FRİG VADİSİ - 2. BÖLÜM KÜMBET KÖYÜ

Sabah erkenden İstanbul’dan çıktık yola. Rotamız, Sapanca, Bilecik, Eskişehir istikameti. Sapanca’dan Güney yönüne sapıktan sonra biraz ileride yol üzerinde şirin, yeşillikler içinde serin bir yerde (Şelale) köy kahvaltısı molasından sonra Eskişehir’e doğru yola devam ediyoruz.

Eskişehir, birkaç kez gittiğim, harika restorasyonu ile odun pazarı, parkları, Porsuk Çayı düzenlemeleri ile gurur duyduğum bir şehrimiz. Ağustosun en sıcak günlerinde bile yemyeşildi geçtiğimiz yollar, bravo Eskişehir Belediyesi ve değerlerini koruyan halkına. 
Seyitgazi'den sonra ilk gideceğimiz yer, Eskişehir ilinin Seyitgazi ilçesine bağlı bir köy, Kümbet ve , köye de adını vermiş olan Kümbet, Solon Anıtı.

Tek bir tabelaya rastlıyoruz, o da bize fazla yardımcı olamıyor, yollarda köylülere sora sora, kaybolarak, çok kötü köy yollarına girip, geri dönerek sonunda bulduk Kümbet Köyünü - turistler buraları nasıl bulur, tur otobüsleri bu dar ve bozuk yollara nasıl girer hepsi soru işareti tabii.

İşte çatısında leylek yuvası ve leylekleri ile Kümbet karşımızda, etrafını otlar bürümüş, sonradan takıldığı belli derme çatma bir kapı, ahşap değil tahta, hatta kapı demek bile yanlış olur, üzerinde de bir zincir. Ne yapmalı bilemedik, derken yurdum insanı bir köylü “hoş geldiniz” diyerek, yüzünde memnuniyet ifadesi ile  koşarak geliyor, zinciri açıyor, tahtayı da ittirerek 'girin girin' diyor. İçerisi daha da şok edici, pislik içinde, 2 mezar ya da yatır, üzerindeki yeşil saçma sapan bir örtü, sonradan konmuş belli. Kapının üzerinde büyük bir boşluk var, çok “güzeldi söküp götürdüler” diyor.

Evet yanlış duymadınız sökülüp götürülmüş olduğu apaçık.. kapı ve lento vazifesi gören parça yerinde yok, yerine uydurma tahta parçalar konmuş, apaçık ortada çalındığı.

İçler acısı bir durum, inanamıyorum ama şaşırmıyorum da, gördük, fotoğrafladık ama neye yarar... Kümbetin hemen arkasında bulunan çok sayıdaki mezarlar da Selçuklu dönemine ait. Güler yüzlü rehberimizle yürüyoruz köyün içinde. 

Köye gelirken yolda gördüğümüz tabelada “Aslanlı Solon Mezarı”, köyde ise “Aslanlı Mağbet –Salon Mezarı”  yazan, çeşitli tabelalarda ise Solon, Sloan, Salon gibi isimleri olsa da, mezar odasında “solon” kelimesi okunduğu için “Solon Mezar Anıtı” olarak bilinen anıta geliyoruz. Firizin (kapı üstündeki üçgen taç bölüm) üzerinde ortada bir vazo yada kupa, iki tarafında birbirine bakan iki  aslan kabartması ve çeşitli bitki motifli süslemeleri olan anıtın dış cephesi oldukça tahrip olmuş, ama yine bu haliyle bile çok güzel. Mezar odası kayanın içine oyulmuş derince bir oyuk, içinde birkaç çukur olan bir mezar. Burası da yine harap ve tahrip olmuş. Arka cephede küçük bir pencere, üzeri tahtalarla kapatılmış, yerinde bir eser var mıydı tabii bilemiyoruz. Hiçbir koruma ya da görevlisi olmayan, Helenistik çağa ait bu kilisede Tanrıça Kibele için ayinler yapıldığı sanılmakta. 


 
Az ötede, ilginç kayalıklar var. Kayalığın hemen dış kenarında çeşitli oyuntular var, kapı biçimde geçitler, merdivenler, bir de adeta bir tahtı andıran bir oyuntu var.

İçeri doğru ilerleyen dar bir geçitten geçerek labirent gibi yollar ve kayalıkların arasında yürümeye başlıyoruz.

Burası küçük bir köy gibi, üzeri konik biçiminde şapkalı, büyük bir ocak ya da şömine benzeri oyuklar, girintilerle ilginç bir yer.

Uç tarafa geldiğimizde ise aşağımızda uzanan uçsuz bucaksız, yemyeşil Frig Vadisinin ve karşı tepelerde hayal meyal seçilen başka tarihi yapıların güzel manzarası ile karşılaşıyoruz. 

Burası kadrine terk edilmiş çok değerli ve güzel bir ören yeri ama kimsesiz, ıssız ve sessiz ve mahsun. Bize gönüllü rehberlik yapan köylümüz ‘bir çay içersin’ diyerek uzattığımız parayı zorla kabul ediyor, işte benim yurdum insanı. Veda edip hüzünlü ayrılıyoruz.

Öğlen olmak üzere, sırada Eskişehir il sınırları içinde bulunan Yazılıkaya köyü yakınlarındaki MİDAS Anıtları, Yazılıkaya ve Küçük Yazılıkaya anıtları var, bu yörede belki de en önemli anıt, o nedenle heyecanla gidiyoruz.

Bu çok ilginç anıtlar eminim sizlere de çok ilginç gelecek.Umarım oralarda yiyecek bir şeyler bulabiliriz J Görüşmek üzere

nevinsalman

Yazar Hakkında

nevinsalman

Ankara da doğdum, TED Ankara Koleji ve Gazi Üniversitesi Mimarlık fakültesi mezunuyum. 6 sene Londra'da yaşadım, sonraki yıllarda İstanbul'a yerleştim ve serbest çalıştım.