Frig Vadisi - 3. Bölüm Yazılıkaya, Midas Anıtı

Seyitgazi’den Yapıldak Köyü'nü geçerek ulaşıyoruz Yazılıkaya Köyündeki Yazılıkaya ören yerine. Köye giden yol üzerinde de birçok Frig anıtı bulunuyor, ancak asıl ilgi merkezi hiç kuşkusuz Yazılıkaya.

Frig Vadisi doğal sit alanı olarak tescil edilerek korumaya alınmış, ancak ne yazık ki birçok yerde hiçbir güvenlik, önlem, bekçi vs yok ama burasının çevrilmiş, güvenlikli bir bölge olduğunu görünce seviniyoruz. Girişte bir bina ve bir görevli var ve bizi gördüğünde koşarak yanımıza gelerek bizi karşılıyor. Biraz bilgi verdikten sonra birer broşür vererek izlememiz gereken rotayı da harita üzerinde gösteriyor. Bu arada anıtın duvar süsleri olduğunu, istersek satın alabileceğimizi de belirtmeden edemiyor, bu sevimli ve ilgili görevliye küçücük de olsa bir yardım olur düşüncesi ile hepimiz birer adet alıyoruz. (Daha sonra araştırma yaparken bu kişinin uzun yıllardır anıtın bekçiliğini yapan, aynı zamanda da anıtın bulunduğu Yazılıkaya Köyü’nün muhtarı olduğunu öğrenince çok şaşırdım) 

Araştırmalara göre anıtın üzerindeki yazılar M.Ö 550 yıllarına, kutsal bir alan olarak kabul edilmiş olan bölgedeki ilk yerleşim ise M.Ö 3000’li yıllara dayanıyor. Üzerinde çeşitli geometrik motifler ve yazılar bulunan anıt, bu yazılar nedeniyle “Yazılıkaya” adını almış, ancak anıtın üzerindeki yazıların ne anlama geldiği eski Frig yazısı henüz çözülemediği için gizemini koruyor. Yazıttaki bir sözcüğün harfleri Midas’a benzetildiği ve bu bölgeye hakim olan Frigler'in ünlü Kralları Midas döneminde sanatlarının zirvesine ulaşmış olmaları nedeniyle anıta Midas anıtı şehre de Midas şehri de deniyor. Ana tanrıça olarak gördükleri Kibele için yapılmış bu muazzam Midas Anıtı Friglerin en önemli sanat eserlerinden sadece biri. Frigya tarihi bakımından da oldukça önemli olan anıt sadece bu bölgenin değil dünyanın da en görkemli ve eşsiz anıtlarından biri.


 
Midas Anıtı 400 m2’lik bir alanda 17 metre yüksekliğindeki abide, işlemesi kolay olan tüf üstüne oyulmuş ve üzerinde bulunan yazıtlar Midas Anıtı ya da Yazılıkaya ismiyle bilinen bu eser günümüze fazla tahrip olmadan gelmiş, ancak anıtın alınlık bölümünde bir çatlak oluşmuş.
Anıtın yüzeyini yeterince göremedik, restorasyon nedeniyle tüm yüzey iskelenin gerisinde kalsa da geriden gördüklerim bile ihtişamını belli ediyordu ama yine de buralara kadar gelerek anıtı bütünüyle görememek üzücü, restorasyonda olduğunu görmek sevindirici, ancak çevrede çalışan kimseyi gördüğümüzü de söyleyemem. (Daha sonra yaptığım araştırmalarda hem yüzeydeki çatlak, hem de zemininin kayması nedeniyle restorasyon ihalesi yapılmış ancak ihalelerde istekli çıkmadığı için geçici restorasyona karar verilmiş. Köyün muhtarı ve anıtın bekçiliğini yapan kişinin restorasyonda hiçbir ilerleme olmadığını söylediğini de okudum, üzüldüm)


 

KÜÇÜK YAZILIKAYA - Arezastis Anıtı

Biraz daha ilerlediğimizde, Yazılıkaya'nın 200 metre  kadar ilerisinde Küçük Yazılıkaya olarak bilinen, üzeri geometrik motiflerle süslenmiş anıta geliyoruz.

Yapılan araştırmada anıtları işlemeye hep yukardan başlayan Frigler, bu anıtı da yukarıdan işlemeye başlamışlar ancak alt tarafında bu işlemelerden hiç biri yok, zira daha küçük olan Yazılıkaya Anıtı ne yazık ki tamamlanamamış. Benzerlikler gösteren iki anıtın da dinsel törenlerde kullanıldığı tahmin edilmekte.


 
Roma ve Bizans dönemindeki yerleşim bölgesi olan Yazılıkaya antik kentinden günümüze birçok antik eser kalmış, kaya kabartmaları, dev boyutlarda muhteşem kaya anıtları, kaleler, açık hava tapınakları, dağlardan inen buz gibi kar suyunu toplayan sarnıçlar, sunak yerleri, kaya mezarları gibi muazzam eserler bırakmışlar bizlere.

Çevrede yine çok ilginç kaya kütleleri var, Kapadokyayı andırıyor ancak kaya yapıları daha farklı gibi. Vadi manzaraları yine yemyeşil ve çok güzel.
 

Umuyorum bu restorasyondan sonra, 1800 lü yıllarda bölge batılı arkeologlar tarafından büyük ilgi görmüş olan bu güzel eserlerin tanıtımı daha iyi yapılır ve hak ettiği ilgiyi görür, çevre de biraz daha temiz ve turizme hizmet verecek şekilde düzenlenir.


 
Gezimiz bittiğinde gelirken gördüğümüz, girişe yakın kafeye girelim soluklanalım hem de bu bomboş ören yerindeki insanlara destek olsun dedik. Ayrıca 'Hıçın börek' i de merak ettik doğrusu. Dışarda tahta masalar var ama çok sıcak ve gölge de yok, içerisi oldukça serin, kendilerince süslemiş dekor yapmışlar. Kimsecikler yok, şaşırmadım, Ören yerini gezen yok ki kafede müşteri olsun. Şalvarlı, güler yüzlü bir yurdum köylü kadını koşarak geliyor, köy ayranım var böreğin yanına diyor. Patatesli, peynirli değişik bir börek ama çok lezzetli ve oldukça büyük porsiyonlar, yolunuz düşerse tavsiye ederim, zaten civarda başka da yemek yenecek bir yere de rastlamadık,burası olmasa  aç kalırmışız.. 

nevinsalman

Yazar Hakkında

nevinsalman

Ankara da doğdum, TED Ankara Koleji ve Gazi Üniversitesi Mimarlık fakültesi mezunuyum. 6 sene Londra'da yaşadım, sonraki yıllarda İstanbul'a yerleştim ve serbest çalıştım.