Free Style Amsterdam

"Tanrı dünyayı yarattı, Amsterdam'ı ise Hollandalılar" diye bir atasözü vardır. Biraz ateistvari bir söz olsa da (ki % 90 ateist olan bir ülke) teknik açıdan doğru bir tanım olur Amsterdam için :) Adamlar denizin üzerine 10 milyon kazık çakarak kurmuşlar şehri ve kanallar yaparak bir nevi Venedik havası vermişler. Yer yer deniz seviyesinin altına indiğimiz şehirde dünyanın hiçbir yerinde göremeyeceğiniz rahatlık ve özgün doğasıyla içinizi ısıtıyor. Van Gogh, johan Vaarmer gibi ressamların üssü olmuştur Hollanda…

Şehirde 16 milyon nüfus var ve yaklaşık 15 milyon bisiklet mevcut. Bu Amsterdamdünyanın bisiklet şehri yapmasına yeter de artar. 7'den 70'e herkes bisiklet kullanıyor, takım elbiseli işine gidenler, bikinili ve mini etekli bisiklet sürenler tam bir karma olmuş :) Katlı otoparklar var bisiklet için bu bisiklet aşkı gerçekten anlatılmaz bizzat yaşanır dedik ve biz de bisikletlerimizi kiralayarak şehir turuna başladık. Uzun kuyruklardan sonra Van Gogh'un eserlerini görebilmek orta okul yıllarında öğrendiğimiz, ülkemizde kulağını kesip sevgilisine göndermesiyle ün salmıştır Gogh :) Ünlü Dam Meydanı, Madam Tussuad Müzesi, tarihi oteller, keşke benim olsa diyeceğiniz evler :) Kanallar boyunca kendine has mimarisiyle uzun çatılı, şirin evleriyle sağa sola bakmaktan kendinizi alamıyorsunuz. Akşama kadar bisiklet kullandıktan sonra yürüme devam ederek pek çok erkeğin merak edeceği konuya gelelim, Red Light :) Açık hava müzesi şeklinde bildiğimiz Karaköy ama burada daha şeffaflık var. Vitrinde sex shop oyuncakları, bar taburesine oturmuş sizi bekleyen hatunlar ve her yerde serbest olup satılan mushroomları ile bu şehir alışagelmiş tüm yasakları çiğniyor. İlginç olan ise şehirde suç ve şiddet oranı Avrupa’nın çoğu şehrine göre daha azmış.

Schipool Havaalanı'na yakın bir yerde olan otelimizde sabah kahvaltımızı yaptıktan sonra ikinci gün yine sokaklara attık kendimizi. Volendam’a gidip peynir fabrikasına yaptığımız tadımlık ziyaretten sonra Ajax Amsterdam Arenayı görmeden dönemezdik. Elbette biraz uğraştırdı bulmak ama arayan belasını da bulur Mevlasını da :) Bu arada otobüs şoförleriyle biraz pazarlık yapabilirsiniz derim ve çoğu şoförün bayan olduğunu belirtmek isterim. Öğlen yemeğini sadece yöreye özgü tadımlara ayırdığımız için patates kızartması, bulluon, sosisli gibi domuz eti olmayan tatları elimizden geldiğince tatmaya çalıştık ama yine bizim damak tadımızın yakınından bile geçemediklerini görüyoruz.

Akşam güneşin batışına doğru bir kanal turu yaparak turumuzu tamamlayalım dedik. Bu arada güneş batmadan diyorum ama saat 22:00'den önce hava kararmıyor :) Kanalların etrafına kurulmuş ve hepsinde kar tutmasın diye dik çatıları olan evleri izleyerek Amsterdam'ı kalbinden görmek istiyorsanız mutlaka kanal turunu yapın. 8 Euro gibi bir ücreti var. Paramızın ezikliğini çok yaşamış olsak da genel olarak bakarsak pahalı bir şehir değil. Bu güzel şehir ve hayat standartlarını görünce keşke sadece paramızın ezikliğini yaşamış olsaydık demek den kendimizi alamadık. SADECE GİDİN VE YAŞAYIN!!!

Etiketler