Narman-Pasinler yolunun  7. kilometresinde yer alan müthiş bir güzellikle karşılaşacaksınız. Narman Peri Bacaları... 2 ila 3 milyon yıl öncesinde oluşmaya başlayan ve 6350 hektarlık bir alana yayılmış olan peri bacaları gerçekten çok şaşırtıcı ama bir o kadar da müthiş. Vadi ve toprak rengi olarak Amerika’da bulunan Colorado Kanyonu’na benzetiliyormuş. Bana biraz da Kapadokya’yı anımsatan peri bacaları şehrin en güzel ve ilgi çekici doğal güzelliklerinden. Erzurum’a yolunuz düşerse buraya da mutlaka uğramalısınız. 

5

Tortum Gölü ve Şelalesi - Türkiye’nin en heybetli ve en görkemli şelalelerinden biri olan Tortum Şelalesi’ne, Tortum Gölü’nün eşsiz görüntüleri, etrafındaki ilginç ve muazzam dağ oluşumlarını izleyerek ve Cam Teras’ta bir mola vererek ulaşıyoruz.

7

 50 metre yükseklikten dökülen ve 20 metre genişliğindeki şelale, dünyanın en yüksek üçüncü şelalesi olma özelliğine de sahip. Tabiatın tüm güzelliklerini sergileyen şelale tıpkı Karadeniz gezimde gelişimdeki gibi, üst bölümünde yine bize harika bir gökkuşağı sundu. Şelalenin önünde oluşan havuza girmek yasak olduğu halde çok sayıda genç serinlemeye çalışıyordu, ancak çok tehlikeli olduğunu unutmayın ama doğanın bize sunduğu eşsiz yerlerden biri olan şelaleye mutlaka uğrayın. 

10

Az ileride Uzundere ilçesinde bir mola vererek kendinize alabalık ziyafeti çekebilir, sonra da isterseniz bir sandal kiralayarak Tortum Gölü’nün sularında keyifli bir tur yapabilirsiniz. 

11

Erzurum’a dönmeden iki mola daha vermenizi öneriyorum. Uzundere, Çamlıyamaç Köyü’ndeki Öşvank (Öşki) Manastırı, 963- 973 yılları arasında Gürcü Kralı Kuropalat’ın oğulları tarafından yaptırılmış. Görkemli mimarisi ile bölgedeki en büyük haç planlı Gürcü Kilisesi, Hıristiyan Gürcüler için kutsal bir mekan. 19.yüzyıldan 1980 yılına kadar cami olarak kullanılan yapı, 1985 yılında TC Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından korunması gereken kültür varlıkları arasında alınmış, halen yenileme çalışmaları devam etmekte. 

12

Haho (Hahuli) Manastırı – Tortum, Bağbaşı beldesindeki manastır, Haho Çayı yakınlarında, 300 metre ötesindeki kalesiyle korunaklı bir yere kurulmuş. Ancak yapı bakımsız ve kaderine terk edilmiş ne yazık ki. Burası da yine Gürcü Kralı Kuropalat tarafından 978 -1001 yılları arasında haç planlı olarak inşa ettirilmiş ve Meryem Ana’ya adanmış. Bölge Türklerin denetimine geçtikten sonra camiye çevrilmiş, Rus işgali sırasında kısa bir süre kilise olarak kullanıldıktan sonra tekrar camiye çevrilmiş. 1981 yılında da TC Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından korunması gereken kültür varlıkları arasında alınmış... Ancak boynu bükük beklemekte. Bence acil ilgi gerekiyor. (13)

Yarın sabah, birçok medeniyete, şimdilerde ise ünlü bir müzemize ev sahipliği yapan Bayburt’a doğru yola çıkıyoruz.

nevinsalman

Yazar Hakkında

nevinsalman

Ankara da doğdum, TED Ankara Koleji ve Gazi Üniversitesi Mimarlık fakültesi mezunuyum. 6 sene Londra'da yaşadım, sonraki yıllarda İstanbul'a yerleştim ve serbest çalıştım.